Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''Başöğretmen''in Yolu Yolumuzdur

''Başöğretmen''in Yolu Yolumuzdur
Hamdi Türkmen yazdı: Atatürk aslında öğretmen değil, dünyada ''Başöğretmen'' olarak kabul gören tek liderdi.

 

HAMDİ TÜRKMEN YAZDI...

Atatürk'ü bir "kahraman" olarak değil de bir "insan" olarak düşündünüz mü hiç?

Bu soruyu hem soran hem de yanıtlayan “Özel İzmir Tevfik Fikret Okulu 9/B sınıfı” öğrencileri olan gençlerin yazdığı bir kompozisyondur.  

Hazırlayan gençlerimiz;  Hüma Demirel, Ahmet Gümüş ve Ege Dinler isimli öğrencilerdir.

Bu gençlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne uygun, Atatürk’ün daha çok insani açıdan değerlendirmesini yaptıkları o yazıdan yaptığım alıntıyla 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne başlamak istiyorum.

***

 ………… Atatürk yakın arkadaşı Behçet Kemal Çağlar’dan, kendisinde gördüğü nitelikleri anlatan bir şiir yazmasını istemişti. 

Yarım saat sonra şiiriyle dönen ve Atatürk'ün yiğitliği, zaferleri ve devrimlerini bir bir dile getiren ünlü ozana, “Olmamış. Sen benim asıl niteliğimi yazmamışsın. Benim asıl niteliğim, öğretmenliğim, ben ulusumun öğretmeniyim, bunu yazmamışsın” demiş ve buna da çok üzülmüştü.

***

Atatürk aslında öğretmen değil, dünyada “Başöğretmen” olarak kabul gören tek liderdi. 

Bir geometri kitabı yazmıştı. “Üçgen, açı, dikdörtgen…” gibi tam 48 geometri teriminin Türkçe ad babasıydı. 

Bu yönüyle de Mustafa Kemal, gerçekten bir öğretmendi.

En büyük düşü bir dünya turuna çıkmak, Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmekti. 

***

Her insan gibi O da ölümlüydü. 1938 yılının 10 Kasım günü bu büyük insan, bu güzel insan, Türkiye’nin başöğretmeni aramızdan ayrıldı. 

O gün İstanbul Üniversitesi’nde de saat dokuzu beş geçenin o uğursuz haberi duyuldu. Hukuk Fakültesi’nde çalışan bir Alman profesör ağlayan, üzülen öğrencilerin durumunu gördü ve çok şaşırdı. 

Derse girsin mi, girmesin mi bir türlü karar veremedi. 

Durumu anlatmak ve bilgi almak için rektörün yanına gitti. Ona:

-Efendim, ne yapacağımı bilemiyorum. Kararsızım. Derslere girmeli miyim acaba? diye sordu.

Rektör:

-Sizde böyle büyük bir adam aynı zamanda ülkenin öğretmeni-başöğretmeni ölünce ne yapılıyorsa onu yapın, yanıtını verdi.

İşte o zaman Alman profesör, kollarını iki yana sarkıtarak:

-Efendim, bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki... dedi.

***

Rahmetli babam ve annem, Karataş’taki Duatepe İlkokulu’nda, beni sınıf öğretmenimiz Suphiye Hocam’a klasikleşen o cümleyle teslim etmişlerdi:

“Eti sizin, kemiği bizim…”

Bu tekerlemenin etkisi beni çok korkutmuştu. Uzun süre, öğretmenimin etimi ne zaman ve nasıl yiyeceğinin çocuksu ürpertisini yaşadığımı anımsıyorum.

Çok şükür hiç bir öğretmenim kemiklerimi sıyırarak etimi yemedi ama sanırım ben onların beyinlerini yedim-bitirdim.

İlk-orta-lise-üniversite;  nicelerinin beyin loplarından parçalar koparmış olmalıyım ki,  bugün bir gazeteci olarak bu yazıları yazabilen hevesli, bir şeyler yapmaya çalışan bir aydın olarak ayaktayım.

***

Mürekkep yalamış ve herkes için tüm emeklerini esirgemeden önümüze döken öğretmenlerimiz için acaba bizler bir şeyler yapabildik mi?

Hiç sanmıyorum.

Düşünün ki bu onurlu insanlar, kendileri için en küçük olumlu bir katkımız olmadığını asla yüzümüze vurmadılar.

OECD ülkeleri arasında galiba en çok çalışan ama en düşük ücret alanlar oldukları gerçeğini yüzümüze bile vurmadılar.

Kendi ailelerini geçindirebilmek için yüzde 60’ının ek iş yapmak için bir kapı aradıklarından da asla bahsetmediler.  

En önemlisi, etkin makam sahibi olanlarımıza bu amaçla asla bir ricada dahi bulunmadılar.  

Sıklıkla değiştirilen eğitim ve öğretim mevzuatına uyum göstermek telaşı içinde iken, öğrencilerine biraz daha iyi eğitim koşulları yaratmak üzere gerektiğinde para toplamak için tahsildarlığa soyundurulmuş olmalarının ezikliğini de yansıtmadılar.  

***

Bizleri yetiştiren, bu ülkenin eğitimli insanları arasına katılmamızı sağlayan öğretmenlerimiz, bu çözümlülükler ile boğuşurken, ben ne yapıyorum?

Kalkıp 24 Kasım Öğretmenler Günü için methiye yazmayı düşünüyorum.

Çaresizim ve utanıyorum…

***

Öğretmenler Günü, Birleşmiş Milletlere bağlı UNESCO Örgütü tarafından karara bağlanmış bir anma ve öğretmenlerimizi şükranla hatırlama günüdür.  

1994 yılında 5 Ekim tarihi bu amaçla saptanmıştır.  Ancak değişik ülkeler kendi takvimlerinin özelliklerini anımsayarak değişik tarihlerde Öğretmenler Günü kutlaması yapılmasına karar vermişlerdir.  

Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri ise çok doğru bir tespitle Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri Başöğretmeni” olarak seçildiği tarihi uygun görmüşlerdir.

Yine de tüm öğretmenlerimizin; 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun!

Son söz: “Eğitim, bir kovayı doldurmak değil, bir meşale yakmaktır!” (W.B. Yeats)

Yayın Tarihi : 24.11.2017 : 11:30

Etiketler : haber    haberler    hamdi türkmen    atatürk    başöğretmen    24 kasım    öğretmenler günü       


Yorumlar

4912




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN