Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''Şiir, Toplumun Umurunda Değil''

''Şiir, Toplumun Umurunda Değil''
Şair Onur Behramoğlu; ''Şiir, toplumun umurunda bile değil. Ama ben çok ciddiye alıyorum. Benim için şiir yazma süreci, bir insanın çok aşık olduğu bir insanla en olağanüstü sevişmesinde hissettiği en muhteşem hazdan daha büyük bir şey. Bundan da yüce bir duygu. Beynimde bir kamaşma hali.''

 

GAMZE KURT / BEN HABER

Şair, yazar Onur Behramoğlu ile Seferihisar Teos Ormancı Kampı’nda bir araya geldik ve keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Kendisi sanatçı bir aileden geliyor… Şair, yazar, edebiyatçı Ataol Behramoğlu’nun ve yine şair, yazar, gazeteci Nihat Behram’ın yeğeni. Onur Behramoğlu ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide şiirin derinliklerine inecek ve oralarda bir yerlerde belki de kendinizi bulacaksınız… Keyifle okuyunuz…

Onu Behramoğlu kimdir? Kendinizi nasıl anlatırsınız?

Bir insanın kendini dürüstçe anlatması imkansız. Mutlaka kendimizi beğeniriz, övmek isteriz, iyi yönlerimizi anlatmaya daha çok meyilliyiz. Bu yüzden ben de anlatamam. Ama şiir en saf yanımız bence. Gündelik konuşma içerisinde dürüstlük çok fazla olmadığı için şiir bu yüzden de kıymetli bir şey benim için. Çünkü şiirde gerçekten neysem oyum. Çünkü şiir yalanı kaldırmaz. Şiiri çok ciddiye alıyorum. Böyle çiçek böcek meselesi olarak görmüyorum. Güzel sözler söyleyen, aşık olan adam falan böyle bir şey değil. Bu manada gerçek şairlerin bence mistik bir yanı var. Dünya görüşleri öyle olmayabilir, materyalist bir felsefeye bağlı olabilir, tanrı inancı olmayabilir buna rağmen mistik bir yanı olabilir. Çünkü şiirin böyle bir tarafı var. Bunu ancak o şiir denen tuhaf hali deneyimlemiş bir kişi anlayabilir. Şiir yazma denen o sürecin içerisine girdiğimde hissettiğim şeyin kelimelerle tarifi yok. 

Peki bu his nasıl anlatılabilir?

Bir insanın çok aşık olduğu bir insanla en olağanüstü sevişmesinde hissettiği en muhteşem hazdan daha büyük bir şey. Bundan da yüce bir duygu. Beynimde bir kamaşma hali. Sanki bir anda bir perdenin aralanması ve aslında fanilere sır olması gereken bir şeyin birdenbire bana bir anlığına görünür olması gibi bir şey. O duygu sırasında ancak şiir yazılabiliyor. O perdenin sürekli açık olması durumu muhteşem olurdu herhalde ama insan bilinci bunu kaldıramaz. O yüzden bu durum kısa sürüyor. O perde sonra tekrar kapanıyor ve sonra siz gündelik, rutin, düz hayatınıza geri dönüyorsunuz. Bir parça hayal kırıklığıyla… Ünlü şair Charles Baudelaire bir şiirinde bunu Albatros simgesiyle anlatıyor. Albatros’u şair gibi görüyor ve açık denizlerde uçarken gemi güvertesine konduğunu anlatıyor. O kuş güverteye indiğinde “Ne kadar çaresizdi” diyor. Aslında şair imgesi de bu. Şair denen tip hiçbir yere sığamıyor. 

Siz şiiri çok ciddiye alıyorsunuz. Peki sizce toplum ciddiye alıyor mu?

Hayır. Toplumun umurunda bile değil. Geçmiş dönemde gazete ve dergilere yazdığım yazıları bir kitapta topladım. Birçoğu şairler ve şiir üzerine. Şiir ve şairler üzerine oturup yıllarca düşündüm, yazdım. Kitabın adını da “Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan” diye koydum. Yani hepimizin içinde doğuştan var şiir. Şu an fonda sesini duyduğumuz deniz içimizde var. Ama biz duymak istemiyoruz, unutuyoruz. Neden? Toplum çok güçlü bir şey, kurallar sıkı. Doğrular bize küçük yaştan itibaren öğretiliyor. Halbuki dünyaya hepimiz sonsuz olasılıklarla geliyoruz. Hepsi içimizde saklı. Aynı bu deniz gibi… 

“Hayata dönüş operasyonu”

Yazı Kampı’nın ilk gününde sevgili Yekta Kopan buradaydı. Onun söylediği bir şey vardı. Yazmak için bir “mesele”nizin olması gerekiyor demişti. Peki sizin meseleniz neydi?

Ben ilk kitabımı 28 yaşında yazdım. Bana şiir yazdıran şeyler; bir aşk. Aşk çok kuvvetli bir duygudur. Hayata dönüş operasyonudur. İkincisi haksızlıklar. Bunları yazmam gerekiyor. Ben bu dünyada olmasam bile bir şekilde kayıtlı kalmalı. 

Sosyal medya ile aranız nasıl?

Lenin’in söylediği bir söz var: İnsanlar duvara bakıyorlarsa o zaman sözünü duvara yaz. Yani insanlar nereye bakıyorsa orada olmalısın. Ben de bu yüzden sosyal medyayı kullanıyorum. Ama insanların normalde kullandığı gibi değil. Sıkıcı olmadan arada insanlara bir şeyler öneriyorum. 

Kendi şiirlerinizden satırlar paylaşıyor musunuz?

Hayır onu hiç sevmiyorum. Kitap çıkardığım zaman duyururum tabii ki. Kitapla ilgili birinin yazdığı güzel bir yazı varsa onu da duyururum. Ama sabahtan akşama kadar da kendimizi duyurmayı anlamlı bulmuyorum. Zaten kimse sizi izlemek zorunda değil. Çok ilgili okur sizi zaten bulur. Binlerce okurum olsun gibi bir isteğim de yok. O yarayı algılayabilecek okurum olsun, aynı dertle dertlenen okurum olsun isterim. Herkes okumasın beni. Şiirle ilgilenmemiş bir adam ilk beni okuyacaksa okumasın hiç.

“Bir tek İzmir’de böyle oluyor”

İzmir’deki okur kitlesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İzmir, konuk olarak en çok çağrıldığım yer. O açıdan çok seviyorum. Bir de İzmir’de şöyle bir şey var; belediye başkanları geliyorlar, sonuna kadar etkinliğe katılıyorlar, çok ilgililer. O kıymet verme duygusunu hissettiriyorlar. Sanki İzmir’in başka bir ruhu var. İnsanlar daha cumhuriyetçi, laik. Daha hassas, daha duyarlı. Türkiye’nin halini de biliyorlar, kendilerinin ne kadar önemli olduğunu da biliyorlar. Bu ülkeye adeta bir yaşam enerjisi olduklarını biliyorlar. Kitap Fuarı’na da hep geliyorum. Konuşma yaptığım salon ağzına kadar dolu oluyor. Bu bir tek İzmir’de böyle oluyor. 

“Hayvani bir enerjisi var”

Peki İzmir’in zaafları neler sizce?

Biraz kendi içinde yaşıyor İzmir. Bir de kültür hayatının ne derece canlı olduğundan emin olamıyorum bu kentte. Sonuçta biz 1-2 günlüğüne geliyoruz. Burada çölde vaha görmüş gibi oluyoruz. Sonra İstanbul’a geri dönüyoruz. Ama İstanbul’da kültürel bir yoğunluk var. Festivalsiz hafta yok İstanbul’da. İspanyol bir yazar İstanbul için “hayvani bir enerjisi var” diyor. Yurt dışına çıkıyorum ve ülkemi özellikle de İstanbul’u özlüyorum. Bütün kirine, pasına, trafiğine rağmen İstanbul’un müthiş bir büyüsü var. İstanbul’a inerken dünyanın önemli bir şehrine geldiğimi hissediyorum. İzmir’e indiğimde öyle hissetmiyorum. 

Yayın Tarihi : 17.11.2017 : 11:15

Etiketler : haber    haberler    onur behramoğlu    gamze kurt    röportaj    yazar    şair    izmir    ataol behramoğlu       


Yorumlar

5847




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN