Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Filmlerle Ruhunuzu İyileştirin

Filmlerle Ruhunuzu İyileştirin
Filmler herkesin hayatından kesitler içerir. Çoğu zaman izlediğimiz filmdeki karakterlerle kendimizi özdeşleştirip, onunla birlikte bir rahatlama yaşarız. Peki psikolojimizde oluşan bazı sıkıntıları filmlerle geçirebileceğimizi ya da farklı bir bakış açısı kazanabileceğimizi biliyor muydunuz? Evet yanlış duymadınız. Psikoterapist-Yazar Şule Öncü'nün tasarımı olan Sinematerapi Atölyesi ile bunu yapabilmek mümkün. Öncü, merak edilen tüm soruları sizler için cevapladı.

 

AYSEL KAYARDI / BEN HABER

Çalışmalarınıza baktığımızda özellikle Sinematerapi Atölyesi dikkatimizi çekti. Sinematerapi nedir? Bu atölyelerde neler amaçlanıyor? Faydaları nelerdir?

Duyarlılığı farkındalıkla doğru hatlarda birleştirirseniz ortaya kendini bilen, koruyabilen ve gerçekleştirebilen bireyler çıkar. İnsan sağlığı ve gelişimi için çalışan bir psikoterapist olarak; gerek seans odasında, gerekse atölye çalışmalarım ve yazılarımla yapmaya çalıştığım şey, temelde bu doğru hatları yakalayabilmek. Sinematerapi Atölyesi de, bu amaçla tasarlayıp gerçekleştirdiğim bir eğitim ve gelişim programı. Sinema ile psikoterapinin kesiştiği alanda; film izleme hazzıyla, içgörü ve farkındalık kazandıran psikolojik bilgiyi bir araya getirerek iyileştirici bir deneyim zemini oluşturmak istedim. Geçtiğimiz altı yıl boyunca katılımcılardan aldığım olumlu geri bildirim, programın amacına hizmet ettiğini doğruluyor. Dolayısıyla kapsamlı bir içerikle Sinematerapi Atölyesini sürdürüyorum.

SİNEMATERAPİ SORUNLARI FARKLI PERSPEKTİFTEN GÖRMEMİZİ SAĞLIYOR

Atölyede hem başkalarıyla hem de kendimizle ve hayatla kurduğumuz ilişkileri belirleyen, dolayısıyla tüm yaşamımızı etkileyen ana temalar çerçevesinde çalışıyoruz; bağlanma, yakınlık-mesafe-sınırlar, aşk, aldatma, cinsellik, aile, ergenlik etkileri, kadınlık-erkeklik sorunları, uzun süreli ilişkilerin dinamikleri, hırs-tutku, yabancılaşma, depresyon, yaşam ve ölüm, hayatın anlamı gibi… Her oturumda bir temayı ele alıyoruz, beş ila sekiz filmden sahneler izliyoruz. Her sahnenin ardından, psikoterapi alanındaki deneyimim ve bilgi sentezim çerçevesinde o sahneyi yorumluyorum: Burada aslında ne oluyor, nasıl oluyor, bir şey oluyorsa neden oluyor, olamıyorsa neden olamıyor, bu insanların ihtiyacı ne, birbirlerini hangi rollere itiyorlar, kendilerinden ve ötekinden ne yapmaya çalışıyorlar, arzuları ne, dirençleri ne yönde, sorunun kaynağı nerede, nasıl daha iyi olabilir… Filmi bu sorular ve muhtemel yanıtları üzerinden okuyorum. Bir durumu, sorunu ya da ilişkiyi anlamaya ve baş etmeye çalışırken neye, nasıl, neden, hangi perspektiflerden bakılabileceğini anlatıyorum. Katılımcılardan gelen soruları yanıtlıyorum. 

Atölyede film sahnelerine hep birlikte gösterdiğimiz ilgi ve dikkat, gerçek hayata da yansıyor; işlevsel ve iyileştirici bir dikkat pratiğine dönüşüyor. Kişiyi kendine, yaşama ve başkalarına karşı daha açık, daha uyanık kılıyor. Kendi çözümlerini ve anlamlarını üretebilmesine, ilişkilerine yerleşebilmesine katkı sağlıyor. 

KİŞİLER KENDİ TERAPİSTİ OLABİLİYOR

Ayrıca bu dikkat, bir terapistin danışanına gösterdiği dikkat olduğundan, katılımcılar süreç içinde kendilerine ve ilişkilerine bir terapist gibi bakmayı, kendilerinin terapisti olmayı da deneyimliyorlar.  

Filmler, hikayeler, özdeşim üzerinden, dolayısıyla duygunun kaldırma kuvvetiyle çalıştığımız için, atölyede öğrenilenler kalıcı oluyor, duygusal zekâyı destekliyor.

Teoriye sadece gerektiğinde, yalın bir dille ve yeteri kadar giriyorum. Bilgi aktarımının kolay anlaşılır, net ve işlevsel olmasına özen gösteriyorum.
Sunumları kendi yaşamımdan ya da ilgili aktüel olaylardan örneklerle ve çeşitli metaforlarla destekliyorum. Bütün bunlar, karmaşık sorun ve durumların somutlaşmasını; yani anlaşılabilir, anlamlandırılabilir, dolayısıyla değiştirilebilir olmasını sağlıyor.

Normal film izleyicisi ile sinematerapiye katılan seyirci arasında nasıl bir fark vardır? Kişi film izlerken duygusal sorununu çözebilir mi?

Hiçbir fark yoktur. Sinematerapide farkı yaratan, filmlere hep birlikte, psikoterapist gözüyle bakıyor olmamız. Benim yaptığım; sahnelerin yarattığı duygu ve çağrışımlara verilebilecek alternatif anlam önerileri sunmak. Atölye katılımcılarında hem görüş netliği hem de düşünsel esneklik sağlayan, bu farklı anlam önerileridir. 

18 YAŞINDAN BÜYÜKLER KATILABİLİYOR

Sinematerapi atölyelerine kimler katılabilir? Bir seansta en az kaç kişi katılabiliyor? Bu grupları neye göre belirliyorsunuz?

Ben genellikle 20-30 kişilik gruplarla çalışıyorum. 18 yaşını dolduran herkes başvurabiliyor. Ruhsal kondisyonu sinematerapiden fayda görmeye uygun olan bireyler katılabiliyorlar. Bunu belirlemek için de katılımcılarla bizzat ön görüşme yapıyorum. 

Katılmadan önce filmleri izlemek gerekir mi?

Filmleri izlemiş olmak ya da psikoloji/sinema konusunda birikimli olmak şart değil. Kendi içinde anlamlı ve bütünlüklü sahneler seçiyorum. Gerekirse filmin hikayesi ile ilgili kısaca bilgi veriyorum. 

Herkesin film zevki farklılık gösterebilir. Seanslarda gösterilecek filmleri nasıl seçiyorsunuz? 

Film seçerken en önemli kriterim insan doğasını gerçekçi ve yalın bir dille yansıtması. Ele aldığımız konuyla birebir örtüşen, kana hızlı karışan (irdeleyeceğimiz duyguyu kısa sürede uyandırabilen) sahneler seçiyorum. Bağımsız sinema örnekleri, roman uyarlamaları ve festival filmlerinin yanı sıra kült ya da popüler filmleri de ele alıyorum.

SİNEMATERAPİ, PSİKOTERAPİNİN TAMAMLAYICISI NİTELİĞİNDEDİR

Ruhsal hastalıklar tamamen bu atölye tarafından tedavi edilebilir mi? Yoksa belli başlı duygu bozukluklarında mı etkilidir?

Sinematerapi tamamlayıcı bir tekniktir. Bireysel terapide ya da grup terapilerinde sorunların ele alınması için uygun ortamı oluşturur. Benim gerçekleştirdiğim şekliyle sinematerapi (gruplarla tematik seminerler), farkındalığı ve içgörüyü arttırmaya yönelik bir çalışma. Dolayısıyla öncelikle sorunun tanımına ve tanıya yönelik. “Ben bu atölyede şu sorunumu çözdüm” diyenler oluyor tabii. Çünkü sorunların alternatif çözümlerini de konuşuyoruz. Ama bu, ruhsal hastalıkların sadece sinematerapi ile iyileşeceği anlamına gelmez. Hastalık, klinik tedavi gerektirir. 

Son olarak sinematerapi atölyesine katılmak isteyen okuyucularımız için bilgi verebilir misiniz? 

Atölyeleri İstanbul’da, Ekim-Haziran ayları arasında, dört, sekiz veya on iki haftalık programlar halinde düzenliyorum. İlgilenenler www.suleoncu.com adresinden detaylı bilgi edinebilirler.


 

Yayın Tarihi : 01.11.2017 : 10:45

Etiketler : haber    haberler    sinematerapi    film    şule öncü    aysel kayardı    röportaj    ben haber       


Yorumlar

4296




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN