Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bağışçı mı, Dilenci mi?

Bağışçı mı, Dilenci mi?
Hamdi Türkmen yazdı: Sivil Toplum Kuruluşları da metal yorgunluğu yaşıyor…

 

HAMDİ TÜRKMEN YAZDI...

Candan, samimi, riyasız dost; acı söyler ama tatlı bitirir… 

Her şey adımızın STK olması ile başladı.

Yıllarca, “burası nedir evladım?” diye soran Hacı amcaya; “Biz kamu yararına çalışan STK’yız amca” denildi.

Amca her defasında anlayamamanın verdiği mahcubiyetle; “Af buyur evladım, anlayamadım cahilliğime ver” diye cevaplamak zorunda kaldı.

Ama birileri de çıkıp Hacı amca gibilere, STK’nın; herhangi bir alanda oluşturulan Sivil Toplum Kuruluşları olduğunu anlatma zahmetine niyetlenmedi.

STK’yız kardeşim STK’yız dendi!..

***

Bu burunları son yıllarda kaf dağındaki STK’cılar sanmasınlar ki, yarattıkları sistem yeni bir buluş.

Gönenli Mehmet Efendi için anlatırlar:

Allah gani gani rahmet etsin, hoca sabah namazını kıldırdıktan sonra çarşıya, Mercan Yokuşu’na doğru yola koyulurmuş.

Kapısını besmele ile açan esnafa ilk selamı o verirmiş. Ardından hocayı tanıyanlar günlük sadakasını, bağışını teslim ederlermiş.

Öyle güven bunalımından falan bahseden olmazmış. Hoca âdeti gereği, yatsı namazını kıldırdıktan sonra ihtiyaç sahibi öğrencilere bu topladığı yardımları dağıtırmış.
 
***

Gönenli Mehmet Efendi’nin bugünkü uygulama karşıtının adı “STK’dır”…

Ancak STK’larımız da “metal yorgunluğu” içindeler.

Çünkü önce kamudan koptular.

Çayını içtikleri esnafa uğramaz, hatırını sordukları mahalle insanını göremez oldular.

O Hacı Amca’nın; “Evladım gönlümden koptu” diyerek uzattığı 50 TL’yi halktan değil, belediyeler yahut kurum ve kuruluşlardan “dilenir” hale geldiler.

Gönlünü bağışlayan anneler, dedeler, mahalle esnafı, gözlerinde küçüldükçe küçüldü. 

Ve STK’lar artık, siyasetçinin, bürokratın umut vaad “esirleri” haline dönüştü…

***

STK olarak artık nereye baksak resmimiz, nereye dönsek izimiz vardı. Kamu yararı STK olarak caddelerde, AVM’lerde, büyük konferans salonlarındaydık.

Büyük planlarımız, ateşli söylevlerimiz vardı. Önemli konuklarımızı hatırı sayılır paralar ödeyerek en güzel şekilde misafir ediyor, faaliyetlerimizle ses getiriyorduk.

Derken mahalleyi, gönül dostlarını çıkardık dünyamızdan. Güzel kıyafetlerimizi giyip, siyasetçi ve bürokrat peşinde koştuk.

Bizim Hacı Amca, gönlünden kopan 50 TL’si ile öylece kalakaldı. 

Yeni sloganımız; “Büyük işler büyük paralarla döner azizim” oldu.

***

Ne yazık ki; kamu yararı STK olarak geldiğimiz noktada; bereket ve gönlün yerini, hareket ve talimat aldı.

Gelin dostlar vakıf evine dönelim, yani gönlümüze.

Mahallemizin ivazsız, garazsız, ajandasız, muhlis yüreklerine dokunalım. Birbirimizin omzuna dokunalım. Birbirimizin gözüne bakarak hayırda yarışalım.

Sevgili bekler gibi siyasetçi ve bürokrat yolu gözlemeyelim. Onların yükü zaten ağır. Yük olmayalım, 

Yani, onun –bunun kapsında dilenci olmayı bırakıp;

Harbi STK gibi, SKT’lar olalım
 

Yayın Tarihi : 11.10.2017 : 11:45

Etiketler : haber    haberler    hamdi türkmen    metal yorgunluğu    sendikalar    stk    bağışçı mı dilenci mi       


Yorumlar

8679




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN