Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''2019’da Adayım, Ama...''

''2019’da Adayım, Ama...''
İzmir’de yaşamın en yoğun aktığı, iş ve eğlencenin merkezi Konak’ın iddialı Belediye Başkanı Sema Pekdaş, Konak’ın sıkıntılarından, tramvaya, Meral Akşener’in yeni hareketinden, 2019 yerel seçimlerine kadar birçok önemli konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

GAMZE KURT / BEN HABER

İzmir’in kalbi Konak’ın Belediye Başkanı Sema Pekdaş ile makamında bir araya geldik ve keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İşte o söyleşi:

Öncelikle internette sizinle ilgili yapılan yorumlarla başlayalım istiyorum. Sizi “Güler yüzlü, çalışkan, üretken, muhteşem, cesur, yiğit kadın…” şeklinde tanımlamışlar. Hatta bir yorumun tamamını okumak istiyorum. “İşine geldiği gibi değil tam emekçi hukuk insanı. İşçinin ve çalışanının yanında olan, hakkıyla çalışana emeğinin karşılığını misliyle veren, ismi geçen diğer şahıslar gibi peşkeş çekmekten ve adam kayırmaktan uzak duran, adil, 2. dönemde de o koltukta oturmasını istediğimiz güzel insan” Sizinle ilgili görüşler böyle. Peki siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Çalışkan, laf üretmektense iş üretmeyi seven, adaleti hep arayan diye tanımlarım kendimi. 

Tabii ki aynı platformda birtakım eleştiriler de var. Adaylığınız döneminde Hukukçuluğunuzdan övgü dolu sözlerle bahsedilirken siyasetçi kimliğiniz ile ilgili bazı endişeler dile getirilmiş. Siz şu anda hukukçuluğunuzun yanı sıra yöneticiliğinizle de kendinizi kanıtladığınızı düşünüyor musunuz?

Evet kesinlikle. Ben Baro’da da yöneticilik yaptım. Sadece belediyede yöneticilik tecrübem yok. Baro, bir anayasal kurumdur, yargının asli kurucu unsurudur, avukatlar örgütüdür. Bu benim için ciddi bir deneyim. Ayrıca sivil toplum örgütlerinde yöneticilikler yaptım. Büyükşehir Belediyesi ve Balçova Belediyesi’nde meclis üyeliği yaptım. Bu anlamda yöneticiliğe yabancı değilim. Ama burası bir kamu idaresi aynı zamanda. Yöneticilikle ilgili hiçbir sıkıntım yok, aksine çözümler bulmanın beni diri tuttuğunu düşünüyorum. Başkanlık sizi yordu mu diye soruyorlar. Aksine ben hiç yorulmadım, büyük keyif alarak yapıyorum. 

Hangisi daha zor? Baro mu, belediye mi?

Baro daha zor. Eğer hukuk devleti iddianız varsa ve hukuk devleti değilseniz, hukuk devleti olmayan bir ülkede bir hukuk kurumunu adil yargılama tesisi için, yargının kurucu unsuru olan baroların aktif rol üstlenmesi gerektiğinden hareketle bir duruş sergiliyorsanız bu çok daha zor. Çünkü Türkiye’de hukuk yok, adalet yok. Bu nedenle hep mücadele etmek zorundasınız. Belediyelerde de tabii ki farklı mücadeleler var. Ama burada kadınlarla, gençlerle, çocuklarla çalışıyorsunuz. Onların değişimine katkı koyan işler yapıyorsunuz. İnsanı motive eden, somut işler ortaya çıkarıyorsunuz. Çocukların bir sevinci, gençlerin bir mutluluğu, kadınların sizi sarıp sarmalaması başka türlü keyif veriyor. Ama adaletsizlikle ve hukuksuzlukla mücadele ediyorsanız bu sizi çok yoruyor. Maalesef Türkiye’de yasama organı da bugün devreden çıkmış durumda. Parlamento artık yok, parlamenter sistemden Türkiye vazgeçti. Türkiye temel kanunlarını da parlamentoda tartışarak yapmıyor artık. Bir mevzuat karmaşası var. Çöplük halinde artık mevzuatımız. 

Peki siyaseti tercih etme nedeniniz neydi? Sonuçta İzmir Baro tarihinin ilk kadın başkanıydınız. Bu titr çok önemli…

Biz baroda iki dönemden fazla görev yapamıyorduk. Bu, kanunumuza yazılmıştı bizim. Avukatlık kanunu 2001 yılında değişti, ama daha sonra bunu iptal ettiler. Ama ilkesel olarak bu iş iki dönemden fazla yapılmamalı. Zaten benim dönemim 6 ay sonra bitiyordu. Yöneticilikte biriktirdiğim bir tecrübe vardı. Aslında orada da bir hukuksuzluk vardı. Milletvekili istifa etmeden belediye başkan adayı olabiliyordu, ama sendikacılar, oda başkanları, baro başkanları görevinden istifa ederek aday olabiliyordu. Hem bunlara dikkat çekmek açısından hem de zaten sürecim bitiyordu… Böyle bir teklif geldi. Ben kadınların yerel yönetici olmalarını çok önemsiyorum. Yerel yönetimlerin insanın hayatıyla doğrudan ilişkili olması sebebiyle, kadınların seçme ve seçilme hakkını ilk yerel yönetimlerde kazanmasına rağmen bugüne kadar çok fazla yerel yönetici kadının olmamasından hareketle (bugüne kadar sadece 118 kadın belediye başkanı) bu teklifi kabul ettim. 

Bir kadın olarak karşımda böyle güçlü kadınları görmek beni inanılmaz etkiliyor. Ama siyaset sonuç olarak erkek hegemonyasında bir platform. Bu sizi korkutmadı mı?

Hayır hiç korkutmadı. Çok yıpratmak istediler, çok kaçırtmak istediler. Ben öyle durumlarda inadına var olmak istedim. İnadına sağlam durmak istedim. İnadına… Biz birtakım imkanları yakalamış şanslı kadınlarız. 

Şu an belediye meclisinizde kaç kadın var? 

AK Parti’de 2, bizim partimizde 7 kadın var. Yani toplamda 9 kadın. 

“BUNUN KARŞILIĞI DİSİPLİN SÜRECİ OLMAMALI”

Sizin Belediye Meclis toplantılarınız oldukça alevli geçiyor. Birçok tartışma yaşanıyor. Son olarak da gündem içkili yerlerdi. Ömür Şanlı çekimser oy kullandı, AK Parti grubunda tansiyon yükseldi. Sizden son toplantıyla ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?

Bizim siyasal partilerimizde de demokrasinin ne kadar gerekli olduğu gözüküyor. Partilerin grup kararı alabilecekleri konular vardır alamayacakları konular vardır. Meclis üyesinin çekimser kalma hakkı olabilir. Gerekçesini de açıkladı. “Biz bir turizm şehriyiz, esnafımızı da düşünmek zorundayız” dedi. Bunun karşılığı disiplin süreci olmamalıdır. Bu süreçler, partilerin ne kadar demokratik örgütler olup olmadığını da görmemizi sağlıyor. Yerele ilişkin alınan kararlar ve bu kararlar karşısında meclis üyelerinin kullandıkları oylar ve onlara takınan tavırlar partilerin niteliklerini ortaya koyuyor. Biz merkezdeyiz. Eski İzmir’in var olduğu, İzmir denince ilk akla gelen yerleri içimizde barındıran bir ilçeyiz. Kentin kalbiyiz. Tarihin biriktirdiği zenginliğiz. Dolayısıyla pek çok sorunumuz var. Çok kolay ulaşılabilen bir belediyeyiz, bu anlamda çok göz önünde, çok izlenen bir belediyeyiz. Yaşamın kendisi de siyasi duruştur. Hayat siyaseten akıp gider. Bizim meclislerimizde de bu yüzden biraz daha yoğun olabiliyor. Sonuçta konuşmak iyidir. Kavga etmektense, silahları çekmektense konuşarak sorunları çözmek en doğrusudur. 

Hukukçu kimliğinizden de yola çıkarak sormak istiyorum, şu ana kadar hiç ikna edemediğiniz biri oldu mu?

Çok oldu. Kaybettiğim davalarım var, demek ki ikna edememişim. (gülüyoruz) Hayat hep kazanmak üzerine kurulu değildir. Ben çok kaybettim. Kaybettiğim seçimler de oldu. Ama kaybettiklerimden de çok şey öğrendim. 

Şu anda İzmir’in en önemli ilçesinin, İzmir’in kalbinin başkanısınız. Bu bölge çok enteresan bir bölge aslında. Çok farklı kutupların yaşadığı bir ilçe. Hiç çıkmaza düştüğünüz, altından kalkamayacağınızı düşündüğünüz durumlar oluyor mu?

Tabii Konak’ta çok işimiz var daha. Tarihi kent merkezi olması sebebiyle çok sorunlu bir bölge. Sadece karışan biz değiliz. Bu bölgede 3 bin tescilli yapı var. Koruma Kurulu’nun mutlaka devrede olması gereken süreçler. Koruma imar planıyla yönetilen yerler var; Kemeraltı, Basmane… Şimdi Alsancak da kentsel sit alanı olarak ilan edildi. Dolayısıyla karar sadece bizim belediyemizde değil. Büyükşehir Belediyesi var, Koruma Kurulu var ayrıca Türkiye’deki mevzuattan kaynaklı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi, TMSF hepsinin ayrı ayrı plan yapma yetkisi var. Bu plan karmaşasının, kentte ahenk yaratmanın önünde engel olması da söz konusu. Bir de çok farklı dokuları içinde barındıran bir ilçeyiz biz. En az 60-70 bin Romanımız var bizim. Kayıtlı 30 bin Suriyelimiz var. 24 kilometrekareyle İzmir’in en küçük alanına sahip ilçesiyiz ama günde 650 ton çöp topluyoruz. Kent burada akıyor. Gündüz burada, gece burada akıyor hayat. Yolların kaldırımların yıpranma, kirletilme katsayısı çok daha fazla. Biz çok çalışırız. Hayat aksın, kirlensin, biz çöpleri toplayalım, yıkayalım. Bunlar önemli değil. Ama birikmiş birtakım sorunlar da var. Bunların çözümü içinde yöntemler geliştiriyoruz. 

Sizce Konak’ın en büyük sorunu ne?

Bir laf vardır: İnsanın neresi acırsa canı oradadır diye. Hiçbir sorun birbirinden öncelikli değil. Biz belediye olarak bütün sorunlara çözüm bulmak zorundayız. Hepsine gücümüzün yettiği şekilde dokunmak zorundayız. Birincisi, bu kentin imar planlarına ilişkin düzenlemeleri yapmak zorundayız. İki, bu planların mutlaka bitirilmesi lazım. Üç, bu kent kimliğinin, bu kent ruhunun yaşaması için çalışmak zorundayız. Biz insan için varız. İnsanların bu kentte mutlu yaşaması, İzmirlilik bilinciyle, kimliğiyle yaşamasını sağlamamız lazım. 

“DÜŞÜNELİM EVİMİZDE TADİLAT VAR…”

Tramvay… Malum şu an İzmirlilerin birinci gündemi. Trafik sıkışıklığından dolayı oluşan mağduriyet insanları çileden çıkarmış durumda. Aziz Başkan’ı destekleyen de var, eleştiren de… Sizce vatandaş tepki göstermekte haklı mı?

Hepimiz bir durup düşünelim. Evimizde tadilat yapılıyor. Tadilat sırasında evimizde normal kurulu yaşamı sürdürebilir miyiz? Banyo bile yapamayız. Bir tadilat varsa bu tadilatın getirdiği bir düzen bozukluğu, alıştığımız düzenden vazgeçme durumunu yaşarız. Burada da kent merkezine tramvay yapılıyor. Tramvay gerekiyor muydu? Evet gerekiyordu. Modern şehirlerin hepsinde kent merkezine özel araçla girilmez bir. Lastik, teker izini azaltmaktır amaç iki. Karbon salınımını azaltmaktır amaç üç. Tramvay bu amaçlar doğrultusunda yapılmış bir çalışmadır. Bu çalışma 4 nüfuslu bir evde değil 4 milyonluk bir şehirde yapılıyor. Elbet bunun sıkıntıları olur. Sonra unuturuz onun rahatlığına kavuştuktan sonra. Karşıyaka’da şu anda herkes memnun tramvaydan. O nedenle bu kentin geleceği için biraz dişimizi sıkalım. 

CHP’nin Adalet Yürüyüşü ile başlayan enerjisi şu an biraz daha durgunlaşmış gibi görünüyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elbette hayat da öyledir. Sürekli top noktada yaşamazsınız. Ama bugün Türkiye’de artık gündem CHP’dir. Cumhurbaşkanlığının hiçbir demeci yok ki CHP lafı geçmesin. Dolayısıyla CHP tarihsel misyonuna da uygun şekilde, dünyanın en köklü partilerinden biri olmanın sorumluluğuyla da hareket ediyor. Emperyalist işgalden sonra, dünyada ilk defa anti emperyalist ulusal bir kurtuluş savaşı veren bu ülke şimdi de hukuku ve adalet için CHP’nin önderliğinde, onun kapsayıcılığı altında savaş veriyor. Öyle özveri veriyor ki hem yürüyüşü hem de kurultayı kendi bayrağı altında yapmıyor. Adaletsizliğe uğrayan herkesin burada kendisini bir birey olarak hissetmesini sağlayarak bu etkinlikleri düzenlediler. 

"AKŞENER’İN CESARETİNİ TAKDİRLE KARŞILIYORUM"

Peki bir kadın olarak Meral Akşener’in yeni hareketini nasıl değerlendiriyorsunuz? İzmir’de ciddi bir karşılık göreceği iddia ediliyor…

İzmir’de karşılığı olur mu olmaz mı onu bilmiyorum. Ama bir siyasal hareket olarak ortaya çıkmalarını doğru buluyorum. Bizim siyasi kurumlar aracılığıyla siyaset yapmak mecburiyetimiz var. Siyaset kötü bir şey değildir, iyi bir şeydir. Siyaset, ülke yönetimiyle, yerel sorunlarla ilgili çözüm üretme sanatıdır. Siz siyasete kötü derseniz totaliter yöneticileri başa getirirsiniz. Oysa siyaset halkla birlikte çözüm üretmektir. Bu nedenle kendilerinin “bugünün hiçbir siyasal partisi bize karşılık gelmiyor, biz hayatı şu şekilde görüyoruz, şu şekilde çözüm üretiyoruz” diyen bir siyasal hareket varsa özgür biçimde örgütlenmelidir. Herkesin aleni bir şekilde örgütlenme ve diğer siyasal hareketlerle koalisyonlar yapma özgürlüğünü savunuyorum ben. Başkanlık Sistemi siyasal partileri öldüren bir sistemdir. Bu kadar renkli bir ülke parlamenter demokrasiyle yönetilmek zorundadır. Bunun da vazgeçilmezi siyasal partilerdir. Koalisyonlardır. Kimin kiminle ne yaptığını bildiğimiz rejimlerdir. Dolayısıyla ben Meral Akşener’in cesaretini takdirle karşılıyorum. Siyasal olarak hiç de aynı düşünmüyorum, çok farklı düşünüyorum ama onların siyasal bir parti olarak Türk siyasi hayatında var olmasını savunuyorum. Akşener’in bu girişimi kadınların cesaretini de gösteriyor. Erkeklerin cesaret edemediği zamanlarda kadınlar cesaretli olur böyle işlerde. 

"2019’DA YENİDEN ADAYIM"

Daha önümüzde zaman var biliyorum ama 2019 seçimlerindeki tabloyla ilgili öngörüleriniz neler? Sizi yeniden aday görebilecek miyiz?

Ben Konak’a yeniden adayım. 

Aziz Başkan yeniden aday olur mu sizce?

Ben Aziz Kocaoğlu’nun yeniden aday olacağını hissediyorum.  İki dönem kuralına ben burada da uymak gerektiğine inanıyorum. (gülüyoruz)

Üçüncü dönemde aday olmayacak mısınız?

Yok hayır. Ben üçüncü dönemi düşünmem, iki dönem kuralımız var bizim.
 

Yayın Tarihi : 11.09.2017 : 10:25

Etiketler : haber    haberler    sema pekdaş    konak    belediye başkanı    röportaj    gamze kurt    ben haber    kanalben    ben tv    izmir    alsancak       


Yorumlar

9056




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN