Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


'Yeni Parti 3 Partiden de Oy Alır'

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, kente dair merak edilen her şeyi Ben TV Genel Yayın Yönetmeni Erol Yaraş'a anlattı. Kocaoğlu, sendikalar ve Büyükşehir'deki işten çıkarmalarla ilgili de dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Kocaoğlu kurulacak olan yeni partinin TBMM'deki 3 partiden de oy alacağını söyledi.

 

86. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında ekranlara gelen Folkart Fuar Sohbetleri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nu ağırladı. Ben TV Genel Yayın Yönetmeni Erol Yaraş'ın sorularını yanıtlayan Kocaoğlu'nun cevapları çarpıcıydı. Kocaoğlu, İnciraltı, Kültürpark ve sendika konularında tepkiliydi.

Program başında genel olarak İEF'yi değerlendiren Kocaoğlu, “Bu sene ziyaretçi açısından çok dezavantajlı bir süreç. Kurban Bayramı sonrasına bırakamadık, öncesine aldık. Bayram tatili uzadı ve yaz sezonu bitmedi. Bunlar birer handikap ama iyi gidiyor. Fuar için herkes özveride bulundu. Hükümet ile birlikte Rusya gibi ekonomisi dev bir ülkeyi partner ülke yaptık. 300 kişilik kalabalık bir heyetle geldiler ve önemli iş bağlantıları yapıldı. Aradaki sorunlara İzmir'de çözüm arandı. İzmir, İEF sayesinde barışa katkı koydu. Umarım bölgemizde terör biter, ülkemize, bölgemize, dünyaya barış gelir.” dedi.

Rusya'nın fuara katkısına da değinen Kocaoğlu, “Yapılan toplantılarda birçok karşılıklı imzalar atıldı. Önemli olan yapılan anlaşmaların karşılığını almak. O da önümüzdeki süreçte kendini gösterecek. Rusya, Enternasyonal Fuar'ın çıtasını fuarın en şaşalı dönemine yükseltti. Bize ve hükümete düşen görev çıtayı yükseltmeye devam etmek.” dedi.

Önümüzdeki yıl partner ülke olarak yine dev bir ekonomiyi İzmir'e taşımak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirten Kocaoğlu, Rusya ile turizm konusunda da adımların atıldığını belirterek, “Örneğin turizm paneli yapıldı. İlgililer, yetkililer konuştular. Rusya Federasyonu'ndan yatırımcıların turizm konusunda da, hizmet sektörü konusunda da yatırım istekleri olduğunu biliyoruz. Bunların gerçekleşmesi için hep beraber konuşuyoruz. Biz elimizden gelen desteği vermeye hazırız.” dedi.

Erol Yaraş'ın “Rusların turizmde beklentileri ne?” sorusunu da yanıtlayan Kocaoğlu, “Fiyatlarda bir problem yok. Türkiye ucuz bir destinasyon. Biz İzmir'de, Ege Bölgesi'nde Antalya'nın her şey dahil uygulamasını tasvip etmiyoruz ve uygulama yanlısı değiliz. Biz daha nitelikli, daha butik, çeşitlendirilmiş turizmden yanayız. Bunu da bugüne kadar iyi götürdük. Şimdi tanıtımla beraber de çok iyi gidiyor. Ülkemizdeki ve bölgemizdeki sorunlar bittiğinde Ege'de turizm, hizmet sektörü, eğitim ve sağlık sektörüne gelen insan sayısı çok fazla artacaktır. Sadece deniz, kum 3 ay. Halbuki bizim şu anda 2 tane kür merkezi projemiz var. Bunları yaptığımızda 1 ay arttırabilirsek işletmelerin dönüşünü yüzde 50 arttırmış olacağız. 12 aya da yayacağımıza inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Koltuk krizi

Programda konuşulan konulardan bir diğeriyse fuar açılışında yaşanan koltuk kriziydi. Kocaoğlu'nun tavrıysa net oldu.

“Şimdi bir salon var 26 tane bakan, bakan yardımcısı, müsteşar düzeyince konuk var. Bunları bir kere oturtmanız lazım. Geriye o kadar az yer kalıyor ki... Bütün milletvekilleri 2. sıraya oturtuldu. Sayın Hamzaçebi 1. sıraya oturtuldu. Sanayi heyeti başkanı onun yanına oturtuldu. Boş kalan yerler de gelen insanlarca dolduruldu. 1. sıraya bütün vekilleri oturtunca yabancı bakanları 2. sıraya almamız gerekiyor. Bu mümkün değil. Maalesef İzmir Enternasyonal Fuarı'nın açılışında yıllar önce başlayan bir olaydan sonra herkes pimpirikli yaklaşıyor ve tabir-i caizse en ufak şeyden etkileniyor. Bunu aşmamız gerekiyor. Ben vekil arkadaşlarımıza saygı duyuyorum. Böyle bir talepleri olabilir. Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri ön sıraya oturtulsa da CHP arkaya oturtulsaydı o zaman bunu yapmaları doğaldı. Olumsuzluklar bizi üzüyor”

Kocaoğlu, AK Parti İzmir Milletvekili Atilla Kaya ile yaşadığı İnciraltı polemiğine ilişkin Yaraş tarafından sorulan “CHP'li vekillerin yanınızda olduğuna inanıyor musunuz?” sorusuna gülümseyerek yanıt verdi.

“Vekil arkadaşlarımız parlamentoda haksızlığa uğradığımızda bizi savunuyorlar. Tabii bildikleri konularda konuşuyorlar. Bilgi talep ettiklerinde nedeni ve niçiniyle birlikte kendilerine bilgi aktarıyoruz. Onlar da ellerinden geldiğince destek olmaya çalışıyorlar. O desteği hissediyorum.”

Yanlış planlamaya Büyükşehir karşı çıkar”

Başkan Kocaoğlu İnciraltı'ndaki son duruma dair bilgi vermeyi de ihmal etmedi.

“Biz hem fazla teknik detaya boğmadan bir basın açıklaması yaptık, hem de teknik detayı konuyla ilgilendiğine inandığımız, bu konuda çalışan gazeteci arkadaşlara detaylı da verdik. Yazıldı, çizildi. Algı yönetimi denilen, benim de hiç anlamadığım bir mekanizma var. Bunu yapmaya çalışıyorlar. Bunlar doğru şeyler değil. Bunu kime karşı yapıyorsun? Rüştünü ispat etmiş, 13 senedir kimsenin bir şey diyemediği, kent için çırpınan belediye başkanına karşı yapıyorsun. Ben İnciraltı planlansın diyorum. Her platformda söylüyorum. Ne kadar bakan gelip geçtiyse söylüyorum. Sayın Başbakan'a arz ettim, öneri planımı götürdüm. İnciraltı planlansın demek, akla ve bilime dayanmadan, planlama ilkelerine uyulmadan işimize geldiği şekilde planlansın demek değildir. Evet planlanmasından yanayız. Oturup mutabık kalarak planlamaktan yanayız. İleride doğacak hataların bertaraf edilerek planlanmasından yanayız. Eğer bir yanlış planlamaya gidiş varsa, İBB karşı çıkacaktır. Oturalım, konuşalım, doğrusunu bulup planlayalım.”

Biraz insaf olacak, lafın haysiyeti olacak”

Kocaoğlu İnciraltı'nda iddiaların aksine imarla ilgili mahkemeye gitmediklerini, Büyükşehir'in tüp geçit ve karayolu bağlantısı için dava açtığını, o davanın da önceden bir başkası tarafından açılmış dava nedeniyle düştüğünü söyledi.

“Hayır gitmedik. Bizim ulaştırma master planımız var ve yenisini yapıyoruz. Tüp geçidin karadan nasıl geçeceği konusunda bizim önerilerimiz oldu. Bu öneriler dikkate alınmadı ve tam tersi dayatmayla karşı karşıya kaldık. Biz de buna karşı dava açtık. Bizim davamız düştü. Çünkü başkalarının açtığı dava kazanıldı ve plan iptal edildi. Böyle olunca dava düştü. Bu lafları söylemek politik puan kazanmak mı yoksa bana göre kaybetmek mi, onu kendileri bilir. İzmir'e akla ve bilime uyarak yapılacak her işte varız. Onun dışında hiçbir işte yokuz. Hatalar yapılmasın diye Büyükşehir'in bir duruşu var. Siz burası sanayi, burası doğal sit alanı, buraya TOKİ gelecek diye planlamayı Büyükşehir'den alıp, 80 yere dağıtıp ben bu yanlışı dayatıyorum derseniz, kim derse desin yasal hakkımızı bugüne kadar aradık, bundan sonra da arayacağız. Sen kentin kalkınmasını istemiyorsun derlerse sen kentin kalkınması için kaç kuruşluk yatırım yaptın, kalkınmayı istemiyor dediğin Büyükşehir neler yapmış buna bakacaksın. Biraz insaf varsa oturacaksın ona göre konuşacaksın ve o lafın da bir haysiyeti olacak.”

"Aliağa arazisinde samimiyiz"

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, Aliağa Çaltıdere'de, ilçe belediyesinin satıya çıkardığı yaklaşık 600 dönümlük araziyi Büyükşehir Belediyesi'nin satın alarak rekreasyon alanı haline getirme düşüncesiyle ilgili gelinen son noktayı da şöyle özetledi:

"Bu arazi içindeki yaklaşık 14 dönüm kadar yeri, geçtiğimiz Temmuz ayının 25’inde 3. bir şahıs satın alıyor. Ardından, kalan alanı almak istediğini bildiriyor. Belediye başkanımız da değer tespiti yaptırıyor. Biz de bu araziyi alıp Aliağa'ya rekreasyon alanı yapmayı düşünüyoruz. Plana göre yeşil alan da yapabiliyoruz, rekreasyon alanı da.. Belediye başkanımızın projesi yerde kalmasın, Aliağalılara hizmet etsin diye, 5000'lik planı yaptık rekreasyon alanı olarak. 1000'lik planı da 5000'lik plana göre geçiriyoruz. Tabii orası Aliağa Belediyesi'nin malı. Verirlerse yapabiliriz. Bunun için Meclis kararı aldık. Onlar da olumlu bakıyorlar. Yarın (bugün) Meclis'i toplayacaklar. Bize satarlarsa, biz de ertesi gün çalışmaya başlayabiliriz. Bizim burada hiçbir endişe ve sıkıntımız yok. Tamamen iyi niyet ve samimiyet içindeyiz. Zaten 600 dönümün yarısı 1. derece arkeolojik sit alanı. Kıyı çizgisinde olduğu için 42-43 dönümüne bir şey yapılamaz. Geriye kalıyor 200 dönüm.. Bu satılır veya satılmaz."

Erol Yaraş'ın 'Başkasına satılabilir mi?' sorusunu da yanıtlayan Kocaoğlu, “Tek tapu bir arazide bir kurum hissesini başka bir kuruma satıyorsa Aliağa Belediyesi'nin şufa hakkı var alabilir. Yarın bize satarsa parasını ödeyeceğiz ve satacağız. Belediye şufa hakkını kullanmaz da şahıs kullanmaya kalkarsa mahkemenin vereceği karara göre alabilir. Biz bu hassasiyeti de belirten bir yazıyı gönderdik. Bizim burada hiçbir endişe ve sıkıntımız yok. Belki yanlış anlaşıldık ama tamamen iyi niyet ve samimiyet var. Zaten 600 dönümün yarısı 1. derece arkeolojik sit alanı. 42-43 dönemi kıyı çizgisinde olduğu için bir şey yapılamaz. Geriye kalıyor 200 dönüm.” yanıtını verdi.

Kocaoğlu ayrıca o bölgede bir imar kararı alınıp alınamayacağı sorusunu da, “Onu ben bilemem. Çevre Bakanlığı her türlü yasa çıkarıyor. Herkes yasa çıkarıyor. Biz yine eleştiri yemek kaydıyla davamızı açarız” yanıtını verdi.

O belgeler neden şimdi istenir oldu?”

Programın önemli başlıklarından biriyse Kültürpark oldu. Kocaoğlu, Kültürpark'ta TMMOB ile yaşanan krize dair 'Haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz?' sorusuna, “Haksızlığa uğramıyorum. Birçok projem var. Kentin o kadar çok projeye ihtiyacı var ki zaman ve para yetiştirmek mümkün değil. Fuar holleri bu plan varken, burası aynı statüdeyken yapıldı. Mevcut plan esas alınarak yapıldı. Mevcut planın zaten bir koruma planı olduğuna dair kararlar var. Kimseyi suçlamıyorum. Öyle bir hakkım yok ama kafamda soru işaretleri var. Holler varken istenmeyen belgeler şimdi neden isteniyor? Biz hem koruma amaçlı imar planını yaparız. Kültürpark'ta yeşil azaltılacak sözüne dair aynı projenin inşaat yapılmayan bölümünü... Biz ne yapacaktık? Holleri, Atlas Pavyonu'nu, Celal Atik'i, İsmet İnönü Kültür Merkezi'ni yıkıp oralara yapacaktık. Hem kültür sanat ihtiyacını karşılayacak, hem de sergi alanlarında İEF'nin ihtiyacını karşılayacak bir bina yapacaktır. Yapmıyoruz efendim.” yanıtını verdi.

Kocaoğlu iddiaların aksine yeşil alan oranının da hazırlanan projeye göre artacağını söyledi.

“35 bin metrekare binayı yıkıp 11 bin metrekare bina yapacaktık. En az 20 dönüm yeşil alan artacaktı. Kilit taşlar buraya yakışmıyordu. Hepsiyle ilgili planımız var. Kurul onay verirse ağacın rehabilitasyonu, yeşilin artması, yolların doğal malzemelerden yapılması gibi projenin inşai faliyetleri dışında bakım onarım işlerini yapmak için onay isteyeceğiz.”

Kurul neden bizi 1 yıl oyaladı?”

“2-3 ay içinde kurulun karar vermesi lazım. Koruma planı istiyorlarsa Koruma Kurulu neden bizi 1 yıl oyaladı? Kültür Bakanlığı'na gittim. Bakan, müsteşar, müsteşar yardımcısıyla görüştüm ve bu sonuç geldi. Burada bir şey yok. Kültürpark'tan kurul kararı olamadan, üniversite raporu olmadan, Orman'ın raporu olmadan kim bir ağacı kesebilir? Arttıracağımızı söylüyoruz. Ayrı bir şey var. Suçlu biz olduğumuza göre, bizim ayağımıza çelme takıldığına göre kendimizi anlatamıyoruz. Demek ki farklı pencerelerden bakıyoruz insana ve doğaya.”

Yaraş'ın 'Çözülür mü?' sorusuna Kocaoğlu'nun cevabıysa netti.

“Zaman kaybı olur ama her şey çözülür. Aynı şekilde opera binası için de geçerli. Bakın 2 kişi aynı müracatla başvuruda bulunuyor. Birinin kabul ediliyor, birinin edilmiyor. Opera binasını da Kültürpark'ı da yapmak kararındayız. Engelleri aşa aşa yapacağız. Biz buradayız. İzmirli bizi desteklediği müddetçe...”

Problem çıkaranı neden tutayım?”

Yaklaşık olarak son bir aydır sendikayla yaşanan krizlere dair de konuşan Kocaoğlu, “Sendikacıların bana karşı bir haksızlık yapmaları birazcık vicdanları varsa mümkün değil. Türkiye'de sendika mı kaldı? Türkiye'de ya sarı sendika var, ya sendika yok. İzmir'de en özgür örgütlenme İzmir belediyelerinde. Ne yapıyorlar, ne amaç güdüyorlar? Olmayacak parayı istemek, sendika var diye Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, özel sektörünün, belediyesinin veremeyeceği ücreti istemek, "Ben uzlaşmayacağım" demektir. Yıllardır söylüyorum sendika ve örgütlenme doğal haktır. Bu hakkı İBB tanıdığı ve desteklediği için, işçinin örgütlenmesinden yana olduğu için faaliyetlerini özgürce yapıyorlar. Sendika ne yapacak buna karşılık? Verimliliği konuşacak, işçinin çalışmasını konuşacak. Benden gelip araç gereç isteyecek, teknolojiyi kullanalım, verimi arttıralım diyecek. Dünyanın adamına bakıyorum ben sendikacıyım diye. Sahaya inecek ve işçiyi motive edecek. İşçi üretirse hakkını alacak. Şimdi üretmeden de hakkını alıyor. Biz bir şey başlattık. Gereksiz yere çok rapor alan, işi savsaklayan, mazeretsiz sürekli geç kalanlarla iş anlaşmamızı sonlandırıyoruz. Madem İzmirliye hizmet edeceğiz... Bunlar çalışacaklar ve ailelerinin nafakasını götürecekler. Çalışmayarak, savsaklayarak, problem çıkarıp,rapor alarak götürmeyecek. Adam çalışmıyor, adam amiriyle problemli, mesai arkadaşıyla problemli... Demek bu adam çok büyük adam. O zaman İBB dışında bir yerde çalışacak, daha fazla kazanacak ve hayatını idame ettirecek. Çalışan insan kim olursa olsun onunla problemim olmaz. Sendika bunu bırak, bunu al diyemez. Sendikanın yapacağı tek bir şey var, işçiyi çalıştıracak, işçi problem çıkarmayacak, parasını alacak yaşayacak. İşini yapmıyorsa ikbalini, geleceğini başka yerde arayacak. Problem çıkarmayan işçiyi niye çıkarayım, problem çıkaranı neden tutayım? İzmir'e zarar değil mi?” dedi.

Tramvay söz verilen tarihte bitecek”

Konak'taki tramvay çalışmalarının da konuşulduğu tarihte biteceğini belirten Kocaoğlu, “Tramvay söz verilen tarihte bitecek ve tüm hatlar bir arada açılacak. O güzergahta paralel hatta otobüs çalışmayacak. Taksi minibüsleri de o zaman değerlendireceğiz.” dedi.

Baskın seçim olacağını sanmıyorum”

Programın son bölümündeyse gündem siyaset oldu. Yaraş'ın 2019'u sorduğu Kocaoğlu, “Yerel seçimlerin tarihinin değişmesi çok zor. Parlamento kendisi karar verdiği için kendilerinin süresini kısaltılması için karar verdiği için bunda bir problem yok. Belediyede durum farklı. Aynı 1999 yılında olduğu gibi yerel seçim tarihinde ya da 1-2 ay kaydırarak genel seçimin aynı gün yapılma ihtimalinin fazla olduğuna inanıyorum. Baskın seçim olacağını sanmıyorum. Çok kritik bir süreçten geçiyoruz. Yüzde 50+1 birçok hesapları ve değerlendirmeleri beraberinde getiriyor.” ifadelerini kullandı.

Kocaoğlu, muhalefetin bir çatı aday çıkarıp çıkaramayacağı sorusunuysa, “O genel merkezlerin kararıdır. Her parti aday çıkarabilir, sona kalan 2 kişi yarışabilir. O genel başkan ve genel merkez düzeyinde değerlendirmelere bağlıdır. Hangi cepheden bakarsanız bakın 2019 başkanlık seçimi bıçağın sırtında bir seçimdir.” sözleriyle yanıtladı.

Yeni partiye AK Parti'den de, CHP ve MHP'den de oy gider”

Programda Erol Yaraş, Aziz Kocaoğlu'na yeni partinin dengeleri etkileyip etkilemeyeceğini de sordu.

“Etkileyebilir. Yeni parti bir umut yaratabilir. Belirli kesimlerden oy alabilir. O oylar başkanlık seçiminde belirleyici olabilir. Dengeleri değiştirebilir. Yeni partiye Adalet ve Kalkınma Partisi'nden de oy gider, CHP'den de, MHP'den de... Şundan şu kadar gider diye falcılık yapmaya gerek yok. Oylar gider ve orada bir güç oluşur. Bu da tekrar parlamenter sisteme dönme konusunda önemli bir güç olur.”

Cumhurbaşkanlığı gibi bir görevi Aziz Kocaoğlu'nun yapacağına inanmıyorum”

“Cumhurbaşkanı olmak için donanımım eksik. Ben yerel yöneticiyim. Ticaret ve sanayiyle uğraştım. Ekonomi tahsili yaptım. Yerel yönetici olarak hemşerilerimin desteğiyle bir noktaya geldim. Benim parlamento ve dışişleri tecrübem yok. Eski sistem cumhurbaşkanlığı olsa çok oturaklı, deneyimli insanlar yapabilir. Bu farklı bir iş. Herkes böyle bir şeyi isteyebilir ama önce ben bunu yapabilir miyim, birikimim var mı diye kişinin kendisine sorması lazım. Bir insanın en önemli özelliği kendini tanımak için vereceği uğraştır, mesaidir. Ben Cumhurbaşkanlığı gibi bir görevi Aziz Kocaoğlu'nun yapabileceğine inanmıyorum. Tayyip Bey'in başka meziyetleri olabilir. Ben onun adına konuşmuyorum. Ben kendi adıma kendimi yeterli görmüyorum. 22 Haziran 2004'te geldiğin inanç, ruh ve kişiliğimle hemşerilerime hizmet ediyorum. 13 buçuk yıl doldu. 1,5 yıl daha var. Onu da kenti kalkındıracak şekilde sürdürmek için çalışmaya devam ediyorum. O kadar çok bilgi kirliliği var ki, nedenleri niçinleri anlatırım.”

Sponsorlar fuarın sıçrama yapmasına katkıda bulundu”

Kocaoğlu yayının sonunda sponsorluklarla ilgili gelen eleştirilere de tepki göstedi.

“Sponsorluk konusu İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin uyguladığı bir yöntem değil ama hem Vestel olsun, hem de Folkart olsun bu fuarın gelişmesinde sıçrama yapmasında katkıda bulundular. Vestel 2 senedir inovasyon sponsoru oluyor, Folkart ana sponsor oluyor. Etkinliğin muhasebesi çıkar, Büyükşehir Belediyesi'nin nasıl bir fedakarlık yaptığı ilan edilir. Biz İzmir için çalışıyoruz. Önümüzdeki yıl ne kadar büyük firma varsa herkes gelsin. THY Barcelona'ya sponsor oluyor da... Fuara sponsor olsunlar. Geldiler de biz mi kabul etmedik? Herkesi 87. İEF'ye bekliyoruz. Sponsor olup katkı koyanlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Şimdi şöyle bir söylenti var. Basmane çukurunda belediyenin yüzde 12 payı Folkart aldıktan sonra yüzde 30'a çıkarıldı diye bir söylenti var. Kemal Zorlu burada... Bir ara EGS'nin yerine Deniz A.Ş. kurulmuştu. Güçbirliği ve EGS ile mutabık kalarak yüzde 12'yi yüzde 30'a çıkardık. Bu çok önce oldu ve TMSF'ye onaylattık. Dolayısıyla her iki holding de belediyenin lehine yüzde 9'ar feragat ettiler ve TMSF de buna onay verdi. Hep birlikte İzmir'i ve ülkeyi daha ileriye götürmek için çalışacağız.”

Yayın Tarihi : 22.08.2017 : 10:35


Yorumlar

7114




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN