Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Başkanlık Sistemi Ekonomistleri Böldü

Başkanlık Sistemi Ekonomistleri Böldü
Türkiye, başkanlık sistemiyle ilgili referandumun tarihini ve sistemin niteliklerini tartışırken, ekonomistlerse sisteminin ekonomiye etkilerinde ikiye ayrıldı. Destekleyen de var, karşı çıkan da...

 

Burak Cilasun / Ben HABER

Başkanlık sistemiyle ilgili siyasetçilerin tartışmaları ekonomi kulislerine de yansıdı. Prof. Dr. İbrahim Attila Acar, başkanlık sisteminin halk tarafından istikrar olarak algılandığını belirtirken, Prof. Dr. Muzaffer Demirci ise ülkenin öncelikli sorunları çözülmeden başkanlığı konuşmanın bir anlamı olmayacağı görüşünde.

"BAŞKANLIK SİSTEMİ İSTİKRAR OLARAK GÖRÜLÜYOR"

Prof. Dr. İbrahim Attila Acar, Türk ekonomisini ve siyasetin ekonomiye etkilerini değerlendirdi. Acar, başkanlık sisteminin ekonomide istikrarı temsil ettiğini söyledi.

Nasıl bir 2016'yı geride bırakacağız?
 
2015'in sonunda Rusya ile ortaya çıkan uçak düşürme krizi, Brexit, Güneydoğu'da terör olayları ve 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimine rağmen Türk ekonomisinin ayakta olduğunu gördük. Belki ihracatımız 150 milyar dolar gibi bir rakamdan 130 civarına geriledi ama yaşananlara baktığımızda yine de durumun olabileceğin en iyi haliyle toparlandığını söyleyebiliriz.
 
Dolar kurundaki yükseklik için değerlendirmeniz nedir?
 
Konjonktür ve siyasi gelişmelere baktığımızda, dolar kuru enflasyon ile birlikte seyrediyordu. Biz 2016 sonu için 2,90 civarı bir bitiş bekliyorduk ama hem terör, hem Suriye ve Irak'taki durum, hem de en önemlisi atlattığımız darbe girişimi bir artışa neden oldu. Bu da normal.
 
Büyüme hedeflerini nasıl görüyorsunuz?
 
Büyüme için yüzde 4 konuşuluyor ama ben 5,5-6 aralığını göreceğimizi düşünüyorum. Seneye bu tarihlerde bu rakamları konuşacağız.
 
Üretim ekonomisi, devletin üretimi planlama kapasitesinin olması ve planladığı alanlara destek vermesidir. Düşünün cumhuriyetin ilk yıllarında 10 milyon insana tarım ürünlerimiz yetebiliyordu. Şimdi 70 milyondan fazla nüfusumuza, milyonlarca turiste ve yine 3 milyondan fazla Suriyeliye yeten, ihraç yapan bir tarımımız var. Bu demek oluyor ki, devlet bir planlama yapabiliyor ve üretimi destekleyebiliyor.
 
Asgari ücrete zam gündeme gelmiyor. Ekonominin yükü alt gelir grubuna mı atılıyor?
 
Asgari ücrette yüzde 40'a yakın bir iyileşme olduğundan dolayı dilime girip girmeyeceği gündemdeydi. O sorun çözüldü. Şu an Kasım ayındayız. Ben makul bir zam yapılacağını düşünüyorum. Çünkü diğer türlü insanların sosyal adalet düşüncesi bozulur.
 
Devletin mali yapısında bir sıkıntı olduğunu düşünüyor musunuz?
 
Biz 2001 krizinde ciddi bir bedel ödedik. Ödenen bedel sonrası çok başarılı düzenlemeler yapıldı ve alınan kararlar uygulandı. Şu anda devletin mali durumunda bir sorun yaşıyor olsaydık, bu süreçlerin üstesinden gelemezdik. 2001 krizi döneminde devletin 100 lira vergi geliri vardı ve 105 lira faiz ödemesi vardı. 100 lirayı olduğu gibi verdikten sonra kalan parayı ödemek için yine borçlanıyordu. Devlet bu kısır döngüyü kırdı.
 
Yatırımda altın öne çıkıyor
 
Vatandaş bugün yatırım aracı olarak neyi görmeli?
 
Dövizin, kendisine yatırım yapanı koruyacağına inanıyorum. Bununla birlikte altının yükselişini de görüyoruz ve altın, kazandırmaya devam edecektir diye düşünüyorum. Bir de artık Türk halkı şunu keşfetti; yalnızca altına ya da dövize yatırım yapmıyor. Tüm yumurtaları aynı sepete koyarsanız hepsinin birlikte kırılma ihtimali var.
 
 
Türk ekonomisinin karşısındaki en büyük tehlike nedir?
 
Savaş ortamı ve güvensizlik en büyük tehlikedir.
 
Türk ekonomisinin rakibi kimdir?
 
Avrupa bugün homojen bir yapı göstermiyor ve bizim rakibimiz değil. Ortadoğu zaten içinde bulunduğu koşullardan dolayı bir rakip değil. İran deseniz, nüfusu çok ama teknolojisi rakip olmaya yetecek düzeyde değil. Bizim rakibimiz şu anda olsa olsa Asya ülkeleri olur. Endonezya, Malezya, Singapur gibi ülkeler rakip olabilir.
 
'Rusya ile işbirliği Türkiye'ye yarayacaktır'
 
Rusya ile yakınlaşmanın etkileri nasıl olacak?
 
Önemli olan Türkiye'nin biriyle işbirliği yapması değil, güçlü biriyle işbirliği yapmasıydı. Rusya ile gelişmişlik düzeyimiz kişi başına düşen milli gelir ve refah olarak benziyor. Bizim Rusya'dan gereksinim duyduğumuz ürünler de var, onların da bizden gereksinimleri var. Bu işbirliğinin bize yarayacağını düşünüyorum. 
 
'Başkanlık sistemi istikrar olarak algılanıyor'
 
Başkanlık tartışmaları ekonomide kendine ne kadar yer bulacak?
 
Başkanlık sistemini ekonomi istikrar olarak algılıyor. Ekonomide biz şu anda koalisyon hükümeti, güçsüz ve dağılmış bir iktidar görmek istemiyoruz. Bizim tercihimiz güçlü ve kararlı bir yapı. Bunun da parlamenter sistemde başarılı olamayacağını düşünüyorum. Halkın da böyle düşündüğünü varsayıyorum.
 
O halde ekonomik göstergeler başkanlığı mı gösteriyor?
 
Durumun değişmesini göze alan kişiler başkanlığı istemiyor. Gitsin de ne olursa olsun diyen insanlar başkanlığı istemiyor. Ekonomik göstergelerin tablolar üzerinde göz kamaştırıcı bir performansı olduğu da bir gerçek. Bunun devamını isteyen insanlar başkanlığı seçecektir. Aksi halde Türkiye'nin önündeki seçeneklerde güçsüz iktidarların bir risk olduğunu düşünüyorum.
 
Referandumda öncelik ekonomi mi olacak?
 
Görünürde siyasetçi konuşacak ama insanlar ekonomiye göre oy verecek diye düşünüyorum. 1 Kasım seçimlerinde de böyle olduğunu gördük. İnsanlar düşük profilli bir yönetim istemiyor. Bu söylemi ifade edebilecek yapı da şu anda koalisyona bağlı bir yapı değil. Ülke, bakanların kendi aralarında anlaşamadığı bir yapıyı artık istemeyecektir.
 
'İZMİR'İN YÜKSELMESİ İÇİN...'
 
İzmir ekonomisi yükselecek mi?
 
İzmir ekonomisinin yükselmesi için ticari potansiyelin harekete geçirilmesi, yeni ticari işletmelerin ve fabrikaların ortaya çıkması gerekiyor. Bununla birlikte İzmir'de uluslararası niteliğe sahip  mühendis, avukat, maliyeci, CEO gibi isimlerin gelmesi lazım. Bir de İzmir'in şehir içi trafiğinin mutlaka çözülmesi gerekiyor. Eğer havalimanından Bayraklı'da gökdelene ulaşmak çok uzun sürerse eksik kalırız.
 
İzmir'in ekonomide rakibi hangi şehirdir?
 
Aklıma gelen iki şehir Bursa ve Konya. İzmir'in avantajı uluslararası tanınırlığa sahip olması. İzmir daha yaşanabilir bir kente dönüşmesi durumunda rakiplerini kolaylıkla geride bırakacaktır. 
 
"BAŞKANLIK EKONOMİYE İLAÇ OLMAZ"
 
Uzun yıllar özel şirketlerde üst düzey yöneticilik yapan ekonomi profesörü Muzaffer Demirci, ekonominin bugününe tepkili. Demirci, yaşanan olağanüstü süreçlerin iyi atlatılamadığı görüşünde. Demirci, siyasi değişimin ekonomiye etkisinin olumsuz olacağını söylerken, risk faktörlerine dikkat çekti.
 
Nasıl bir 2016 geride bırakıyoruz?
 
Türk ekonomisine kendimizden kaynaklananlar ve dış bazlı olmak üzere çok büyük etkiler gördüğümüz bir yıl oldu. Küreselleşmede sanayi sektörü yerine finans sektörü öne çıkınca Türkiye de bundan etkilendi. Dünyada büyümede frenleme varken Türkiye'nin bundan etkilenmemesi mümkün değildi. Emeğin payının düşmesi satın alma gücünü düşürüyor. Satın alma gücünün düşmesiyle birlikte yatırım da azalıyor. Yatırımcı da sanayiye değil, finansa para yatırınca işler bu noktaya geldi. Türk ekonomisi çok kırılgan bir tablo çiziyor. Dünya üzerindeki en kırılgan ekonomilerden biri bizde. Risk faktörünün yüksekliği de yatırımcıyı korkutuyor. Bu nedenle 2016 hoş bir yıl olmadı.
 
Bu kırılganlığı nasıl aşabiliriz?
 
Büyüme hızını arttırmalıyız. Bunu da kendi kaynaklarımızı destekleyerek yapabiliriz. Bakın Gaziemir'de bulunan serbest bölgede yürüyen merdivenleri yapan firma bir Türk firması ama Türkiye'den pek iş alamadıklarını söyledi. Bugün mali kaynağının yüksekliği noktasında kamu kurumları ve yerel yönetimler mutlaka ihtiyaçlarını Türk malları üzerinden gidermeli. Yerli sanayi yeterince desteklenecek ki, dışarıya açılma fırsatı bulacak. İç piyasada olmayan firma bir anda dışa nasıl açılacak?
 
 
Doların bugünkü seviyesi ülkeyi nasıl etkileyecek?
 
En başta dolarla borçlanan sanayiciyi etkileyecek. Bu sanayiciler işlerini toparlayamazsa önce yanında çalışan adamı, sonra o adamın ev sahibinden tutun da bakkalına kadar herkesi etkileyecek.
 
Başkanlık sistemi ekonomiye bir bahar havası getirir mi?
 
Getirmez. Ekonomi bu kadar ızdırap çekerken, bu kadar iflas varken bir sistem değişikliği nasıl olacak da tabloyu pembeye boyayacak? O kadar sorun varken başkanlığın gündeme gelmesinin hiçbir anlamı yok. Sorunlarını çözersin, sonra böyle sistemsel değişiklikleri düşünürsün. Şu anda bunları konuşmak son derece yersizdir. Daha sonra yargıda ve eğitimde altyapısı hazırlanırsan gündeme getirirsin. Bugün bu tartışmalar belirsizliği arttırıyor. Denetim sistemi olmayan bir başkanlık tek adamlığa götürür ki bu da güven ortamını ve ekonomiyi derinden sarsar. 

 

Yayın Tarihi : 14.11.2016 : 09:52


Yorumlar

5000




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN