Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Ekonomide 'Düşmanlarımızı Azaltacağız' Dönemi

Ekonomide 'Düşmanlarımızı Azaltacağız' Dönemi
Başbakan Binali Yıldırım'ın dış politikada başlattığı yeni süreç, ekonomide de meyvelerini vereceğe benziyor. Bölgedeki bugünün öncelikli risk faktörü olan terör örgütlerinin ortadan kaldırılması olası bir baharı müjdeleyebilir.

 

BURAK CİLASUN / BEN HABER

Türkiye 80 milyona yaklaşan nüfusu ve dünyanın neredeyse her ülkesine yapmaya başladığı ihracatıyla küresel bir oyuncu olma çalışmalarını sürdürürken, ekonomimize doğrudan etki eden bölgesel ve siyasal gelişmeler ise zaman zaman iş dünyamızı zorlamayı sürdürüyor. 

Özellikle 2008 küresel kriziyle 132 milyar dolardan 102 milyar dolar seviyelerine düşen ihracatımız, başta Ortadoğu pazarı ile ilave olarak Afrika ve Güney Amerika pazarlarının da değerlendirilmeye başlanmasıyla yeniden kendini toparlamayı başarırken, bölgesel krizler ise ekonomiye zarar vermeyi sürdürüyor. Böylesi kritik bir süreçte Başbakan Binali Yıldırım'ın, “Dostlarımızı arttırıp, düşmanlarımızı azaltacağız.” açıklamasında bulunması belki de tarihe bir kilometre taşı olarak düşülebilecek nitelik taşıyor. İran'ın ambargo sonrası sahaya indiği bir dönemde, Türkiye'nin kuzeydeki dev komşusu Rusya ve bölgenin önemli aktörlerinden İsrail ile ilişkilerini normalleştirme atılımı, ekonomimizi daha da dirençli hale getirecek.15 Temmuz sonrası siyaset ve ekonomi ilişkisinde beklentilerse şöyle;
 
Suriye ve Irak'ta istikrar
 
Yakın geçmişte ihracatımızda önemli bir payı bulunan Suriye ve Irak'ın siyasi gelecekleri, Türk ekonomisinin 2023 hedeflerine ulaşıp ulaşmayacağını tayin edebilecek önemli enstrümanlar olarak öne çıkıyor. Irak Savaşı sonrası iş dünyamızın iştahını kabartan Kuzey Irak'taki pastanın bugün geldiği durum neredeyse savaş sırasındaki duruma benzerken, Barzani yönetiminin memur maaşı bile ödemeyecek duruma gelmesi ve Talabani ile yaşadığı güç mücadelesi bölgenin yıldızını söndüren faktörler olarak öne çıkıyor. Irak'ta merkezi yönetimin ise Bağdat'taki yeşil bölgeye bile hakim olamayışı ve tabii olarak IŞİD faktörü, bu ülkeyle ticari ilişki geliştirme kabiliyetini büyük ölçüde sınırlıyor. 
 
2011'de başlayan Suriye İç Savaşı da Türkiye'nin bölgedeki önemli bir pazarının yerle bir olmasına neden olmayı sürdürüyor. Siyasi istikrarsızlık ve yoğun göçle birlikte bugün temel ihtiyaç maddeleri ve silah alışverişi dışında neredeyse başka hiçbir ürünü ithal etmeyen Suriye'deki sürecin olası bir şekilde tersine dönmesi, Türkiye'ye kaybettiği dev bir pazarı kademeli olarak geri kazandıracaktır.
 
Rusya, İsrail ve İran
 
Türkiye'nin lokomotif sektörlerinden inşaat sektörünün yurt dışındaki en önemli pazarlarından olan Rusya ve İsrail'in deyim yerindeyse geri kazanılması ve İran'a uygulanan ambargonun sona ermesi, bölgenin geleceğini belirleyecek etkenler olarak öne çıkıyor. Rusya ile yeniden düzenlenen ilişkiler çerçevesinde başta turizm, tarım ve inşaat sektörlerinin yüzü gülerken, Rusya'nın yakın müttefiki İran'ın, gümrük kapılarındaki TIR'lara zorluk çıkarma politikasını terk etmesi de önümüzdeki süreçte kendini rakamsal değer olarak göstereceğe benziyor. Şimdiden geçen yıla göre ihracatımızın net bir biçimde artmış olduğunu görebiliyoruz. Yine bölgenin önemli aktörlerinden İsrail de gelişen ekonomisi ile iş dünyamızı umutlandırıyor.
 
ABD ve AB
 
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkelerinin, yazıda bahsi geçen diğer devletlere göre en farklı özelliği hiç şüphesiz ki kapitalizmin merkezi oluşu ve ekonominin politikadan bir miktar daha bağımsız olarak ilerliyor oluşu. Siyasi gerilimler, ekonomik ilişkileri zedelemeyecek, hatta gelişimine engel olamayacaktır.
 
Dış ticarette dengeler değişiyor
 
Türkiye, ihracat ve ithalat arasındaki dengeyi yeniden kurmaya oldukça yakın bir grafik çiziyor. 2008 yılında yaşanan küresel krizle birlikte 132 milyar dolarlardan 102 milyar dolarlar seviyesine düşen ihracatımız, 2014'te 157 milyar dolarla zirve yaptıktan sonra yaşadığı düşüşün ardından yaralarını sarmaya çalışıyor. Seçim belirsizlikleri ve terör saldırılarıyla geçen 2015 yılında yaşanan kayıp, 2016'da frenlenmiş bir görüntü çiziyor. Ekonomimiz 2015 rakamlarının altına düşmezken, ithalat ihracat dengesindeki gelişmeler de dikkat çekiyor. 
 
2007 öncesine dönülebilir mi?
 
2011 sonunda dış ticaret açığımızın 105 milyar dolarla tavan yapmasının ardından, 2013'e kadar inişli çıkışlı bir grafik izleyen açık, bu tarihten sonraysa hızla azılıyor. Yine bu tarihte 99 milyar dolar olan dış ticaret açığı, takip eden yıllarda sırasıyla önce 84 milyar dolara ardından da, 63 milyar dolara düşerek yeniden 2007 öncesine dönülebileceğinin sinyalini veriyor. 2016 yılının ilk 6 ayındaki dış ticaret açığının da 25 milyar dolar seviyesinde olması bu beklentiyi güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor. Eğer Türkiye enerji yatırımlarını hız kesmeden gerçekleştirip, katma değeri yüksek ürün satma gayretini sürdürürse makasın kapanması işten bile değil.
 

Yayın Tarihi : 01.09.2016 : 10:30

Etiketler : haber    haberler    ekonomi    başbakan    binali yıldırım    ekonomide düşmanlarımızı azaltacağız dönemi    ben tv    ben haber    burak cilasun    kanalben       


Yorumlar

5884




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN