Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


‘’Üniversite Hastaneleri Tedavi Yapmaktan Bilim Yapmıyor’’

‘’Üniversite Hastaneleri Tedavi Yapmaktan Bilim Yapmıyor’’
İzmir'in sağlık turizmindeki yeri yıllardır tartışılsa da ''Norveçliler kaplıcaya geldi'' haberi ne yazık ki bir türlü ileriye taşınamaz. Bu kısır döngüyü kırmanın yolunu sorduğumuz Dr. Ruşen Yıldırım, çarpıcı cevaplar verdi.

 

BURAK CİLASUN / BEN HABER
 
Sağlık sektöründe İzmir her geçen yıl çıtayı biraz daha ileriye taşırken, daha iyiye gidilmesi için de birtakım eksikliklerin giderilmesi geliyor. Çözülmesi gereken problemlerden biri de tıp fakültelerinin niteliği. Ben HABER'e konuşan Kent Hastanesi Genel Müdürü ve DEİK Sağlık İş Konseyi Başkanı Dr. Ruşen Yıldırım, “Tedavi yapmaktan bilim yapmıyorlar” sözleriyle üniversite hastanelerine tepki gösterirken, hem sektörün İzmir'de iyi bir ivmeye sahip olduğunu dile getirdi, hem de dikkat çekici açıklamalar yaptı.
 
Sağlık turizminde son durum nedir?
 
Öncelikle sağlık turizmi diğer turizm çeşitlerine göre biraz daha farklı. Öncelikle çoğunlukla keyfe keder değildir. Bu nedenle de krizlerden kolay kolay etkilenmez. Belirli hastaneler kriz olsa dahi hizmetlerine devam eder. Yalnız Türkiye'nin yurt dışından gelen hasta sayısını olumsuz etkileyen bir vize sıkıntısı var. Bazı ülkelerle vize serbestisinin kalkması ve katı vizeler, gelen hasta sayısına etki ediyor. Göçleri engellemek adına biraz kapıları kapatmaya başladık. Örneğin Libya, Irak, Somali, Kenya, Nijerya gibi ülkelerden Türkiye'ye gelmek eskiden çok daha kolaydı. Bunun için Dışişleri Bakanlığı ile DEİK tarafından yapılan çalışmada sağlık hizmeti almak üzere Türkiye'ye gelmek isteyen insanlara yönelik çeşitli prosedürler baz alınarak kolaylaştırmalar yapıldı. 
 
 
Hangi ülkelerden talep var?
 
Ortadoğu ve Afrika'dan çok talep var. Irak'tan çok hasta geliyordu ama iç karışıklıklardan dolayı bir düşüş oldu. Rusya pazarı yeni yeni başladı ama yara aldı. Balkanlar, Türkiye'ye çok fazla hasta gönderiyor. Orta Avrupa yine önemli bir pazar. Ayrıca kağıt üstünde Avrupa'nın batısından da gelen sayısı yüksek gözüküyor ama oradan gelenler çoğunlukla Türk kökenli hastalar oluyor.
 
Geçen yılla kıyaslayınca nasıl bir tablo var?
 
Deniz turizmiyle karşılaştırıldığında tabii büyük bir fark var. Orada olduğu gibi bir çöküş olduğunu düşünmüyorum. Sağlık turizminde sayısal olarak diğer turizme göre gelen insan sayısı belki bizde milyonlar değil ama sağlığı için gelen bir insan da, normal turistin ortalama 10 katı kadar para harcıyor. Deniz turizmi dursa da sağlık turizmi yoluna devam ediyor. Sonuçta insanlar siyasi propagandaları değil sağlığını düşünüyor ve o hizmeti alacağı yer burasıysa ne yapıp edip geliyor.
 
“Hiçbir hasta Efes'i görmek için İzmir'e gelmez”
 
 
İzmir'i diğer şehirlerle karşılaştırınca yeri nedir?
 
İzmir'in çok özel bir yeri yok. Çünkü sağlık turizmindeki hizmetler hastanenin içinde sunulur. İnsanlar hayatıyla ilgili endişe taşıyor. Hal böyle olunca “İzmir'de tedavi olayım, gitmişken de bir Efes'i göreyim.” demiyor. Tıbbi kalite lokasyonun önünde geliyor. Biz iyi karaciğer nakli yapıyorsak, kalp ameliyatlarında başarılıysak bunun için insanlar gelir. Bunu İzmir'de değil, başka şehirde yaparsak insanlar oraya gelir. Bir de ulaşım önemli. Örneğin bir yabancı, saç ekimi için Türkiye'ye gelecekse 2 uçakla tanımadığı İzmir'e gelmektense, tek uçakla tanıdığı, duyduğu İstanbul'a gelmeyi tercih ediyor. Bir de A sınıfı hastaneler açısından da İstanbul zaten, İzmir ve Ankara'dan daha gelişmiş durumda. İzmir'in dünya üstündeki konumu hasta getirmez. Bakın dünyadaki bir tedaviyi ilk kez İzmir'de yaparsanız dünya buraya akar.
 
Sağlık turizminde İzmir'in ilerlemesi için ne gerekli?
 
İyi hastaneleriniz, iyi doktorlarınız, başarılı operasyonlarınız ve network çalışmalarınız varsa zaten hasta gelir. Örneğin ABD'de bazı hastaneler, içinde bulundukları şehirden daha ünlü. Şehrin adını ve yerini kimse bilmez, turistik değeri yoktur ama hastane için binlerce insan gider.
 
İyi doktorlar İzmir'e gelme konusunda ne kadar istekli?
 
Birçok iyi doktor, İstanbul'dan daha çok İzmir'de çalışmak istiyor. Ankara'dan İzmir'e gelen doktorları tanıyorum. İzmir, çalışmak için doktorlar adına çok güzel bir şehir.
 
A kalite hastaneler artacak mı?
 
Kesinlikle göreceğiz. Bakın Kent Hastanesi tarafından temeli atılan onkoloji merkezi 6-7 ay sonra bitecek. Burası büyük bir kanser merkezi haline gelecek ve kanser ile ilgili her şey burada yer alacak. Merkezinde insan olacak sistemi de oturtmamızla birlikte seneye bu vakitlerde gelmiş olduğumuz nokta ile ilgili çok güzel şeyler söyleyeceğimi tahmin ediyorum. Bizim bu başarımızla birlikte A kalite hastanelerin İzmir'de arttığını göreceğiz. 
 
“Bilim yapmaları gerekirken ameliyat yapıyorlar”
 
İzmir'de üniversiteler, sektöre ne derece katkı sunuyor?
 
Üniversite hastaneleri bence ciddi bir sorun. En başta sistemsel maddi sıkıntıları çok yüksek. Biz üniversitelerden bilim yapmalarını beklerken onlar tedavi yapıyor, ameliyat yapıyor. Tıptaki yeni gelişmelerle ilgili makale okumak istediğimizde hem Amerikan ve İngiliz üniversitelerinin yayınlarını okumak durumunda kalıyoruz. Çünkü üniversitelerimiz döner sermayeye, paraya odaklı kısır bir döngü içinde kalıyor. Olması gereken, onların teoriyi ortaya koyması ve bizim bunu pratiğe dökmemiz.
 
“Kervan yolda düzülmez”
 
 
Hastanelerimiz yabancı hastalara ne derece hazır?
 
O durum sıkıntılı. Pazarlama departmanları çeşitli çalışmalarını yapıyor ve hastalar gelmeye başlıyor. Hastayı getirene kadar hastaneler reklama iyi para harcıyor. Bunu yaparken, hasta geldikten sonra yapması gerekenlere ise hazırlanmıyor. Kervanı yolda düzmeye çalışırsanız hastalar mutsuz olur. Tercüman sorununu çözmeniz lazım. Örneğin Romanya'dan gelen bir hasta İngilizce bilmek zorunda değil. Örneğin bize Gürcistan'dan ve Arap ülkelerinden düzenli hasta gelir. Bizim kalıcı tercümanlarımız var. Hastalarımız geldiklerinde her birine tercümanlarının ve doktorlarının numaralarının yer aldığı telefonlar veriyoruz. Bunu aralıksız bir şekilde sunuyoruz. Hastanın yahut yakınının yemekten, ibadete kadar farklı konularda talepleri olabilir. Bunların hepsini çözmek zorundayız.
 
İktidar, taleplerinizi karşılama konusunda ne kadar istekli?
 
DEİK'te çok ciddi çalışmalarımız oldu. Sağlık, Dışişleri, Ekonomi ve Kültür Bakanlıkları’yla çok önemli görüşmeler gerçekleştirildi. Özellikle Ekonomi Bakanlığı ile yapılan çalışmalar sonrasında çok ciddi teşvikler verildi. Örneğin hastanelerde çalıştırılan tercüman maaşının yarısı bakanlık tarafından ödeniyor. Sağlık Bakanlığı da eskiye göre konumunu değiştirdi ve özel hastanelere desteğini arttırdı. Bizim açımızdan arkamızda Sağlık Bakanlığı'nın olması çok büyük bir avantaj. Haklarını teslim etmek lazım ki kamu kuruluşları üstlerine düşeni yaptı.
 
Mevcut durumda gelen insan sayısı nasıl artar?
 
Hatayı mümkün olduğunca aza indirip, standartlarımızı geliştirmeliyiz. Hedef pazarlarda organize çalışmalıyız. Aracılık sistemindeki hatalar giderilmeli ve herkesin bunu yapmasının önüne geçilmesi gerekli. İnternet üzerinden oluşturulan pazarların denetim altına alınması lazım.
 
'EXPO olmasa da olur”
 
EXPO 2020 için temamız sağlık olmuştu ama kazanamadık. Kazansaydık ne olurdu?
 
Kişisel görüşüm şu ki, büyük EXPO organizasyonlarının çok bir faydası olduğuna inanmıyorum. Baktığınız zaman büyük firmalar, büyük işler gözüküyor ama pratiğe gelindiğinde işlerin öyle olmadığı ortaya çıkıyor. Örneğin 2015'te Milano kazandı. Kim hatırlıyor? Kim gitti? Antalya'da bir EXPO yapıyoruz. Bu konsept eskiden önemliydi çünkü organizasyonlar kolay kolay yapılamıyordu ve tanıtımın tek mecrası olasıydı. Şimdi her zaman her yerde buna benzer organizasyonlar zaten var. 
 

Yayın Tarihi : 11.07.2016 : 14:16


Yorumlar

5289




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN