Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Yeni Yaşam Akımı: Minimalizm

Yeni Yaşam Akımı: Minimalizm
Birçoğumuz hayatlarımızın gidişatından tam olarak memnun değiliz. Sürekli bir arayış içinde olduğumuz bu dünyada, en çok arzuladığımız şeylerin başında daha mutlu olmak geliyor.

 

AYSEL KAYARDI / BEN HABER

Yaşadığımız sert kapitalizm çağında, bize popüler kültürün dayattığı 'satın aldıkça ya da tükettikçe mutlu olabilirsiniz' metası her birimizin içine işlemiş durumda. Sürekli tüketmeye odaklı yaşıyoruz. Sadece bir ürünü indirimde ya da yeni çıktığı için ihtiyacımız olmadığı halde satın alıyoruz. 

Birçoğumuz alacağımız bir ayakkabının, kıyafetin ya da teknolojik bir ürünün bizi mutlu edeceğine inanıyoruz. Ve büyük ihtimalle hepimizin evi hiç bir değeri olmayan, bizi mutlu etmeyen, sadece yer kaplayan birçok eşyayla dolu. Yalnızca eşya değil, hayatımız mutsuz olmamıza yol açan insanlarla da dolu. İtiraf edin! Sosyal medya hesaplarınızda hiç iletişimde olmadığınız ve olmayacağınız en aşağı 50 kişi bulabilirsiniz. 
 
MİNİMALİZM NEDİR?
 
Düşününce her şeyin içi boşaltılmış bir kandırmacadan ibaret olduğunu ve sizi asıl mutluluğa ulaştıracak şeylerin bunlar olmadığını sezip bunlardan rahatsızlık duymaya başladığınızda 'minimalizm' ile tanışma zamanınız gelmiş demektir. Yurt dışında bu durumdan bıkıp hayatlarını hem ruhsal hem de fiziki anlamda sadeleştirerek yaşamaya çalışan insanlar minimalizm akımını başlattı. Son günlerde sık sık '1 yıldır hiç para harcamıyor', 'parasız yaşıyor' başlıklı haberler okuyoruz. Peki nedir bu minimalizm? Sizin için Minimalist Yaşam Koçu Yasemin Talaz Bayraktaroğlu'ndan öğrendik.
 
 
Bayraktaroğlu, minimalizmin fazlalıkların atılması üzerine kurulmuş bir akım olduğunun altını çizerek; “Biliyorsunuz ki çok fazla eşya satın alıyoruz. Onun dışında yaptığımız seyahatler, gittiğimiz kafelerde yediklerimiz, içtiklerimiz de bir satın almadır. Çoğumuz etrafımıza bakarak görerek 'neden bende yok', 'eksik miyim?', 'ben eksik kalmayayım' duygusuyla fazlalıkları biriktirerek yaşıyoruz. Minimalizm o ürüne gerçekten ihtiyacımızın olup olmadığını ve gerçekten bizi mutlu edecek mi sorularını sormamızı sağlar. Çünkü yaşantımızın amacı mutlu olmak olmalı. Bununla birlikte minimalizm fiziki alanımızda belli azaltmalar yapmak demektir. Ayrıca ihtiyacımızın olmadığı eşyaları ihtiyaç sahiplerine vererek ruhsal anlamda da arınmış oluyoruz. Ben fazlalıkları atmaya kendi alanımdan başladım. Bu noktada başkalarına ilham olduğumu görmek beni gururlandırıyor” dedi.
 
MUTLULUK İNSANIN ÖZÜNDE
 
Minimalizm akımının Amerika'da doğmasının sebebini tüketim çılgınlığının yoğun olduğu için insanların bu durumdan bıkmış olmasına bağlayan Bayraktaroğlu, sözlerine şöyle devam etti; “Amerika, tüketim konusunda dünyanın önde giden ülkelerinden. Minimalizm Amerika'da başladı. Bu tezat gibi gelebilir ancak yoğun tüketim yapan insanlar bu durumdan bıktıkları için aradıklarının bu olmadığın fark ettiler.
 
 
Bu konuyla ilgili Hollywood yıldızlarından Jim Carrey'in çok güzel bir cümlesi var; 'Keşke herkes benim yaşadığım hayatı yaşasa ve gerçek mutluluğun bu olmadığını anlasa.' Yani istediği her şeyi alabiliyor. Her yere gidebiliyor. Ama mutlu olamıyor. Mutluluk tamamen insanın özünde. Ne kadar çok satın alırsak alalım hep daha fazlasını istiyoruz. Bunun bir sonu yok. Bu sorunda zaten depresyona ve değişik psikolojik rahatsızlıklara kadar yol açabiliyor. Bu olayın Amerika'da çıkmasının bir diğer sebebi de dünya yüzdesinde psikolojik rahatsızlıkların en çok yaşandığı ülke olmasıdır. Minimalizm Amerika'dan Avrupa'ya yayıldı ve en sonunda Türkiye'ye de geldi.”
 
KAYBETME KORKUSU YAŞIYORLAR
 
Bayraktaroğlu çok fazla alışveriş yapıp biriktirme yapan kişilerin ruhlarının derininde kaybetme korkusunun olduğunu belirterek; “Çok fazla eşya almak insanı özünden uzaklaştırıyor. Bunlar kendisini yetersiz bulmaktan doğan içsel dürtülerle yapılan eylemler. İnsanlar kendi içsel dünyalarına dönüp 'acaba neden bu kadar çok eşya aldım? Gerçekten ihtiyacım var mı?' sorusunu sormalı. Kendilerini keşfetmeli. Kişi eşya satın alıp biriktirmeye ne zaman ve hangi olaydan sonra başladığını bulursa sorunu çözebilir. Genel olarak çok fazla satın alan insanların derininde bir kaybetme korkusu vardır. Kişi küçük yaşta, yani bir şeyleri kontrol edemediği yaşta, bir yakının vefatı ya da boşanma olayına şahit olup kendinin hakim olamadığını ve eksik olduğunu düşündüğü için ilerideki yaşlarında kendisine bir şekilde savunma mekanizması buluyor. Bu noktada bazıları çok fazla eşya alıp istif yapmaya başlıyor. Bazıları ise sürekli birilerini kontrol etmeye çalışıyor. Bana gelen danışanların çoğunda kaybetme korkusu oluyor. Genelde büyük boyutta alışveriş yapan kişiler mutlaka bir uzman desteği almalıdır. Bu minimalist yaşam koçluğunu aşan vaka halini alıyor” dedi.
 
 
“KİŞİ ÖZÜNE DÖNMEK İÇİN DOĞMUŞTUR”
 
Kişinin mutlu olması için özüne dönmesi gerektiğini ve özünün karmaşık bir kavram olmadığının altını çizen Bayraktaroğlu şunları söyledi: İnsanın doğasında bu kadar çok karmaşıklık yok. Aslında çok basit şeylerden mutlu olabiliriz. Ama mutluluğu hep parada, ilişkilerde, başarıda ararsak bir müddet sonra onlar hayatımızdan çıktığında yıkılabiliriz. Özümüzde var olan şeyler aslında kendimize değer vermek, kendimizi sevmek ve hayatla dans etmek. Hayatı çok komplike görüp 'bu olursa mutlu olurum' şeklinde düşünürsek anı da yaşayamayız. Andan çıkıp gelecek kaygısı içine gireriz. Geçmiş pişmanlıklarla doludur. Böyle davranırsak şimdiki zamanı da yok ederiz. Ünlü İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung'un da dediği gibi: 'Kişi en sonunda özüne geri dönmek için doğmuştur.' Biz aslında çok yalın bir şekilde dünyaya geliyoruz. ‘Eksik ve kusurlarımız var’ inancı gelişmeye başladıkça fiziki alana da doldurmaya başlıyoruz. Gereksiz insanları hayatımıza çekiyoruz. Hiç işimize yaramayan manevi haz vermeyen bir işte çalışıyoruz. Bütün bu fazlalıklar daha sonra 'ben bunları istiyor muyum?' noktasında birleşiyor ve kişi tekrardan özünü aramaya başlıyor. Kişiler kendiyle baş başa kaldığında kendisini çok sorgulamamalı. Kim ne derse desin inandığı şeyi yapmalı. İşinden, eşyadan ya da kişilerden kurtulmak istiyorsa içsel bir hareketle bunları yapabilmesi mümkün. İçe dönük bir yaşam seçmeliyiz. Sürekli dışa dönük yaşadığımızdan bu sorunları yaşıyoruz.'
 
SADE BİR YAŞAM İÇİN ÖNERİLER:
 
İnsanlık tarihinde başarılı olmuş insanların hayatlarını incelediğimizde minimalizmi tercih ettiklerini görmek zor değil. Örneğin; Steve Jobs yıllarca aynı kıyafeti giymiştir. Einstein’da minimalist düşüncenin destekçilerindendi. Demek ki bu insanların bir bildikleri var!
 
 
Siz de hayatınızdaki fazlalıklardan kurtulup sade bir yaşam yaşayıp rahatlamak istiyorsunuz ancak buna nasıl başlayacağını bilmiyorsanız işte size önerilerimiz:
 
1- Hayatınızın mottosu “Daha az eşya, daha çok anı” olsun. 
2- İhtiyaçlarınızı kesin olarak belirleyin.
3-Gardırobunuzda yıllardır dokunmadığınız kıyafetleri eleyin. (Tabi ki atmayın ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz kişilerle paylaşın.)
4- Listesiz alışverişe kesinlikle çıkmayın.
5-Az alın ama kaliteli alın. 
6-Sizde fazla olan şeyleri başkasına hediye ederek yeni ve ihtiyacınız olan şeylere yer açın.
7-Kullanmadığınız sosyal medya hesaplarını kapatın. İletişimde olmadığınız ve sizin için önemli olmayan insanları silin. 
8-Üzerinize fazla sorumluluk alarak taşıyamayacağınız yükler edinmeyin.
9- Toplumun sizden beklediği idealler (artık evlen, çocuk yap, kariyerini geliştir) uğruna anı yaşamaktan vazgeçmeyin. 
10- Dilinizdeki şikayet sözcüklerini azaltın.
11- Zamanınızı nasıl harcadığınıza dikkat edin. Boş yere vakit harcamayın.
12-Aynı anda birçok iş yaparak kendinizi yaptığınız işten keyif almaktan mahrum bırakmayın.
13-Sahip olduğunuz her şey için minnettar olun.
 

Yayın Tarihi : 16.06.2016 : 10:35

Etiketler : haber    haberler    minimalizm    yeni yaşam akımı    sade    sade yaşam    Yasemin Talaz Bayraktaroğlu    kanalben    ben tv    ben haber    aysel kayardı       


Yorumlar

9264




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN