Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''Genel Başkan Değişimi MHP’yi Uçurmaz''

''Genel Başkan Değişimi MHP’yi Uçurmaz''
Prof. Dr. Tanju Tosun, MHP’deki olağanüstü kurultay sürecini yorumladı. Tosun, ''Yaşanacak bir lider değişimiyle, MHP’ye oy vermeyen liberal milliyetçi seçmenin MHP’ye dönebileceğini düşünüyorum. Ama bu demek değildir ki; MHP’de bir genel başkan değişimi MHP’yi uçurur… Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırı'' dedi.

 

GAMZE KURT / BEN HABER
 
Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanju Tosun, siyasi gündemi Ben HABER’e değerlendirdi. 
 
Artık Türkiye’nin İzmirli bir başbakanı var. Bununla ilgili ne söylersiniz?
 
Sayın Yıldırım ilk kez Başbakanlık koltuğuna oturuyor. Fakat İzmir milletvekilliği yaptığı için zaten İzmir politikasında yerleşik bir konumu var. Ama İzmirli bir başbakan olması en azından psikolojik anlamda bir değer ifade ediyor. Tabii bunun da ötesinde İzmir için bugüne kadar yapılandan daha fazla ne yapılabilir, onun üzerinden bakmak lazım meseleye. Eğer hamle yapılıp yeni projeler devreye sokulursa ya da var olan projeler daha hızlandırılırsa İzmirli Başbakan olmasının İzmir’e en büyük katkısı o olacaktır. 
 
İzmirlilerin beklentisi artık çok yüksek…
 
Yerel iktidarla, yani Sayın Kocaoğlu ile olan ilişkileri tamamen fair-play kurallarıyla ve siyaset üstü. Bu ilişkinin İzmir için kazanım olacağını düşünüyorum. Her zaman için bir kentten bir başbakan çıkması, o başbakanın Ankara’daki iktidardan İzmir adına bir adım daha fazla yararlanmasına imkan sağlıyor. 
 
“İCRAATÇILIKLA İŞ BİTİRİCİLİK ARASINDA İNCE BİR SINIR VAR”
 
Davutoğlu İzmir’e ilk geldiğinde “Başbakanlık Ofisi” müjdesi vermişti. Yıldırım da Karşıyaka’yı Konak’la bağlayacağını söyledi. Siz iki başbakan arasındaki farkı nasıl yorumlarsınız?
 
Sayın Davutoğlu’nun akademisyen kimliği, özellikle uluslar arası ilişkiler alanında çalışıyor olması, meseleye daha makro siyaset çerçevesinden bakmasına yol açmıştı. Oysa ki Sayın Yıldırım gemi inşaat mühendisi. Türkiye’de icraat ile anılan bakan ya da başbakanların mesleki formasyonlarına bakıldığında ağırlıklı olarak mühendis kökenli olduklarını görüyoruz. Türkiye siyasetinde özellikle sağda siyaset yapmış isimlerin çoğu mühendis formasyonlu. O yüzden mühendis zihni biraz daha pragmatik bakıyor. Doğrudan doğruya “nasıl” sorusuna yanıt aramak değil de “neden ve sonuç” ilişkisi üzerine yoğunlaşmalarına neden oluyor. Bu formasyon doğaldır ki daha icraatçı bir yöne kaymalarına neden oluyor siyasi aktörlerin. Burada icraatçılıkla iş bitiricilik arasında çok ince bir sınır var. 
 
“YILDIRIM UMARIM İZMİR’E ÖNEM VERİR”
 
2 genel başkan da İzmir’den. İzmir son dönemde eskiden olduğu gibi siyasetin başkenti olma yolunda… Siz neler düşünüyorsunuz?
 
İzmir’in eski parlak günlerine geri dönüp dönmeyeceğini anlamak için biraz sürece bakmak lazım. Salt İzmirli olmak psikolojik olarak olumlu bir havanın doğmasına katkı koyabilir ama önemli olan İzmir’e somut olarak ne katacaklar. Bu durum çok da kıymetli değil. Önemli olan sonuca odaklı olmak. Umuyorum ki Sayın Başbakan da makro siyasetin içinde boğulmadan İzmir’e özel bir önem verir. Şimdiye kadar atılan adımlar iyimser olmamıza yol açıyor ama görev ve misyon henüz tamamlanmadı. 
 
Peki siz bir İzmirli olarak hükümetten ne bekliyorsunuz?
 
İzmir sosyolojik ve politik olarak bakıldığında Türkiye’nin batılı liberal değerlerine açık bir kent. Hoşgörü ve birlikte yaşama kültürü egemen. Ama bu kültür, bir kentin batılı anlamda yaşanabilir bir kent olması için yeteli midir? Tabii ki yeterli değil. Ben bir yurttaş olarak, İzmir’deki bu hızlı kentleşmenin, beraberinde altyapı sorunlarını getireceğini düşünüyorum. Altyapıya yönelik yatırımların acilen devreye sokulması gerekiyor. Başta ulaşım olmak üzere. Bu tabii tek başına yerel yönetimlerin yapabileceği bir iş değil, bu anlamda Ulaştırma Bakanlığı formasyonuyla da gelen Başbakan’ın İzmir için bir ulaştırma vizyonerliğine soyunması gerekir. Aksi takdirde İzmir’in bu hızlı kentleşmesi şehri boğabilir. 
 
Sizce AK Parti’nin bu hamleleri 2019 yatırımı mı?
 
Ben öyle düşünmüyorum. Türkiye’de siyasi aktörler ile seçmenler arasında kurulan ilişki kazanmaya odaklı olsa da onun ötesinde birtakım toplumsal ittifaklar oluşturmasına da hizmet eder. Yani bir kente ne kadar yatırım yaparsanız o kentte yeni sermaye olabilir ya da yerleşik sermayenin güçlenmesine katkı yapabilir. O yüzden AK Parti’nin yapmış olduğu yatırımlar seçim kazanma odaklı olmaktan çok, yeni toplumsal kesimlerle şimdiye kadar mesafeli olan ilişkilerini güçlendirmeye yönelik.
 
CHP’yi nasıl görüyorsunuz?
 
Şu anda CHP içinde tam bir Kılıçdaroğlu damgası var. Son kurultayda genel başkan seçilmesiyle birlikte örgütü dizayn eden bir Kılıçdaroğlu var. Dolayısıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun parti içinde liderliğine yönelik çok ciddi bir meşruiyet problemi yok. Tabii ki dokunulmalıklarla ilgili süreçte birtakım aykırı sesler çıktı CHP’de ama son tahlilde Kılıçdaroğlu’nun tartışılmaz bir liderliği var. Örgütü, merkezden taşraya kadar kontrol etmesi nedeniyle. Ama parti içinde iktidar olan Kılıçdaroğlu’nun meselesi örgüt meselesi değil iktidar olma meselesi. Şu anda CHP, 7 Haziran, 1 Kasım sürecinde yakalamış olduğu ivmeden uzak görünüyor. CHP’nin mutlaka AK Parti karşısında kendi sosyolojik tabanını güçlendirebilmek için yeni şeyler söylemesi gerekiyor. Aksi takdirde bugünkü durumundan daha iyi bir yere gelmesi kolay görünmüyor. 
 
“KILIÇDAROĞLU, KLASİK DEĞİL DÖNÜŞTÜRÜCÜ OLMALI”
 
Erdoğan her zaman olduğu gibi yine Türkiye’nin siyasi gündemini belirliyor. Muhalefet ise sadece Erdoğan’ın gündemini takip etmekle yetiniyor. Muhalefet kendi gündemini yaratamıyor mu?
 
Sayın Kılıçdaroğlu’nun kesinlikle klasik bir liderden, dönüştürücü bir lidere evrimleşmesi gerekiyor. Takip eden değil, takip edilen lider olmalı. Dolayısıyla, söylemiyle, üretmiş olduğu politika ve projelerin de, muhaliflerin izlediği bir yapıya dönüşmesi gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun 1 Kasım’dan bugüne kadar olan performansında şunu gözlemliyoruz; CHP ve Kılıçdaroğlu anti tez üretmekle meşgul. Sayın Erdoğan bir şeyle söylüyor, Kılıçdaroğlu ise onun anti tezini üretme derdinde. Böyle bir ana muhalefet partisi de seçmen gözünde “karşıyız, karşı” şeklinde algılanıyor. Kılıçdaroğlu’nu da çok eleştirmemek gerekiyor. Çünkü kendisi siyasetin içinden gelen bir aktör değil. Yaklaşık 5-6 yıldır Türkiye siyasetini okuyup anlamaya çalışıyor. Ama Sayın Kılıçdaroğlu için de vaktin daraldığını söylemek gerekir. 
 
“BAHÇELİ, PARTİYİ MODERNLEŞTİRDİ”
 
MHP’de Herkes Olağanüstü Kongreyi Bekliyor. Süreç sizce nasıl gidiyor?
 
Bahçeli aslında Türkeş’in vefatından sonra MHP’yi ciddi anlamda iktidar alternatifliğine soyunan bir parti statüsüne kavuşturdu. Partiyi modernleştirdi. MHP’yi taşranın o dar siyasi kulvarından çıkarıp Türkiye partisine dönüştürdü. Ama Sayın Bahçeli onun ötesine geçemedi. Tıpkı CHP gibi, Türkiye’nin sorunlarına alternatif ve toplumun beğenisini kazanacak birtakım projeleri oluşturma konusunda sıkıntı yaşadı. Son birkaç seçimdir kendinden beklenen performansın altında kalması nedeniyle partide bir liderlik tartışması yaşandı. Sayın Akşener ve diğer rakip isimleri veri aldığımızda toplumda farklı bir algı var. Yaşanacak bir lider değişimiyle, MHP’ye oy vermeyen liberal milliyetçi seçmenin MHP’ye dönebileceğini düşünüyorum. Ama bu demek değildir ki; MHP’de bir genel başkan değişimi MHP’yi uçurur… Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırı. 
 
“10-15’LİK KAZANIM ÖYLE KOLAY DEĞİL”
 
Son yapılan anketlerde Akşener’li MHP’nin dengeleri oldukça değiştireceği görülüyor…
 
Ben CHP seçmeninden MHP’ye çok fazla bir yönelim olacağını düşünmüyorum. AK Parti’den oy kayabilir. Kanımca bir genel başkan değişimiyle radikal bir biçimde 10-15’lik bir oy kazanımının gerçekleşmesi öyle kolay değil. 
 
BAŞKANLIK SİSTEMİ
 
Peki Başkanlık Sistemi’ne bakışınız nasıl?
 
Hiçbir hükümet sistemine dair negatif ya da pozitif önyargılarla yaklaşmak doğru değil. Bazı ülkelerde Başkanlık Sistemi başarılı bir biçimde işler, bazılarında da başarısız işler. Türk tipi Başkanlık Sistemi’nde AK Parti’nin anayasa değişikliği önerisinden izlediğim kadarıyla devlet başkanına parlamentoyu fesih yetkisinin verilmesi konuşuluyor. Hiçbir Başkanlık Sistemi’nde yoktur ki devlet başkanı parlamentoyu feshetsin. Türk tipi Başkanlık Sistemi’nde ayrıca devlet başkanının cezai bir yaptırıma uğrayabilmesi, yine AK Parti’nin anayasa değişikliği önerilerinden izlediğim kadarıyla son derece zor. Bu ciddi anlamda riskli. Burada önemli olan Yasama ve Yürütme ilişkileri. Yargı’yı nasıl tasarlayacaksınız? Burada Türkiye’nin hükümet sisteminde amaç daha etkin bir Yürütme inşa etmekse şu anda mevcut parlamenter sistemimiz 90 yıllık geçmişimizle karşılaştırıldığında en etkin Yürütme sistemi. Bu kadar etkin bir yürütme varken, Başkanlık Sistemi tartışmaları neden yapılıyor? Bunun cevabının net olarak verilmesi gerekiyor.  
 

Yayın Tarihi : 15.06.2016 : 11:15

Etiketler : haber    haberler    tanju tosun    ege üniversitesi    siyaset    röportaj    Genel Başkan Değişimi MHPyi Uçurmaz    gamze kurt    ben haber    ben tv    kanalben       


Yorumlar

4460




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN