Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''İzmir'de Müslüman Kalan, Her Yerde Müslüman Kalır''

''İzmir'de Müslüman Kalan, Her Yerde Müslüman Kalır''
11 ayın sultanı Ramazan geldi. Bu kutsal ayla İzmir'in ilişkisi ne düzeyde? Nereye gitmeli, neyi araştırmalı? Hepsinin cevabı bu satırlarda...

 

BURAK CİLASUN / BEN HABER

Ramazan boyunca din konuşulacak, orucu neyin bozup bozmadığı tartışılacak. Peki ya bu klasik soruların dışında merak edilen hiçbir şey yok mu? İslam yalnızca 'Şöyle yaparsam orucum bozulur mu?' sorusu üstünden mi konuşulacak? Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Veli Öztürk'e sorulmayanları sorduk, Veli Hoca da çarpıcı cevaplarını Ben HABER okuyucuları için verdi. İşte birçok cümlesinde derin anlamlar barındıran o röportaj...

Ramazan ve İzmir'i yan yana koyunca ne görüyorsunuz?
 
Şüphesiz ki, edebiyat tarihimize baktığımızda Yahya Kemal'i “Aziz İstanbul'unun Ramazan manzaralarını göremeyiz İzmir'de ama kentimiz son 100 yılda büyük oranda Türkleşmiş, Müslümanlaşmış bir kenttir. Kentlerin ruhları vardır. Son 35 yıldır Ramazan'ı hep İzmir'de geçiriyorum. Anadolu'da ne hissediyorsam, İzmir'de de hissediyorum. Yine de bazı semtler, İzmir gibi gösterip, Ramazan'a aykırı bir tablo İzmir'in genel resmi diye adlandırılırsa, bunun yanlış olacağını düşünüyorum.
 
İzmirliler, Ramazan'da nereye gitmeli?
 
İzmir'in önemli tarihi dokuları vardır. İzmir'in Türkleşmesinde önemli rolü olan Emir Sultan'ı, Ramazan'da ziyaret etmekte fayda var. Seferihisar, Urla çevresinde o kadar çok Türk-İslam eseri var ki... Biraz araştırılırsa köylerde Mevlevi mezarlarına benzer mezarlar bile var. Gerçi sonradan badana yapıp sanat değerini kaybettirmişler...
 
“Neyzen Tevfik adam gibi adamlardandır”
 
 
İzmir Mevlevihanesi de burada trajik bir akıbete uğradı öyle değil mi?
 
Tabii, bakın Sabetay Sevi'nin eviyle aşağı yukarı aynı yerde Neyzen Tevfik'in ilk neyini üflediği İzmir Mevlevihanesi, cumhuriyetin ilk yıllarında sıkıntılarla karşılaştı. Ben ona vakıf talanı diyorum. Neyzen Tevfik bizim için önemli bir hatırattır. Mustafa Kemal ile ilişkileri açısından da, Mehmet Akif ile ilişkileri açısından da böyledir. Riyasız ve gösterişsizdir. Bu ayın ruhuna en uygun, adam gibi adamlardandır. Onun ney üflediği yer, bugün gündemde olmalıydı. Bunlar bizim zenginliklerimizdir. Önemli olan din-dindarlık, din-kültür ilişkilerini kurabilmektir. Bunlar kurulduğu zaman dinciliğin gücü de azalacaktır. Neyzeni anlatamazsak, sanatın içinde dinin yerini, estetiğin içinde İslam'ın yerini yeni kuşaklara aktaramazsak, iki uçta kuşaklar olacaktır.
 
Hat, ebru, çini gibi Türk-İslam sanatı ürünlerine ilgi arttı. Nasıl görüyorsunuz?
 
Mezarlıkbaşı gibi İzmir'in 100 yıl önceki bazı semtlerini düşündüğümüzde bu sanatlara ilişkin çok önemli çalışmalar yapıldı. Sonrasında kaybolurken, şimdi yeniden çeşitli çalışmalar yapıldı. Ne yazık ki bu ürünlere bir dönem küçümseyici baktık. Dinin belki doğrudan estetiğe ihtiyacı olmayabilir ama estetik her zaman Müslüman bireyin iç dünyasını rahatlatır. Ramazan, güzeli, anlamlılığı katmayı çağrıştırıyor. Bu sanatlar da bunlardan biridir.
 
Sizin, İzmir'de kendinizi en mutlu hissettiğiniz cami hangisi?
 
Bugün çevresi biraz sıkıntılı olsa da, Kadifekale'den Kemeraltı'na kadar tarihi camileri hep özel bulurum. Gençliğimizde orucumuzu bu camilerde açardık. Buralar benim için daha bir özeldir. İnsanın eşiyle dostuyla hem bir çay içip sohbet edebileceği, hem de namaz kılacağı güvenli yerlere ihtiyacı var İzmir'de.
 
 
O yerler sanki biraz Tire Ödemiş, Bayındır üçgeninde mi yer alıyor?
 
Kesinlikle evet. Beylikler döneminde Tire'de o kadar çok eser vardır ki... Tire küçük Manisa, Manisa'da küçük Bursa'dır. Nüfus çok fazla olmadığı için belli gelenekler de korundu orada. Kemeraltı ve çevresinin gece güvenliği yüksek olsa, buralar da o ihtiyacı karşılar.
 
“Grek isimli yerlerin ötesine geçilmeli”
 
Ramazan'da eksikliğini hissettiğiniz bir şey var mı İzmir'de?
 
İzmir Türkleşti, Müslümanlaştı. Bizler asimile etmemişiz. İzmir kültürüyle yaşayan bir şehir. Gönül ister ki, şehrin elitleri ve seçkinleri biraz daha değerlere sahip çıksın, biraz daha iftar keyfinin yaşandığı mekanlar ortaya çıksın. Homeros Bulvarı vs gibi Grek isimli yerler açmanın ötesine geçilmesi gerekiyor. 19. yy İzmir'inin, 20. yy başlarındaki İzmir'in kültür olarak biraz gerisindeyiz.
 
“Dokuz Eylül İlahiyat, dindarlığın en iyi yorumlandığı yerlerdendir”
 
 
İzmir'de ilahiyat 1966'dan beri var. Peki yeri nedir?
 
Kendini toplumun biraz önünde görenlerin dinle ilgili biraz daha sağlam düşünceleri olsaydı diyorum. Bunu şu yüzden söyledim. Dokuz Eylül İlahiyat, Türkiye'de dindarlığı en iyi yorumlayan yerlerden biridir. Din psikolojisinden, sosyolojiye ve psikolojiye kadar çok şey vardır burada. Bir de İzmir'in bir staj alanı olduğunu düşünürsek, burada eğitim gören insan çok şey öğrenir. Bu fakülde İzmir ile ilgili klasik demode ifadelerin yanlışlığını ortaya koyabilecek kalitededir. Din mutlak anlamda yaşanmaz. Kültür ekseninde yumuşatılır. Örneğin Arap dilinin deyimlerini bilmeden bazı ayetleri anlamada zorlanırız. O halde Türkler olarak bizler de binlerce yıllık tarihimizle İslam'ı algılıyoruz. Türkiye, yüksek tarih şuuru olan insanlarla yükselebilir. Yüksek bir tarih şuuru ile Ramazan ve İzmir İlahiyat Fakültesi arasında bir bağ kurmak mümkündür.
 
'İzmir bir laboratuardır'
 
İzmir, ilahiyatta bir ekol müdür?
 
İslam, yok etmeden ziyade dönüştüren bir din. İzmir'de de elbette dönüşümler oldu. İzmir Müslümanlığı, İstanbul Müslümanlığı ve Mısır Müslümanlığı önemlidir. Kur'an Mısır'da okundu, İstanbul'da yazıldı, İzmir'de de farklılıklar içinde yaşandı derim. İzmir'de Anadolu'nun da kozmopolitliğin de, kendine has kültürünün de getirdiği İslamiyet renklerini barındırıyor. Onun için İzmir'de Müslüman kalan, dünyanın her yerinde Müslüman kalır. Çünkü bu şehir kültürel açıdan bir zenginliktir. Bu şehirde Müslüman kalmayı öğrendiğinizde her yerde de Müslüman kalırsınız. Bazıları pejoratif bir şekilde 'Gavur İzmir' der ben bu kavramı, bu sözü hiç sevmiyorum. İzmir, çok şey öğreneceğimiz bir laboratuvardır.  
 
'İslam Dünyası, aklını kaybetti'
 
 
Müslümanlar belki bunca badireyle kara bir Ramazan geçiriyor. Ne düşünüyorsunuz?
 
Ne yazık ki, İslam dünyası son 2 asırdır aklını kaybetti. Bu ay sadece bir oruç ayı değil, Kur'an-ı Kerim'in indiği bir aydır. Kur'an tefekkür etmeyi, tezekkür etmeyi gösterir, Allah-İnsan-Evren ilişkisi çizer. Büyük Türk Düşünürü İmam Maturidi'ye göre din, Allah için değil insan içindir. İnsan olmaksızın dünyayı anlamlandırmak mümkün değildir. İslam dünyası insanı ve evreni ihmal etmeye başladı. Batı bir zaman en çok aklımızdan korkar ama aynı zamanda aklımızı severdi. Şimdi İslam dünyası aklını kaybetti.
 

Yayın Tarihi : 13.06.2016 : 16:54

Etiketler : haber    haberler    veli öztürk    dokuz eylül    ilahiyat fakültesi    röportaj    İzmir\'de Müslüman Kalan    Her Yerde Müslüman Kalır    ben tv    ben haber    kanalben       


Yorumlar

4116




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN