Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Dünyanın En Duygusal ve Asil Hayvanı: AT

Dünyanın En Duygusal ve Asil Hayvanı: AT
Atlar hakkında herkesin söyleyecek birkaç sözü vardır. Örneğin, eskiden ulaşım aracı olarak kullanılması, at biniciliğinin ata sporumuz sayılması gibi. ''At, avrat, silah'' üçlemesini hala bildiğimiz günümüzde, tarihimiz için önemli yeri vardır atların ama bu kadarla sınırlı değilmiş meğer. Röportajı okuyunca siz de ''At deyip geçmemek lazımmış'' diyeceksiniz...

 

RANA SİNEM AYTAŞ / BEN HABER

Hayatının 30 yılını atlar ile birlikte geçirmiş, B.Equine Binicilik Tesisleri'nde antrenörlük yapan Derya Erbudak'a merak ettiklerimizi sorduk. İzmir'e Begüm Yaraş tarafından kazandırılan tesisi hem gezdik, hem bilgi aldık, hem de Erbudak'tan atlar hakkında bilinmeyenleri öğrendik.

Atlar hayatınıza nasıl girdi?
 
Atlarla çok erken yaşta tanıştım. 4,5 yaşımdan beri spor yapıyorum. Babam eski bir sporcu ve bende kilo alamayan bir çocuk olduğum için sağlıklı kilo alabilmem adına beni spora teşvik etti. Başka spor dallarıyla da uğraştım ama atlar hep hayatımdaydı. Bunu da babaanneme borçluyum. Babaannem uzun yıllar atçılık yapmış ancak bu atçılık profesyonel sporcu anlamında değil. Köyde varlıklı bir ailenin kızı olduğu için birçok atı barındırmış, yetiştirmiş, eğitmiş. Dedem de atların veterinerliğini ve nalbantlığını yapmış. Yıllarca böyle yaşamışlar. 
 
Ata binmek bir spor mudur?
 
Evet, kesinlikle bir spordur, hem de çok faydalı bir spordur. Hem zinde tutar hem disipline eder, tıpkı diğer sporlar gibi. Ama at biniciliğinde ruhun ön plana çıkması bir artıdır. Bunun nedeni de atların yaydığı pozitif enerjidir. Atın elektriği, pozitif yönü o kadar yüksektir ki bunu hissetmek için üzerine çıkmanız bile gerekmiyor. Dış kapıdan girdiğiniz anda bu pozitif enerjiyi hissedersiniz, hormonlarınız hemen harekete geçmeye başlar. Yani at sinerji yoluyla sizden negatif enerjiyi alır, pozitif enerjisini size yükler.
 
 
Binicilik antrenörlüğüne ne zaman başladınız?
 
Antrenörlüğe Ankara'da başladım. Binbaşı Sinan Özbek de benim antrenörümdü. Bu alanda önümü açan ve öğreten odur. Yaklaşık 15 yıldır bu işi yapıyorum. Başlangıcım Tolga Hocam ve Sinan Binbaşımla oldu, ardından kendimi geliştirmek için Avrupa'ya gittim. Birkaç yıl orada kaldım ve derinlemesine çalıştım. Evet bu benim mesleğim ama hala çalışıyorum. Atçılıkta öğrendim bitti en iyi şekilde yaparım deme şansınız yok. Çünkü insanlar nasıl nesil farklılığı gösteriyorsa aynısı atlarda da var. Tıpkı 1980 yılında 6 yaşındaki bir çocuğun günümüzde 6 yaşındaki bir çocukla farklılık göstermesi gibi atların da fiziksel yapıları değişiyor, ruhsal yapıları değişiyor. Bunun en temel sebebi de günümüzde eskisi gibi yaşayacak doğal ortamlarının olmaması. Biz onlara B-Equine'da bu doğallığı yaşatmaya çabalıyoruz.
 
Atlar burada doğal ortamlarında gibi hissedebiliyorlar mı peki?
 
Begüm Hanım'la tanıştığım için çok mutluyum her şeyden önce. Yaptığı kulüpte atlar için her şeyi düşünmüş. Buradaki atların hepsi doğal yaşamlarını yapay da olsa bir şekilde görebiliyorlar. At burada çalışmaya çıktığı zaman doğal ortamında gibi hissedebiliyor. Birçok kulüpte bu önemsemez ve yapmazlar. Begüm Yaraş bu konuda çok hassas. Arazimiz olmadığı için havuz yaptı mesela. Bir şekilde arazi çalışmasını görecek ve hayvanın fiziki bir çalışması olacak. Arazi çalışması mı yok “walker” dediğimiz “adeta makinesi”. Atların rahat çalışabileceği iki tane manej var. Hem profesyoneller için açık saha, hem acemiler için kapalı sahamız var. Kapalı saha hem acemi atlar için hem de acemi biniciler için kullanılır. Ne zaman atlar ve binicileri acemilikten çıkar, sağlam ve güvenli olduklarını görürüz o zaman açık maneje geçerler. Yine Begüm Hanım'ın düşündüğü tesisimizde olan bir avantaj da ahırlarımızın bir kısmının padogları olması. Atların kapılarını açtığınız zaman hem ahırından çıkıp yemeğini yiyebiliyor hem de hava alıyor. Ben padoglara balkon diyorum. Nasıl ki biz insanlar da bunalınca “bir hava alayım” deyip balkona çıkarız onlar içinde böyle bir avantaj var. Bunların yanında, atlar için solaryumumuz, özel prosol kumumuz ve geri kalan her şey atların fiziksel ve ruhsal sağlığını düşünerek yapılmıştır.
 
Atlar duygusal hayvanlar mı?
 
Kesinlikle çok duygusal hayvanlar. Duygusal olmasalar zaten bizimle birlikte yaşayamazlar. Herkesin onları tanımlama şekli farklıdır çünkü hissettiğiniz gibi konuşursunuz. Ben onlara “aptal aşık” diyorum. Çünkü aşkı çok yoğun yaşarlar. At, duygusallığını size aşık olarak gösterir, aşkı sizinle yaşar, sizi kıskanır. Begüm Hanım'la genç atı Enzo'da bunu çok net görebiliriz mesela. Enzo onu çok kıskanır. Begüm başka atlara şöyle bir baktığı zaman ahırı dağıtır. Begüm dönüp ona “efendim canım” diyene kadar ya kapı kırılır, ya suluk. Bu tamamen aralarında oluşan bağdan kaynaklanıyor.  
 
 
Bir atı tanımak karakteristik özelliklerini anlamak ne kadar zaman alır?
 
Atların her biri birbirinden farklıdır, parmak izi gibi. Hepsinin karakteristik özellikleri farklıdır. Onları iyi tanımak ve özelliklerini tanımlayabilmek önemli ama bunun için şu kadar süre yeterli gibi bir şey söylemem mümkün değil. Bu tamamen at ile kurduğunuz iletişime bağlı. Örneğin çok yakın bir arkadaşınız var çok iyi anlaştığınız için her şeyi birlikte yapıyorsunuz ama diğer arkadaşlarınızla o kadar uyumlu değilsiniz. Atlar da böyledir. Tamamen aranızdaki ruhsal bağa ve birbirinize verdiğiniz enerjiye bağlı. Öyle bir sinerji oluyor ki aranızda her duygusunu ve ne anlatmak istediğini anlayabiliyorsunuz. Bu tabii ki zamanla olabilecek bir şey ve klişe olacak ama gerçekten anlatılmaz yaşanır. 
 
Atlar ile ilgili sizi en şaşırtan olay nedir?
 
Yıllar önce başıma gelen bir olayı anlatayım, beni gerçekten etkilemişti. Çok uzun süre çalıştırdığım bir atın rahatsızlık sebebiyle ötenazi olması gerekiyordu ya da acı çekerek ölecekti. Sahibiyle birlikte ötenazi olmasına karar verdik ve veterinere gittik. Ben ötenazi yapılırken yanında olmak istedim. Biz tabi at ile sahibinden daha çok bir arada olduğumuz için arkadaşlık, aşk, her şeyi barındıran çok güçlü bir bağ vardı aramızda. İlk ötenazi iğnesi yapıldığında kendini bırakmadı, iğne ikinci kez yapıldı ve yine kendini bırakmadı. Veteriner bana dönüp “siz uzaklaşın buradan” dedi ve istemeye istemeye “tamam” dedim. Tam çıktım ahır kapısından girerken atın düşme sesini duydum. Görmemi istemediği için, gittiğimden emin olana kadar kendisini bırakmamış. 
 
At biniciliği için bireylerde olması gereken belli başlı özellikler var mı, yoksa her isteyen ata binebilir mi?
 
Herkes ata binebilir, her birey ata binmeyi öğrenebilir. Teknik bilgileri öğrenmek zor değil, herkese öğretebilirsiniz ama teknik bilginin yanında olmazsa olmaz bir şey vardır ki, o da ruhsal dengenin uyuşmasıdır. Binicinin ve atın birbirini hissetmesi gerekiyor. Eğer bu iki canlı birbirini hissedemiyorsa o zaman bu durum binici için tehlike oluşturur. Ata hakimiyet kurmakta zorlanır, dengesini kaybeder. O yüzden binicilerde olması gereken en önemli özellik, atları hislerini kullanarak benimseyebilmeleri.
 
 
At biniciliğine başlamak için bir yaş sınırı var mı?
 
Bir sınır yok aslında. 6 yaşından itibaren herkes ders almaya başlayabilir. 80 yaşında bir öğrenciyle çalışmıştım mesela. 94 yaşında bir antrenörümüz var hala biner atına. Bu tamamen fiziksel özelliklerin elvermesiyle ilgili. 
 
Bu tesisin amacı nedir? Buradan nasıl biniciler çıkacak?
 
Biz burada aile gibiyiz her şeyden önce. Öğrencilerimizi buraya alırken, okul hayatları, arkadaşlarıyla ilişkileri, aile içindeki tutum ve davranışları, kendilerine olan saygıları, bunların hepsini değerlendiriyoruz. Bir sporcu buraya geldiği zaman beslenmesini, sosyal ilişkilerini, okuldaki başarı durumunu ve disiplinini en iyi noktada tutmak zorunda. Bunu yaparken de zorlanmıyorlar çünkü bunu onlara at yaptırıyor. Atlarla çalışmaya başladıkları zaman sürekli pozitif oldukları için, bu tüm hayatlarına yansıyor. Atlarla doğru iletişimi kurabilen insanlar herkesle iletişim kurabilir ve hayatını planlamayı öğrenebilir. Biz burada çocuklara at ile ilgili her şeyi öğreteceğiz. Beslenmesinden ilk yardımına kadar. Sonra lisans sınavlarına geçilecek. Pony yarışları düzenlemek istiyoruz. Türkiye'nin her yerinden gelecek çocuklara burada kendilerini gösterme şansı sunmak istiyoruz. Bu hemen yarın olmayacak tabii ki ama uzun vadede diğer binicilik kulüpleriyle de birbirimize destek vererek Türkiye'de pony biniciliğini geliştirmek istiyoruz.

Yayın Tarihi : 24.05.2016 : 10:21

Etiketler : haber    haberler    at    binicilik    eğitim    derya erbudak    b.equine    izmir    begüm yaraş    ben haber    ben tv    kanalben    röportaj       


Yorumlar

6941




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN