Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''En Önemli Cinsel Organ Beyindir''

''En Önemli Cinsel Organ Beyindir''
Psikolog Burcu Atatürk, ''En önemli cinsel organ beyindir'' diyor ve ekliyor: Üreme, soyun devamı için gerekli ve fiziksel bir olgudur ancak cinsellik tam anlamıyla zihinsel bir yaşantıdır.

 

ÇİĞDEM ÖZEN ALPASLAN / BEN HABER

Her alanda yaşayıp gördüğümüz kuşaklar arası fark peki cinsellik olgusunda ne durumda? Dünyanın globalleştiği ve artık bilgiye eskisinden daha kolay ulaşıldığı bir dönemde yaşıyoruz ama bu iyi mi kötü mü? Taciz ve tecavüz haberlerinin maalesef bir türlü bitmediği şu dönemde konuyu uzmanından dinlemekte fayda var dedik ve Psikolog Burcu Atatür'den bilgi aldık. Atatür ile “Seks hala tabu olarak mı görülüyor yoksa çağdaş eğitimde normalleştirilerek sağlıklı bilgilendirilmeyle daha bilinçli bireyler mi yetiştiriliyor?” sorusuna cevap aradık. 

 
Size göre seks ülkemizde hala bir tabu olarak görülüyor mu?
 
Toplumumuzdaki cinsellik algısı maalesef gün geçtikçe daha kötü bir yöne evriliyor. Biz cinsel terapistler olarak on sene öncesinde, cinsel eğitimin çok yetersiz olduğunu ve dolayısıyla bunun çeşitli sapkınlıklara yol açacağını anlatmaya çalışırken bugün geldiğimiz noktada benim bakış açıma göre cinsel eğitimde çok daha geriye gittik. Dünyanın globalleştiğini ve artık bilgiye eskisinden daha kolay ulaşıldığını zannedebiliriz ama cinsellik konusunda durum bu genellemenin dışında kalıyor. Çünkü nasıl ki insan hastalıklara karşı dayanıklı olsun diye aşılanmaya bebekken başlanıyorsa; cinsel eğitim de, kişi kendi başına bilgisayar ve internet kullanıp da bilgiye erişebilme yaşına gelene kadar, çocuğun zihinsel ve ruhsal gelişim dönemine uygun bilgi ve dozda verilmezse, bazı algılar bilinçaltına çoktan yerleşmiş oluyor ve sağlıklı bir temel için de geç kalınmış oluyor.
 
 
Taciz haberleri, tecavüz haberleri bitmek bilmiyor. Bunu kültürel fark olarak değerlendirmek yanlış mı? Bunun temel sebebi nedir ve nasıl tedavi edilecek?
 
Taciz ve tecavüz haberlerinin sona erebilmesi için köklü bir yeniden yapılanma sürecine girilmesi gerekir. Aile yapılanmasının ele alınması, kadın-erkek rollerinin daha eşitlikçi ve sağlıklı oluşturulması adına sosyal çalışmaların yapılması, başta eğitim ve ekonominin işler hale getirilmesi, kişinin kendini ve duygularını tanıyıp yüzleşebilmesi için de, kendini ifade, öfke kontrolü ve iletişim becerisi öğretilmesi, okullara sadece çocuklara değil, ailelere de yönelik mecburi kurslar koyulması, toplum dört bir yandan bilinçlendirilirken, ekonomik koşullarında da bir ferahlamaya yol açacak reformların uygulanması gerekir. Taciz ve tecavüz bugün halen dünya çapında bir problemdir dolayısıyla bunu sadece bir takım inanç ve kültür sistemlerinin bir meselesi gibi algılamak son derece yanlış olur. Cinsellik doğal bir süreçtir. Bundan hiç bahsetmemek, bunu ayıp, yasak, günah olarak etiketlemek, doğal içgüdülerin bastırılmasına ve daha sonra öngöremeyeceğimiz bir yerden kontrolsüz olarak dışa vurulmasına yol açar. Şiddet olarak da dışa vurabilir, edebiyat olarak da. Ama hangisine ne zaman dönüşeceğini kestiremeyeceğimiz için, başta bastırma ve yok sayma eğilimlerimizle mücadele etmeliyiz. Bu konuyu küçük yaşlardan itibaren, çocukların anlayabileceği dil, materyal ve yöntemlerle öğretmeye başlarsak ne sanıldığı gibi çocuklar küçük yaşta cinsel ilişki deneyimlemeye kalkacaklar ne de toplumsal ahlakta bir yozlaşma olacak. Zaten durumun tam ters yönde seyrettiğini bugün net olarak görebiliyoruz.
 
İnsanlar gündemi takip ederken mutlaka seks içerikli haberlere bakmadan da yapamıyorlar. En çok satan gazeteler, okunan haberler, tıklanan videolar genelde seks içerikli. Bu bir merak mı yoksa psikoloji bakımından bir tanımı var mı?
 
Hayatta neye aç veya hasretseniz onun tarafından cezbedilirsiniz. Seksin dünya çapında bir ticari gücü var. İçinde cinsel vaat bulunduran her ürün talep edilme oranını artırır. Çünkü cinsellik insanın temel konusudur. Varoluşu buna bağlıdır. Bugün henüz bilindiği kadarıyla hiçbir insan yoktur ki dünyaya bir kadın bedeninden gelmesin. Yakın gelecekte insan klonların ortalarda dolaştığına şahitlik edebilirsek cinsellik algısının da deri değiştireceğini görürüz. Ancak bugün toplumun çoğunluğunun bilinçaltını cinsellikle ilgili uygunsuz öğretiler oluşturmaktadır. Cinselliği yasaklamak veya engellemek pratikte mümkün olmamasına rağmen sürekli olarak bu yönde yaptırımlar uygulanmaya çalışılarak zaten doğaya aykırı bir çaba içerisine girilmiştir. Sorun cinselliğin fiziksel bir olgu olarak algılanmasındadır. Üreme, soyun devamı için gerekli ve fiziksel bir olgudur ancak cinsellik tam anlamıyla zihinsel bir yaşantıdır. En önemli cinsel organ beyindir. Gazetelerde görülen çıplak kadınların veya sokakta dekolte kıyafetler giyen kadınların olgun ve eğitimli bir beyin için cinsel çağrışımı yok denecek kadar azdır. Eğitim bu yüzden çok önemlidir. Cinsel eylem çağrıştıracak her nesneyi kapatıp poşete sokmak yerine cinselliğe olan algıyı kökten ve fikirsel manada değiştirebilmek dolayısıyla bastırmak zorunda kalınacak aykırı dürtülere de maruz kalmamak hedeflenmelidir.
 
 
Kuşaklar arasındaki farklar her alanda var. Cinsellik konusunda da yeni kuşak daha rahat diyebiliriz. Daha bilinçli hareket edebiliyorlar. Ama bu özgürlük sizce iyi mi kötü mü? Siz nasıl değerlendirirsiniz?
 
Ben yeni kuşağın ciddi kırılmalar yaşayacağını düşünüyorum. Bana göre kaygan bir zeminde hareket edip yönlerini bulmaya çalışıyorlar çünkü anne-babaları da onlar kadar kaybolmuş durumdalar. Bir taraftan çocuğuna her türlü maddi-manevi imkan sağlayıp, her şeyi tam olan bireyler yetiştirme çabasındaki süper anne-babalar var, diğer tarafta bugüne dek doyasıya yaşayamadığını ifade ettiği dini inancını, hayatının her alanında en abartılı şekilde yaşayıp göstermeye çalışan yeni dindar anne-babalar var. Her ikisinin de yansıması çocuklara oluyor ve çocuklar, yaşlarının doğal olarak getirdiği birleştirici güçle hep beraber ve kardeşçe büyüme çabası verirken onlara dayatılan tüm öğreti ve taleplere de direnip, kendi gerçekliklerini oluşturmaya çalışıyorlar. Yeni neslin zeka, algı ve yaratıcılık seviyesi bence üst düzeyde. Vicdani yönleri, doğaya ve yaşama olan saygıları da çok yüksek. Belki bugün yetişkinlerin içine boğulduğu kin ve öfke çamurunun doğal tepkisidir, bunu zaman gösterecek. Ama gençler, bilgiye her zamankinden daha çok saygı duyuyorlar. Hal böyle iken bir takım dogmalar ve köhnemiş yasaklarla pırıl pırıl zihinlerini köreltmek yerine, onları elimizden gelen en etkin şekilde ihtiyaç duydukları sağlıklı bilgilere, biz yetişkinler olarak ulaştırmak zorundayız.
 
 
Cinsel yaşamı sadece 'seks' olarak bakıp basite indirgememek gerekiyor. Toplum bilincimiz neden böyle? Bunun doğal bir süreç olduğu neden algılanamıyor.
 
Elbette cinsel yaşam kişinin maddi ve manevi varlığının bütününü kapsar. Cinselliği ‘seks’ olgusuna indirgemek kapitalist sistemin bir oyunudur. Eğer 'seks'e açılan kapının mutlaka sahip olmamız gereken nesneler olduğunu söylemezse malını nasıl satacak? Reklamlarda çocuk ve cinsellik ürün satışı için en çok kullanılan sembollerdir ve her ikisi de insanlığın zayıf karnıdır. Erkeklerin, arzuladıkları cinsel ilişkiye kolayca ulaşabilmelerinin yolu, traş köpüğünden, arabasına kadar, günlük hayatta kullandığı her ne var ise, dayatılan markaları edinmesinden geçer. Kadınların ihtiyaç duydukları beğeniye sahip olabilmeleri, hayal etmeleri gereken ideal eşe sahip olabilmeleri de tamamen ekonomik kriterlere bağlanmıştır. Bugün, kapitalist sistemin onaylamayacağı bir aşk ilişkisi yaşamamız bile mümkün değildir çünkü en özgür ve aykırı duygu olarak lanse edilen aşk bile tamamen bilinçaltımıza ekilen arzu nesnelerine bağımlıdır. Kimlere, neden aşık olduğuna bir göz gezdiren herkes, sistemin ona dayattığı kriterlerin dışına çıkamadığını görebilir. Dolayısıyla, bireyselleşmeden, kendimiz olmaya cesaret edemeden, sürü psikolojisinden kurtulmadan, kısaca kapitalist sisteme meydan okumadan özgür ve sağlıklı cinsellik yaşamamız çok mümkün olmaz.
 
Son olarak söylemek istediğimiz bir şey var mı?
 
Cinselliği ele almak, yakar top oynarken topun elinizde kalması gibidir. Ondan bir an evvel kurtulup, elinizdeki yükten, sorumluluktan kaçmaya çalışırsınız. Kime atacağınızı durup düşünerek seçmez, sadece ortada gözünüze ilk kim çarparsa ona fırlatırsınız. Cinsel şiddeti önlemek için o topu elimizde uzun uzun tutmak zorundayız. Kimseyi suçlamanın ve sorumluluklarımızı yok saymanın son tahlilde faydası olmayacaktır. Her ebeveyn, her öğretmen, her basın mensubu, devletin her memuru ve her birey, konunun ciddiyetini ve aciliyetini kabul ettiğinde, kitlelere ulaşıp toplumsal yeniden yapılanma için fırsat sağlanacaktır.
 

Yayın Tarihi : 26.04.2016 : 10:59

Etiketler : haber    haberler    seks haberleri    cinsellik    En Önemli Cinsel Organ Beyindir    röportaj    burcu atatür    çiğdem alpaslan    ben haber    ben tv    kanalben       


Yorumlar

3065




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN