Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''1960'tan Beri Futbolu Bilen Belediye Başkanı Yok''

''1960'tan Beri Futbolu Bilen Belediye Başkanı Yok''
İş dünyasının ve İzmir futbolunun tanınmış ismi Levent Ürkmez, yıllardır içinde tuttuklarını açığa çıkardı. Ürkmez, yıllarca yaşanan sürecin arka planında yaşadıklarını ilk kez anlattı.

 

BURAK CİLASUN / BEN HABER

İzmir'de futbol dendiğinde akla gelen ilk isimlerden olan ve senelerce Göztepe ile İZVAK başkanlıklarını yürüten BTM Yönetim Kurulu Başkanı Levent Ürkmez, uzun süren sessizliğini Ben HABER okuyucuları için bozdu. Ürkmez, İZVAK'tan Göztepe'ye kadar çarpıcı açıklamalarda bulundu.
 
İZVAK'ın kapanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Beklenen son gerçekleşti. İZVAK, misyonunu gerçekleştiremediği için kapandı. Başlarken İzmir kulüpleri olarak birliği sağlamak, asalak gibi yardım istemek yerine bir şeyler yapabilmek, kulüplere gelir kazandırabilmek için yola çıktık. Büyük heyecan duyuldu. Sanayiciler, siyasiler, spor adamlarından oluşan 175 civarında kurucu üyemiz oldu. Elde edilecek gelirleri başta altyapılar olmak üzere kulüplere harcamak için çalıştık. Prolejer götürdük, talepler sunduk ama hep oyalandık, hep oyalandık. Futbol tabiriyle hiç gol atamadık. Baktık böyle olmuyor,  Bucaspor ile işbirliği yaptık. Altyapı tesislerinin sahaları topraktı ve o tarihte 80 civarında öğrenci vardı. Suni çim saha yaptık ve 5 saha çıktı oradan. Bir anda öğrenci sayısı 1500'e çıktı. Gündüz onlar kullandı, geceleri de sahaları biz çalıştırdık. 10 yıllık bir anlaşma yapmıştık ve bitince o hakkımızı da devrettik. Seyit Mehmet Özkan'ın da Buca ile işbirliği yapmasının en büyük nedeni altyapıdır. Bunu sağlayan kim? İZVAK. Yine aynı şekilde Altınordu tesisleri için de çalıştık ve sonunda teslim ettik. Karşıyaka Stadı'nın önünde sahildeki boş alanı da istemiştik ama Büyükşehir vermedi.
 
“Bir tane futboldan anlayan başkan olmadı”
 
Siyasiler ile ilişkiler nasıl oldu?
 
Bakın İzmir'dee 1960 yılından beri bir tane futboldan anlayan, futbolu bilen, maça gelen belediye başkanı olmadı. Dolayısıyla hepsi kerhen yaklaştılar. Kulüpler hep yük olarak görüldü. 
 
Piriştina?
 
O içlerinden en iyisiydi. Ama yine de çok daha iyi işler yapılabilirdi. Biz İzmirliler hep dik başlıyız. Ankara ile hiç iç içe olamadık. Bu soğuk bakış nedeniyle hiçbir zaman iktidar ve şehir işbirliği olmadı. Bu hatayı hem kendimizde hem de iktidarlarda aramalıyız. İzmir bugüne kadar cezalandırıldı. Şu an bir futbol sahamız yok. Rezilliği düşünebiliyor musunuz? Kaç milletvekili yıllar içinde kaç maçı izledi? Şampiyonluk maçında fotoğraf çektirmeye gelip, hep tribüne oynadılar. 
 
İZVAK için bir öz eleştiriniz var mı?
 
Yok. Çok çalıştım ve mesai harcadım. Bakanlarla, federasyon başkanlarıyla, yerel yönetimlerle bir şeyler yapabilmek için çok fazla görüştüm. Bakın İZVAK adına Atatürk Stadı'nda bile yap işler devret önerdim. Biz yapacaktık her şeyi. Yine bize gelen cevap yazısında hayal kırıklığına uğradık.
 
Göztepe, amatöre düşünce arması neden İZVAK'tan çıkarıldı?
 
Bizim tüzüğümde ancak profesyonel kulüplerin yer alacağına yönelik bir madde var. Şayet takımlardan biri ya da birkaçı amatöre düşerse, İZVAK'taki işlevini yitirmiş olur. Bakın ben Göztepe'de başkanlıktan öte, en kritik dönemlerinde işin içinde olmuş biriyim. 1983'ten beri elimi değil, vücudumu taşın altına koymuş biriyim. Geçici bir süre olmak üzere kan kustum, kızılcık şerbeti içtim diyerek bunu yapmak zorunda kaldım. Ben mümkün olduğunca taraftarla diyalog kurmadım. Bunun iyi ya da kötü sonuçları elbette oldu. Çünkü hep menfaat grupları oldu. Bakın son Karşıyaka maçında da bu gruplar yine kavga etti.
 
İhale süreci nasıl oldu?
 
İş buraya gelmeden önce Uğur Bostancıoğlu'ndan biz kulübü almaya kalktık ama Mustafa Kocaoğlu bizi engelledi. Daha sonra iş bu boyuta gelince TMSF Başkanı Ali Ertürk ile 3-4 kez görüşmem oldu. Nevzat Güzelırmak ve Halil Kiraz ile İstanbul'a gidip geldik. İzmir'de kalabalık bir grup, kendisiyle birlikte yemek yedik. Fatih Dalan TMSF Başkanı Ertürk'e “Sayenizde Göztepe'yi kurtaracağız.” diyerek teşekkür etti. Ertürk de kendisine teşekkür edilmemesini söyleyip, hak eden kişi olarak beni gösterdi.
 
“En yüksek parayı ben koydum”
 
 
İhalede bir daire parası bile vermemekle suçlandınız
 
Platformda 80-85 kişiyi topladık. 182 bin 500 lira para topladık. Para dediğim de aslında söz. Eğer ihaleyi kazanırsak verme taahhüdü yani. 250 bin lira ben koydum. Benden sonra en büyük para 20 bin liraydı. 400 bin civarı bir rakam yarattık. Kocaoğlu'ndan destek istedim. O da 500 bin liraya kadar para taahhüdünde bulundu. Bunun şahidi de yine Fatih Dalan'dır. Bakın Göztepe'ye Hizmet Derneği'ni, Yalı Derneği'ni çağırdım ve oturup konuştuk. Bu arada 3-4 talibin olduğu konuşuluyor. Her derneğin rakamını belirleyip torbaya atmalarını istedim. 150 bin lira ile 450 bin lira civarı rakam konuşuldu. En yüksek parayı yine ben koydum ve teklifimizi hazırladık. Rakamları açtığımda şok geçirdim. Onlar Göztepe'yi sevselerdi en yüksek rakamı benim verdiğimi açıklarlardı. Ha ben de niye düşük kaldım? TMSF Başkanı, ihalede açık arttırmaya kalacağımızı söyledi. Ben de parayı ihaleye vereceğimize, ihale sonrası kulübe verelim diye düşük kaldım. Bir atımlık barutu ihaleye verirsek, kazanıp dönünce ne yapacağız? Neticede biz elendik. 
 
Banka hesabı açılmıştı. Oraya kaç para geldi?
 
3 bin lira geldi. Futbol o kadar nankör ki, platform başkanı ben olduğum için kötü olan ben oldum. Ben Göztepe'ye sağlığımı, paramı, mesaimi verdim ama ameliyattan çıkıp geldiğim maçta küfür yedim.
 
“Altınbaş ilk benimle görüştü”
 
 
Altınbaş nasıl geldi kulübe?
 
İhale Pazartesi günü yapılacak, Perşembe günü Rıza Çalımbay yanıma geldi. Altınbaş'ın niyetini söyledi. Para sıkıntısı olmadığını ama camia ile bozuşmak istemediklerini söyledi. Rıza beni telefonla görüştürdü. 'İmam kardeş, Gaziantep nere, İzmir nere? Alakanız ne?' diye sordum. O da benzin istasyonlarında ilk 5'e oynadıklarını, Göztepe'yi de Türkiye'nin 5. büyüğü olarak gördüklerinden bir bağ kurduklarını söyledi. İstanbul'da bir araya geldik. Derneklere bunu söylemedim. Bunu sadece Fatih Dalan ve Av. Burçak Ünsal biliyordu ve görüşmede onlar da bulundu. Hiçbir zaman tek başıma karar vermedim ve yanımda da şahit bulundurdum. Bakın Mustafa Kocaoğlu var, Altınbaş var, biz varız, Fırat Yiğit var bir de İstanbullu bir işadamı vardı ihalede. Fatih ve Burçak ile konuştuk. Onlar da 'Adam geleceği yaratmaya çalışıyor.' dediler. İhale'de 'İmam biz sizi destekliyoruz.' dedik. Açık arttırmaya gidildiğinde yardımcı olacağımızı söyledik. Çünkü o dakikaya kadar açık arttırmaya gideceğimizi düşünüyorduk. Dernekler kanalıyla 3-4 otobüs taraftar getildi. Çünkü başkası ihaleyi almasın diye düşünmüştük o zaman. Biz ilk 3'e kalamadık. 
 
Zaten tepki de orada patladı değil mi?
 
Evet ama bizim zarftaki rakamları dernekler tespit etti. Tespit edilen paranın içindeki en yüksek rakamı da ben verdim. O gün de benim Avrupa'da iş görüşmem vardı. Ben oraya gidince arkamdan kaçtı dediler. Onlar günah keçisi arıyorlar. Zaten Altınbaş'ın ihaleyi alacağı da girdiği anda verdiği rakamlardan belli oldu. O gün verdiğimiz kararın arkasındayım.
 
“Sepil'e yönetime girmeyeceğimi söyledim”
 
 
Mehmet Sepil'in gelişi nasıl oldu?
 
Altınbaş'ın daha takımdan çıkma düşüncesi yokken, Sepil'in niyeti benim kulağıma geldi. Mehmet Sepil Fatih Terim ile konuşmuş. Terim de takım için olumlu görüş vermiş. Aramızda konuştuk. Bu işin gururunun da sıkıntısının da çok fazla olduğunu söyledim. Senin bunu kaldıracak kapasiten var mı diye sordum. O da istediğini söyledi. Benim eve geldi birkaç defa ve hatta Fatih Dalan ile de ben tanıştırdım. 'Benimle bu işte var mısın?'  diye sordu ama ben kabul etmedim. Çünkü çok yıprandım. Sonra iş baştan olmadı. Sepil, “10 milyon dolar istiyorlar. Ben 5 veriyorum. Anlaşamadık.” dedi. Öyle olunca ben de ona Göztepe'nin değerinin bu paralarla ölçülemeyeceğini söyledim. Tekrar masaya oturmalarını tavsiye ettim. Sepil çıktı, Altınbaş düştü 7,5 milyon dolara anlaştılar. Hüseyin Altınbaş da aslında satmak istemedi ama ağabeyi Vakkas Altınbaş satışı istedi. Hala da Göztepe gözünde vardır Hüseyin'in. Devir sonrası Mehmet Sepil bana teşekkür edip yeniden kulübe çağırdı. Ben de, 'Mehmet, herhalde Türkçe anlamıyorsun, manevi olarak bu yükü kaldıracak durumda değilim. Sağlığımdan olmamı istiyorsan geleyim. İstemiyorsan bulaştırma.' dedi.
 
Mehmet Sepil'e kızdım
 
Mehmet Sepil geldiğinde kimileri benim yönetime girmek istediğimi ancak Sepil'in almadığını söyleyerek dedikodu yaydılar. Taraftarın içinden de bunu söyleyenler oldu. Ben de Sepil'e neden aramızda geçen konuşmaları ortaya koymadığını sordum. Bakın bunu söyleyenler arasında Bülent Özkul da vardı.
 
Bülent Özkul, efsanenin 'e'si olamaz
 
 
Levent Ürkmez'in en büyük tepkisi ise Bülent Özkul'a oldu.
 
“Bülent Özkul şimdi efsane oldu ama 'e' bile olamaz bırak efsaneyi. Bülent Özkul hayal dünyasında yaşayan, ayakları yere basmayan biriydi. Bir yerlerden sinyal aldı ve bu işe 1 milyon mark koyacağını söyledi. Biz de para koyduk ve işe giriştik. Çok iyi bir takım kuruldu. Ömeragiç teknik direktör oldu. Futbolcularla pazarlıkları Bülent Özkul bitirdi. Meğer cebinden fazladan para vermiş işi bitirsin diye. Fazla paralar ortaya çıkınca takımda ikilik, üçlük başladı. Takım devrede dibe oturdu. Bülent istifa etmeye kalktı. Kabul etmedim. Sonra kalp krizi gerekçesiyle gitti. Giderken de bir toplantı yaptık ve verdiği o 1 milyon markı bağışlattım. Biz de kalanlar olarak o sezon takımı ligde tuttuk. Ailesine baktım, hastaneden çıkınca onu Levent İnşaat adlı firmamda iyi bir maaşla işe başlattım. Evini tutup eşyalarını döşedim. Oğlunu Kıbrıs'ta ben okuttum. İlk eşine, annesine benim yaptıklarımı sorun. Bugüne kadar bunları hiç anlatmadım. Saklı kaldıkça benim üstüme geldiler. İstanbul'dan döndüğünde Mustafa Kocaoğlu ile ilgili bir şeyler yapmaya çalıştı. Hatta Mustafa Kocaoğlu da Sepil'den derneğin devri için 300-400 bin TL aldı.  Ondan önce Mustafa Cücen, Özdemir Arnas var. Ölünün arkasından konuşulur mu? Gerçekler söylenir.”
 
Taraftara mesaj
 
Göztepe'nin eski başkanlarından Ürkmez, röportajın sonunda bir de taraftara mesaj verdi. Ürkmez, “Benim Göztepeliliğim hiçbir zaman bitmez. Ne kadar kızsam da Urla'daki tesise 35 bin lira bir bağış yaptım. Yıllarca kulüpten beslenmeye çalışanlara karşı durmaya çalıştım. Mustafa Kocaoğlu, İskender Tuğsuz gibi insanların karşısında oldum. Taraftarımız ameliyattan geldiğimde yargısız infaz yaptı. Kırgın mıyım? Hem de çok. Kimse 7 sülalesine küfür hak etmez. Hak edecek bir şey de yapmadım. 
 

Yayın Tarihi : 25.04.2016 : 11:20


Yorumlar

8452




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN