Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


'Her CHP'li Hapse Girmeye Hazır Olmalı'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda Başbakan Ahmet Davutoğlu'na seslenerek, "dokunulmazlığını kaldıracak mısın" diye sordu. CHP lideri, "Bu ülkede akademisyenler, askerler, genelkurmay başkanı, gazeteciler, avukatlar hapse giriyorsa, özgürlük mücadelesi veren her CHP'li hapse girmeye hazır olmalıdır" diye konuştu.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Meclis, hırsızların, yolsuzluk yapanların barındığı bir Meclis'e dönüşmeye başladı. 23 Nisan'ı kutlayacağız, çocuklarımız da kutlayacak, her beraber kutlayacağız. Cumhuriyetimizi seviyoruz, çocuklarımızı seviyoruz. Onların bağımsız, güzel, özgür bir Türkiye'de yaşaması için hep birlikte mücadele edeceğiz." dedi.
 
1 Mayıs'ın taksimde kutlanmasına ilişkin "yasak" haberlerinin çıkmaya başladığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, ilk kez 1923'te resmi olarak kutlanan 1 Mayıs'ın askeri dönemlerden, diktatörlüklerden geçtiğini, 22 Nisan 2009'da ise bayram olarak kabul edildiğini anlattı.
Demokrasilerde, işçilerin, bu günü bayram olarak kutlamasına engel olunamayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, Taksim'in Türk siyasal tarihi açısından öneminin bulunduğunu, 1 Mayıs 1977'de 34 vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsattı.
 
1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanabileceğine dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türk mahkemelerinin verdiği kararların olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu kararı veren mahkemeyi kutladı.
 
Anayasa'nın toplantı ve gösteri yürüyüşleriyle ilgili 34'üncü maddesine atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, Taksim'e yasak getirilmesini eleştirerek, vatandaşın can güvenliğini tehlikeye atan bir şey varsa bunların yakalanması gerektiğini söyledi.
 
Türkiye'de hiçbir iş güvencesi olmayan, asgari ücrete mahkum 1 milyonu aşkın taşeron işçinin kamuda çalıştığını kaydeden Kılıçdaroğlu, seçim meydanlarında taşeron işçilerine kadro sözü verdiğini, AK Parti'nin de aynı sözü vermesine rağmen, bunu nasıl yapacaklarını bilmediklerini savundu. Kılıçdaroğlu, "Onlar alın terinin, emeğin ne olduğunu bilmezler, bir taşeron işçisinin asgari ücretle çocuklarını hangi zor şartlarda geçindirdiklerini bilmezler. Onların bir eli yağda, bir eli balda." ifadesini kullandı.
 
"İŞÇİLERİN HAKLARINA SAHİP ÇIKMAK NAMUS BORCUM"
 
İktidarın, kıdem tazminatına el atmak istediğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, "Kıdem tazminatı işçinin uzun mücadeleler sonucu elde ettiği bir hak. Eğer bu hakkı ellerinden alırlarsa, bütün işçi kardeşlerime sözüm var, sizlerle beraber bütün meydanlara ineceğim, dokundurtmayacağım." diye konuştu.
 
Türkiye'nin iş kazası ölümlerinde Avrupa'da birinci, dünyada ise üçüncü olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, "Başka ülkelerde olmuyor da neden Türkiye'de oluyor? Bütün bu sorunları çözeceklerine, bütün dertleri '1 Mayıs'ı nasıl yasaklarız?' Kardeşim sen 1 Mayıs'ı yasaklayamazsın, dünya nasıl kutluyorsa bizim işçimiz de aynı özgür ortamda kutlayacak." dedi.
 
Amasya'da yerin 680 metre altında işçilerin ölüm orucuna yattığını, Sivas Demir Çelik'te işçilerin haklarını alamadığını belirten Kılıçdaroğlu, bütün işçilerin haklarına sahip çıkmanın kendisinin namus borcu olduğunu söyledi.
 
İşçilerle ilgili bir çok kanunun TBMM'ye geldiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, bu düzenlemelerin kanuna dönüşmeden önce Ekonomik ve Sosyal Konsey'de görüşülmesi gerektiğini ancak iktidarın, 7 yıldır bu konseyi çalıştırmadığını savundu.
 
İktidarın, "Biz kanunu yazarız, Meclis'e göndeririz, nasıl olsa çoğunluğumuz var, istediğimizi yaparız." diye düşündüğünü öne süren Kılıçdaroğlu, "Kardeşim istediğini yapamazsın. Çünkü unutma karşında CHP var. Geri adım attıracağım, mücadeleyse mücadele. Sonuna kadar gideceğiz. Bedel ödemek varsa, bedel ödemekten çekinmeyeceğiz. İşçinin bedel ödediği bir yerde milletvekili neden bedel ödemesin? Ödeyeceğiz." diye konuştu.
 
"ŞEHİT YAKINLARI İÇİN NASIL KURA ÇEKERSİN"
 
İzmir'deki "askeri casusluk" davasında beraat eden Yüzbaşı Ersel Ezen'in görevinin başına döndükten sonra, teröristlerce Diyarbakır Hani'de düzenlenen bombalı saldırıda ağır yaralandığını anımsatan Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'ya sevk edilen Ezen'in eşi ve çocuğunun ambulans uçağa alınmasına izin verilmediğini öne sürerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
 
"Bunlarda insaf, vicdan, ahlak, kültür yok. Bir kişi bütün hayatını bu ülkenin birliği ve bütünlüğü için harcıyor, ambulans uçağa bir çocuk ile bir kadın binse ne olur? Bu yüzbaşı kendi cebinden parasını ödeyerek, çocuğunu başka bir araçla Ankara'ya getiriyor. Bu kişi casus, terörist, fuhuş çetesinin mensubu diye suçlandı, tedavi olmak için Ankara'ya geldi, eşine ve çocuğuna bu imkan sağlanmadı. Şimdi geçen gün Sayın Davutoğlu, şehit çocuklarını, yakınlarını çağırıyor 'kura ile iş vereceğim' diyor. İnsanda biraz utanma, ar, haya olur. Sizin beyninize kan gitmiyor mu arkadaş? Sen şehit yakınları için nasıl kura çekersin? Bir gazinin yaşadığı drama bakın, vatana ihanetle, casuslukla suçlanıyor, beraat ediyor, komando birliğinde görev yapıyor gazi oluyor, ambulans uçakla Ankara'ya gelecek tedavi için, eşine ve çocuğuna yer verilmiyor. Emin olun bunlarda ahlak, vicdan yok. Eğer memlekete, ahlakınıza, inancınıza ihanetse bundan daha büyük ihanet olmaz."
 
"23 Nisan'ı kutlamayalım" diye genelge yayımlandığını hatırlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Hani bu Meclis gazi, kurucu Meclis'ti? Öyle bir konuma geldik ki Meclis, hırsızların, yolsuzluk yapanların barındığı bir Meclis'e dönüşmeye başladı. 23 Nisan'ı kutlayacağız, çocuklarımız da kutlayacak, her beraber kutlayacağız. Cumhuriyetimizi seviyoruz, çocuklarımızı seviyoruz. Onların bağımsız, güzel, özgür bir Türkiye'de yaşaması için hep birlikte mücadele edeceğiz." dedi.
 
"BU KUL HAKKI YİYENLERDEN BİRLİKTE HESAP SORALIM"
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na, "Sen yürekli adamsan, namuslu adamsan, 'kul hakkı yiyenlerle ben de mücadele etmek istiyorum' diyorsan, gel kardeşim beraber hareket edelim. Bu kul hakkı yiyenlerden birlikte hesap soralım." çağrısında bulundu.
 
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Avrupa Parlamentosunun Türkiye Raporu ve ABD Dışişleri Bakanlığının İnsan Hakları Raporunu değerlendirdi.
 
Vatandaşların, zaman zaman iyi niyetle "El ele verseniz, beraber hareket etseniz, Türkiye için güzel şeyler yapsanız ne iyi olurdu." dediğini belirten Kılıçdaroğlu, vatandaşların bu dileğini yerine getirmek üzere Başbakan Ahmet Davutoğlu'na çok açık ve net çağrı yaptığını söyledi.
Kılıçdaroğlu, "Sayın Davutoğlu, Türkiye'yi tam demokrasi için gel birlikte hazırlayayım, yasaları birlikte yapalım -hatta siz yapın- Türkiye'yi bu ayıptan kurtaralım. Artık uluslararası kuruluşlar, devletler bizi eleştirmesinler, 'Türkiye'de demokrasi, medya özgürlüğü yoktur, özgürlükler kısıtlandı' demesinler. Sayın Davutoğlu, açık çek veriyorum; yüreğin varsa, demokrasiyi, insan haklarını, yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü savunuyorsan, kul hakkı yiyenlere karşı ortak mücadele istiyorsan kapımız açık, gel sonuna kadar yapalım." ifadesini kullandı.
 
"KAN BEYNİME SIÇRADI"
 
Kılıçdaroğlu, grup toplantısındaki konuşmasında, Karaman'daki çocuk istismarına da yer verdi.
 
Karaman'daki olaylar nedeniyle en büyük ızdarabı, acıyı Karaman'daki vatandaşların duyduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Karamanlılara, "Siz alnınız açık, başınız dik olarak gezin. Bu ülke, Karamanoğlu Mehmet Beyi de Karaman'ı da oradaki üniversiteyi de Karamanlıları da çok iyi biliyor. Karaman bu ülkenin onuru, gururudur." diye seslendi.
 
Kılıçdaroğlu, şikayetlerinin Karamanlı çocuklara yapılan "zulüm" olduğunu belirterek, bu konuda kimseyi üzmemek için çok dikkatli davrandıklarına işaret etti.
 
Konuyla ilgili verdikleri Meclis araştırma önergesinin reddedildiğini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun, AK Parti'nin oylarıyla gensorudan kurtulduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Ne zaman çıkıp, 'Bir sefer böyle bir olay oldu diye Ensar Vakfı'nı kötüleyemeyiz' deyince kan beynime sıçradı. Aileden sorumlu bir bakan, nasıl, hangi gerekçeyle söyleyebilir? Görevini yerine getirmiyor, çocukları, anneleri, aileyi savunmuyor, Ensar'ı savunuyor." diye konuştu.
 
Kılıçdaroğlu, CHP heyetinin valiyi ziyaretinde, valinin, "Ensar'ın böyle bir yurdu yok, benim o yurtlardan haberim yok." dediğini ifade etti.
Ensar Vakfı'nın, 2012'de valiliğe, "Öğrenci hizmetleri için ihtiyaç duyulan malzemelerin satın alınmasında kullanılmak üzere bize para yardımı yapın" diye bir dilekçe gönderdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, İl Genel Meclisinin, "Vakfın yurtlarında fakir fukara ailelerin çocuklarının barındırıldığı, öğrencilerden hiçbir ücret talep edilmediği" gerekçesiyle 25 bin lira verdiğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, "O valiye soruyorum, yurtlardan haberin olmadığını söylüyorsun, bu karar senin il genel meclisinden çıktı. Sen vali değil misin, vali değilsen o koltukta niye oturuyorsun?" diye sordu.
 
Ensar Vakfı Başkanı'nın, "Vakıfların, ilköğretim ve ortaöğretim için yurt açmaları zaten mümkün değil, bizim böyle bir yurdumuz yok, misafirhanemiz var. O parayı misafirhane için kullandık." dediğini savunan Kılıçdaroğlu, İl Genel Meclisi kararında "vakıf yurdu" denildiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Bu nasıl bir misafirhane ki küçücük çocuklar orada yıllarca kalıyorlar? Bu vakıf hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma açtı mı? Bu tür yurtlardan kaç tane var?" sorularını yöneltti.
 
"DİN ADINA ASLA KONUŞAMAZLAR"
 
Kılıçdaroğlu, bu çocukların emanet olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bunları din adına yapıyorlar. Sevgili Peygamberimizin unvanlarından biri Muhammedül Emin, emin insan. Onun düşmanları bile, onu en emin kişi olarak kabul etmişlerdir. Sevgili Peygamberimiz, 'Eğer Allah ve Resulüne olan sevginizi göstermek istiyorsanız, emanete ihanet etmeyin, konuştuğunuzda doğru söz söyleyin ve etrafınızdakilerle güzel komşuluk yapın' diyor. Bunlar annelerinin yurda emanet ettiği çocuklara ihanet ettiler. Onun için din adına asla konuşamazlar, bunların hiçbirinin din, imanla, ahlakla hiçbir ilgileri yoktur. Bunların maskelerini indireceğim. Din, iman adına ne söylüyorlarsa cepleri için söylüyorlar, köşeyi dönmek için yapıyorlar. O annelerin emanetine hangi yüz, ahlakla, din, imanla siz ihanet edersiniz? Bunun hesabını sormak zorundayız."
 
"DOKUNULMAZLIK ANLAYIŞIMIZDA BUNLARIN YERİ YOKTUR"
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dokunulmazlık konusunu değerlendirirken, parti programındaki dokunulmazlıklara yönelik bölümü okudu. Kılıçdaroğlu, "Hırsızların TBMM'de yeri yoktur diyoruz. Kürsü dokunulmazlığına evet. Milletvekili ister Mecliste, ister grupta, ister Ağrı, Hakkari, Tekirdağ, Kırklareli'nde konuşabilir, dokunulmazlığı vardır eyvallah. İhale takipçisi, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, hırsızlık yapma; ne dokunulmazlığı. Bizim dokunulmazlık anlayışımızda bunların yeri yoktur. " dedi.
 
AK Parti'nin dokunulmazlıklara yönelik teklifine işaret eden Kılıçdaroğlu, CHP'nin 3 öneriyle karşılık verdiğini, Anayasanın 83. maddesinin yeniden yazılmasını istediklerini anımsattı. Kılıçdaroğlu, "Böylece siyaseti kirlilikten arındıralım." dediğini belirterek, "Buna hayır dediler. Kirli olanların, bizim önerimize evet deme şansları yok." ifadesini kullandı.
 
"BİRLİKTE HESAP SORALIM"
 
Kemal Kılıçdaroğlu, bakanların dokunulmazlığının da kaldırılmasını, onların da milletvekili olduğunu vurgulayarak, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dokunulmazlığının devam edeceğini söyledi.
 
Davutoğlu'na, "Sen yürekli, namuslu adamsan neden kendi dokunulmazlığını kaldırmıyorsun? Sen milletvekili değil misin?" diye seslenen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
 
"(Benim dokunulmazlığım devam etsin) diyor. Niye devam etsin kardeşim? Ahlaklı adamsan, verilmeyecek hesabın yoksa çık meydana, 'hodri meydan' de 'Ben de dokunulmazlığımı kaldırıyorum' de. Cesaret edemez. Binali Yıldırım, milyon Ali'nin dokunulmazlığı aynen devam edecek, buna kimse dokunmayacak. Rıza Sarraf'ın önüne yatan Muammer Güler'in de dokunulmazlığı aynen devam edecek. Davutoğlu'na sesleniyorum, kul hakı yiyenlerden hesap soracaksan, gel kardeşim benim gibi alnın açık, başın dik olacak. Sen gidip Sarraf'ın önünde yatan adamı koruma. Ayıptır, sana yakışmıyor. Zafer Çağlayan... Şimdi Davutoğlu'na sesleniyorum, 52 milyon dolar rüşvet alan adamın önüne yatacak mısın, yatmayacak mısın? Yatmayacaksan getir kardeşim. Kuran-ı Kerim'le dalga geçen, ayakkabı kutusunda 3 seferde 1,5 milyon dolar alan Egemen Bağış'ın önüne yatacak mısın, yatmayacak mısın Sayın Davutoğlu? Bir de Erdoğan Bayraktar vardı. Bunun da dokunulmazlığı var. Davutoğlu'na sesleniyorum, sen namuslu adam gibi bunların dokunulmazlığını kaldıracak mısın? Bütün bu hırsızlık yapanların, yolsuzluk yapanların, rüşvet yiyenlerin önüne yatacak mısın? Allah'tan başka korkumuz yok. Sen yürekli adamsan, namuslu adamsan, 'kul hakkı yiyenlerle ben de mücadele etmek istiyorum' diyorsan, gel kardeşim beraber hareket edelim. Bu kul hakkı yiyenlerden birlikte hesap soralım."
 
"HER CHP'Lİ HAPSE GİRMEYE HAZIR OLMALI"
 
Kılıçdaroğlu, Davutoğlu'nun, "dokunulmazlığı kalkarsa terör örgütlerine yardım ve yataklıktan dolayı yargılanacağı için korktuğunu" iddia etti.
 
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
 
"Davutoğlu da abisi de terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmışlardır. Başkalarına gelince 'dokunulmazlıkları kaldıralım.' Beyefendi siz? 'Benimki kalsın.' Niye kalsın? 'Ben hırsızların önüne yatıyorum, benim görevim de bu' diyor. Senin görevin başbakanlık yapmak. Her şeye rağmen kürsü dokunulmazlığı hariç, bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasını istiyoruz. 'Yargı bağımsızlığı yok, ya sizi hapse atarlarsa' diyorlar. Eğer bu ülkede akademisyenler, askerler, Genelkurmay Başkanı, gazeteciler, avukatlar hapse giriyorsa, demokrasi, özgürlük mücadelesi, Türkiye mücadelesi veren her CHP'li hapse girmeye hazır olmalıdır.
 
Demokrasi mücadelesi kolay değildir. Her şeyin bedeli vardır. Ben Mecliste oturacağım, gazetecileri hapiste ziyaret edeyim. Yetmez... Bu mücadele kutsaldır, demokrasi, özgürlük, mücadelesidir, bu mücadele ekmek kavgasıdır. Türkiye bir darbe dönemi yaşıyor. Kenan Evren'den bunların ne farkı var? O dönemde bile yargı daha bağımsızdı. Bunların dönemine bakın. Bedel ödenmeden mücadele mi edilir? Tarihe bakın, Gandhi, Mandela, Ecevit girdi mi? Girdi. Sen niye girmiyorsun kardeşim? Sen de gireceksin. Korkumuz yok, onlar korkuyorlar. Dokunulmazlıklara CHP evet diyor, peki milyon Ali, Egemen Bağış, Muammer Güler, Zafer Çağlayan ne olacak? Bunların dokunulmalığını niye kaldırmıyorlar?"

Yayın Tarihi : 19.04.2016 : 17:26

Etiketler : chp    genel başkanı    kemal kılıçdaroğlu    grup toplantısı       


Yorumlar

3236




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN