Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Ekonomi Ateş Çemberinde

Ekonomi Ateş Çemberinde
Ekonomiyi ve dış ticareti sokak diliyle konuşursak, ''Türkiye iyi de çevresi kötü'' diyebiliriz. Zira komşularımızda yaşanan sorunlar ve içinde bulunduğumuz ilişkilerin tek cümlelik özeti budur.

 

BURAK CİLASUN / BEN HABER

Türkiye, son yıllarda gerçekleştirmeye çalıştığı sanayi ve dış ticaret halmesinden verim almak adına çabalarken, çevresel ve küresel faktörlerse, ülkemizin karşısında birleşmişçesine zorluk üstüne zorluk çıkarıyor.

 
Dünyada hiçbir başarılı ülke yoktur ki komşularıyla ticari ilişkileri zayıf olsun. Zira ticaretin en karlı hali, lojistik masraflarını minimuma indirip yakın mesafede gerçekleşen halidir. Ancak Türkiye'nin etrafındaki ateş çemberine bakınca, durumun ne kadar zor olduğunu görmemek mümkün değil.
 
Türkiye'nin çeperinde Yunanistan, Bulgaristan, Ukrayna, Rusya, Ermenistan, Gürcistan, İran, Azerbaycan, Irak, Suriye, KKTC ve yine KKTC faktörü göz önüne bulundurulduğunda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bulunuyor. 
 
Bahsi geçen 12 ülkenin içinde bugün KKTC ve Azerbaycan dışında Türkiye'nin doğrudan güvenli liman olarak gördüğü bir ülke yok. Rusya ile yaşanan uçak ve Suriye krizi nedeniyle ticari hacimdeki sıkıntı ortada. Bir tık güneye indiğimizde bizi karşılayacak ülke olan Ukrayna ise her ne kadar toparlanmaya çalışsa da Rusya'dan yediği ağır darbenin ve iç savaşın izlerini, ekonomisinde daha çok uzun süre taşıyacak. Ukrayna sınırını aşıp Bulgaristan'a varıldığındaysa, görünen o ki Rusya'nın desteklediği bu ülke ile de ilişkiler istenen seviyede değil. 
 
“Psikolojik teyakkuz ekonomiye zarar veriyor”
 
Balkan havasının, Akdeniz iklimiyle buluştuğu Yunanistan ile ticari ilişkilerse iki ülke arasındaki kapanmaz güven yarasından ve psikolojik teyakkuzdan dolayı bir türlü güldüren düzeye ulaşmıyor. Adaya bakıldığında Güney Kıbrıs ile siyasi orta yolun bulunamayışı da sanayiciyi yormakta. KKTC ise Türkiye'nin küçük bir ili kadar olan nüfusu ve içinde bulunduğu koşullarıyla, ihracatçıyı heyecanlandırmıyor.
 
Ortadoğu’daki komşularsa Türkiye için tam bir kaos niteliği taşıyor. Suriye'de yaşanan iç savaşın, sadece mülteci boyutunun faturasını milyarlarca dolar olarak ödeyen Türkiye'nin, bu ülkedeki ticari kaybıysa tahmin edilenin çok çok ötesinde. Irak'a bakıldığında da Saddam Hüseyin'in devrilmesi sonrası hem Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, hem de Bağdat ile kurulan ticari yakınlıktan şimdilerde eser yok. İran ile kurulan mezhepsel ilişki ve dolaylı olarak bunun Rusya'ya kadar uzanması, Bağdat yönetimiyle Ankara'nın arasını açtığı gibi Türk inşaat firmalarının da Bağdat'tan iş alamaması ve çeşitli ihraç mallarının ülkeye girişinin zorlaştırılmasıyla sonuçlandı.
 
“İran, dokunmayı bilene fırsat”
 
Bunların peşine İran, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan ile ticari ilişkilerimize de değinmek gerekir. Amborgosu kalkmış bir İran, dokunmayı bilene fırsat, bilmeyene hezimet olabilir. Gürcistan, Rus yasaklarının yumuşak karnı olarak Türk ihracatçısı olarak her zaman gereklidir. Ermenistan, Türk mallarını dolaylı yollardan temin eden önemli bir pazar konumundadır. Azerbaycan ise Türkiye için iyi ki vardır. 
 
Petrol fiyatları şanssızlığı
 
Brent petrol fiyatların 30 doların altını test ettikten sonra yeniden 40 doları görse de, yaşanan düşüş Türk sanayicisi ve ihracatçısını memnun etmek yerine yalnızca devleti sevindirdi. Yüksek vergiler nedeniyle, petrol fiyatlarının düşmesinde sevinemeyen dış ticaret camiamız, kara tablonun en bahtsız kesimini oluşturuyor. Türkiye'nin ticaret hacminin yüksek olduğu petrol üreticisi ülkelerin, birer birer düşen fiyatlardan etkilenmesi, sektöre de darbesini sert vurdu. Yakıt fiyatlarındaki vergiler nedeniyle, özel sektörün önü açılmazken, dış talebin azalması, arz fazlasına, arz fazlası da firmalarımızın kendi iç krizleriyle sonuçlandı. Nitekim Suudi Arabistan'a 2012 yılında 3 milyar 676 milyon dolar olan ihracatımız, 2,5 milyar dolara kadar düştükten sonra bugün yeniden kendini toparlamaya çalışıyor. Aradaki 1 milyar dolarlık farkın ne kadar ciddi olduğunuysa görmemek ve Türk sanayicisinin yakınmasını duymamak mümkün değil. Halihazırda bugün sanayici üst perdeden isyan etmiyorsa, bunun yegane dayanağı da nüfusta hafif, pahada ağır Katar ve BAE pazarlarıdır. Bölgesel kriz tablosunun çözümüyse, topla tüfekle savaşmayı bırakıp, bugün Avrupa'nın yaptığı gibi komşunun pazarına mal sokmanın önemini anlamaktan geçiyor. 
 
Petrol fiyatları sonrası ekonomimiz nasıl etkilendi?
 
İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Küçükkurt
 
“Petrol fiyatları düşmemiş olsaydı bence bugün çok farklı şeyler konuşuyor olurduk. Bu bizim şansımız oldu. Ortadoğu coğrafyasında gerek savaşlar, gerekse de çeşitli sebeplerle yaşanan krizler nedeniyle ticari sıkıntılar yaşanırken, Rusya ile sıkıntı varken bence fiyatların düşük seyretmesi iyi oldu. Çok iyi değerlendirdiğimizi söyleyemesem de kötü olmadığını düşünüyorum.”
 
Dalan Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Akın Dalan
 
“Türkiye, düna kadar eski dünyanın yüzde 80'ine ihraç yapıyordu. Bu ülkeler bizim ciddi oranda müşterilerimizdi. Hatta Venezüela da bizim müşterimizdi. Petrol fiyatları düşünce ekonomisi kilitlendi. Irak'ta düzen gitti, Suudi Arabistan dış borç almayı düşünüyor. Bakın Rusya'da  eskiden 28 rubleydi 1 dolar, ama şimdi 65-67 ruble aralığında geziyor ve 80'e kadar çıkabileceği konuşuluyor. Azerbaycan, Kazakistan gibi ülkelerde devalüasyon yaşandı. Devalüasyonla birlikte malzeme fiyatları arttı. Düşen enerji ve gelmeyen para insanları fakirleştirdi. Fakirleşen ülkelerde de haliyle hem özel sektör, hem de devlet kademeleri harcamalarını kısarak malzeme ve iş alımlarını azalttı. Biz bu süreci iyi değerlendiremedik.” 
 

Yayın Tarihi : 13.04.2016 : 11:26

Etiketler : haber    haberler    ekonomi    ateş çemberi    akın dalan    hasan küçükkurt    ben tv    kanalben       


Yorumlar

5002




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN