Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Başkan Akpınar'dan Çarpıcı Açıklamalar

Üç Gazeteci Bir Konuk programının bu haftaki konuğu Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar oldu.

 

Üç Gazeteci Bir Konuk programının bu haftaki konuğu Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar oldu.

Ben TV’de yayınlanan, usta gazeteciler Erol Yaraş ve Ünal Ersözlü’nün her hafta dikkat çekici konuklara çarpıcı sorular sorduğu Üç Gazeteci Bir Konuk’ta konuk koltuğuna Hüseyin Mutlu Akpınar oturdu. 2 yıllık hizmetleri anlatan Akpınar, stat ve siyasi geleceğine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

CHP'li bir belediye başkanı olarak, CHP'nin Türkiye'den en yüksek oy oranına ulaştığı bir ilçenin sosyal demokrat belediye başkanı olarak, sosyal demokrat belediyecilik anlayışını uygulamaya çalışıyorum. 2 yıl çok yoğun, hiç oturmadan, sokakta vatandaşın dertlerini dinleyerek, çözüm üretmek için çaba sarf ederek geçti. Belediyede mali disiplini sağlayabilmek için, çalışanlarımızdan maksimum faydayı alabilmek için önlemler aldık. İlk yıl bu disiplini sağlayarak hizmetlerimizi arttırarak devam ettik. Bugün Karşıyaka Belediyesi kurum olarak Türkiye'nin örnek belediyelerinden bir tanesi. İş barışı konusunda arkadaşların ücret dengesizliğini ortadan kaldırdık. Bu durum performansa da etki etti. Uzun zamandır özellikle taşeronda çalışan arkadaşlarımız zam almıyordu. Başkan olduğum gün onlara yüzde 30 oranında bir zam gerçekleştirdik. İnsanlar birbirini sevip saydığında, çalışmasını şevkle sürdürüyor. Karşıyaka çok özel bir ilçe. Türkiye'de de dünyada da İzmir başkadır. İzmir'de de Karşıyaka dendiğinde farklı bir yeri vardır. Çok önemli devlet adamlarını, sanatçıları, yöneticileri yetiştirmiş bir kenttir Karşıyaka. Böyle bir nüfusa hizmet etmenin zorlukları var ama biz bunları kolaylaştırdık. Yerel yöneticilikte 'Ben bilirim' anlayışının olmaması gerekiyor. Türkiye, son 3 yıldır Gezi vb olaylarla gündeme geliyor. Gezi çok ses getirdi. Kimileri bunu terör yandaşları olarak algıladı ama buradaki esas mesele; halkın yaşadığı yerde söz sahibi olmasına yönelik bir mesajdı. Benim yaşadığım şehirde bana rağmen iş yapamazsın mesajıydı. Ben de o mesajı doğru aldım. Başkan olduğum günden itibaren halkla beraber katılımcı demokrasiyi slogandan çıkarıp, vatandaşla beraber hizmet üretmeye başladım. Bunun faydasını da gördüm. Muhtarları çok önemsiyorum. Onlar benim en büyük danışmanlarım. Çünkü başı ağrıyan muhtara gider. Benim kamuoyu araştırma şirketim de taksici esnafı. Teknolojiyi iyi kullanıyoruz. Whatsapp grubu oluşturduk. Sıkıntılı gördükleri yerin fotoğrafını çekip oraya gönderiyorlar.

Bizi kendi belediyeleriyle karıştırıyorlar”

Başkan Akpınar, Karşıyaka'nın Filizleri projesine 100 öğrenciyle başladıktan sonra bugün 301 öğrenciye ulaştıklarını dile getirirken, eleştirilere de cevap verdi.

“Belediyelerin yasayla belirtilmiş sorumlulukları var. Bizler onları yerine getiriyoruz. Sadece üniversite öğrencilerine değil, tüm yaş gruplarından çocuklarımıza 600 bin TL tutarında burs verdik. Üniversite öğrencileri yasaların dışındaydı. Bunu da toplumsal bir dayanışmaya dönüştürdük. Çünkü biz halk olarak belediyeden yahut resmi kurumdan bekleriz. Bu yardımlaşmalar, milli felaketlerde ortaya çıkar. Bakın Soma'daki vatandaşlara yardım etmek için nasıl yardımlar toplandı gördük. Bir yardım duygusu var içimizde. Biz de eğitim bursu şeklinde, “Her apartman bir öğrenci okutuyor.” sloganıyla Karşıyaka'nın Filizleri projesini başlattık. 301 öğrenci buradan burs alıyor. Öğrenci başına 300 TL toplanıyor. Bunu yaygınlaştırıp, örnek haline getirmek lazım. 10 ay boyunca öğrenciye her ay 300'er lira veriliyor. Bir hayat hikayesi okumuştum. Çin'de bir vatandaş fabrikatör oluyor.Aslen Koreli biri. Kore'nin bir köyünde çok zeki bir genç ama okuyacak durumu yok. Köy halkı birleşip çocuğu Çin'de okutuyor ve çocuk da Çin'de fabrikatör oluyor. Kazandığı parayla köyüne dönüp, orada bir fabrika kuruyor. Bakın aidiyet duygusu çok önemli. Bakın, kenti yönetecek bir arkadaşımız belki de bu projeden çıkacak. İlk seneyi bitirip, 2. seneye girdik. 100 öğrenciyle başlayan proje, 301 öğrenciye çıktı. Sanat ve spor camiasından bize büyük destek geldi. Onlar da büyük destek verdi. Tabii basınımız da destek verdi. Ülke genelinde iktidar olup, yerelde muhalefet olanlar, 'Tanıtıma şu kadar para harcadınız' diyorlar. Onlar bizi kendi belediyeleriyle karıştırıyor. Bizdeki bu iş tamamen gönüllülük işi. Bu işi itibarsızlaştırmaya çalıştırmakla uğraşacaklarına, nasıl destek olacaklarını düşünsünler. Bakın ben hangi öğrenci okutuluyor bunu bilmiyorum. Çok önemsiyorum bu bursu. Belediyenin, yasa çerçevesinde yapması gerekenleri yapıp, onun dışında böyle bir projeyi yürütmesini çok anlamlı buluyorum. Bana bir eser bırakıp bırakmayacağımı soruyorlar. Ben eserimi bıraktım bile. Mesele, binalar, gökdelenler, parklar yapmak değil. Mesele insana yatırım yapmak. Önümüzdeki süreçte Türkiye'nin tek bilim parkını da çocuklarımız için ilçemize kazandıracağız.”

En büyük hayalim güzel sanatlar üniversitesi”

Karşıyaka'da üniversite varlığının da oluştuğunu söyleyen Akpınar, “Daha önce imar planında üniversite için yer planlanmış. Onun dışında üniversiteler zaten ilçemizde var. İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi ilçemizde yer alıyor. Anadolu Caddesi'nde hepimizin bildiği bir boş alan vardır. Orası Necla Karadavut yurttaşımızındı. Orayı bağışladı. Orada belediyemize ait bir spor salonunun ve Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu'nun da açılışını gerçekleştireceğiz. En büyük hayalim, ilçemize güzel sanatlar için bir üniversite ya da fakültenin de kazandırılmasıdır.” dedi.

"Avrupa'ya değil Karşıyaka'ya bakın"

Akpınar, ilçe standartlarının Avrupa'yı yakaladığını hatta geçtiğini söyledi.

“Hedefimiz Avrupa'yı Karşıyakalı yapmak. Çünkü biz kendimizi göremiyoruz. Hep bir yabancı hayranlığı, hep bir başkasını örnek alma... 'Avrupa'ya gidin bakın' diyorlar, gelin Karşıyaka'ya bakın. Hatta bir köşe yazarımız,'Bakın Köln Belediye Başkanı işe bisikletle gidiyor.' diye yazmış. Köln'e bakmaya gerek yok bakın Karşıyaka'ya diyorum ben de. Avrupa'da kimse belediye başkanını bilmez. Sistem oturmuş. Kentlerde işleyen bir düzen var ve öyle gidiyor. Orada esnafı gezmezse, taksi durağına gitmezse 'Nerede başkan?' denmiyor. Herkes görevini yapınca başarı ortaya çıkıyor. Karşıyaka'da belediye başkanına ulaşmaya gerek yok. Belediye ile ilgili işiniz varsa, zaten belediye birimleri o işi yapıyor. Teknolojiyi çok iyi kullanıyoruz. 12 yıldız şehir ünvanını aldık. Bu bir AB organizasyonu. Türkiye'den bazı ilçeler buna başvurdu. Hizmette, sporda ve çeşitli kategorilerde bir değerlendirmeye giriyorsunuz. Burada da Karşıyaka'nın bu unvanı hak ettiğimiz söylendi ve 12 yıldızı aldık. Akabinde Avrupa diplomasını aldık, şimdi de AB Şeref Bayrağı almaya çalışıyoruz. Karşıyaka Belediyesi olarak, tüm çalışanlarımızla birlikte herkes sorumluluğunun farkında. Biz bunu kurumsallaştırararak, bizden sonraki nesillere daha rahat belediyecilik yapma imkanını vermeye çalışıyoruz.”

Sıkıntımızın temel sebebi siyasetçilerdir”

AB fonlarından yararlandıklarını da dile getiren Akpınar, siyasetçilere önemli görevler düştüğünü söyledi.

Yaptıklarımız önemli bir referans. Bakın biz, elektriğimizi güneş tarlasıyla üretip, elektrik dağıtım şirketiyle mahsuplaşıyoruz. 300-350 bin liralık elektrik üretiyoruz. 20 dönümlük bir arazimiz var ve onunla ilgili de çalışıyoruz. Biz ayrıca Türkiye'nin ilk aktif şehriyiz. Biliyorsunuz İzmir'de bir sakin şehir var ve bunu da Seferihisar Belediye Başkanı'mız yoğun çalışmalarla kazandırdı. Ama biz de kıpır kıpırız. Arkadaşlara, daha hareketli bir şey olup olmadığını sordum. Sonra aktif şehir olayını öğrendik. Kim bu şehirler? Örneğin Liverpool var. Ben de, 'Desenize, biz de Türkiye'de ilk olacağız' dedim. 7 bin euro fon aldık buradan da. Biz bunu diğer ilçelere de aktaracağız. Aktif şehir dendiğinde insanların aklına gürültü patırtı gelmesin. Hareket halinde, kültürel sanatsal tüm alanlarda olmak akla gelsin. Zor günler yaşıyoruz, biraz kaderciyiz ve genimizde mutsuzluk üstüne kurma gibi bir çaba var. Biz de nasıl bir yaşama sevinci katarız diye bakıyoruz. Emeklilerimizin yaşama sevincini arttırmak için çaba içindeyiz. Türk insanı yaratıcı ve zeki insan. Siyasetçilerin, Türk insanının gerginliğini üstünden almak gibi bir çaba içine girmesi gerekiyor. Bence sıkıntımızın temel sebebi, Türkiye'deki siyasetçilerdir. Siyasetçiler toplumu suçlamamalı, toplum bu haldeyse kendisine bakmalıdır.

Umarım hukuk, o stada izin vermez”

Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar'ın, stat konusundaki açıklamalarıysa oldukça çarpıcıydı. Akpınar, Yalı'daki stada gelen durdurma kararına olan desteğini dile getirdi.

“Yerel yönetici ya da milletvekili olarak siyasetçilerin görevi halka hizmet etmektir. İktidar partisinin milletvekilleri, yerel yöneticilerle bir kavga süreci geliştirerek, önümüzdeki sürecin planlamasını yapıyorlar. Ben Karşıyaka Belediye Başkanı olarak doğru yerde yapılacak bir stat için, elime mikrofonu alıp AK Parti hükümetine teşekkür edeceğimi söyledim. Şu anda bir mahkeme süreci yaşanıyor ve yapım durduruldu. Umarım hukuk doğru karar verir ve orada bir stat yapımına izin vermez. O alan 1950'li yıllarda planlara spor alanı olarak işlenmiş ve Karşıyaka'nın yıllarca maçlarını yaptığı bir alan. Yanlış hatırlıyorsam en son bir Çanakkale maçı sonrası bir daha oynanmamış. Rahmetli Başkanımız Ahmet Piriştina döneminde Üniversite Olimpiyatları için oraya tartan pist yatırımı yapıldı. Benim önerim de şu; orası atalarımızın spor yaptığı bir alan. Karşıyakalılık ruhunu orada yaşatmak gerekiyor. Orayı, U19, U21 takımlarımızın müsabakalarını yapabilecekleri bir saha olarak korumak gerekiyor. O çocuklara, atalarının yetiştiği yeri gösterip bu ruhu verip maçlarını yapmalarını sağlamak gerekiyor. Oraya 15'te bir kullanılacak alanı koymak bir facia. Çocuları oralarda anne babaları, dostları, sevgilileri seyretsin. Bakın orada kapalı spor salonu da vardı ve yıkıldı. Tenis kortlarını yıktılar ve tenisçiler sokakta kaldı. Hepsini geçtim, kulüp binası vardı orada ve kulüp dışarda kaldı. Orası bir spor adası olarak değerlendirilmeli. Kapalı spor salonu, saha, tenis kortu ve fitness center yapılarak kulübe bırakılmalı. Şimdi 15'te bir apartmanların arasında maç yapılacak orada. Güvenlik sıkıntısı var. Ben bunu emniyet yetkilileriyle de görüştüm. Her şeyi düşünmek lazım. Çok yanlış bir alan olduğunu ve güvenlik önlemi alınamayacağını söylediler. Bizim gösterdiğimiz Örnekköy'deki alan da kentin dışında değil. Münih Olimpiyat Stadı gibi kentin 50 km dışında yer göstermiyoruz. Örnekköy zaten kentin içinde. Altına dükkanlar yapılacakmış. Pes diyorum. Orası Karşıyaka'nın en ölü alanı. Vatandaşları oraya getirip alışveriş yaptıramazsınız. Bursa'da stat altında jean markalarının dükkanları vardı. Sahibinden satılıktır diye yazılar astılar sadece kulübün ürünlerini satan mağaza kaldı. Şehir merkezinde stadyum kalmadı. Merkezdeki statları dışarı taşıyarak oraları ekonomiye dahil ettiler. Biz Karşıyaka'da bunu da istemiyor ve o alanın spordan kopmamasını istiyoruz. Basketbol takımımızın Barselona maçı vardı. Gittik ve stadına baktık. Stadyum ve basketbol salonu aynı adada. Ayrıca başka salonlar da var ve bir spor adası. 1950'li yıllarda planlamışlar. Aynı Karşıyaka gibi. Ama o yıllarda o bölgede bina yokmuş. Biz Örnekköy'e stadyum ve spor kompleksi diyoruz. E oraya inşaat yapılmayacak mı? Yapılacak ama imar planı da ona göre olacak. Ben yine kent yöneticilerinin ve siyasetçilerin inatla bunu yapıp, 20 yıl sonra 30 yıl sonra çocuklarımıza bunu nasıl kaldıracağını düşündürtecekler.

Hayır duasıyla başkanlık yapmaya çalışıyorum”

Programda, stat ile başlayan diyaloğu kentsel dönüşüme bağlayan Akpınar, Mavişehir'deki AVM'leri de yanlış bulduğunu söyledi.

Bugün Fahrettin Altay'dan başlamak üzere, Bostanlı'ya kadar uzanan yalı evleri korunsaydı ve 9'ar kat imar izni olmasaydı, şimdi 2'şer katlı 3'er katlı bahçeli evler olacaktı. Bizim denizimizden imbat rüzgarı gelir. Yalıda oturanlar imbat rüzgarını alıp oh diyor ama arkada oturanlar imdat diyor. Geçmişte yapılan hataları göz önünde bulundurarak aynı hataları yapmamalıyız. Bakın Alaybey'de kentsel dönüşüm adında modern gecekondular yapılıyor. Bizim istediğimiz, yıkılıp yeniden makyajlanarak yapılan binalar değil. Ben ortak akıldan yanayım. Doğrusu neyse konuşup onu yapalım ve bu kentte yaşayan insanlar mutlu olsun. İzmir çok güzel bir kent. Ünlü coğrafyacılar 18. yüzyılda İzmir'i resmediyorlar. İçlerinden biri çok önemli. Çünkü İzmir'e hiç gelmeden, hayaline göre yapmış. İzmir, geleni büyülediği kadar gelmeyeni bile büyüleyen bir kentmiş. Ama şimdi bu olaylar, 'Ben bilirim' şeklindeki hareketler şehre büyük zarar veriyor. Ben, kemiklerim sızlamadan, hayır duası alarak belediye başkanlığı yapmaya çalışıyorum.Bakın Ayşe teyze balkona çıkacak, tribündekine, 'Oğlum şu ipi al da bağla, çamaşırımı asacağım.' diyecek. Böyle bir şey var mı? Bu kenti karadan değil, denizden planlamamız gerekiyor. Karadan planlayarak katletmememiz gerekiyor. Benim hayallerim var ve şimdi onları gerçekleştiriyorum. İnsanlara dokunarak bunu sağlıyorsak ne güzel olur. Ben sokağın belediye başkanıyım. Bana çok hızlı gittiğimi söyledi bir arkadaşım. Aslında daha hızlı olacağız ama yasalar tutuyor. Örneğin, bir sokağımda bir iş yapacaksam Büyükşehir'e götürmem gerekiyor. Kentsel dönüşümde, bir müteahhitlik yarışı gidiyor ve biz de bir şey yapamıyoruz. Bugün Mavişehir'e 2 AVM geldi. Biri bitti, diğerinin yeni başlayacak. Yerleri doğru mu? Değil ama yetkimiz yok.”

Geleni üstü açık otobüsle dolaştırmak turizm değil”

Başkan Akpınar, turizmde de İzmir'in kendine bir yön çizmesi gerektiğini dile getirdi.

“Turizm fuarı geçen sene bizim için çok hareketliydi ama bu sene öyle değil. Türkiye'de yüzde 40 oranında rezarvasyon azalması var. Bizim turizm için çok fazla şeyimiz yok ama yine de değerlerimizi gösterme, kentimizi tanıtma için yapıyoruz bunu. Çok büyük bir faydasını görmüyoruz ama İZKA ile ortak bir proje ve biz de bundan faydalanıyoruz. Denizimiz belki Akdeniz kadar sıcak değil ama bizim de insanımız sıcak. Sağlık turizmini canlandırabiliriz. İlçe belediyelerinin değil, büyükşehir belediyesinin tanıtım atağında olması gerekiyor. Biz çorba gibiyiz, her şey var. Tanım yapmalıyız. Tarım mı, turizm mi, sağlık mı, fuar mı, tarih mi? Bir yön çizmeliyiz biz. Bir şeyi hedeflemeliyiz. Bizim hedefimiz sağlık turizminde dünyada 1 numara olmak diyebilmeliyiz örneğin. Biraz ondan, biraz ondan alıyoruz ve her şey birbirine karışıyor. Kent anılmalı. Neyle anılmalı kent? İzmir dendiğinde soruyorlar aklına ne geliyor diye. Kimi rakı-balık, kimi kızları diyor. Ama İzmir'in başka güzellikleri de var. Kemeraltı, Kadifekale, Agora çok önemli. Karşıyaka'yı da içine alarak İzmir çok önemli bir turizm merkezi. Bize turist geliyor. Turist geldikten sonra, başına şapkayı verip açık otobüste dolaştırmak bence turizm değil.”

Sayın Cumhurbaşkanımıza yanlış aksettirildi”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde ilçeye asılan afişlerle ilgili soruyu da cevaplayan Akpınar, “8 Mart'ta karanfil değil, destek lazım.” dedi.

Afişlerde yasal engel olacak bir durum söz konusu değildi. Türkiye'de siyaset tersine işlediği için farklı yerlere gitti olay. Sayın Cumhurbaşkanımıza yanlış aksettirildi diye düşünüyorum. Bizim sanane afişlerimiz aile içine karışma değil, kadının isyanıydı aslında. Kadın doğurganlığıyla ve cinselliğiyle ön olanda. Sosyal yaşamıyla ve topluma kattığıyla değil. Ciddi anlamda son süreçte kadına şiddet ve cinayetler, terör gibi oldu. Erkekler, bizi bir ananın doğurduğunu unutarak terör estiriyor. Kadın ne yaparsa günah oluyor. Kahkaha atıyor günah, el ele tutuşuyor günah. Bakın Peygamber Efendimiz, Hz. Ayşe ile spor yapıp, koşu yarışması yapıyor. Ona hep geçiliyor. Neden? Çünkü kadına verdiği değeri gösterip, onu mutlu etmek için bunu yapıyor. Şimdi biz kadının, sosyal hayata yaptığı katkıyı unutarak, baskıyı kabul etmiyoruz. Kadın isyan edip 'Sanane' dedi. Börek açarım, türban takarım sanane. Böreği açmam, dekolte giyerim sanane. Bakın İstanbul'da bir kızımız tecavüze uğramış. Tecavüz değil de kızın o saatte dışarda olması konuşuluyor. Bakın benim annem 60'lı yıllarda şortla bisiklete binmiş, fotoğrafları var. Şimdi binse ne olacak? Bakın şimdi 2 kadının, gece bir yerlere gidip, bir şeyler yiyip içmesi çok tehlikeli bir gün. 8 Mart'ta karanfil dağıtarak değil, destek olarak insan haklarını uygulamamız lazım. Biz burada anlamayanların eleştirisini aldık. Biz kadınlarımızın ve çocuklarımızın güvencesi olmaya devam edeceğiz.

Aziz Bey'in ifadesi çok erken oldu”

Akpınar, 2019'da hedefinde Büyükşehir olup olmadığı ile ilgili soruya ise açık kapı bıraktı. Akpınar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun, 2019'a yönelik açıklamasını da erken bulduğunu söyledi.

“Aziz Kocaoğlu İzmir tarihine geçmiş bir isim. Hiç aklında yokken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olup bunu başarıyla yapan bir isim. Bence bu, çok erken söylediği bir ifade. Aziz Bey'in de bugün aklında olmayanlar yarın başına gelebilir ve yeniden başkanımız olabilir. Bizler tek başımıza karar verme hakkına sahip insanlar değiliz. Ben bu hakkı kendimde görmem. Sonuçta toplumun istedikleri çok önemlidir. Benim de hedeflerim var ve siyaseti uzun yıllar yapmak istiyorum. Bu kentte birçok insanla ortak kaderi paylaşmış bir insanım. Milletvekili adayı olduğumda seçilecek gibi çalıştım ama seçilemedim. Konak'tan belediye başkanı aday adayı oldum. Konak'ta 48 saat belediye başkan adayı oldum ve sonunda Karşıyaka Belediye Başkanı oldum. Hırsla ve ihtirasla siyaset yaparak bir yerlere gelme hevesilisi değilim. Benim siyaset yaşamım örnek bir siyaset yaşamıdır. Bir yerlere gelmek için her duaya amin demem. İlkelerim vardır. Kendimde yapabilme güvenini hissetsem de, toplumun ne kadar hissettiği önemlidir. Siyaset, insanların birbirini karaladığı bir yer değildir. Ben hayatım boyunca böyle siyaset yapmadım. Yaşadığım kenti seviyorum. Karşıyaka Belediye Başkanı olarak, kente bir nebze katkım olursa benim için mutluluk olur. Önümüzdeki döneme gelince de, daha 3 yılım var. 3 yıl boyunca görevimi yapmaya çalışacağım. 3 yıl sonunda kal derlerse kalırım, başka yerde başkan olacaksın derlerse onu da yaparım, başka bir görevde yapacaksın derlerse onu da yaparım. Karşıyaka Belediye Başkanı olarak siyaset yaşamımı taçlandırdım. Daha iyi görevi verirlerse onu da yaparım. Eve dönüş yasası çıkarsa, evime de dönerim.”

AKP'nin kültür ve sanata bakışını biliyoruz”

Akpınar, ilçedeki sanat faaliyetlerinin de devam edeceğini söyledi.

Karşıyaka, içinden Türk kültür ve sanat yaşamına yön veren insanların çıktığı bir kent. Kültür ve sanat için çalışmalar yapmak gerekiyor. AKP hükümetinin kültür ve sanata bakışını hepimiz biliyoruz. Biz, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği sözleri görev edinerek çalışmak durumundayız. Ne diyor Atatürk? Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuştur.” diyor. O zaman bu doğrultuda çalışmamız gerekiyor. Oda orkestramızı oluşturduk ve ulusal ve uluslararası arenada bizleri temsil ediyor. Liseler arası müzik yarışması yapıyoruz, heykel sanatına önem gösteriyoruz. Karşıyaka'da inanılmaz bir şekilde resim atölyesi var. İzmir'in belki en fazla resim atölyesinin olduğu yer Karşıyaka. Yeni merkezler açıyoruz. Örneğin belediyemizin giriş katına bir sergi salonu aldık. Hiç boş durmuyor orası. Karşıyaka tam bir kültür sanat kenti. Belediyemiz de buna yakışır şekilde, durumu kendi binasına da uyarlıyor. Haftanın bir günü oda orkestramız gelir, orada canlı olarak bir saat müzik yapar. Sanatı sevdirebilmek için, insanların yoğun yaşam mücadelesinde onları sanatla rahatlatabilmek için çalışmalarımızı yapıyoruz.

Yayın Tarihi : 01.04.2016 : 14:40


Yorumlar

9568




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN