Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bakan Bozdağ'dan Sert Çıkış

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Bakanlık tarafından İzmir'in Çeşme İlçesi'nde gerçekleştirilen ve 3 gün sürecek olan eğitim çalıştayına katıldı.

 

Adalet Bakanlığı, Türkiye genelinden gelen hakim ve savcıların katılımıyla İzmir'in Çeşme İlçesi'nde eğitim çalıştayı düzenledi. 3 gün sürecek çalıştayın açılış törenine katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ konuşmasının büyük bölümünü Anayasa Mahkemesi'nin Can Dündar ve Erdem Gül'ün serbest bırakılmasının ardından yayınladığı gerekçeli karara ayırarak, kararı çok sert sözlerle eleştirdi. 
 
Adalet Bakanlığı, hakim ve savcıları 'Meslek öncesi ve meslek içi eğitim çalıştayı' için Çeşme Ilıca'daki Sheraton Otel'de topladı. 3 gün sürecek çalıştayda, hakim ve savcılara, birçok konu başlıklarında, eğitim verileceği belirtildi. Yaklaşık 300 hakim ve savcı alanlarında uzman olan kişilerden, 16 grup halinde meslek içi eğitim alacak. İzmir Valisi Mustafa Toprak ile yüksel yargı üyelerinin de hazır bulunduğu çalıştayın açılış konuşmasını, program ve metodu hakkında bilgi vermek için Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demet Özerbaş yaptı. Özerbaş, hakim ve savcıların niteliğinin arttırılmasının önemli olduğunu, çalıştayda daha önce hiç yapılmamış bir uygulamaya gidip direk onlardan gelen önerilerin dikkate alınacağını söyledi. 
 
İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Doğru, hakim ve savcıların eğitiminin önemine değindi. Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Yılmaz Akçil, hakimlerin kıdemli veya kıdemsiz diye yetkilenmediğini hatırlattı. Doğru, şöyle dedi:
 
"25 yaşındaki ile 40 yaşındaki hakim aynı kararı verebiliyor. Cumhurbaşkanı 'şunu tutuklayın' dese o Anayasa'ya aykırı olur, ama 23 yaşında bir hakim 'bu kişiyi tutuklayın' derse o tutuklanır. Kapıyı açmazsa kapı kırılır." 
 
Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanı İbrahim Şahin, Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Alpaslan Azapağası, kısa bir değerlendirme ve açılış konuşmaları yaptı. 
 
YARGININ SİYASALLAŞMASI EN BÜYLÜK TEHLİKE 
 
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yaptığı konuşmada adaleti her zaman ayakta tutmanın yasama, yürütme ve yargı dahil herkesin görevi olduğunu hatırlattı. Bakan Bozdağ, şöyle konuştu:
 
"Adaleti her daim hakim kılmak ancak bağımsız, tarafsız hakim ve savcılar eliyle olur. Hakimlerin bağımlısızlığı ve tarafsızlığı hepimizin üzerinde hassasiyetle durması lazım. Yargının siyasallaşması hepimiz için, yargı için, hakim ve savcılar için en büyük tehdittir. En büyük tehlikedir. Ülkemizin adaleti, insanlarımızın yargıya güvenini korumak için yargıyı siyasetleştirmenin önünde durmamız lazım." 
 
HAKİMLERE ÇİFTE SINAV GELİYOR 
 
Hakim ve savcıların, avukatlarımızın mesleğe girişlerinde uygulanan usuller olduğunu da hatırlatan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yeni dönemle avukatlar için sınav getirdiklerini anlatırken şöyle dedi:
 
"Hakim ve savcılar için stajın başında olan sınav, staj sonunda da olacak. Yeni dönemde bu formül üzerinde çalışacağız. Adli veri bankası kurma kararı aldık. 1 Ocak 2017 yılından itibaren yargıyla ilgili bütün sorularına cevap alacağı sistemi kuruyoruz. Adli google olacak. Adli olarak ne kadar soru sorarsa sorsun orada cevabı olacak. Hakim ve savcılara ilişkin adli veri bankasıyla kendi karnelerini görme imkanı bulacak. Verdikleri kararın sonucunu göremeden görev yerleri değişiyor. Bu sistemle hangi kararı nereden bozuldu orada görecek. En çok hangi kanun maddelerinin uygulanmasında hata yapıyorlar, onlara bakılacak. Gerçi yeni süper temyiz mahkememiz oldu, oradan da ayrıca bakmak lazım. Kararlarda, nerelerde hata yapılıyor, eğitime ihtiyaç var orada eğitime alınacaklar." 
 
İSTİNAF MAHKEMELERİ DE TEMMUZ AYINDA GÖREVDE
 
Yargı alanında atılacak adımlardan birisinin de istinaf mahkemeleri olduğunu söyleyen Bekir Bozdağ, adımlardan birisini 20 Temmuz 2016 istinafın uyulamaya girmesi oluşturduğunu ifade etti. Bakan Bozdağ, şöyle devam etti:
 
"Bugüne kadar uygulamaya girmemesine yönelik pek çok mazaretler sayıldı. Mazeretle bakarsak bir 10 yıl daha istinafa geçemeyiz. Ama bu mazeretleri ortadan kaldırmak için kararlı adımlar attık. Neredeyle tamamını kaldırdık desek yanlış olur. Ama mazeretleri dikkate alarak olumsuzlukları gidererek bu adımları atıyoruz. 20 Temmuz'da istinaf hayata geçecek. Yargıya güveni tesisi etmek için tarihi bir adım. İstinaf ikinci bir yargılama yapacak, dosyaya kararı verenlerin dışında bir gözle yeniden karar verilecek. Birinci mahkemenin verdiği yanlış karar varsa onu düzeltme imkanı olacak. Eksiklik varsa istinaf mahkemesi kendisi kararı düzeltecek. Yanlışı düzeltecek. Yargının hızlanması için son derece önemli olacak. Hakim ve savcıların doğru karar vermesi için Yargıtay dışında istinafın da rehberliği önemli bir eğitim olacaktır. Ceza yargılamalarının yüzde 91'i, hukuk yargılanmalarının 89'u, idari yargılamanın da 80'i istinafta kesinleşecektir. Bunun bir anlamı yargının hızlanmasıdır. Kararlarında isabet oranının artması ise, Yargıtay'ın Danıştay'ın gerçek bir içtihat mahkemesi olması durumudur. Yargıtay'da azalan iş yüküne göre daire sayılarında, üye sayılarında azalma, görev sürelerinde sınırlama gelecek. Değişimlerin olması orada tecrübe sahibi olanların istinafta kullanılması herkesin oraya gitme ihtimalinin olması son derece önemli." 
 
HAKİMLER KARARLARIYLA KONUŞUR 
 
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, hakimlerin verdikleri kararlarla konuştuğunu vurgulayan  şöyle devam etti:
 
"Takdir hakkı sınırsız, sorumsuz ,dileği gibi karar tesis etme hakkı değildir. Takdir hakkı büyük bir sorumluluk görevidir. Bu hakkın kullanılması adaletin doğru tecellisi için önemlidir. Takdir hakkı hukukla sınırlı olduğumuzu gösterme açısından son derece önemli eğer bizim kararımızı doğruysa, basın açıklaması yapmaya gerek yok. Doğru karar vermişsindir. Eğer karar eksik ve yanlışsa o zaman basın açılması yaparsın. Hiçbir basın açıklaması kararlardaki eksikliği yanlışı tamamlamaz. Düzelmez. Milletin eleştirisini ortadan kaldırmaz. Bir mahkeme kararı basın açıklamasıyla düzeltiliyorsa, ben 'eyvah yine yanlış karar' diyorum. Bu karar kendisini bile tatmin etmemiş ki yine basın açıklaması yapılıyor. Hakimlere kararlarıyla konuşur. Karalarımızın gerçekten sağlam gerekçelerle oluşturulması son derece önemlidir. Karar verdiniz açıklamanız odur. 'Ben ikna olmadım' diyene 'gerekçemi oku' dersiniz. Doğruyla ikna edersiniz. Yanlış ise ikna edemezsiniz. Basın açıklaması yanlış kararı açıklamaya yetmez."
 
"HAKİM HAKİM GİBİ, SAVCI SAVCI GİBİ DAVRANMALI"
 
Anayasa Mahkemesi'nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki kararını da değerlendiren Bekir Bozdağ şunları söyledi: 
 
"Herkese kendi görevini yapmalı hakim hakimlik savcı savcılık yapmalı, hakimler savcılaşırsa, savcılar hakimleşirse, o zaman orada doğru karaları bulma imkanımız yok. Savcı savcı gibi, hakim hakim gibi olacak. Yargıtay Yargıtay gibi olacak. Anayasa Mahkemesi Anayasa Mahkemesi gibi olacak. Kimse kimsenin yetkisine girmeden kendilerine sınır içinde görevini yaptığı zaman ben eminim ki milletimiz büyük bur mutluluk duyacaktır. Şu anda Türkiye'de yeni bir tartışmanın fitili ağır ağır ateşleniyor. O da nedir? Anayasa mahkemesi ile Yargıtayımız, Danıştayımız hatta ilk derece mahkememiz arasında, önümüzdeki yıllarda, Türkiye'nin en önemli tartışması yetki tartışmayı haline gelecektir. Anayasa Mahkemesi'nin, bireysel başvuru hakkı ile her geçen gün yetki alanını anayasamıza ve kuruluşu yargılama usulü kanununa rağmen genişletmesi, bu noktadaki tartışmaların altına her geçen gün odun atması anlamına gelmektedir. Bu Türkiye için fevkalede büyük bir yanlış olacaktır. 'İyi mahkeme Anayasa Mahkemesi, özgürlükçü mahkeme Anayasa mahkemesi, ilk derece mahkemesi kötü mahkeme, Yargıtay ondan daha kötü mahkeme, onlar herkesi tutuklamadan hapse tıkmaktan yana, ama Anayasa mahkemesi herkesin hürriteyetini tesis etmekten yana. Onlarını haklarını gasptan yana ama Anayasa mahkemesi hakları tesis etmekten yana.' Böyle bir algının oluşturulması Türkiye'ye en büyük kötülüktür. Kimsenin buna hakkı yoktur. İlk derece mahkemeleri, Yargıtay da, Danıştay'da hakkı sahibine teslim etmek için doğru karar vermek için anayasa ve yasaları, vicdani kanaatleriyle doğru biri biçimde uygulamak için görev yapmaktadırlar." 
 
Anayasa Makemesi'nin gerekçeli kararından bölümler de okuyan Bekir Bozdağ şu eleştirileri yöneltti:
 
"Anayasa Mahkemesi'nin son verdiği karar önceki kararlarıyla değerlendirildiğinde, yetki alanını sürekli genişletildiğini görürsünüz. Dündar ve Gül kararına baktığınız zamana burada anayasanın çizdiği sınırlarını aştığını, yetki gaspının olduğunu mahkemenin bireysel başvurunun olduğu mahkeme gibi değil, yargılamayı yapan ilk derece mahkeme gibi yerine kendisini koyduğunu görüyorsunuz. 'Yargıtay'a ihtiyaç yok' diyor. Esasında 'ben işi kökten hallettim' diyen bir yaklaşımı burada görüyorum. Hepinize soruyorum anayasa hükmü basın özgürlüğü söz konusu olduğu zaman yargı yolunun tüketilmesi şartını ortadan kaldırır mı? Kaldırmak daha işin başında, anayasanın bu hükmünü Anayasa mahkemesi, çiğnemektedir. İlk derece mahkemesi gibi anayasa mahkemesi bireysel başvuruları inceleyemez. Yargıtay gibi temyiz mahkemesi yerine koyup ilk derece mahkemesinin kararlarını denetleyemez. Bunun Türkçesi, anlamı açıkça budur. Yerindelik denetimi yapılamaz. Karara bakmak lazım. Kararda mahkeme yaptığı yanlışı düzeltmek için çırpınıyor. Çabasını görüyorsunuz. Ama bu çaba izah etmeye yetmemiş, hukuku nasıl çiğnediklerini örtmemiş." 
 
Anayasa Mahkemesi'nin kanıt incelemesi de yaptığını söyleyen Bekir Bozdağ, Anayasa Mahkemesi başkanına, karara imza atan üyelerine "Nedir bu bunun Türkçesi?" diye sorduğunu ifade ederken şöyle konuştu:
 
"Bal gibi delil incelemesidir. Bal gibi ilk derece mahkemesinin yerine geçip esas inceleme yapmasıdır. Mahkemenin buna hakkı yoktur. Böyle bir hakkı böyle bir vazifeyi vermemektedir. Hukukçu olan herkese şunu söylüyorum. Taraf olursunuz karşı olursunuz benimle aynı görüşü paylaşırsınız paylaşmazsınız. Hepimizin bu hukuk cinayeti karşısında bu hep beraber dememiz lazım ki, 'bu gerekçelerin yanlıştır.' Kararın hem delil değerlendirmesidir, hem de esas değerlendirmesidir. Daha ilk derece mahkemesi işe el atmadı. Tensip verdi, sanıkları daha dinlemedi, delilleri daha değerlendirmedi. Belki beraat verecek. Belki mahkumiyet verecek, Yargıtay bozacak. Bizim Anayasa mahkemesi, deliller, üzerinden bunu değerlendirilmesini yapıyor, basın özgürlüğü hakkında karar veriyor. Savcılığın burada yaptığı basın özgürlüğü değil. Habercilik yaptığı demiyor. Başka şeyler söylüyor iddianamede. Ama anayasa mahkemesi, yaptığı değerlendirmede çerçevesinde basın ve ifade özgürlüğü yönünde karar verdi. İlk derece mahkemesinin yerine geçmektir, Yargıtay'ın temyiz yetkisini de gasp etmektedir. Fevkalede yanlış olmuştur. Anayasa mahkeme ilk derece mahkemesi değildir, temyiz mahkemesi hiç değildir, süper temyiz mahkemesi ise hiç ama hiç değildir. Eğer yetki alanını genişletmeyi Anayasa mahkemesi böyle devam ederse Türkiye'de önümüzdeki yıllarda çok ciddi hukuksal tartışmalar alacaktır. Türkiye'nin böyle konulardaki tartışmalara itilmemesi lazım." 
 
ANAYASA MAHKEMİSİ TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ YAPTI
 
Anayasa'daki 'siyasi başvurularla ilgili davalara genel kurulca bakılır, bireysel başvurularla ilgili davalara bölümlerce karar bağlanır' hükmünü de hatırlatan Bekir Bozdağ, şunları ekledi:
 
"Genel kurul bakar' demiyor. Bireysel başvuruların bölümler tarafından karara bağlanacağını da söylüyor. Ama Anayasa Mahkemesi, 05.03.2014'de yaptığı tüzük değişikliğiyle bazı şöhretli konuları genel kurulda görüşmesinin yolunu açtı. Prim yapmak için. Geçmişte Twetter kararında oldu. Şimdi bu ikincisi. Anayasa'yı çiğneyen bir iç tüzük değişikliğini Anayasa Mahkemesi yapıyor. Anayasa mahkemesi Anayasa'ya aykırı diyor. Bu da Anayasa kararıdır. Biz 'Anayasaya aykırı' dediğimiz zaman suçlamış mı oluyoruz? Anayasaya uymak ve uygulamak hepimizin görevidir. Mahkeme, kararını internet sitesinde gerekçesi ile beraber yayınlanması gerekiyor. Ama mahkeme, sadece kararı açıklayıp, gerekçeyi açıklamıyor. Yasayı ihlal ettiğinin göstergesidir." 

Yayın Tarihi : 10.03.2016 : 16:03


Yorumlar

4548




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN