Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Afrika Sevdası Bacılardan Başladı

Afrika Sevdası Bacılardan Başladı
Gazeteci-Yazar Hıfzı Topuz, Folkart Gallery’de sergilenen ve dünya müzelerinde eşine az rastlanır masklardan oluşan 400 parçalık koleksiyonunu nasıl oluşturduğunuz Ben HABER’e anlattı.

 

ÇİĞDEM ALPASLAN / BEN HABER

1923 yılında İstanbul’da doğan asırlık çınar diyebileceğimiz, mütevazı kişiliğiyle bizi ağırlayan, UNESCO ödüllü, Gazeteci-Yazar Hıfzı Topuz'un başarılarla dolu hayat hikayesine tanık olmaya çalıştık. Afrika sevdasının nasıl başladığını ve neden Afrikalılara bu kadar ilgili olduğuna dair keyifli bir röportaj sizleri bekliyor...

'PARA İÇİN GAZETECİLİK YAPMADIM'
 
Başarılarla dolu bir hayat hikayeniz var. Bunu herkes biliyor ama biraz bahsedebilir misiniz?
 
Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra amacım gazeteci-yazar olmaktı. Ailede de öyle bir baskı vardı. Sonra hukuk fakültesine girdim. Son sınıfta gazeteleri teker teker dolaşıp iş aradım. Tasvir'e gittim. Cihan Baban'a 'ben gazeteci olmak istiyorum' dedim. Hemen işe başladım ve ilk iş olarak Topkapı Sarayı'nda Vali Lütfi Kırdar'ın basın toplantısına gönderdiler. Sonra o toplantıyı ayrıntılarıyla yazdım. İstihbarat şefine verdim. Ertesi gün gazetede bekliyorum, haber resim altı çıktı. İstihbarat şefine sordum 'Okumadık bile. Aylarca yazarsınız biz okumayız' dedi. ‘Öyle mi ben gidiyorum’ dedim, bıraktım. Vazgeçtim. Böyle bir işte çalışılmaz, nezaketsizlik bu dedim. Sonra yeniden gazeteci olma hevesine kapıldım. Akşam Gazetesi'ndeki Kazım Şinasi'ye (Dersan) gittim. Aradan iki hafta geçti haber gönderdi. 'Gazeteye başlayın yalnız imtiyazlı muamele beklemeyin' dedi. Asgari ücret 90 lira ben 50 lirayla başladım. 'Ben para için gazetecilik yapmıyorum, öğrenmek için yapıyorum' dedim. 
 
Arkadaşınız Malik Yolaç Akşam Gazetesi'ni satın aldıktan sonra yollarınız neden ayrıldı?
 
Fransa'dan dönünce gazetede önce istihbarat şefi, daha sonra yazı işleri müdürü oldum. Bizim gazetenin sermayesi yok, parası yok bir hamle yapamıyor. Hürriyet hamleler yapıyor biz hiçbir şey alamıyoruz. Patron (Kazım Şinasi Dersan) 'Olmuyor yapamıyoruz bir ortak bul bana' dedi. Galatasaray Lisesi'nden arkadaşım Malik Yolaç 'Bir gün gazete çıkarırsan ben ortak olurum' demişti. Bütün gazeteyi satın aldı, 'ben karışmam sen yöneteceksin' dedi. Ama öyle olmadı. Demek ki müthiş hırsı varmış. Her gün sayfa yaparken geliyor 'Ne yapıyoruz, neyi manşete çıkarıyoruz' diye başımda duruyordu. Demokrat Parti ile ilişkileri varmış. Hükümetten emir alarak bana emir vermeye başladı. Bu iş böyle olmayacak dedim ve istifa ettim. Daha sonra ilk Gazeteciler Sendikası'nı kurdum.
 
 
UNESCO serüveniniz nasıl başladı?
 
Yine bir burs bulup Strasbourg'a seminere gittim. Semineri UNESCO düzenlemişti. Paris'e gittim ve 80 aday içinden UNESCO'da işe girdim. UNESCO'da iyi görevlere geldim. Basın özgürlüğünün başındaydım. 
 
'UNUTULMAYAN DEĞİŞİKLİKLER YAPTIK'
 
Bir süre TRT'de de görev yaptınız, bu süreç nasıl gelişti?
 
Evet. Bülent Ecevit, İsmail Cem'i genel müdür yaptı. İsmail Cem de beraber çalışalım deyince Paris'e UNESCO'dan istifa etmeye gittim. 'Türkiye'de göreve başlayacağım' dedim. 'Pişman olursun hükümet değişir açıkta kalırsın. Sana izin verelim git dene memnun olursan kalırsın' dediler.  Geldim TRT Genel Müdür Yardımcısı oldum. Radyoları ele aldım. Unutulmayan değişiklikler yaptık, TRT'nin havası değişti. 1 sene sonra hükümet değişti, Cem değişti, Süleyman Demirel geldi ve bizi kapı dışarı ettiler. Ondan sonra da ben döndüm. 
 
Bu söylediklerinize baktığımız zaman sizin dönemle şu anki dönem arasında benzerlikler görüyor musunuz?
 
Şimdi daha beter. O dönemi arıyoruz. Bugünkü kadar basın özgürlüğünün daraltıldığı bir dönemden geçmedi Türkiye. Ne Abdülhamit zamanında, ne Abdülaziz zamanında, ittihatçıların zamanında bu kadar baskı, sansür olmadı. Bütün dünyada olduğu gibi bunun geçeceğine inanıyorum. 
 
 
‘TÜRKİYE'DE KALSAYDIM HAPİSTE OLACAKTIM’
 
Yurtdışı serüveni ufkunuzu genişletmiş diyebilir miyiz? Türkiye'de kalsaydınız bu kadar önünüz açılır mıydı?
 
Benim için bir dünya değişti, dünyaya açıldım. Türkiye'de kalsaydım gazeteciliğe devam edecektim. Bütün arkadaşlarım ne oldu açıkta kaldılar, hapse girdiler.
 
Kitaplarınızdaki ve gazeteciliğinizdeki farklılık bu bakış açısından kaynaklanıyor olabilir...
 
Ondan tabi. Ben her milletten insanları kardeşim gibi gördüm. Dostluk edindim, bütün Afrika ülkelerini, Latin Amerika, Uzak Doğu'yu dolaştım. Bana dünyayı UNESCO tanıttı. 
 
Gazeteci genç arkadaşlarımıza başarılı olmaları için ne önerirsiniz?
 
Vazgeçmemek, direnmek, yılmamak lazım. Teslim olmamak, dönek olmamak lazım. İstanbul'da 25 sene önce Resim Araştırmaları Derneği kurdum ve başkanlığını yaptım. Oraya bağış yaptım. O parayla Hıfzı Topuz ödülü verecekler. Ödülün şartlarını daha düşünmedim ama vereceğimiz kişi dönek olmayacak, dürüst olacak. Hayatında doğru yoldan, kamu hizmetinden, inandığı yoldan ayrılmamış, satılmamış olacak. Bunlar çok önemli. 
 
'CAN DÜNDAR İYİ BİR SAVAŞ VERDİ'
 
Beğendiğiniz, başarılı gördüğünüz bir gazeteci var mı?
 
Yeni milletvekili oldu, CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş'ı ve Merdan Yanardağ'ı çok beğeniyorum. Can Dündar iyi bir savaş verdi. Benim de kriterlerime uygun insanlar var. Mutlaka solcu olması, ilerici olması ve Atatürkçü olması lazım, devrimci olması lazım. Karşı tarafa da saygı var ama benim ilkelerim amaçlarım başka yönde. 
 
 
'AFRİKA SEVDASI DADILARDAN, BACILARDAN BAŞLADI'
 
Peki Afrika'ya dönelim mi? Kara Afrika sevdası nasıl başladı?
 
63 sene önce Paris'teydim. Nazım Hikmet'in yeni kitabı çıkmıştı. Nazım'ın telif hakkını alıp karısına verecektim. Ben de Tristan Tzara'ya gittim. Afrika maskeleri, heykelleri gördüm. Çok hoşuma gitti, ilk orada etkilendim. Bu hikaye 1953 başında oldu. Türkiye'de ailede harem ağaları, bacılar, dadılar vardı. Afrika sevdası dadılardan, bacılardan başladı. Ailede teyze, hala gibi görürdüm onları. Onları tanıdım, bunlar herhalde bende bir şeyler uyandırdı. UNESCO'da Afrika'da çok arkadaşım oldu. Gittiğim yerlerde seminerler düzenledim, dersler verdim, hocalık yaptım, çok Afrikalı öğrencim oldu. Onları çok sevdim. 
 
 
Kara Afrika Sanatı sergisi nasıl oluştu?
 
İlk 1960'da UNESCO'da çalışırken Afrika'ya gittim. İlk oradan 1-2 parça aldım. Ondan sonra her gidişimde gördüğüm şeylerden topladım. Büyük kıymetli şeyler zaten bulunamıyordu, dağılmıştı. Kıyıda köşede kalmış, eskici dükkanlarında buluyordum. Benim sevdiğimi biliyorlardı eskiciler otele getiriyorlardı. Afrika'dan her gelişimde elimde heykellerle geldim. Müzayedelerden aldım. Bir de baktım ki dünyanın heykeli olmuş. İstanbul'a taşınırken koyacak yer bulamadım, ayrı bir kat yaptırdım orası müze gibi oldu. 400 tane oldu. Artık evde de bunlara yer kalmadı. 
 
 
Maskeleri ve Heykelleri gerçekten koruyacağına inandığınız yere bağışlayacaksınız. Gönlünüzden geçen bir yer var mı?
 
İstanbul'da Büyükçekmece Belediyesi'ne vereceğim. Boğaziçi Üniversite'si istedi ama somut bir öneri gelmedi.
 
Son olarak İzmirlilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?
 
Ben İzmirlileri çok seviyorum. Her fırsatta geliyorum. İzmir'de bir sürü tatlı anım var. 'Gizli Aşklar' diye kitabımda bir İzmir hikayesi var.
 

Yayın Tarihi : 03.02.2016 : 10:46

Etiketler : haber    haberler    hıfzı topuz    gazeteci    afrika    kara afrika sanatı    folkart gallery    Afrika Sevdası Bacılardan Başladı    çiğdem alpaslan    röportaj    ben tv    ben haber    kanalben       


Yorumlar

8234




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN