Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''Rusya'nın Suriye'de Ne İşi Var''

''Rusya'nın Suriye'de Ne İşi Var''
CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "Batı ülkeleri Suriye halkını temsil eden muhaliflere destek vermede yeteri kadar cesur davranabilseydi bugün her şey farklı olabilirdi. Ne zamanki mülteciler kapılarına dayandı hepsi o zaman tutuştu ve o zaman feryat etmeye başladı" dedi.

 

 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birlik Vakfı 30. Yıl Kutlamaları törenine katıldı. Milli Türk Talebe Birliği’nin devamı olarak 29 Mayıs 1985’de kurulan Birlik Vakfı’nın 30. Yılı Kutlamaları’na, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Burhan Kuzu, Mehdi Eker, Hayati Yazıcı, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir de katıldı.
 
"BU HATIRALAR BURADA UNUTULUR GİBİ DEĞİL"
 
Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz aynı yoldan geçen, aynı sudan içen, yazı kışı bir, aynı dağın yeli olan kardeşleriz. Dostlarız, yoldaşlarız, dava arkadaşlarıyız. İlk gençlik dönemlerinden itibaren, Milli Türk Talebe Birliği’nden itibaren, benim bu kutlu yolda hamdolsun uzun bir geçmişim var. Bu sahne çok hatıralarla dolu bir sahne. Bu hatıralar burada unutulur gibi değil. Yeşilay’ın burada düzenlemiş olduğu münazaralarda çok ciddi geçmişimiz var. İmam Hatip Okulu sıralarında burada çok şampiyonlukları yakaladık. Hep bu sahnede bunları yaşadık. Hamdolsun o günler unutulur gibi değil" dedi. "Buradaki oturduğumuz anlarda, ekmek, domates, peynir çok yediğimiz anlar oldu" diyen Erdoğan, "O günlerden buralara geldik. Bu dava hor kalmasın, öksüz kalmasın, bu dava büyüklüğüne yaraşır şekilde sürsün diye, bursla, eğitimle, irfanla sürsün diye yetiştirilen yeni nesilleri memnuniyetle görüyorum, takip ediyorum. Birlik Vakfımızın bünyesinde gerçekleştirilen programlarda gördüğüm gençlik hiç şüphesiz, Necip Fazıl üstadımızın özlemini çektiği, Mehmet Akif’in ’Asım’ın nesli’ dediği gençliktir. Ben buna yürekten inanıyorum. Ne mutlu bu şekilde nesilden, nesle devredilen, o büyük dava için çalışanlara, o davaya hizmet edenlere, onları alkışlıyorum. Ne mutlu bu kutulu yolda bir ömür geçirenlere ve geçirecek olanlara" diye konuştu.
 
EĞİTİM VE KÜLTÜR
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de 13 yılda tarihi bir değişime, dönüşüme hep birlikte şahit olunduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdü: "Ancak bu süreçte iki alanda, eğitimde ve kültürde arzu ettiğimiz, hayal ettiğimiz, hedeflediğimiz ilerlemeyi kaydedemediğimiz üzüntüyle ifade etmek istiyorum. Bunu başarmamız, bunu gidermemiz lazım. Eğitimde alt yapıyı, fiziki imkanları güçlendirdik. Ama eğitimin, öğretimin içeriği konusunda, müfredat konusunda çocuklarımızı medeniyet tasavvurumuza uygun şekilde yetiştirme hususunda aynı başarıyı gösterebildiğimizi maalesef söyleyemiyorum. Ama vakit geçmiş değil. Bunu başaracağımıza inanıyorum, ümitsiz değilim, ümidimi koruyorum. Yeniden güçlendirdiğimiz İmam Hatip okullarımıza giden öğrenci sayımızın 1 milyon 200 bine çıkmış olması elbette önemli. Biliyorsunuz 600 binden 28 Şubat sonrası 60 bine indi ve iktidarımız ile birlikte bunu 60 binden 1 milyon 200 bine şu anda çıkarmış bulunuyoruz. Şimdi mesele süratle mazrufu güçlendirmek. Müfredatı süratle geliştirmemiz, güçlendirmemiz lazım. Bunu haletliğimiz zaman inanıyorum ki gençliğimiz çok daha farklı bir şekilde gelişecektir."
 
"HER ALANDA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIMIZIN OLMASI GEREKİR"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültür alanında da yapılanlarla, yapılması gerekenler arasında çok ciddi farklar bulunduğunu belirterek, “Tabi Türkiye’nin diğer alanlardaki ihtiyaçlarının büyüklüğü, milletimizin gırtlağına kadar dayanan sıkıntıları bir an önce çözme gayretimiz ister istemez önceliğimizi böyle şekillendirdi. Buna rağmen daha fazlasını yapabilmeliydik, yapabilirdik. Artık önümüze bakacağız. Geçmişten aldığımız dersler, edindiğimiz tecrübeler ışığında, önümüzdeki yılları eğitim ve kültür alanında bir seferberlik anlayışıyla en iyi şekilde değerlendirmeliyiz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivil Toplum Kuruluşu ile övünmemenin mümkün olmadığına dikkat çekerek, çok güzel işler başardıklarını belirtti. STK’lara, vakıflara, eğitim ve kültür alanında çok büyük işler düştüğüne dikkat çeken Erdoğan, “STK’larımızın girmediği, olmadığı alan olmamalı. Her alanda sivil toplum kuruluşlarımızın olması gerekir. Bunu bir defa bir kenara koyalım, bunu aklımızdan çıkarmayalım. Her alanda bu gençlik yerini almalı. Mevcut birikim önemlidir. Ama projeler konusunda yetersiziz. Dünyanın pek çok ülkesinde eğitim ve kültür faaliyetleri devlete birlikte sivil toplum kuruluşlarının da etkin olduğu alanlardır. Burada devleti yönlendirecek, devlete istikamet verecek olan sivil toplum kuruluşlarıdır, gönüllü teşekküllerdir, akademik çalışmalardır. Çünkü eğitim ve kültür gibi esneklik sınırları hayli yüksek alanlarda sadece bürokratik mekanizmalarla istenilen neticeyi elde edebilmek mümkün değildir. Eğer bürokrasiyi bu noktada kendi başına bırakacak olursak, işte orada bürokratik oligarşinin egemenliğini görürsünüz" dedi. Erdoğan, ihracat ve turizm gibi alanlarda iş dünyasının devlete ve bürokrasiye olan yol göstericiliği desteği sayesinde gerçekten çok ciddi neticeler elde edildiğini, aynı başarıyı eğitim ve kültürde de göstermek mecburiyetinde olduklarını belirtti.
 
"’PARALEL DEVLET YAPILANMASI’ ADI VERİLEN İHANET VE ŞER ŞEBEKESİNİN...."
 
“Malum bir paralel devlet yapılanması STK olarak ortaya çıktı, ülkemiz nereye gidiyordu, nasıl bir müdahaleyle karşı karşıya kaldık" diyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Öyle ise bu alanda çok ciddi bir adımın atılması gerekiyor. 2019’a kadar bu konuda gerekli adımlar atılır diye bekliyorum. Türkiye’nin 2023’te diğer alanlarda da hedeflerine ulaşacağına inanıyorum. Bunun için sizden çok daha fazla gayret ve mesai bekliyorum gençler. ’Paralel devlet yapılanması’ adı verilen ihanet ve şer şebekesinin milletimizin gönül dünyasında açtığı yaraların da süratle iyileştirmenin, eksikleri telafi etmenin, yanlışları düzeltmenin çabası içinde olmalıyız. Bu şer şebekesinin en çok yoğunlaştığı alanlar olan eğitim ve kültür bu bakımdan da çok önemlidir. Milletimiz bu ihanet çetesine karşı net tavır alarak üzerine düşeni hakkıyla yapmıştır, yapmaya da devam etmektedir. Şimdi sıra sizde, bizde. Ortaya çıkan ihtiyaçları, eksikleri, boşlukları telafi etme görevlerini en iyi şekilde yerine getireceğinize inanıyorum. Bu yöndeki çabalarınızda bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücümle yanınızda duracağımdan hiç şüpheniz olmasın."
 
“BİR TARİHİ, BİR MEDENİYETİ YAKIP YIKMAK İÇİN İNSAFSIZCA SALDIRIYORLAR"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede ve Türkiye’de tarihi gelişmelerin yaşandığı bir dönemden geçildiğini ifade ederek, "Millet olarak bin yıldır yaşadığı bu coğrafyadan sürekli yenilenen imtihanlarından birini de bu dönemde görüyoruz. Allahın yardımı ve inayeti ile bu süreçten alnımızın akıyla çıkacağımıza inanıyorum. Ancak, şahit olduğumuz haksızlıklar, adaletsizlikler ve çifte standartların yüreğimizi yaralıyor, bizi üzüyor. Suriye’de vicdanı ve ahlakı olan herkesi utandıracak örneklerle dolu kirli bir savaş yürütülüyor. Esed ve onunla birlikte hareket eden Rusya ve İran gibi ülkeler diğer yandan DAEŞ, PYD, YPG gibi kukla terör örgütleri masum insanları acımadan katlediyor. Bir tarihi, bir medeniyeti yakıp yıkmak için insafsızca saldırıyorlar. Bu manzara karşısında biz tabi ki itidallimizi koruyacağız ama zulüm altında inleyen kardeşlerimizin sesine de kulaklarımızı tıkayamayız. Evleri, işyerleri, okulları, kreşleri ve pazar yerleri bombalananların acılarını yüreğinde hissetmeyenin bırakın adaletini, insanlığından şüphe ederim" diye konuştu.
 
"BU KARANLIK YAPILAR BÖLGEDEKİ KİRLİ HESAPLARIN BİRER TRUVA ATINA DÖNÜŞMÜŞTÜR"
 
Erdoğan, Türk milletinin Hint yarımadasındaki bir zulme bile donanmalarını gönderdiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Biz bu Osmanlı’nın torunlarıyız. Elimiz nereye kadar uzanıyorsa elimizi uzatmak zorundayız. Bu sorumluluğumuzu bir kenara bırakmak mümkün değildir. Annesinin, babasının, kardeşinin, komşusunun cenazesi başında göz yaşı döken bu masumların hayatlarını karartan, sırf siyasi çıkarları uğruna onları öldüren her ülke, her rejim, her örgüt benim gözümde aynıdır. Bunların hepsi de zalimdir. Açık konuşuyorum; Suriye’de bir terör örgütüyle değil, bir tarihe, bir kültüre, bir medeniyete karşı savaş veriliyor. Rejim de aynı savaşı veriyor DAEŞ’te aynı savaşı veriyor. Kimse kimseyi kandırmasın. DAEŞ, PYD, YPG bu tür örgütler Suriye’deki küresel güç mücadelesinin sadece bir aracıdır. Bizdeki PKK ile bunlar aynıdır hiç bir farkı yoktur. Bu karanlık yapılar bölgedeki kirli hesapların birer truva atına dönüşmüştür. DEAŞ, PKK, PYD, YPG’yi ortaya çıkaran, besleyip büyüten bugün hala varlığını korumasını sağlayan da rejimin ve onun arkasındaki güçlerin ta kendisidir. Bugün bölgenin ve dünyanın gündeminde Suriye bu şekilde yer alıyorsa tek sebebi sorunun çözümüne katkı sağlayacak ülkelerin kendi ajandaları sebebiyle farklı tutumlara yönelmiş olmalarıdır. Batı ülkeleri Suriye halkını temsil eden muhaliflere destek vermede yeteri kadar cesur davranabilseydi bugün her şey farklı olabilirdi. Ne zamanki mülteciler kapılarına dayandı hepsi o zaman tutuştu ve o zaman feryat etmeye başladı. Türkiye olaya böyle bakmadı. Türkiye kapısını açtı ve sıfır tolerans dedi 2 milyon 200 bin Suriyeli mülteciyi topraklarımızda misafir ediyoruz. 300 bin Iraklı’yı da topraklarımızda misafir ediyoruz."
 
"BEŞİKA’DA NE İŞİNİZ VAR?"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin Türkiye’ye akıl verdiğini ve "Başika’da ne işiniz var?" diye sorduğunu belirterek, "Bu olaylar bir aylık olaylar değil. Bir-bir buçuk yılı bulan olaylar. Irak merkezi yönetiminin üst düzey yöneticileri o Başika’da eğitim veren subaylarımızı gelip ziyaret edip, kendilerine teşekkür ederken şimdi Rusya, İran, Suriye ve Irak yönetimiyle dörtlü olarak Bağdat’ta ofisi kurdular. Bu ofis kurulduktan sonra da ’Türkiye orada neden duruyor’ diyorlar. Durmamızın sebebi oradaki eğitimi veren kardeşlerimizin korunması olayıdır ve bunu yapmaya mecburuz yapıyoruz, yapacağız" şeklinde konuştu.
 
"RUSYA’NIN SURİYE’DE NE İŞİ VAR, IRAK’TA NE İŞİ VAR?"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ve Irak konusunda atılması gereken tüm adımların atıldığını, ulusal, uluslararası her türlü görüşmenin yapıldığını ve yapılmaya devam edeceğini belirtti. Rusya’nın, Doğu Akdeniz’de tutunmak için Suriye’yi bir basamak olarak gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgede başka türlü bir politika takip edilebilirdi. Ben bunları kendisiyle çok konuştum. Peki, Rusya’nın Suriye’de ne işi var, Irak’ta ne işi var? Verilen cevap ne biliyor musunuz? ’Uluslararası hukukun gereği, eğer oradaki yönetim sizi oraya davet ederse oraya gidebilirsiniz.’ Mecbur değilsiniz. 400 bin insanı katleden bir yönetimin davetine icabet etmeye mecbur değilsin. Eğer, siz ona uyarsanız, orada bulunursanız o zulmü desteklemiş olursunuz. Şu anda yapılan da bu değil mi? Daha önce Tarsus’ta bir limanları vardı, şimdi Lazkiye’nin kuzeyinde de bir hava üssünü kurmak suretiyle orada tam bir yerleşim planı uygulaması var" diye konuştu.
 
"İRAN, MEZHEPÇİLİK GAYESİYLE ESED REJİMİ’NİN ARKASINDA DURMASAYDI"
 
Irak’ta da benzer olayların yaşandığını ifade eden Erdoğan şunları aktardı: "İran, mezhepçilik gayesiyle Esed Rejimi’nin arkasında durmasaydı, belki de bugün Suriye diye bir meseleyi konuşuyor olmayacaktık. Türkiye olarak biz, tüm bu süreçte daima Suriye Halkı’nın yanında yer aldık. Suriyeli kardeşlerimizin hakkını, hukukunu, can güvenliğini sağlama arayışı içinde olduk. Bu ilkeli tavrımız yüzünden çok ciddi bedeller ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. Bizim harcadığımız para, 9 buçuk milyar dolar. Bize dünyadan gelen destek, 420 milyon dolar. Türkiye’nin tavrı ortada, dünyanın bakışı ortada. 2 buçuk milyon Suriyeli ve Iraklı misafire ev sahipliği yapmanın getirdiği bu ağır yükü en küçük bir serzenişte bulunmadan taşıyoruz, taşıyacağız. Devletin ilgili kurumlarıyla birlikte, hayırseverlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, gönüllü kuruluşlarımız bu konuda üzerlerine düşenleri zaten yapıyor, inşallah daha da fazlasıyla yapmaya devam edecektir."
 
“HEP BİRLİKTE, İSLAM COĞRAFYASINDA BU BİLİNCİN UYANMASI VE GÜÇLENMESİ İÇİN DE ÇALIŞMALIö
 
Erdoğan, Türkiye’ye gelen sığınmacılara sadece kalacak yer, yiyecek, içecek temin etmenin yardım olmayacağını, bu insanların eğitimleri, meslek edinmeleri, dini, sosyal ve kültürel taleplerinin de karşılanmasının önemli olduğunu vurguladı.
 
Her gönüllü kuruluşun kendi faaliyet alanı ve birikimi çerçevesinde bu tür çalışmaları planlayarak süratle harekete geçmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan şunları söyledi: "Kardeşin kardeşe mihneti olmaz. Bu, bizim tarihi ve kültürel sorumluluğumuzdur. Ensar ve muhacir olayı bunun ta kendisidir. Tarih, bizim bu onurlu duruşumuzu da kaydediyor. Sadece kendi çıkarı için değil, çoluk, çocuk demeden 400 bin masum insanı katledenlerin yanında durup, bu zillete ortak olanları da kaydediyor. Burada Müslümanlar olarak üzerimize düşen önemli bir görev var. DEAŞ, El Kaide, Boko Haram, Eş Şebab gibi islami kavramları istismar ederek, en büyük zararı Müslümanlara veren örgütlerin zemin bulduğu iklimi ortadan kaldırmalıyız. Bu örgütler faaliyet gösterdikleri yerlere, başka güçlerin müdahalesine imkan vermenin dışında, İslam adına, Müslümanlar adına en küçük bir kazanım ortaya koymuş değillerdir. Bu malum projenin önüne biz geçmezsek, coğrafyamıza yönelik bu hoyrat müdahaleler gözümüzün önünde devam edip gidecektir. Müslümanlar bu zilleti daha fazla taşıyamaz, taşımamalıdır. Hep birlikte, İslam coğrafyasında bu bilincin uyanması ve güçlenmesi için de çalışmalı, gayret göstermeliyiz."
 
“MÜSLÜMANLARA VURULMUŞ BİR DARBEDİR"
 
Erdoğan, G-20 Antalya Zirvesi’nde Müslüman ülkelerin liderleri olarak bir tavır ortaya koyduklarını anlatarak, "Şu gerçeği hep birlikte tespit ve kabul etmeliyiz; coğrafyamızdaki bir tek gencin dahi, Allah’ın varlığı ve birliğini inkar eden bir hayat sürmesi bizi üzerse, bu tür terör örgütlerinin güdümüne girmesi de en az bu kadar bizi endişelendirmelidir diye düşünüyorum. Kardeşlik ve merhamet dini olan İslam’ın adının, tefrikayla ve zulümle anılmasına yol açan her hareket, her davranış, Müslümanlara vurulmuş bir darbedir. Buna müsaade edemeyiz. Ülkemizle birlikte, tüm İslam Dünyası’nda bu anlayışı süratle güçlü bir şekilde tesis etmeliyiz. Umudumuzu kaybetmeden mücadele ederek, Allah’ın, ’İnanıyorsanız, muhakkak üstünsünüz’ müjdesine nail olabilmenin yollarını hep birlikte aramalıyız. İnanıyorum ki o günler yakındır. Mehmet Akif’in dediği gibi, ’Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.’ 2015 yılını geride bırakıp 2016 yılına ayak basmakta olduğumuz şu günlerde milletimizin, bölgemizin, İslam aleminin ve tüm insanlığın huzuru, güvenliği ve refahı için gayret göstermeyi dua etmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
 
GÜL: EVİMİZ BURASIYDI
 
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’de programda bir konuşma yaparak şunları söyledi: "Milli Türk Talebe Birliği Birlik Vakfı’ndan daha önce gelir. Çünkü 70’li yılların il zamanları hayatımız hep burada geçti. Hepimizin tanıştığı merkez burası oldu. O dönemlerde maalesef Türkiye’nin çok sıkıntılı yıllarıydı. Kimi yurtseverlik adına kiminin vatanseverlik adına binlerce Türk gencinin maalesef bu dünyadan gittiği dönemlerdi. O zamanlar üniversiteden çok Cağaloğlu’na ve Talebe Birliği’nin bulunduğu bu binaya gelirdik. Sığındığımız yer burasıydı.Evimiz burasıydı." Türkiye’nin bu dönemde olağan sıkıntıları olduğunu ve bunların başında Kürt meselesi geldiğini belirten Gül, “Bu meselenin kendi inisiyatiflerimizle ve kendi kendimize büyük bir vicdan ve kardeşlik içerisinde çözümü için çok uğraşılıyor. Ama maalesef terör örgütünün bugünkü saldırıları bu meseleyi görmek istemediğimiz bir duruma getirmiş vaziyette. İnanıyorum ki dış politikada he tarihi gerçekleri, hem reel politikayı dikkate alarak her şeyi gözden geçirmenin çok vakti geldiği kanatindeyim. Çünkü bu büyük meselenin kimler tarafından nerede ve nasıl kullanılacağını ve nerelerde ve nasıl aleyhte destekleneceğini hepimiz tahmin ederiz. İnanıyorum ki arkadaşlarım, başta sayın Cumhurbaşkanım, başbakan bütün hükümet üyeleri olağanüstü enerjilerini buna harcıyorlar" şeklinde konuştu.

Yayın Tarihi : 27.12.2015 : 17:19

Etiketler : Cumhurbaşkanı    Erdoğan    Birlik    Vakfı    Yıl    Kutlamalarında    Konuştu    Genel    Kanalben    Haber   


Yorumlar

4822




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN