Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Ünlü Sunucu Ben HABER'e Konuştu...

Ünlü Sunucu Ben HABER'e Konuştu...
İzmir'in en önemli isimlerinden biri olan Hakan Urgancı, televizyon dünyasına nasıl merhaba dediğini, yazdığı kitapları ve daha fazlasını Ben HABER okurlarıyla paylaştı.

 

MUTLU KOPUZ / BEN HABER

Sahip olduğu ilk yeteneğin ''yazmak'' olduğunu söyleyen, on parmağında on marifet, spiker, sunucu ve aynı zamanda yazdığı kitaplarla tüm Türkiye'de büyük ses getiren Hakan Urgancı'yla sıcak, samimimi ve İtalyan suflesi tadında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

İşiniz konuşmak ve konuşturmak işinizden çok zevk aldığınızı görüyorum. Bu işe nasıl başladınız?
 
Zaten bir şeyi birden fazla yaptığın zaman tekrarı zevke girer. (gülüyoruz) Öteden beri ben televizyon karakterlerine ve oyunculara ilgi duyan biriydim. Üniversitenin son yıllarında Günay Oğuz'dan diksiyon dersleri aldım. Aslında benim ilk amacım oyuncu olmaktı, mankenlik kursuyla başladım, kurs sahibi adamla kavga ettim ve çekip gittim. Mankenlik kursunda oyunculuğa geçmeyi planlıyordum, yani kısa yoldan ünlü olmak diyelim. Ama öyle olmadı tabii ki. Yanlıştan döndük. Bu arada Bilkent Üniversitesi’nde turizm okuyordum. Eğitimimi tamamladıktan sonra bir arkadaşım bana İzmir'de tanıdığının yeni bir kanal açtığını ve benim için randevu aldığını söyledi, ben de gittim. Fakat kapıdaki güvenliğin haberi olmadığı için ben üç gün boyunca kapısında bekledim Kanal 1'in. Üç günün sonunda kanala girdim, anlaştık ve ilk olarak haberin alt sesini okumaya başladım. Hazır olduğuma inandıkları an beni ekrana çıkarttılar.
 
 
İletişim uzmanı olarak hayli popülersiniz. Üniversitelerde eğlendirerek gülerek eğitim veriyorsunuz. Neler anlatıyorsunuz sahnede... Gençler neden bu kadar ilgiyle takip ediyor sizi?
 
Beden dili anlatıyorum ağırlıklı olarak. Onun yanı sıra iletişimle ilgili küçük küçük hayatın içinde dikkatimi çeken ipuçlarını beden dilinin içine yediriyorum. Bunların hepsini birleştirdiğinde benim ikinci kitabım çıkıyor ortaya 'herkes için karizma'. Karizmanın kodlarını eğlenceli bir şov içinde veriyorum. Bol bol güldürerek karizmatik biri nasıl olur ve niye onu karizmatik algılarsınızın yanıtını veriyorum.
 
Peki sizce karizma nedir?
 
İçimizdeki ateşi başkalarının içinde yakabilme sanatıdır. Zor öğrenilir ama öğrenilebilir olduğu için de bu yönüyle bir zanaattır.
 
Peki siz karizmatik misiniz?
 
Bu en tehlikeli sorudur. Bana göre ben karizmatik değilim. Ben sadece karizmanın kitabını yazmış bir adamım.
 
''İLK KEŞFETTİĞİM YETENEĞİM YAZMAK''
 
Bir gazetenin pazar ekinde yazıyorsunuz, ayrıca kitap da yazıyorsunuz. Peki yazma yeteneğinizi ne zaman fark ettiniz? Spikerlikten önce mi sonra mı?
 
Bu benim sahip olduğum ilk yeteneğimdir. 14 cilt günlüğüm vardır benim, bu günlükler kendi duygularımı yazdığım günlükler değil. Sınıftaki konuşmaları yazdığım arkadaşlarımın karikatürlerini çizdiğim, oyunlar yazdığım günlükler. Sonra İngilizceden birkaç gerilim öyküsü çevirmeye başladım. Aslında hep yaptığım şey yazmak. Sadece 2008 yılından beri ortaya çıkarıyorum. Ben kendimi 2010'a kadar yazar kabul etmem, çünkü yazdıklarım kişisel gelişim kitapları. Bana göre kişisel gelişim yazarlığı yazarlık değildir. Eğer yazarlık yeteneğin varsa yazdığın kişisel gelişim kitabı lezzetli ve okunabilir bir hale gelir. Ben ilk deneme kitabımla yani 'Hayat seni cümle içinde kullandı' adlı ilk kitabımla yazar oldum demeyeceğim, hala oldum demem ama yazar olmaya bir adım attım. 
 
En son çıkan kitabınızdan da bahsedelim...
 
Aslında öykü satmıyor Türkiye'de genelde öyle bir şey var. Belki bir roman yazmak çok disiplin ve konsantrasyon istiyor. Ben öykü yazmayı biraz yazarlığın çapkınlığı gibi görüyorum kendi adıma. Çünkü roman evliliktir, kapanacaksın ona aynı karakterlerle yatıp kalkacaksın birkaç ay. Ben bunu yapamadım. O yüzden kısa ve uzun öyküler yazıp, öykülerle çapkınlık yaptım.
 
Neden gerilim öyküleri peki?
 
Çünkü öteden beri beslendiğim bir kaynak. Amerikan edebiyatı ve Amerikan ticari sineması benim için bir izlek oldu. Alacakaranlık kuşağı hikayeleri, ben bunları ve bazı benzerlerini örnek aldım. İnsanları şaşırtmayı seviyorum. Farklı söyleme biçimleri bulmayı seviyorum. Çünkü devlet memuru olmam sebebiyle her şeyi söyleyemiyorum. Biz TRT spikerleri her şeyi söylememeye alışığız. O yüzden ben söylemek istediklerimin farklı yollarını keşfediyorum sürekli yazarken. Kitabım da alışılagelmedik kahramanlarım var ve bunların başına alışılagelmedik şeyler geliyor. Ama sıradan insan bunlar. Söylenmemiş, değinilmemiş konulara değinmek istedim. Sıradan olanın sıradan olmayan dünyayla çarpışmasını severim ben.
 
 
Bir telefon konuşmamızda bana kitap yazıyorum demiştiniz biraz ondan da bahseder misiniz?
 
En son çıkan kitabımın devamı niteliğinde, devamı derken aynı türde sürprizli gerilimli öyküler bazında 6-7 öyküden oluşan yeni bir kitap geliyor. Bunun 3’te 2’si tamamlandı. Bizim işimiz öyle bir iş ki akıyorken doldurman gerekiyor. Ve iyi fikirler nasıl geliyor biliyor musun, uykuyla uyanıklık arasında... İlham gibi... Bilinçaltın açık oluyor, benim çoğu zaman uyanmadan hemen önce yani zihin uyanmış beden uyanmamış, ağzımda dizelerle uyanıyorum. Beynimde kelimeler resmen hazır oluyor. O zaman gelen öyküler çok iyi oluyor çünkü bilinçle kirletilmemiş tamamen bilinçaltının açık kapılarından süzülmüş şeyler oluyor. Aslında hiçbirimiz dahi değiliz, sadece bazılarımızın antenleri biraz daha uzun. Evrende de bilgi sürekli dönüp dolaşıyor, evrensel bir bilgi var. Bazılarımız bu fikirleri birilerimizden önce alıyor. Hepsi bu... Şunu da eklemek isterim, yeni çıkan kitabımın kapağının önsözünde meşhur masal yazarı Anderson'un sözü olacak. ''Masallar çocuklar uyusun diye, yetişkinler uyansın diye yazılır.''
 
 
BAZEN KUSURSUZ OLMAK EN BÜYÜK KUSURDUR 
 
Spiker, sunucu veya medyada olmak isteyenlere tavsiyeniz nedir?
 
Kumaş olması lazım öncelikle, tıpkı sende olduğu gibi. Dilin temiz olacak, abartılı olmayan bir aksan yeterli, kulağın iyi olması lazım. İyi bir eğitim... Eğer görsel olarak iş yapılacaksa güzelliğin de çok büyük artısı var. Çok iyi yaptığın bir özelliğin varsa bu herhangi bir şey olabilir. Aslında isteyen herkesten bir şey olur. Onun üstüne gitmeli… Bugün eksiğin, açığın olarak gördüğün şeyler yarın belki de seni sen yapan özelliğin olacak. Bazen kusursuz olmak en büyük kusurdur. Kusursuz olmaya çalışmamak lazım.
 
Neden İzmir peki? İstanbul'da olmanız sizin için daha iyi değil mi?
 
İstanbul'dan korkuyorum... İstanbul benim için travmatik bir yer. İstanbul'a ilk staj yapmak için gittim ve çok bunalımlı bir dönemimdi. İstanbul bana çok kasvetli geldi. O yüzden İstanbul'u eş gibi değil metres gibi severim. Uzaktan severim, eğlenmeye gitmeyi severim. Stresten ve rekabetten hoşlanan biri değilim. Eğer bunlar beni motive etseydi mutlaka İstanbul'da olurdum. Sakinliği kafa dinlemeyi bir günde birden fazla insana randevu verebilmeyi seviyorum. O yüzden İzmir'deyim ama bu İstanbul'da olmayacağım anlamına gelmiyor. Sadece şu anda İstanbul'da olmamı gerektirecek motivasyon kaynağım yok.
 

Yayın Tarihi : 09.11.2015 : 15:57

Etiketler : haber    haberler    hakan urgancı    televizyon    medya    sunucu    röportaj    ben haber    mutlu kopuz    ben tv    kanalben       


Yorumlar

6601




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN