Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Davutoğlu'ndan Flaş Açıklama

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Başbakan Davutoğlu daha sonra soruları yanıtladı.

 

"Ankara patlaması konusunda bir gelişme yaşandı mı? Emniyette üst düzey görevden almalar oldu, soruşturmanın son durumu nedir?" şeklindeki soruya Davutoğlu şöyle yanıt verdi:
"Bu konulara da her türlü ihtimal göz önünde bulundurularak mutlaka bu saldırganlar tespit edilecek, arkalarındaki güçler ortaya çıkarılacaktır. Görünen saldırganların ötesinde de örgüt bağlantılarını çok titizlikle araştırıyoruz ve bu örgüt bağlantılarının ulaşabileceği noktalar neresi ise oraya kadar çalışmalarımız sürdüreceğiz. Saldırganların DNA testleri konusunda önemli bulgulara ulaşıldı. Özellikle bir saldırganla ilgili detaylı araştırma devam ediyor. Ayrıca saldırı ile ilgili diğer bazı irtibatlar konusunda da soruşturma derinleştiriliyor.
 
Kim, ne bağlantı üzerinden gerçekleştirmiş olursa olsun bu alçakça bağlantıyı gerçekleştirenlerini, geri planda destek olanları ve mutlaka bu alçakça saldırıyı planlayanlarda cezalandırılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Öte yandan idari soruşturmada da ilk bazı ön araştırmalar yapıldı. Olayın gelişim yeri içinde idari anlamda biz zaaf söz konusu olmuşsa bu da detaylı olarak incelenecek, inceleniyor. Bu çerçevede de, soruşturmanın selameti bağlamında da Ankara Emniyet Müdürü, Ankara İstihbarat Şube Müdürü ve Ankara Güvenlik Şube Müdürü dün akşam açığa alınmıştır. Türkiye demokratik bir hukuk devletidir ve bu kurallar içinde hem hukuki hem idari soruşturma yürütülecektir."
 
"PYD'YE VERİLEN SİLAHLARIN PKK'NIN ELİNE GEÇEREK TÜRKİYE'YE KARŞI KULLANILMAYACAĞININ GARANTİSİNİ KİMSE VEREMEZ"
 
Başbakan Davutoğlu, ABD'nin PYD'ye silah yardımı yaptığı yönünde ki açıklamalarının hatırlatılması üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:
"Türkiye daha öncede saldırıya muhatap oldu. Ama 20 Temmuz'dan itibaren PKK, DAEŞ ve DHKPC'nin sistematik saldırısı altındadır. Bu saldırının soruşturmasını derinleştirdikçe özellikle twitter hesapları ve verilen bazı IP adresleri üzerinde ulaştığımız sonuçlarla da görüyoruz ki bu saldırılarda hem DAEŞ hem de PKK etkin rol oynama ihtimalleri yüksek olan örgütler. 20 Temmuz'dan bu yana da PKK bölücü terör örgütü Türkiye'nin her yerinde sivil vatandaşlarımızı, askerimizi, polisimizi, korucumuzu şehit etmiştir. Hiç bir terör örgütüne bu anlamda müsamaha gösterilemez ve çağdaş modern bir hukuk devleti terör örgütlerine nasıl davranıyorsa, Türkiye'de o şekilde etmiştir ve etmeye de devam edecektir. PKK ile PYD arasındaki organik bağ herkesçe de malumdur. Kuzey Irak'a yönelik, PKK'ya karşı yaptığımız operasyonlardan kaçanların bazılarının Suriye'ye PYD'ye gittiğini biliyoruz. Türkiye'ye savaş açmış terör örgütlerine karşı tutumumuz açık ve nettir. Bu terör örgütlerinin bağlantılarına karşı da aynı tutuma sahibiz. Nasıl ABD, diğer dost ve müttefik ülkeler, El Kaide ile mücadele ederken El Kaide ile bağlantılı örgütlerle de mücadele etmişse Türkiye'de PKK ile bağlantılı bütün örgütlerle mücadele etmeye kararlıdır. Nasıl müttefik ülkeler El Kaide ile irtibatlı gruplara silah yardımına mazur görmezse, Türkiye'de PKK ile bağlantılı gruplara silah yardımını mazur görmez ve kesinlikle bu konuda her hangi bir müsamaha göstermez. Nasıl ki ABD'nin iyi niyetle Irak ordusuna verdiği silahlar daha sonra DAEŞ'ın eline geçmişse ve PYD'ye verilen silahların PKK'nın eline geçerek Türkiye'ye karşı kullanılmayacağının garantisini kimse veremez. Biz Suriye ev Irak'taki terör ve kaosun Türkiye'ye her hangi bir şekilde yansıtılmasını, orada oluşan silah stokunun Türkiye'ye sokulmasına izin vermeyiz. Onun için tutumumuz açık ve nettir. Bu tutum ABD'ye ve Rusya'ya da iletilmiştir. Türkiye'ye bu anlamda Türkiye'ye savaş açılmış terör örgütleriyle işbirliği yapılmasını kabul edemez. ABD Büyükelçisi de Bakanlar Kurulu'nda yaptığımız toplantıdan sonra çağırılarak Dışişleri Bakanlığımızda kendisine tutumumuzla ilgili gerekli bilgi aktarılmış ve ABD'nin Suriye politikası bağlamında birlikte yürüttüğümüz çalışmalar konusunda da irademiz bir kez daha ortaya konmuştur"
 
"ONLARA KAPILARIMIZI AÇMAK ZORUNDAYIZ"
 
Davutoğlu, sığınmacılar konusunda da değerlendirmelerde bulunarak, "Bu büyük bir sınav hepimiz için. Bir taraftan Suriye rejiminin ve teröristlerin barbarca saldırılarından kaçan milyonlarca insan var. Onlara kapılarımızı açmak zorundayız. Aksi taktirde Suriye rejimin hava bombardımanında ya da DEAŞ saldırılarında hayatlarını kaybedecekler. Bu her şeyden önce insani bir görev. Türkiye'de 2 milyonu aşkın mülteci var. Türkiye dünya da en fazla mülteci kabul eden ülke. Eğer biz mültecileri kabul etmemiş olsaydık, insani görevimizi yapmamış olur ve bütün dünya tarafından eleştirilirdik. Ama bu mültecilerin arasına art niyetle bazı saldırganların ya da teröristlerin girmiş olma ihtimali her zaman söz konusu olabilir. Bunu engelleyecek tek şey çok sağlam bir istihbarat işbirliğidir. Bunun içinde başta Bulgaristan olmak üzere bütün ülkelerle, komşu ülkelerle istihbarat işbirliğine önem veriyoruz. Ama bununda yetersiz kaldığı anlar oluyor. Nihai olarak bunu önleyecek olan husus Suriye'deki krizi son bulması ve Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönmeleridir. Bu konuda da görev, Türkiye ve Bulgaristan ve komşu ülkelerden daha çok Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesine düşmektedir. Bugün krizi bu kadar derinleşmesinin sebebi de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Suriye'deki rejimin savaş suçlarına ve terörün baskılarına karşı açık bir karar alamamasıdır. Ama her halükarda Türkiye ev Bulgaristan arasında bütün bu konularda derin bir iş birliği vardır ve bu işbirliği konularını da bugün Sayın dostum Borisov ile daha da derinleştirmeye karar verdik" dedi.
 
"SİZİ ÇOK İYİ ANLIYORUM"
 
Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, "Ülkemizde meydana gelen terör olayından dolayı sizi çok iyi anlıyorum. Bölge ülkelerden gelen mültecileri Türkiye'de barındırdıkları için teşekkürlerimi sunuyorum. milyonların geldiği Türkiye'ye ve Türk devletinin çabalarına ve yaptıklarına son derece değer veriyoruz. Biz Bulgaristan'ın tutumu olarak kendi görüşümüzü Avrupa Birliği liderlerine ilettik. Suriye'de güvenli bölge tesis edilmesi konusu ilettik. mültecilerin kendi doğdukları yerlere dönebilmeleri için bu bölgenin önemini, Türkiye'nin çok önemli bir ülke olduğunu ilettik. Bulgaristan ve Türkiye arasındaki her türlü alandaki iş birliğini geliştirmeyi hedefledi. Çünkü 4-5 güne Meriç Otobanı'nın açılışını yapacağız. Bu şekilde Bulgaristan'dan Türkiye'ye ulaşım uçakla yapılan ulaşımdan çok daha kısa sürecek. Bunlar seçimlerden sonra gerçekleşecek; ben Sayın Başbakan'ın demiryolu inşaatını da görmek isterim. Son derece modernize edilmiş bir inşaat olacak bu. Bu bir gerçekti." şeklinde konuştu.
 
DAVUTOĞLU: GÜVENLİ BÖLGE 3 YIL ÖNCE KURULMUŞ OLSAYDI, MİLYONLARCA SURİYELİ, SURİYE'Yİ TERK ETMEK ZORUNDA KALMAYABİLİRDİ
 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Küresel Göç Forumu'na katıldı. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen forumun açılışında konuşan Başbakan Davutoğlu, "Sığınmacılar konusunda coğrafi yakınlığın sorumluluk anlamına gelmediği hepimizce bilinen bir husustur. Coğrafi yakınlık bu anlamda bir yük olarak değerlendirilemez. Sığınmacılar konusunda, coğrafi yakınlıktan değil, insani, vicdan, sorumluluktan ve duyarlılıktan kaynaklanmaktadır. Vicdan tüm insanlığa yani hepimize aittir. Başta göç dalgasından etkilenen Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, uluslararası toplumun Suriyeliler ve diğer sığınmacıların ötesine geçerek maddi yardımın da ötesine geçen daha kapsamlı ve tutarlı bir strateji uygulama zorunluluğu vardır. Öncelikle Suriye'den yeni mülteci dalgalarını engelleyebilmek için, Suriye içinde mutlak surette bir güvenlik alan oluşturulması bir zarurettir. Bunun yanı sıra deniz yoluyla Avrupa'ya geçmeye çalışan ve bir kısmı bu yolculukta hayatını kaybeden Suriyeliler'in dramı her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır" dedi.
 
"UYARILARIMIZA GEREKEN TEPKİYİ, GEREKEN UYARIYI, GEREKEN CEVABI ALAMADIK"
 
Başbakan Davutoğlu, "2015 yılı başından bu yana Sahil Güvenlik Komutanlığımızca 65 bine yakın göçmen denizden kurtarılmıştır. Bu rakam son 5 yılın toplamından daha fazladır. Sahil Güvenlik Komutanlığımızın söz konusu çalışmaları aylık 5 milyon avroya mal olmaktadır. Suriye krizinin başlamasından bu yana terör faaliyetlerinin artması gibi olumsuz kriz yansımaları ve yan etkilerini de hepinizin bir kez daha tezekkür etmesini rica ediyorum. Bunların tümünü uluslararası toplumun dikkatine sunduk. Maalesef bu uyarılarımıza gereken tepkiyi, gereken uyarıyı, gereken cevabı alamadık. Esed rejimi ve DEAŞ'ın katliamları nedeniyle göç etmek zorunda kalan mazlum halklar için, Suriye içerisinde güvenli bölge kurulmasını gündeme getirdik. Eğer bu güvenli bölge 3 yıl önce kurulmuş olsaydı şu anda milyonlarca Suriyeli Suriye'yi terk etmek zorunda kalmayabilirdi. Geçen sene kurulmuş olsaydı yine DEAŞ'a karşı korunan bir bölge, Suriye'ye rejimin hava saldırılarına karşı korunan bir bölge kurulmuş olsaydı bugün çok daha farklı bir bağlamda konuşuyor olurduk" şeklinde konuştu.
 
"AVRUPALILAR OLARAK BİZLERİN HEP BERABER MÜSAMAHA KÜLTÜRÜ İLE CEVAP VERMEMİZ GEREKMEKTEDİR"
 
Davutoğlu, sığınmacılar konusunda gerekli adımların atılması için uluslararası topluma çağrı ve uyarılarda bulunduklarını ve bulunmaya devam ettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Uluslararası toplumun sorumlu üyelerinin bu kritik dönemde sığınmacıların yaşadığı insanlık dramını hafifletmek için elinden gelen çabayı göstermesi ve insani görevini yerine getirmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, sığınmacılar konusunu bazı ülkeler sadece egemenlik tarafından değerlendirmektedir. Ancak yaşadığımız çağda özellikle insani konularda egemenliğin tezahürü sadece iş birliği yoluyla mümkün olabilmektedir. Her hangi bir ülkenin 'şurası benim sınırım, benim egemenlik alanım, buraya her hangi bir mülteci giremez' demesi, insanlık hukuku bağlamında da, uluslararası hukuk bağlamında da doğru bir yaklaşım değildir. İnsani politikalara karşı tutumlarımızı duvarlar örme veya korkuları körükleyerek sürdüremeyiz. Şu kıta sadece Müslümanlara aittir ya da Hristiyanlara aittir gibi bir yaklaşımla kıtaları, toplumları, denizleri bölgeleri bölmek insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Özellikle Avrupa Birliği'nde son dönemde artan ırkçı teamüllere, dışlayıcı yaklaşımlara karşı, Avrupalılar olarak bizlerin hep beraber müsamaha kültürü ile cevap vermemiz gerekmektedir. Bu krizlerin kazananları insan kaçakçıları, diktatörleri olurken, burada kaybedenler mazlumlardır, zayıflardır, çocuklardır."

Yayın Tarihi : 14.10.2015 : 14:20

Etiketler : davutoğlu    ışid    deaş    pkk    patlama    açıklama   


Yorumlar

2761




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN