Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV

Gri Ülke
Bu ülkede hiç bitmeyen iç kavgalar bana bazen nedense çok ironik geliyor...

 

ÜNAL ERSÖZLÜ / BEN HABER

Giderek yalnızlaşan bu güzelim ülkede, hepimizi sarsan bir karanlığın kıyısında, insan bazen ne yazacağını şaşırıyor. Her şey çok değişken, politika kaygan; üstelik kanlı bir zemin üzerine yayılıyor… Ülke, o kadar gri bir yerde duruyor ki, söz anlamını yitiriyor sanki. 
 
Barış duygusu törpülenirken, acı yükseliyor… Tek umudumuz, insanların birbirini anladığı bir ülkede, “ilkeli bir barışın” sağlanması. Tek umudumuz, halkın seçim sandığına güvenle ulaşması.
İnsanların özgürce oylarını kullanarak, ülkenin sağlam geleceği için karar vermesi…
Çetin Altan ustanın deyimiyle, “enseyi karartmamak” gerekli…
Umudumuz daha çok demokrasi, ilkeli bir barış ortamı, gerçek adalet duygusunun iktidar olmasıdır.
 
İşte tüm bunların arasında, bazen insan kendisini bir kargaşa denizinde akıntıya kapılmış gibi hissediyor. Bakıyorsunuz, kavramlar da birbirine geçmiş, insanlar sanki ürettikleri ideolojilerinin altında eziliyorlar. Tıkanmış soluklarının ardında, dünyanın dedikodusuna mahkum olmuşlar. 
Bir bakıyorsunuz, kendilerini unutup, iki yüzlülüklerini temize çekebilmek için, başkalarının hayatları üzerinde, durmadan başkaları hakkında konuşuyorlar. 
Ne yazık… Sokrates’in savunmasındaki gibi oysa her şey: 
“Başkaları hakkında kötü söz söyleyenler, aslında kendi haklarında konuşuyorlardır.”
 
Bu ülkede hiç bitmeyen iç kavgalar bana bazen nedense çok ironik geliyor.
Mizahımızın şemsiyesi altında, klasik bir fıkrayı hatırlıyorum hemen.
Genç kız gelin olmuş. 
Giderken ağlamaya başlamış. 
Kızın gözyaşlarına dayanamayan babası:
-Gitmesin, demiş…
Genç kız hemen ağlamayı kesip, gözyaşlarını silmiş:
-Zararı yok babacığım. Sen bana bakma. Hem ağlarım, hem giderim!
 
Bulduk güzelim ülkeyi, herkes öylesine empati yoksunu; anlatmaktan, anlamaktan yoksun ve öylesine çok “öteki gördüğünü” yıpratıyor ki; üzülmemek mümkün değil. 
Aslında bu topraklarda yeni bir durum sayılmaz bu. 
Günümüze ulaşan anlatılara bile yansımış. Biri çok ünlüdür: 
Abdülaziz, bir davet üzerine Fransa’ya giderken, Hariciye Nazırı Keçecizade Fuad Paşa’yı da birlikte götürmüş. Fuad Paşa ile Fransa Başbakanı Compte de Montauban arasında, Süveyş Kanalı’nın açılması ve Girit’in Yunanistan’a verilmesi konularında önemli görüşmeler olmuş. 
Paşa, Fransa’nın isteklerine şiddetle karşı çıkıyormuş. 
 
Bir gün Compte de Montauban:
-Neden boşuna ısrar ediyorsunuz, demiş. 
Hangi gücünüze güveniyorsunuz? 
Osmanlı Devleti’nin ne kadar zayıfladığını görmüyor musunuz?
-Hayır Kont, hayır, demiş Fuad Paşa. 
Osmanlı Devleti asla zayıflamamıştır. Bütün gücünü koruyor! Üç yüzyıldır siz dışarıdan, biz içeriden yıkmaya çalıştığımız halde, bir türlü yerinden oynatamadık!
 
Yine Osmanlı’dan farklı bir pencereye değinelim. 
Osmanlı’da seferberlik dönemlerinde, at, deve, katır gibi hayvanlar, bir emirle ordu birliklerine dahil edilirmiş. Hayvanların sahiplerine, bu ordu hizmeti karşılığında, bir para ödenirmiş. 
Bu işleyişe “mekkare” denirmiş. Günümüzün tuhaf, traji komik ortamında, bu “mekkare” işleyişine gönderme yapan, gülümseten bir fıkra ile bitirelim bu yazıyı:
 
Tilkinin biri yel gibi hızla gidiyormuş. Sansar, ardından merakla, soluk soluğa yetişip sormuş:
-Neden bu kadar telaşlısın tilki dostum, bir şey mi oldu, demiş, 
-Sorma demiş, tilki. Yeni bir sefer ilan edilmiş. 
Yeniçeri ağası “mekkare” hazırlıyormuş. Ben buralarda duramam gayrı! 
-Sana ne oluyor yahu demiş, sansar. Sen, at değilsin, deve değilsin, katır değilsin…
-Ah ah sen durumu hiç bilmiyorsun, demiş tilki; tozdan dumandan ferman okunmuyor. Kimin ne dediği, ne yaptığı belli değil. Beni bir yakalarlar ise tilkiliğimi ispat edene kadar, post elden gider…
 

Yayın Tarihi : 30.09.2015 : 15:13

Etiketler : haber    haberler    gri ülke    yazı    yazar    ünal ersözlü    köşe yazısı    ben haber    kanalben    ben tv       


Yorumlar

1352




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN