Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


İzmir’e Yön Verenlerin Ortak Çağrısı: Huzur İstiyoruz

İzmir’e Yön Verenlerin Ortak Çağrısı: Huzur İstiyoruz
İzmir’e yön veren isimlere sadece tek bir soru sorduk: ''İçinde bulunduğumuz süreçte sizi en çok ne endişelendiriyor?'' dedik. Bakın nasıl yanıtlar aldık…

 

GAMZE KURT / BEN HABER

Türkiye, belki de tarihinde ilk defa aynı anda birden çok kritik faktörle mücadele etmek zorunda kalıyor. Son zamanlarda giderek artan terör olayları, 7 Haziran seçimleri sonrası kalıcı bir hükümetin bir türlü kurulamamış olması, Ortadoğu’da yaşanan iç savaşalar, ekonomideki çıkmazlar ve bunlara bağlı olarak sektörlerde meydana gelen olumsuzluklar ülkeyi buhrana sürüklüyor. Türkiye’deki bu atmosfer sadece orta direk vatandaşı değil ülkenin önde gelen isimlerini de endişelendiriyor. Biz de İzmir’e yön veren isimlere sadece tek bir soru sorduk: “İçinde bulunduğumuz süreçte sizi en çok ne endişelendiriyor?” dedik. Bakın nasıl yanıtlar aldık…
 
“ŞİMDİ KENETLENME ZAMANI”
 
 
İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI AZİZ KOCAOĞLU: 
 
Bugün Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike terördür, ayrıştırmadır, ötekileştirmedir. Bütün bunların da tek bir ilacı var: 78 milyon vatandaşımızın birlik ve beraberliği. Ülkemize, vatanımıza, değerlerimize sahip çıkacağız; birbirimizle kenetleneceğiz. Asırlardır birlikte yaşadığımız, bu vatan için birlikte savaştığımız, birlikte çalışıp birlikte bölüştüğümüz komşularımızı, dostlarımızı, etnik kökenleri ya da inançları farklı diye ötekileştirmeyeceğiz. Dün olduğu gibi bugün de birbirimizi seveceğiz. Bu ayrışmanın, eli kanlı terör örgütleri için önemli bir yaşam kaynağı olduğunu da hiçbir zaman unutmayacağız. Başka çaremiz yok! Atalarımızdan aldığımızdan bu güzel ülkeyi gelecek nesillere daha ileri, refah düzeyi daha yüksek bir şekilde teslim edebilmek için bunu yapmak zorundayız. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politikada çizdiği ‘Yurtta barış, dünyada barış’ düsturunu hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz. Bölgemizdeki sorunların, bizi içine çekmek istediğini hepimiz biliyoruz. Komşularımızla barışmadan işimizin gerçekten çok zor olduğunu unutmayalım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, bu sıkıntılı günlerden birlik olarak çıkacaktır. Birlik olarak çıkmak zorundadır. Burada hepimize büyük görev düşüyor. Mutlaka uyanık olmalı, birlik ve beraberliğimizi korumalıyız. Bütün bunları söylerken, hiçbir siyasi kaygı düşünmüyorum. Bu dönemlerin bir tek ilacı var: Birlik ve beraberlik. Şimdi kenetlenme zamanıdır.
 
“YAŞANANLARI HAK ETMİYORUZ”
 
 
İZMİR TİCARET BORSASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI IŞINSU KESTELLİ
 
Bugün Türkiye'nin önündeki en büyük sorun, terörle ülkenin değerlerinin aşağı çekilmesidir. Bir yandan gencecik çocuklarımızı kaybediyoruz, yüreğimize ateş düşüyor; diğer yandan Türkiye hakkındaki belirsizlik algısı, geleceğe dair umutları törpülüyor. Bu yaşananların hiçbirini hak etmiyoruz. Terör, bütün sorunlarımızın ana kaynağı. Bittiği anda çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yok. 
 
“ÇAĞDIŞI ANAYASAMIZI İRDELEYECEK BİR SİYASİ YAPI ŞART”
 
 
İŞ ADAMI BÜLENT AKGERMAN
 
Son dönemde beni terörden çok endişelendiren başka konular var çünkü terör sebep değil, sonuçtur. Sonuçları değiştirebilmek için sebepleri ortadan kaldırmak gerekir. Örneğin bazı maddeleri çağdışı kalmış Anayasamızı önyargı ve çeşitli saplantılarından arınarak yeniden irdeleyebilecek bir siyasi yapıyı kurgulayabilmek şart. Ancak böyle bir yapıdan büyük bir hızla uzaklaşıyoruz. Merkez sağda uzak ara tek alternatif olan siyasi parti artık tek bir kişinin enstrümanı olduğu algısını yaratıyor. Yetmiyor, tarafında olmayanları bir bakıma bertaraf ediyor. Diğer yandan, Kuvvetler Ayrılığı ortadan kaldırılıyor. İşin enteresan tarafı her şey, herkesin gözü önünde açıkça, fütursuzca sergileniyor. Mesela etkin bir basın kuruluşunu kuşatıp zarar veren, tehdit eden grubun liderliğini yapan milletvekili, cezalandırılacağı yerde, Kongresinde Divan Üyesi yapılarak adeta ödüllendiriliyor. Türk halkının büyük çoğunluğu ise sadece seyrediyor. Aslında bakıyor da, görmüyor. Ancak ben ümitsiz değilim. Denizler durulmaz dalgalanmadan… Birçok açıdan dibe doğru giden ülkemizin yakın bir gelecekte sıçrayış yapacağına inancım tam.
 
“BU VAHŞET VİCDANA SIĞMAZ”
 
 
İZSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HASAN KÜÇÜKKURT
 
İçinde bulunduğumuz bu sancılı sürecin ülkemizin huzuru ve refahı açısından bir an önde son bulması gerekmektedir. Bu terör olayları insanları birbirinden anlamsız yere ayrıştırmakta ve yarınlarımız olan çocuklarımızı, gençlerimizi uçuruma doğru sürüklemektedir.  Siyasi hesaplaşmalar nedeniyle terörün tekrar gündeme gelmesi, birçok evin yüreğine ateş düşmesine sebep olmuştur. Her yeni güne şehit haberleriyle uyanmak, ülkemiz insanları için oldukça yaralayıcı bir durumdur. Bu yaşanan vahşetin ne akla, ne mantığa, ne de vicdana sığan bir tarafı yoktur. Bizler bir masada bir an önce toplanmalıyız ve zaman kaybetmeden bunu sonlandırmalıyız.  
 
“HERKES AĞIR BEDEL ÖDEYECEK”
 
 
EBSO MECLİS BAŞKANI SALİH ESEN
 
Seçimlerin ardından Suruç katliamı ile başlayan süreçte; sivil, asker ve polislerimizi hain pusularla terör eylemlerine şehit verdik ve her gün şehit haberlerine uyanır olduk. Vatanını seven her birey gibi benim de, şu anda en büyük endişem terör belasının artarak devam ediyor olmasıdır. Öte yandan 1 Kasım’da yapılacak seçim sonuçlarının, belirsizliği ortadan kaldıracak şekilde çıkması en büyük temennimizdir. Ancak, 7 Haziran seçimleri ile olası benzer sonuçlar yeniden belirsizliğe davetiye çıkaracak, risklerimizi, kırılganlıklarımızı ve pusuda bekleyen kaos sürecini hızlandıracak ve Türkiye’nin maddi, manevi kazanımlarına ciddi zarar verebilecektir. Son 3 ayda yaşadıklarımız da dikkate alındığında; gerek toplumsal güvenliğimiz, gerekse iş dünyamız açısından 2016 yılının da 2015 gibi kayıp bir yıla doğru yol aldığını görmekteyiz. Küresel ekonomideki gelişmelere, içerde yaşadıklarımız da eklenince ekonomik verilerde bozulma özellikle olayların arttığı 3. çeyrek itibari ile açıkça kendini gösterecek ve Türkiye’nin riskli tablosu karşımıza çıkacaktır. Piyasalarda yaşanan nakit sıkıntısı bunun en belirgin göstergesidir. Bugün döviz kurlarında özellikle dolardaki artışın yarattığı maliyetin bedelini sade vatandaşından üreten kesim olarak bizlere kadar herkes ağır bir şekilde ödeyecektir. Hiçbir girişimci böyle bir süreçte haklı olarak adım atmak istememekte, dolayısıyla ekonomide bir tıkanıklığa neden olmaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı; vatandaşından, işadamına kadar tüm kesimlerce geleceğe ilişkin endişeler de giderek artmaktadır. Geleceğe dair hiçbir plan yapamaz olduk.  
 
“ÜLKE OLARAK ZOR GÜNLER GEÇİRİYORUZ”
 
 
KARŞIYAKA BELEDİYE BAŞKANI HÜSEYİN MUTLU AKPINAR
 
Ülke olarak zor günler geçiriyoruz. Son dönemde artan terör olayları ve birbiri ardına gelen şehit haberleri ne yazık ki buruk bir bayram geçirmemize yol açtı. Bizler hem anne baba olarak hem de yerel yöneticiler olarak, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sunmak için gece gündüz çalışırken; evlatlarımızın siyasete, kişisel çıkar ve hırslara kurban edilmesini asla kabul edemeyiz. Bizler barış ve özgülük için çabalıyoruz. Bizim tek temennimiz bu. Biz bu vatan toprağını Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle hepsi bir arada kazandık. Bizim bu birliğimizi ve bütünlüğümüzü yok etmeye çalışanlara asla izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin her bir santimetresinde nefes alan her canlıya aynı nazardan bakıyor, aynı değeri veriyoruz. Çocuklarımızın yüzlerindeki gülümseme hiçbir zaman solmasın istiyoruz.
 
“SEÇİMDE AYNI SONUÇ ÇIKTIĞINDA NE DİYECEKLER?”
 
 
BAYRAKLI BELEDİYE BAŞKANI HASAN KARABAĞ:  
 
Şu anda ülkemizde en büyük problem terör. Gelen şehit haberleri bizleri derinden etkiliyor. Yüreğimiz yanıyor. Mevcut siyasi iktidar “çözüm süreci” dedi. Biz de bunun ne olduğunu sorduk. Öğrenmek istedik ama hiçbir zaman alamadık. Sürecin sonunda yaşananlar ortada. Şimdi de deniyor ki, “Terör örgütü bu süreçte silah yığmış”. Bu bir itiraftır. Hem de acı bir itiraf. Maalesef Türk-Kürt savaşı çıkarılmaya çalışılıyor. Çok dikkatli olmalıyız. Emperyalist devletlerin istediği bu. Bizi birbirimize kırdırmak. Bu oyuna asla ve asla gelmemeliyiz. Şu anda kirli bir oyun oynandığı aşikar. Bu tuzağa düşmemeliyiz. Birliğimizi ve kardeşliğimizi korumak bizim elimizde. Bizi birbirimize düşman etmeye çalışanlara karşı hep birlikte durmalıyız. Terörle sonuna kadar mücadelemizin sürmesi gerekiyor. Ayrıca mevcut iktidarın 7 Haziran seçim sonuçlarını okuyamadığını hep birlikte gördük. Siyasi belirsizliği yarattılar. Kapıları herkese kapattılar. 400 milletvekili diye tutturan bir yapıyla karşı karşıyayız. Terör olaylarının artması ile birlikte ekonomik dalgalanma aldı başını gitti. Maliye Bakanı sonunda itiraf etti. Durum kötüye gidiyor. Bunun sorumluları da ortada. 7 Haziran seçim sonuçlarını beğenmeyenler, vatandaşın mesajını anlayamayanlar aynı sonuç çıktığında, ‘biz bunu kabul etmiyoruz mu’ diyecek merak ediyorum! Dikkatli olmalıyız. Böyle bir ortamda seçime gidiyoruz. 
 
“MİLLET 1 KASIM’DA KADERİNİ OYLAYACAK”
 
 
CHP İZMİR MİLLETVEKİLİ AYTUN ÇIRAY
 
Her sabah gazeteleri okumaya başlamadan önce ya da haber kanallarını izlemeye başlamadan önce “bugün yine nerede kan dökülecek” endişesiyle bakıyorum. Beni en çok endişelendiren, her gün şehitler vermemiz ve provokatörler nedeniyle bir kardeş kavgasının kışkırtılması. Bundan daha önemli bir şey görmüyorum. Şu an Türkiye’nin en büyük sorunu Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye kendi kafasında, kendi hayal ettiği rejimi biçmeye çalışmasıdır. Son AKP kongresiyle bunun bir aşaması daha gerçekleşmiş, Adalet ve Kalkınma Partisi diye yola çıkan parti önce AKP şimdi de Recep Tayyip Erdoğan Partisi haline dönüşmüştür. O son kongre, tek parti ve tek adam yönetiminin tescili olmuştur. Yani Sayın Cumhurbaşkanı, otoriter bir rejimle kendi hakimiyetini kurma konusunda her geçen gün bir adım atmaktadır. Eğer bu tutumlarında vazgeçerse, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bir an önce geri dönerse Türkiye içinden geçtiğimiz terör ve ekonomik sorunları çok daha rahat halledebilir. 1 Kasım’daki seçimler bu anlamda çok büyük önem taşıyor. Ben buna seçim sandığı demiyorum, milletin kendi kaderini oylayacağı sandık diyorum.  
 
“TÜRKİYE’DEKİ HERKES UYANIK OLSUN”
 
 
İŞ ADAMI MESUT SANCAK
 
Terörün tekrar gündeme gelmesi, yaratılmaya çalışılan Türk, Kürt kavgası en çok endişelendiğim konulardan birisi. Türk, Kürt kavgası terör örgütlerinin hedeflediği bir sonuçtur. Buna karşı Türkiye’de yaşayan herkesin uyanık olmasını ve alet olmamasını diliyorum. Diğer bir konu da dünyadaki global ekonomik soruna Türkiye’deki siyasi belirsizliğin eklenmesiyle oluşan mevcut durum. 
 
“ÇAKALLAR PUSLU HAVAYI SEVER”
 
 
AK PARTİ İZMİR MİLLETVEKİLİ CEMİL ŞEBOY
 
Artık bu terör suçluyu suçsuzu ayırmıyor. Görevini yapan trafik polisi, gencecik askerler terörün kurbanı oluyor. Nereden geldiği belli olmayan bir kurşun 20 yaşında gencecik bir insanın hayatına son veriyor ve ülkenin tüm düzenini bozuyor. İnsanların dükkanları kapanıyor, ticaret yapamıyorlar. Bakın HDP 80 milletvekiliyle MHP’nin milletvekili sayısını yakaladı. Peki niye hala silah… Bırak gel işte meşru zeminde yap siyasetini. 2 tane de bakanın oldu şimdi. Bugün HDP’li yani PKK’lı bakan oldu. HDP=PKK sonuç olarak. Türkiye’nin nerelerden döndüğünün kimse farkında değil. Çok zor dönemlerden geçiyoruz. En üzücü olan da bu. Türkiye için bir şans daha var o da 1 Kasım seçimleri. Eğer siyasi istikrar varsa bir ülkede her türlü istikrar vardır. Ama çakallar puslu havayı sever. Verem mikrobu bünye zayıf düştüğü anda meydana çıkar. Şimdi ülke zayıfladı, koalisyon ihtimalleri var, hükümet belirsiz ve hemen işte bu çakallar çıktı. Verem mikrobu da hemen kendini gösterdi. Şimdi bunu tedavi etmenin zamanı 1 Kasım’dır. Eğer yine aynı netice çıkarsa ben o zaman ondan korkarım. İşte o zaman ekonomik olarak Yunanistan gibi oluruz. Başımızda başka bir bela daha var; terör… İşte o zaman onunla mücadele etmek daha zor olur. Ülkenin bu noktaya gelmemesi lazım. Tek başına iktidar lazım. Onu da kim yapıyorsa, CHP yapıyorsa CHP olsun; MHP yapıyorsa MHP olsun ama tek başına olsun. 
 
“EKONOMİ İVMESİ DÜŞÜŞE GEÇTİ”
 
 
GAZETECİ HAMDİ TÜRKMEN
 
Türkiye’nin bugün endişelenmesi gereken bir değil iki hatta üç sorunu var. Terör, ekonomideki daralma ve 1 Kasım seçimleri ile demokratik ve hukuk devletinin ilkeleriyle bağdaşmayan yaptırımlar. Ayrılıkçı Kürtlerin Doğu ve Güneydoğu’da yarattığı kalleşçe tuzak ve saldırılarla şehit düşen 100’ü aşkın asker-polis ve sivil, toplumda büyük bir endişe yaratmıştır. Yine ayrılıkçı Kürtlerin silahlı ve bombalı yaptırımlarla Cizre başta olmak üzere kentlerde yönetimi ele geçirme ve özerklik ilan etme hazırlıkları, bu endişeyi daha da tırmandırmıştır. Tüm bu yaşanan kaosun, 7 Haziran’da bir partinin tek başına iktidar olacak oy oranını yakalayamaması ve koalisyon koşullarının doğmasından sonra sistemli biçimde tırmanması Türk halkını endişelendiren en önemli konu haline getirmiştir. Herkesi endişelendiren bir başka konu, ekonomideki daralmadır. İhracatın düşmesi, yaz aylarına rağmen iç piyasada fiyatların artışı ve talebin düşmesi, dövizdeki artışın tutulmayacak boyutta seyretmesi ve bu yükselmenin inşaat başta olmak üzere tüm girdi maliyetlerine yansıması, gelecek endişesi başta olmak üzere, büyüme ve milli gelir artışını doğrudan etkilemektedir. Başta iş adamları ve sanayiciler olmak üzere büyük bir endişe içindedirler. Nedeni de üst üste iki seçimle kayıp yıl haline gelen 2015’in ardından, 2016’nın da kaybedilmesi riski taşımasıdır. Tabi buna bir de demokratik hak ve yargı ihlallerini eklerseniz, Türkiye 1 Kasım seçimlerine ve sonrasındaki oluşacak tabloya büyük endişeler içinde gitmektedir.
 
“2016’DAN UMUTLUYUM”
 
 
İZMİR İL KÜLTÜR TURİZM MÜDÜRÜ ABDÜLAZİZ EDİZ 
 
2015 yılının 9 aylık ortalamasına baktığımızda olumlu bir süreç yaşamaktadır. Dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmelere bakıldığında bunu değerlendirirsek; İzmir ve Türkiye açısından hiçbir olumsuzluk yaşanmamıştır. İzmir’in güvenli, huzurlu, deniz ve kumuyla dört mevsim yaşanabilir bir şehir olduğunu ilimize gelen gazeteciler, blog yazarları ve ziyaretçiler bizzat yaşayarak, gezerek görerek ifade etmişlerdir. Buna göre 2016’nın daha verimli olumlu bir yıl geçeceğine inanıyor ve diliyorum.”   
 
“TURİZMCİLER ÇOK ÇARESİZ”
 
 
ÇEŞME TURİSTİK OTELCİLER BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ YAKUP DEMİR
 
Çeşme’de çok inişli çıkışlı bir sezon geçirdik. Ramazan’da da sezon biraz yavan geçti. Bayramla birlikte Ağustos’un son haftasına kadar yoğunduk. Son haftadan sonra da Çeşme’de beklemediğimiz bir düşüş oldu. Geçen yıllara baktığımızda Eylül ayını yüzde 75-80 dolulukla geçirirken, son dönemde Türkiye’deki bir takım moral bozucu olayların da gerçekleşmesiyle birlikte Eylül ayı Çeşme’de bizim hoşumuza gitmeyen bir ay oldu. Bu durum halen de devam ediyor. Rezervasyonlarda çok ciddi duraksamalar var. Zaten Çeşme yüzde 85-90 oranında Türkiye’den rezervasyon alıyor. Okulların açılmasının bayram sonrasına ötelenmesi, 1 ay kala olduğu için bize çok da fayda sağlamadı. Turizm çok fazla olumsuzluktan etkileniyor. Herhangi bir sektör değil turizm sektörü. Doların küçük bir hareketi; yaşanan terör olaylarındaki oran, limit;  siyasi süreçteki belirsizlik… Yani turizmi etkileyen çok faktör var. Biz eğer keyfimiz yerindeyse tatile gidiyoruz, keyfimiz kaçıksa planlarımızı iptal ediyoruz. Yabancı kanallar da Türkiye’de yaşanan olumsuz havayı Türkiye’deki basından çok daha fazla yansıtıyor. Bu durum dış pazarı da etkiliyor. Yaşanan bu durum turizmcilerin artık rüyalarına giriyor, çok çaresizler.
 
VATANDAŞIN ENDİŞESİ ÇOK BÜYÜK
 
GÜLAY ÖZKESEN (Restoran işletmecisi): İlk verilecek cevap, terördür. Ancak terör ve özellikle Güneydoğu’daki devlet-PKK çatışması ön plana çıksa da, bölgesel kalmaktadır. Kişisel görüşüm; ekonomimizdir. Tüm ülkeyi, milleti ilgilendirmektedir. Çarşı pazar bugün yangın yerine dönmüştür. Küçük esnaf, sattığı malı yerine koyamamakta, büyük işletmeler alacaklarını tahsil edememektedir. Sanayici, tüccar cirosal bazda kırmızıçizgidedir. Kapanan işyerlerine tanık oluyoruz. Seçim döneminde unutturulacak bu gerçek, 1 Kasım’dan sonra tüm acı yönleriyle kendini gösterecektir.
 
ERSİN DURUKAN (Emekli memur): Halimiz ortada ama midemiz değil kalbimiz ön planda. Her gün ağlıyor, şehit haberleriyle sarsılıyoruz. Çözüm süreci arapsaçı, faturayı genç polis ve askerlerimiz ödüyor. Olay sözde bitirilecekti, tam tersi çözümsüzlüğe gidiyor. Söylerken çok üzülüyorum. Ancak ortadaki gerçek, tavandakiler keyfini sürerken, tabandakiler yani fakir fukara takımının canları yok oluyor. Bence tek sorun, terör.
 
SENEM KILIÇASLAN (Üniversite öğrencisi): Sırasıyla; terör, ekonomi, politika. Terörün artışı ve ekonomik bozukluğun kaynağı politika. Ülke olarak iyi yönetilmiyoruz. Uluslar arası politikanın bozukluğu, ülkedeki huzura vuruyor. Sınırlarımız kontrol edilemez durumda. Dolayısıyla potansiyel tehlikeler hep içimizde. Canlı bombaların konuşulmadığı gün var mı? Huzuru özler olduk. Belki seçim sonrasında biraz denge sağlanır da, kara günlerimiz sona erer.
 
HÜSAMETTİN ERKOÇ (Tüccar - iş adamı): Türkiye’deki sorun bölgelere göre değişiyor. Güneyde turizmin çöküşü, Kuzey’de işsizlik, Güneydoğu’da anarşi, terör, batıda ekonomik güçlükler, ihracatın azalması, iç Anadolu’da döviz kuru dengesizliğinden üretim kayıpları, emekli-işçi-memurun geçim sıkıntısı her yönüyle kendini belli ediyor. Bunların çözümü için Türkiye’de sosyal, ekonomik, siyasi reformlar şart ve bir an önce istikrar yaratılmalı.
 
NESRİN SEVİLGEN (Kuaför): Televizyonu açamaz hale geldik. Hiç mi güzel haber duymayacağız, okuyamayacağız? Herkesin derdi başka. Biz esnaf olarak tıkanmış durumdayız. Halimizi, vaktimizi soran yok. Kiramızı, personel maaşlarımızı ödeyemiyoruz. Bu nedenle en büyük sorun, geçim derdidir. Huzursuzluğumuz hayat pahalılığı ve iş olmamasıdır.
 
 

Yayın Tarihi : 28.09.2015 : 10:44


Yorumlar

7126




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN