Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


MHP’ye En Sert Cevabı İzmir Verecek

MHP’ye En Sert Cevabı İzmir Verecek
Ben HABER soruyor, Erol Yaraş cevaplıyor... Siyasetten ekonomiye, yerel yönetimlerden kentin sorunlarına kadar gündeme dair merak ettiğiniz her şey Genel Yayın Yönetmenimiz Erol Yaraş’ın yorumlarıyla sizlerle buluşuyor.

 

Öncelikle 7 Haziran’dan bugüne kadar geçen süreyle ilgili sizden kısa bir değerlendirme alabilir miyiz? 
 
Buna üç aşamalı bakmak lazım. Bir, seçim öncesi partilerin söyledikleri; iki, seçim gecesi yaşananlar; üç, seçimden sonraki süreç. Seçim öncesi her parti hem programlarını açıkladı, hem de muhalefet partileri iktidara karşı söyleyecekleri sözleri söylediler. Bu kimi zaman çok ağır suçlamalara kadar gitti, bir şekilde seçmenlerine söz vererek meclise geldiler. Her parti kendi programı çerçevesinde, nasıl bir yönetim tarzı ve nasıl bir davranış sergileyeceğini ortaya koydu. Yüzde 60’ın beklentisi 12 yıllık bir dönemin muhasebesinin yapılmasıydı. İnsanlar birçok konuda farklı bir yaklaşımın geleceğine inanıyordu. Yüzde 60; “Biz uzlaşmacı bir Türkiye’yi sizlerle birlikte hayal edebiliyoruz. Artık tek başına bir iktidar istemiyoruz, her görüşün temsil edilebileceği bir mecliste mutabakat sağlanmasını istiyoruz” dedi. 7 Haziran öncesi ve 7 Haziran gecesi toplumun beklentisi buydu. Ama 8 Haziran’dan sonraki süreçte toplum şunu gördü ki, yüzde 60’ın dediği olmuyor. Bir anlamda partiler söz verdikleri gibi toplumun beklentilerini yerine getiremediler. Bu nedenle insanlar büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Sonuçta ekonomide de tehlike sinyalleri çalmaya başladı. Bütün dünya ve Türkiye’deki ekonomistler şunu söylemeye başladı: “Türkiye çok kırılgan bir fay hattına doğru gidiyor.” Aslında başlangıçta ekonomide iyimser bir hava hakimdi. Ancak ne zaman ki koalisyon kurulamayacağı tam anlamıyla netlik kazandı, işte o zaman Türkiye’de ekonomik anlamda bütün ipler koptu. Ve bu kopuşla birlikte, zaten sağlam temeller üzerinde oturmayan Türk ekonomisi sallanmaya başladı. Uluslar arası derecelendirme kuruluşları da uyarıyor; “Eğer Türkiye bu şekilde devam ederse önümüzdeki günlerde bir takım sıkıntılarla karşılaşabilir.” Bütün bu uyarılardan sonra da tedbiri seven Türk toplumu yatırımlarını farklı şekilde değerlendirmeye başladı. Bir anlamda piyasalar durdu, çarklar dönmemeye başladı. Bunun tek sebebiyse siyasi belirsizlik ve siyasi istikrarsızlık. 
 
 
SEÇMEN, BÖYLE BİR PARLAMENTOYU HAK ETMİYOR
 
Şu an geldiğimiz noktaya kadar sizce beklenen şey mi oldu, yoksa bir sürpriz mi yaşandı?
 
7 Haziran’dan bugüne değin yaşananların irdelenmesi lazım öncelikle. Neden bu durumdayız? Türk seçmeni bunu hak ediyor mu? Bunu konuşmamız lazım. Bence Türk seçmeni böyle bir parlamentoyu hak etmiyor. Türk seçmeni parlamentosunun önünde şu anda. Ne yazık ki yine seçtiklerimiz sınıfta kaldılar. Çünkü seçtiklerimizden beklentimiz bizi kaosa götürmeleri değil bizi aydınlığa götürmeleriydi. Ama seçtiğimiz insanlar bizi kaosa götürüyor. Bunu biz söylemiyoruz, kendileri söylüyor. Türk seçmeni o kadar sağduyulu davrandı ki… Ama ne yazık ki parlamento buna aynı sağduyuyla cevap veremedi. Bu genel başkanlar sınıfta kalmış genel başkanlardır. Eminim Türk insanının elinde bir sihirli değnek olsa hepsini birden değiştirir, hiçbirini tutmaz o koltuklarda. 
 
BAHÇELİ MEYDANLARDA NE SÖYLEYECEK?
 
Peki Türkiye’yi kim kilitledi sizce?
 
Cumhurbaşkanımız kilitlemedi bunu çok net söyleyebilirim. Zaten Cumhurbaşkanı’nın istediği şey belliydi, o sonradan böyle bir oyuna girmedi. O, tek parti hükümeti istiyordu sadece. Tek parti hükümeti çıkmayınca, “yeniden tek parti hükümeti nasıl olur”un arayışına girdi. Sonuçta Cumhurbaşkanı kartları açık oynuyor. Burada tek sorumlu olarak ben MHP’yi görüyorum. Bugün Türkiye’yi kilitleyen, çözümsüzlüğü getiren, bugün bu konumu yaşamamızın sebebi MHP’dir. MHP, meydanlarda bir şeyler söyledi ama hiç kimseyle uzlaşacağını belli etmedi. Bütün MHP tabanı başta olmak üzere Türk seçmeni Sayın Bahçeli’nin meydanlarda ne söyleyeceğini merak etmeye başladı. Bu seçimlerde nasıl oy isteyecek toplumdan? Bir parti iktidar olmak için oy ister, yönetmek için oy ister. Sayın Bahçeli’ye bu şans her iki taraftan da geldi. Ama kilit parti konumuna gelen MHP, herkese “hayır” dedi. Ben de bir seçmen olarak merak ediyorum, Sayın Devlet Bahçeli önümüzdeki günlerde seçim meydanlarına çıkıp da MHP’ye nasıl oy isteyecek? Bu tavrı nedeniyle Türk toplumu MHP’ye nasıl oy verecek? 
 
Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçiliği savunan bir parti. Peki sizce neden buna rağmen milletin iradesini göz ardı etti?
 
Herkes bunu merak ediyor zaten. Ben de merak ediyorum. Sayın Bahçeli bunu bir kez bile açıklamadı. Sadece bir tek şey söyledi seçim gecesi, “biz ana muhalefet partisi olmak istiyoruz” dedi. Kardeşim sen ana muhalefet olmak için mi benden oy istedin? Sen iktidar olmak için oy istedin, daha seçim gecesi biz muhalefette kalacağız dedin. Böyle bir parti anlayışı olabilir mi? Bakın açık net söylüyorum, MHP’ye en sert cevabı İzmir verecek. Bunu önümüzdeki seçimlerde hep birlikte göreceğiz. MHP, bu dönem aldığı 4 milletvekilliğini alamayacak. Çünkü İzmir’deki seçmenine de hayal kırıklığı yaşattı. Sayın Bahçeli’nin çok net bir biçimde kendini ifade etmesi lazım, neden böylesine net bir çizgi çektiğini… Bunu açıklamadığı takdirde de seçimde bedel ödeyecek partilerin başında MHP geliyor. 
 
 
GÖREVİ BIRAKSIN DEMEM AMA…
 
Vatandaşın bir önerisi var. Diyorlar ki “Bahçeli artık kendini anlatamaz, aradan çekilsin, siyaseti bıraksın. MHP kendini bir şekilde anlatabilir.”
 
Elbette Bahçeli görevi bıraksın falan demem. Onu MHP’liler kendileri karar verecek. Ama herkesin merak ettiği cevapları Sayın Bahçeli vermezse zaten MHP bu seçimlerde oy kaybeder. MHP, AK Parti ile de bir hükümet kurabilirdi, CHP ile de… Elbette her partinin yüzde 100 istediği olmaz. Her şeyin pazarlığı yapılabilirdi. O zaman çıkardın derdin ki topluma “biz bu pazarlıkları yaptık, ilkelerimizden taviz veremeyiz.” Tamam ilkelerinden taviz vermeyeceksin ama ilkelerinden taviz vermemek demek baştan kapıları kapatmak demek değildir. Siyaset bir satranç gibidir. Ama sen satranç oynamadın ki, sen daha masaya oturmadan “biz satranç oynamıyoruz” dedin. Olmaz… 
 
Peki siz MHP’nin bu tavrına şaşırdınız mı? Yoksa beklediğiniz bir şey miydi?
 
Geçtiğimiz 12 yıllık süreçte MHP’nin AK Parti ile ilgili hep belirgin bir tavrı vardı. Ama bu son seçimde Bahçeli o kadar farklı konuşmalar yaptı ki ben bile MHP’nin bu sefer AK Parti’ye karşı çok farklı bir tutum sergileyeceğini düşündüm. Ama sergilemedi. O yüzden bu önümüzdeki 2 ay Sayın Bahçeli’yi özellikle takip edeceğim. Bakalım ne söyleyecek… 
 
Sizce MHP’nin bu seçimde ciddi bir oy kaybedip baraj altında kalması gibi bir durum söz konusu olur mu?
 
Hayır ben baraj altında kalacağını düşünmüyorum. Ama önemli ölçüde oy kaybedecek. Belki 4. parti olabilir. Bunu nasıl hazmedecek çok merak ediyorum. 
 
Peki bu kaybedilen oylar hangi partinin işine yarayacak?
 
Kıyı kesimlerde CHP’ye gelebilir, ama iç kesimlerde AK Parti’ye gidebilir. 
 
Tekrar seçimde sonuç değişir mi?
 
Şu anki anketler aynı tablonun çıkacağını söylüyor. Ama yine de Demirel’in dediği gibi, siyasette 24 saat çok uzun bir süredir. Daha önümüzde 2 aylık bir süreç var. Daha köprünün altından çok sular geçer. 
 
BU FUARIN DÜNYADA EŞİ BENZERİ YOK
 
Son olarak Fuar’a da değinmek istiyorum. Şu dönem farklı bir atmosferde gerçekleşiyor fuar ama İzmir için gerçekten çok büyük önem taşıyor. Siz birçok defa fuar heyecanına ortak oldunuz. Fuarla ilgili en unutamadığınız anınız nedir desek? 
 
Fuar, çok farklı özellikleri olan ve dünyada sayılı kabul edilen önemli bir aktivite İzmir için. Ben buradan Aziz Bey’e çok teşekkür ediyorum. Elinden geldiğince Fuar’ı yaşatmaya çalışıyor. Birçok çokbilmişin “bu fuar bitti, önemini kaybetti”, “panayıra döndü”, “Fuar artık kapanmalı” demesine rağmen, Allah’tan onlara kulak asmıyor. Hatta “bu fuarı daha iyi nasıl yaşatabilirim”in kavgasını veriyor. Doğrusunu da yapıyor. Fuar’ı yine eski alanda gerçekleştiriyor, yeni yerine taşımıyor. Bence olması gereken de bu. Çünkü bu fuarın dünyada eşi benzeri yok. Aile fuarı olarak tanımlanabilecek tek fuar. Onun dışında o çokbilmişlerin söyledikleri fuarlar ihtisas fuarları. O yüzden İzmir Enternasyonal Fuarı çok önemli. Mesleki açıdan da çok önemliydi.
 
 
Şimdi bakıyorum da sanatçılarla gazetecilerin arasında müthiş bir uçurum var. Eskiden böyle bir şey yoktu. Çok net hatırlarım. Bütün sanatçılar Efes Oteli’nde kalırlardı. Orada kalmak bir ayrıcalıktı. Sanatçılar 1 yıl öncesinden yer ayırtırlardı. Sanatçılar gece programları bitince Efes Oteli’nin şömineli salonuna gelirlerdi. Burada bütün sanatçılar bir araya gelirdi. Şu anki sanatçılarda göremeyeceğiniz bir dayanışma olurdu. En az 3-5 gazeteci de buraya “dost” olarak kabul edilirdi. Coşkun Sabah ut çalardı, Nükhet Duru şarkı söylerdi, Emel Sayın ona eşlik ederdi. Zeki Alaysa Metin Akpınar esprileriyle ortama renk katardı. O eğlence sabaha kadar sürerdi. Ağırbaşlı dediğimiz sanatçılar çıkardı masaya dans ederdi ama bunların hiçbiri medyaya yansımazdı. Orası bir dost meclisi olurdu. Şimdi bakıyorum, sanatçılarla gazeteciler arasında müthiş bir uçurum var. Bu bakımdan İzmir Fuarı hem mesleki açıdan çok şey öğretirdi gazetecilere hem de çok farklı dostluklar geliştirirdi. Nerede o eski dostluklar…
 

Yayın Tarihi : 02.09.2015 : 10:34

Etiketler : haber    haberler    mhp    izmir    devlet bahçeli    tekrar seçim    seçim    siyaset    MHP’ye En Sert Cevabı İzmir Verecek    erol yaraş    ben haber    ben tv    kanalben       


Yorumlar

7213




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN