Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''Seçmen, MHP’yi Cezalandıracak''

''Seçmen, MHP’yi Cezalandıracak''
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 7 Haziran sonrası takındığı sert tavrı, MHP’ye önümüzdeki seçimlerde oy kaybettirecek gibi görünüyor. Zira İzmirli siyasilere ve vatandaşa göre seçmen, Bahçeli’nin koalisyon sürecindeki ve meclis başkanlığı seçimindeki tavrının faturasını ilk seçimde MHP’nin önüne koyacak.

 

GAMZE KURT / BEN HABER

7 Haziran seçimlerinin ardından sandıktan çıkan oylar neticesinde ortaya çıkan ve halkın iradesini yansıtan “koalisyon” kararı ne yazık ki hayata geçirilemedi ve sonuç olarak Türkiye tekrar bir seçime yönlendi. Peki ya içinde bulunduğumuz ana kadar gelinen süreçte neler yaşandı? Meclis eğer çalışsaydı, şu anda neyi konuşuyor olacaktık? Kilit parti konumunda bulunan MHP, takındığı sert tutum nedeniyle vatandaşta bir hayal kırıklığı yarattı mı? Tüm bu soruları CHP İzmir Milletvekilleri Aytun Çıray ve Musa Çam’a sorduk bakın nasıl yanıtlar aldık…

CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, partisinin takındığı pozitif tutumun yeterli karşılığı bulamadığını belirterek, “Seçim kampanyası boyunca yaptığımız pozitif siyasetin, milletin sorunlarına karşı önerdiğimiz çözüm önerilerimizin yeterli karşılığı bulduğunu söyleyemeyeceğim. Ancak 8 Haziran sabahı duygularım yine de aydınlık bir güne uyandığımızdı. Ne yazık ki arada yaşadığımız süreç bu duyguları yavaş yavaş yitirmeme neden oldu. Esas itibariyle 8 Haziran sabahı Türkiye’de yeni bir tablo ortaya çıkmıştı. AK Parti tek başına iktidar olma yeterliliğini kaybetmişti ve karşısında bulunan yüzde 60’lık blok, AK Parti’ye karşı bir üstünlük sağlamıştı. Bu, Türkiye’nin demokrasi dışı alanlara yönelmesinin önünü kesecek bir tabloydu. 8 Haziran sabahı artık tek başına bir iktidar yoktu, muhalefet de yoktu” diye konuştu. 
 
 
“Devletleşmiş kötülüğü ele geçirdi”
 
Yeni bir iktidar belirlemek için ortaya yepyeni bir zemin çıktığını dile getiren Çıray, “Burada öncelikle denenmesi gereken şey AK Parti’ye karşı muhalefet etmiş olan yüzde 60’lık bloğun koalisyon kurmaya çalışmasıydı. Fakat MHP’nin seçim gecesinden itibaren takındığı keskin tavır, yüzde 60’lık bloğun böyle bir koalisyon kurma ihtimalini ortadan kaldırdı. Bu, kalıcı bir koalisyon olmasa dahi Türkiye’de yeniden yapılacak seçimlerin güvenliğini sağlamak için, iddia edilen yolsuzluk ve hırsızlıkların parlamento yoluyla soruşturulmasını sağlamak için büyük bir fırsattı. Yüce Divan’dan kaçan bakanlar, tekrar Yüce Divan’a gönderilmeliydi. İddialar mahkemeye yansıtılmalı, serbest hakimlerce yargılamaların yapılması sağlanmalıydı ve seçim barajları kaldırıldıktan sonra demokratik bir ortamda Türkiye 5-6 ay içinde seçime götürülmeliydi. Demokratik istikrarı gören ekonomi de bugün yaşadığımız derin krizlere girmezdi. Yani hiç olmazsa yüzde 60’lık blok bunu gerçekleştirmeliydi. Muhalefet iş birliği becerisini gösteremeyerek meclis başkanlığı seçimini de kaybetti. Bu ne yazık ki Türkiye’nin başında bulunan devletleşmiş kötülüğü tekrar ele geçirdi” dedi. 
 
“Meclis başkanı Baykal olsaydı…”
 
CHP’li Çıray, “Eğer meclis başkanlığı seçimini CHP’nin adayı kazanmış olsaydı, Sayın Erdoğan Türkiye’yi tekrar bir seçime götürme cesaretini kendinde göremezdi. Erken seçimin yanında, “sistem değişmiştir, ben yine güç sahibiyim” deyip bir darbe teşebbüsüne cesaret edemezdi. 25. Dönem Millet Meclisi’ni lağvetmiştir Sayın Cumhurbaşkanı. Dolayısıyla Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bahçeli’ye “gerekirse Başbakanlığı siz alın, ben her şeye razıyım” sözünün gayet iyi niyetli bir söylem olduğu, bu bloğun koalisyon kuramaması sürecinde ortaya çıktı” diye konuştu. 
 
“Türkiye bedel ödüyor”
 
Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vesayet zincirlerini kıramadığını belirten Çıray, “CHP seçimlerin sonuçlandığı andan itibaren bırakın hata yapmayı kendi siyasi çıkarlarını ve partisinin çıkarlarını ikinci plana iterek, Türkiye’yi kansız, kavgasız bir ülke haline getirebilmek ve ekonomik krizi önleyebilmek için, oy kaybetmeyi dahi göze alarak 13 yıldır eleştirdiği AK Parti ile koalisyon kurmayı, uzlaşma adına göze aldı. Buna bizim deyimimizle elini taşın altına sokmak derler. 
 
Sorumluluk sahibi olmaktır bu. Kendi duygularınızı geri atarsınız, hesaplaşmalarınızı ertelersiniz ve ülkenin çıkarları için bir uzlaşmaya girmeye çalışırsınız. CHP bunu yapmaya çalıştı ancak Sayın Davutoğlu ve partisi, Sayın Erdoğan’ın vesayet zincirlerini kıramadı ve bu koalisyon kurulamadı. Şimdi Türkiye bunun bedelini ödüyor. Bizim de elbette olmazsa olmazlarımız vardı ama bunlar uluslararası alanda kabul görmüş genel prensiplerdi. Yani bir ülkede demokrasi olsun istemek, hukukun üstünlüğünü istemek gayet doğal. Bizim şartlarımız içerisinde kabul edilemeyecek hiçbir şey yoktu. Nitekim Sayın Davutoğlu 14 maddenin 9’unda mutabık olduğumuzu söylemişti. Geriye kalan 5 madde konusunda da bir müzakere yapılır, orta noktaya varılırdı. Ama Davutoğlu bize bir koalisyon teklifiyle gelmedi, aldığı talimat doğrultusunda bir seçim hükümetiyle geldi. Ama CHP’nin talebi bir reform hükümetiydi. Reform hükümetleri reformu yaptıktan sonra sonucunu da almak zorundadır. İlk 2 senede reformları yaparsınız, son 2 senede de reformların sonuçlarını alırsınız, yanlış yaptığınız reformları değiştirirsiniz, eksikleri tamamlarsınız ondan sonra halkın huzuruna gidersiniz. Reform yapar yapmaz seçimlere giderseniz o zaman 57. hükümet partilerinin başına ne geldiyse seçime giden partilerin başına da o gelir. Onun için biz siyaseti güçler oyunu olarak görmek yerine bu millete kalıcı çözümler üretmek istedik ve 4 yıllık koalisyonu bu nedenle istedik” şeklinde konuştu.
 
“MHP, önümüzdeki seçimi de bağladı”
 
MHP’nin sert tavrını da eleştiren Çıray, “Benim İzmir seçmeninden ve sokaktan aldığım izlenime göre MHP’nin bu sert, keskin tavrı derin bir hayal kırıklığı yarattı. Doğrusu buna sevinmiyorum. Çünkü Türkiye’ye lazım partilerin bu aşamada kendi iç sorunlarını dışa vurmalarında sevinilecek bir taraf yok. Bahçeli’nin sergilediği bu tutum daha da vahim bir sonuçla ortaya koyacak kendisini. Sayın Bahçeli HDP ile hiçbir şekilde bir araya gelmeyeceğini söyleyerek sadece bugünü bağlamadı, önümüzdeki seçimin sonucunu da bağladı. Siyasette kapılar her zaman aralık tutulmalıdır. Siyaset, mutlak düşmanlık ya da mutlak dostluklar üzerine kurulamaz, aynı dış politikada olduğu gibi. Siyaset, çare bulma, uzlaşma sanatıdır.  HDP ile dünya görüşüm hiçbir şekilde bağdaşmaz, tamamen zıt bir dünya görüşüne sahibim ama bugün acaba bu zıtlıklarımızı ön plana çıkarma lüksüne sahip miyiz? Yoksa şehitleri önlemek, kan dökülmesini önlemek için hamasi nutuklar atmak yerine bir işbirliği yapmaya mı ihtiyaç vardır Türkiye’de? Eğer şehitlerimiz tek kişinin iktidarını kurmak için aracı olarak kullanılıyorsa, PKK bir siyasi rejim için kan suyu vermeye devam ediyorsa o halde şu anda bir can düşmanlığına ihtiyaç var mı? Bence uzlaşmaya ihtiyaç var. Dolayısıyla yüzde 60’lık blok meselesi önemli bir meseleydi” diye konuştu.
 
CHP’nin yeniden seçime hazır olduğunu da dile getiren Çıray, “Sayın Genel Başkanımız talimat verdi, reklam çalışmalarımız ve yeniden program çalışmalarımıza ilavemiz hazırlanmak üzere. Ben yapılacak seçimin birinci partisinin CHP olduğunu şimdiden ilan edebilirim. 2002 seçimlerine bir bakın. Bir önceki seçimde yüzde 22 oy almış bir parti 2002 seçimlerinde yüzde 2 oy aldı. AK Parti erken seçim ile bir Rus ruleti oynuyor. Üstelik oynadığı Rus ruletinin içinde 5 kovan dolu, 1 kovan boş. Onun için başarı şansı yok Tayyip Bey’in” dedi. 
 
“DENİZ BAYKAL YANLIŞ TERCİHTİ”
 
CHP İzmir milletvekili Musa Çam, AK Parti ile bir koalisyona çok sıcak bakmadığını belirterek, “Ben prensip olarak AKP’nin 13 yıldır uyguladığı politikalarla toplumu çok böldüğünü, parçaladığını, ötekileştirdiğini düşünüyorum. Bu nedenle AKP ile bir koalisyona çok sıcak bakan biri değildim. Ama sorun Türkiye meselesi olunca, ülkenin çıkarları ve menfaatleri olunca böyle bir birlikteliğin gerçekleşmesi gerektiğine de inandım. O nedenle AKP ile bir koalisyon yapılması Türkiye’nin hayrına olabilirdi. Bu nedenle komisyona da destek verdim. Hep şunu düşündüm… 1980 öncesinde Türkiye’de terör olaylarının zirvede olduğu dönemde, günde 20-25 insanın hayatını kaybettiği bir atmosferde 1977 seçimlerinde CHP 1. parti oldu. Adalet Partisi 2. oldu. Bizim 213 milletvekilimiz vardı, 13 milletvekilimiz eksikti. Şimdi geriye dönüp baktığımda düşünüyorum. Eğer AP ve CHP koalisyonu kurulmuş olsaydı 12 Eylül darbesi olmayabilirdi. Çok sayıda insan hayatını kaybetmeyebilirdi. Bugün eğer AKP – CHP hükümeti kurulmuş olsaydı Türkiye’nin önü açılabilirdi. Birçok sorunu, iki büyük siyasi parti ufak hesaplar yapmadan çözebilirdi. Ama Sayın Recep Tayyip Erdoğan böyle bir koalisyonun kurulmasını kesinlikle istemedi, müdahale etti ve kurdurtmadı” dedi.
 
 
MHP’nin koalisyon kapılarını kapatmasının yanlış olduğunu dile getiren Çam, “Aslında seçmen 7 Haziran’da CHP – MHP –HDP’ye verdiği oylarla “siz koalisyon kurun” dedi. Belki doğrusu da buydu. Yani CHP – MHP koalisyonunun kurulması, HDP’nin de dışarıdan destek vermesiydi… HDP de bunu aslında deklare etti. Fakat MHP, herhangi bir koşulda HDP’nin destek verdiği bir yerde asla olmayacaklarını söyledi ve kapıları kapattı. Bana göre yanlış yaptı. HDP bugün Türkiye Cumhuriyeti yasalarıyla kurulmuş bir siyasi parti. 6 milyona yakın bir oy aldı. MHP ile eşit sayıda milletvekili çıkardı. Bizim, halkın oy verip parlamentoya gönderdiği partileri yok sayma şansımız yok. HDP’yi sayamayacağımız gibi MHP ve AKP’yi de sayamayız. HDP’nin içerisinde de parlamenter demokrasiye inanan, mutlak çoğunlukta insanlar var. Hiç kimsenin terörden beslenen, terörden medet uman veya terörle bir yere gelmek isteyen insanlar olabileceğini zannetmiyorum. Hazır bu kadar milletvekili parlamentoya girmişken, hükümeti desteklemeleri ve parlamentoda bulunmaları, dağa çıkmaktan daha önemli. O nedenle Devlet Bahçeli’nin HDP’nin desteğini yok sayması bir talihsizlik olmuştur. Türkiye önemli bir fırsatı kaçırdı. Ve MHP bu fırsatı kötü kullandı. Orada ekstrem güçlerin bir araya gelmesi, en azından barış ve kardeşlik açısından önemliydi” diye konuştu. 
 
“Doğru bir aday seçebilirdik”
 
Meclis başkanlığı seçiminde CHP’nin eksikliğinin olduğunu belirten Çam, “Bizim MHP ve HDP ile görüşerek, üç partinin de oy vereceği bir aday çıkarabilirdik. Sayın Deniz Baykal’ın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesini çok doğru bulmuyorum. O görüşmeden sonra MHP kilitlendi. Sayın Deniz Baykal’ın aday gösterilmiş olması, sanki Saray’ın adayıymış gibi algılandı. Orada bir kilitlenme olunca da MHP son tura kadar Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy verdi. Dolayısıyla bizim de orada bir eksikliğimizin, yanlışımızın olduğunu düşünüyorum. Biz 3’lünün oy verebileceği bir aday çıkarabilirdik. Bizim yanlışımız, Erdoğan’ın adayının meclis başkanı seçilmesine ve Meclis’in çalıştırılmamasına neden oldu. MHP de “HDP’nin oy verdiği adaya biz oy vermeyiz” dedi. Bunu da siyaseten doğru bulmuyorum. Sonuçta MHP’nin içerisinden de bir aday olabilirdi. Buradaki esas amaç AKP’nin karşısında bir meclis başkanı seçtirtmekti. Bir moral üstünlüğü sağlayacaktık. Toplum da bir moral üstünlüğü sağlayacaktı. Bu heba edildi. Doğru bir aday seçebilirdik. Ben orada da söyledim, Deniz Bey’in adaylığı yanlıştı. Biz bunu aramızda tartışmadık bile. CHP MYK toplandı, “Deniz Baykal’ı meclis başkanlığına aday göstermeye karar verdik” dendi. Ben buna karşı çıktım, itiraz da ettim. Biz kendi içimizde tartışıp konuşmalıydık. Belki MHP ve HDP ile görüşmeler yapabilirdik. Ya da MHP’nin içinden bizim de oy verebileceğimiz bir aday seçilebilirdi. Örneğin ben Meral Akşener’e gidip çok rahatlıkla oy verebilirdim. Veya Oktay Vural’a ya da Ahmet Kenan Tanrıkulu’na örneğin. Bence Deniz Bey’in Köşk’e çıkması bütün planları bozdu. Çıkması bana göre yanlıştı” dedi. 
 
“MHP’li seçmen oyunu kime verecek?”
 
“Hem İzmir’deki hem de Türkiye’deki seçmenin, hem meclis başkanlığı seçimindeki tavrı hem de koalisyon görüşmelerindeki tavrından dolayı MHP’yi cezalandıracağını düşünüyorum” diyen Çam, “Şöyle de bir tehlike var. Seçmen MHP’yi cezalandıracak da oyunu kime verecek? O noktada endişeliyim. İzmir’de bize oy verebilir. Ama Anadolu’da eğer AKP’ye oy verirse işte o zaman AKP’nin oyları artar ve bu gerçekten çok tehlikeli olur. O nedenle ben MHP seçmenini bu konuda sağduyuya davet ediyorum. Oyunu AKP’ye değil, ya yine kendi partisine ya da CHP’ye vermesi gerektiğini düşünüyorum. MHP, kuşkusuz yine kendini anlatmaya çalışacaktır ama ben seçmenin bunu çok ikna edici bulacağını zannetmiyorum. Geçtiğimiz günlerde bazı toplantılar yaptılar, kendi yöneticilerini ikna etmek için. Ama seçmen için biraz daha farklı olacağını zannediyorum. Seçmen bu seçimde CHP, MHP ve HDP’nin olduğu bir bloğun olması gerektiğini, AKP’nin 13 yıllık iktidarının sonlanması gerektiğini ve bazı şeylerin hesabının sorulması gerektiğini; muhalefet partilerinin vaatlerindeki söylemlerin hayata geçirilebileceği bir fırsatın kapı önüne geldiğini ancak bunun MHP tarafından tekmelendiğini düşünüyor. Bence de MHP, tüm bu fırsatları kötü bir vuruş yaparak taca attı” dedi.
 
Yapılacak olacak tekrar seçimi de değerlendiren Çam sözlerini şöyle sürdürdü: 
 
Bana göre bu önümüzdeki seçimde bir önceki ekonomik söylemlerden ziyade biraz daha siyasi söylemlere geçmemiz gerektiğini düşünüyorum. Zaten Erdoğan da seçim startını verdi. Muhtarlarla 9. buluşmasını gerçekleştirdi, il müftüleriyle toplantılarını yaptı, yarın öbür gün de sokağa inecek. Ona karşı bizim biraz daha siyasi bir söylem geliştirmemiz lazım. Ben bu seçimin doğru bir seçim olduğunu düşünmüyorum. Maliyetleri Türkiye için çok büyük olacak. Seçimden kaçmıyoruz, seçime hazırız ama bu seçimin ülkenin yararına olacak bir seçim olduğunu düşünmüyorum.   
 
VATANDAŞIN GÖRÜŞÜ: “BAHÇELİ’NİN TAVRI MECLİS’İ TIKADI”
 
AHMET YENER - EMEKLİ
 
MHP’nin tavrını çok yanlış buluyorum. CHP ile koalisyon kursaydı çok iyi olurdu. Ben bir MHP’li olarak, partimin yapmış olduğu şeyleri tasvip etmiyorum. Meclis başkanlığı seçiminde eğer oyunu CHP’nin adayından yana kullansaydı meclis şu anda çalışıyor olurdu. MHP, meclisin çalışmasını engelledi. Partimin bu tavrı bende ciddi hayal kırıklığı yarattı. MHP’nin halka açıklama yapması lazım. Neden meclisi tıkadığını neden desteklemediğini geniş bir şekilde bize açıklaması gerekiyor. Tekrar seçimde MHP’nin oylarının düşmesinden korkuyorum. 
 
TOLGA TURGUT – MAKİNE MÜHENDİSİ
 
MHP, meclis başkanlığı seçiminde CHP’nin adayını desteklemediği için meclis çalışamaz duruma geldi. MHP, yüzde 100 meclisin çalışmasını engelledi diyebiliriz. Zaten her şey orada başladı. Eğer düşündüklerini ve bildiklerini ortaya koyabiliyorlarsa, düşündükleri bir şey varsa o zaman söyleyecek bir şeyimiz yok. Bence Devlet Bahçeli kendini anlatamadığı noktada bırakırsa siyaseti, MHP yine anlatır kendini. Çünkü burada bence kendini anlatamayan MHP değil Devlet Bahçeli. 
 
ERSİN DİNAMİT – YANGIN DANIŞMANI
 
MHP kendine göre haklı ama eğer çözümün bir parçası değilsen sonunun bir parçasısın demektir. Ona kapalıyım, buna kapalıyım, onu desteklemem… Zaten meclis başkanlığı seçiminde başladı MHP’nin farklı davranışı. AKP’ye destek oluyor belki ama çok da belirgin bir siyaset izlemiyor MHP. Seçmenini küstürdü. Ortaçağ’dan kalan bir milliyetçilik anlayışıyla muhalefet yapılmaz. MHP çok kısır bir siyaset yapıyor. Bu saatten sonra MHP seçmeni düşünsün. 
 
ERCAN GÜNDÜ – BEKÇİ
 
MHP’nin zaten tavrı belliydi. Önceden tamam çok sert bir dil kullanıyordu ama sonradan çark etti her zamanki gibi. Nasıl Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı yaptı, şimdi de aynı şeyi yapıyor. AK Parti’nin koltuk değnekliğini yaptı bir nevi. Meclis başkanlığı seçiminde MHP’nin takındığı tavır AK Parti’yi rahatlattı ama mecliste de bir çözümsüzlük yarattı. Bizim beklentimiz, halktan, cumhuriyetten yana bir tavır sergilenilmeliydi. Gerçekten milliyetçi bir partinin, milletin görüşlerine saygı duyması lazım. Millet koalisyon istedi. MHP’nin de koalisyona destek vermesi gerekiyordu. Kılıçdaroğlu Bahçeli’ye “gel başbakan ol” dedi. Bahçeli ne dedi? “Koltuk tedarikçisi…” Bu söylenecek laf mı şimdi? Sen gerçekten milliyetçi biriysen gidersin olursun ama gerekli tavrını da koyarsın. MHP’nin artık vatandaşa kendini anlatması zor. 
 
YÜKSEL ERKEM - EMEKLİ
 
MHP’nin tavrını yanlış buluyorum. Partinin genel başkanı, çözüm süreciyle ilgili tutumuyla, kalkıp kendi partisiyle aynı milletvekilini alan bir partiyi yok sayarak bu ülkeyi iyice karanlığa götürüyor. Sonuçta HDP yasal bir partidir. Masada oturup çözsünler bu sorunları. Ülkenin halini görüyorsunuz, her gün şehit veriyoruz. AK Parti sıkışınca MHP hemen gidip yardımcı oluyor. Meclis başkanlığı seçiminde yaptı yine aynı şeyi. Türbanda yaptı. Sıkışınca bir telefon aç ben sana yardımcı olurum diyor, sonra da kalkıp milliyetçilikten bahsediyor. Hem milliyetçiyiz diyorlar hem de terör olaylarını çözmek için önerge vermiyorlar. Ne yaptıklarını onlar da bilmiyor. Hem AK Parti’yi destekliyorlar hem de “AK Parti ile koalisyon yapmayız” diyorlar. O zaman niye Baykal’ı desteklemediler meclis başkanlığı seçiminde? MHP’nin bu tavrı bende büyük hayal kırıklığı yarattı. MHP bu saatten sonra kendini anlatamaz, taban bile kızmaya başladı artık. Bahçeli Alzheimer gibi olmuş, bugün söylediği şeyi yarın unutuyor. 
 

Yayın Tarihi : 31.08.2015 : 14:15

Etiketler : haber    haberler    siyaset    mhp    chp    ak parti    erken seçim    tekrar seçim    izmir    milletvekili    aytun çıray    musa çam    gamze kurt    röportaj    ben haber    ben tv    kanalben    Seçmen    MHP’yi Cezalandıracak       


Yorumlar

8208




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN