Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Ağustos Ayı, Türklerin Zafer Ayıdır

Ağustos Ayı, Türklerin Zafer Ayıdır
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 93. yıl dönümünü yaşayıp, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde düşmanı yurttan kovmanın verdiği gururu yaşadığımız şu günde bilmeliyiz ki Ağustos’un bir günü değil, neredeyse her günü bir zafer bayramıdır.

 

BURAK CİLASUN / BEN HABER
 
Tarih sahnesinin geçmişten günümüze gelmeyi başarmış en eski milletlerinden olan Türk milleti için Ağustos ayı hiç şüphesiz ki tam bir zafer ayıdır. Anadolu’daki kesin Türk hakimiyetinin başlangıcı olan 1071 Malazgirt Zaferi de, Anadolu’yu kesin ve bir bütün olarak düşmandan kurtardığımız 1922 Büyük Taarruzu da kaderin bir cilvesi olarak aynı ayın içindedir. Öyle ki, Malazgirt Savaşı’nın tarihi ile Büyük Taarruz Başkumandanlık Meydan Savaşı’nın başlangıcı dahi aynıdır. 
 
Elbette Anadolu’nun kapılarının Türklere açılma tarihiyle, düşmana kapanma tarihi arasında da bu kutlu ay, Türklük için büyük zaferlerin, ihtişamlı kazanımların ayıdır. Kronolojik olarak başta Malazgirt, Otlukbeli, Çaldıran, Mohaç, Trablus, Kıbrıs, Sakarya ve Büyük Taarruz zaferlerinin kazanıldığı, Estergon Kalesi’nin ele geçirildiği bu ayda, kutlu zaferlerden bazılarına ve mimarlarına gelin birlikte bakalım; 
 
Büyük başlangıç: Malazgirt
 
Anadolu’ya yönelik Türk göçlerinin nihayete ulaştığı Malazgirt Meydan Savaşı’nın tarihi 26 Ağustos 1071 olarak kayıtlara geçmiştir. Doğu Anadolu’da her geçen gün göçler ve akınlarla birlikte biraz daha hakimiyet kuran Türkleri, topraklarından atmak isteyen Bizanslılar, büyük komutanları Romen Diyojen’in tahta çıkmasıyla birlikte bu fikirlerini hayata sokmak için büyük bir ordu toplarlar. 12. yüzyılda yaşamış olan Ermeni tarihçi Matta, bu orduyu tam bir milyon kişi olarak kayıtlara geçirmiş olsa da, yaygın kanı ve güvenilir kaynaklara göre ordunun mevcudu 200 bin kişidir. Malazgirt’e kadar yol boyunca Bizans şehirlerinde sevgiyle karşılanan Romen Diyojen, Doğu Anadolu’ya geldiğinde de Türklere ait bazı kale ve yerleşimleri ele geçirir. Bunun üstüne ordu mevcudu 40 bine yakın olan ve Halep’te bulunan Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, askerleriyle birlikte Malazgirt’e ilerler. İki ordunun Malazgirt Ovası’nda karşılaşmasında arkasındaki mevcudiyete güvenen Romen Diyojen, savaşa kefene benzer bir kıyafetle çıkan ve şehit olması durumunda düştüğü yere gömülmesi vasiyetini veren Sultan Alparslan’ın hilal taktiği karşısında bozguna uğradı. Bizans ordusunda yer alan bazı Türk boylarına bağlı birliklerin de Selçuklu tarafına geçmesiyle birlikte kesin zafer Türklüğün olup, Anadolu’da yeni bir dönem başlarken, Sultan Alparslan ile tutsak Romen Diyojen arasında şu diyalog geçti:
 
"Eğer ben senin önüne esir olarak getirilseydim ne yapardın?"
"Ya öldürürdüm ya da zincire vurup Konstantinopolis sokaklarında gezdirirdim."
"Benim vereceğim ceza çok daha ağır. Seni affediyorum ve serbest bırakıyorum."  
 
Tarihin en kısa meydan savaşı: Mohaç Meydan Savaşı
 
Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü olduğu dönemde, yüzünü batıya dönen Kanuni Sultan Süleyman’ın Mohaç ovasında Macar ordusuyla karşı karşıya geldiği savaştır. Rivayete göre Avrupa’nın 3 kapısı bulunur. Bunlardan ilki İstanbul, ikincisi Budin (bugün Budapeşte) ve üçüncüsü de Viyana’dır. İstanbul’un Türk hakimiyetine girmesi sonrası 2. ve 3. kapıyı da açmak isteyen Kanuni Sultan Süleyman, kuruluş devri ortalarından itibaren Haçlı ittifaklarının güçlü temsilcisi Macar ordusuna karşı üstün gelip Budin’i fethetmek ister. İstanbul’dan yola çıkan Osmanlı ordusu, Macaristan’ın içlerine doğru ilerler ve Mohaç ovasında 2 ordu ve tarihin akışına etki edecek bir karşılaşma yaşanır. Mevcudiyetleri aşağı yukarı denk olan 2 ordudan, saldıran taraf Macar ordusu olur. Plan basittir. Osmanlı ordusunun kalbine gir ve kazan! Ancak Macar Kralı 2. Lajos’un planları kağıt üstünde olası dursa da gerçekte öyle olmaz. Büyük bir kısmı ağır zırha bürünmüş olan Macar ordusu, bu koruma önlemiyle başta avantajlı gibi gözükse de hareket kabiliyetinin kısıtlılığından dolayı savaş alanında kısa sürede bu hâkimiyetini kaybeder. Bin yıldan uzun süredir savaş alanlarındaki klasik Türk taktiği olan Turan ya da diğer adıyla Hilal taktiği bir kez daha savaşın kaderini değiştirecektir. Osmanlı ordusunun kalbine ilerledikçe savaşı kazandığını sanan Macar ordusu, hilalin 2 ucunun kapanmasıyla birlikte tarihi bir hezimet yaşar. Avrupa’nın o döneme kadar pek görmediği ateşli silahlar ve yoğun ok atışlarının ardından hızla eriyen Macar ordusu 2 saat içinde savaşı kaybeder. Bu süreçte Macar ordusunun yarısı ve Kral 2. Lajos hayatını kaybederken, kalanların da önemli bir kısmı yaralanır, esir düşer ve Türk ordusu kısa bir süre sonra da Budin’i ele geçirir. Böylelikle Mohaç Meydan Savaşı da tarihin en kısa meydan savaşı olarak hafızalara kazınırken kazanan taraf yine Türkler olur.
 
Melhame-i Kübra: Sakarya
 
1071’de açılan Anadolu kapılarının, 1. Dünya Savaşı, Mondros ve nihayetinde Sevr ile birlikte Türklere yeniden kapatılmaya çalışılması, Osmanlı’nın son birkaç yüzyılda arka arkaya yaşadığı toprak kayıpları ve Türklüğün savunma savaşları nihayetinde 1921 yılında Sakarya’da son bulur. Payitaht olan İstanbul başta İngilizler olmak üzere müttefiklerin işgali altındayken, güzel İzmir ve Ege Bölgesi ile İç Anadolu da neredeyse Ankara’ya kadar işgal altındadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı bağımsızlık ışığı altında toplanan Türk milletinin ise bu işgale son vermek adına kararlılığı üst seviyededir. Bu noktada ölüm kalım savaşıysa Sakarya Savaşı olacaktır. Savaşı Yunan tarafı kazanırsa Ankara’nın kapıları işgale açılacaktır, Türk tarafının olası zaferiyse geri çekilmeyi durduracaktır. 2 ordunun 23 Ağustos 1921’de Ankara yakınlarında Sakarya nehrinin doğusunda karşı karşıya gelişi çetin geçer. 100-120 bin mevcudiyete sahip iki ordunun çarpışmasında Türk tarafının taktiğini Mustafa Kemal Atatürk "Hatt-ı müdafaa yoktur; sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” sözleriyle ortaya koyar. Böylelikle cephe genişletilir. Ordu merkezinden ayrılan Yunan birlikleri adeta bozkıra gömülür. Yunan ordusu Eskişehir-Kütahya hattına çekilirken yıllar sonra kaydedilen ilerlemeyi edebiyatçı milletvekili İsmail Habip Sevük, "13 Eylül 1683 günü Viyana'da başlayan çekilme, 238 sene sonra Sakarya'da durdurulmuştur." ifadesiyle tarihe nakşetmiştir. Atatürk ise bu çarpışmayı büyük ve kanlı savaş anlamına gelen melhame-i kübra ifadesiyle değerlendirir.
 
Süvarilerin İzmir’e kadar durmadığı zafer: 
Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Savaşı
 
Kuşkusuz ki, Türk ordusunun tarihe altın harflerle yazdığı son büyük meydan savaşı 1922’de kazanılan Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Savaşı’dır. 1071’de Alparslan’a yenilen Romen Diyojen’in intikamını alıp, Bizans’ı yeniden diriltmeyi hedefleyen Yunan ordusuna kesin darbenin vurulması 1922 yılına tekabül eder. Sakarya Savaşı sonrasında 1 yıl boyunca gücünü toplamak için hazırlıklarını sürdüren Türk ordusu, Anadolu’yu kurtarmaya kararlıdır. Sakarya sonrası Eskişehir-Kütahya hattına ciddi savunma hatları oluşturan Yunan ordusuysa mevzilerine çok güvenmektedir. Nihayetinde Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün yönettiği Türk ordusu 26 Ağustos sabahı, karanlığın aydınlığa kavuşmaya başladığı dakikalarda topçu ateşiyle düşman hatlarını dövmeye başlar. Ani saldırı ve cesaret karşısında neye uğradığını şaşıran Yunan birlikleri dağılmış bir şekilde mevzilerini terk ederken, Yunan ordularının başına getirilen Nikolaos Trikupis, Türk ordusuna esir düşer. Büyük Atatürk’ten “İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emrini alan Türk ordusuysa 9 Eylül’de soluğu İzmir’de alır ve böylelikle taarruz, kesin Türk zaferiyle sonuçlanır. 
 
Görüldüğü gibi 1071’den 1922’ye değin Türk’ün zafer ayı Ağustos olmuştur. İlimde, teknolojide ve medeniyette de nice zaferler ümidiyle Malazgirt’ten Mohaç’a tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun, Zafer Bayramı’mızın 93. yılı kutlu olsun.
 

Yayın Tarihi : 30.08.2015 : 10:06

Etiketler : haber    haberler    30 ağustos    zafer bayramı    mustafa kemal atatürk    ben haber    burak cilasun    kanalben    ben tv       


Yorumlar

9002




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN