Zafer…

Prof. Dr. Esra Engin yazdı...

Zafer…

Bir insanın en büyük zaferi ne olabilir? Hiç düşündünüz mü? Ben de hep aynı soruyu soruyorum ama düşünelim derim. En iyi hissettiğiniz zamanlar örneğin. Her birimiz, bağımsız bir şekilde yapabildiğimiz şeylerin başkaları tarafından görülerek takdir edilmesini isteriz. 

Çoğu zafer hisleri rağmenlere rağmen yaptıklarımızda saklıdır. Her türlü güçlüğe rağmen okulumu bitirdim, her zorluğa rağmen istediğim evi alabildim, her şeye rağmen sevmeyi bırakmadım, her karşı çıkmaya rağmen kendimi ifade edebildim, herkese rağmen varlığımı sürdürebildimdir aslında zafer düşünceleri… “evet ben bunu yapabiliyorum” düşüncesiyle onurlanabilmektir kendi kendine ve diğerlerinin karşısında gurur duyabilmektir yine kendinle…

Yani insanoğlu birçok zorluğun üstesinden gelebilir aslında. En eski tarihlere dair veriler de bunu gösteriyor bizlere. Örneğin piramitler, örneğin maya medeniyeti, roma medeniyeti bize der ki o tarihte bu binaları nasıl bu şekilde yapabilmişler diye hayretler içinde bırakır bizleri. O zaman niye hep konfor peşinde koşup duruyoruz. Niye hep işin en kolayına kaçıyoruz? Sorumluluklarımızdan imtina edip, durmadan şikayet ediyoruz? İstediklerimizi başkaları yaptığında da kıskançlık hissediyor, burun kıvırıyoruz? Hem zaferler kazanmak istiyoruz hem de gereğini yapmaktan kaçınıyoruz. Bunu yapmakla yetinmiyor, çocuklarımızı da engelliyoruz kendi bireysel zaferlerini kazanmaları konusunda “ aman koşma düşersin” “ şimdi bunun sırası değil, başka zaman yaparsın” “ sen de çok hayalperestsin” “dur sen yapamazsın ben yaparım” “aman şimdi döker saçarsın, ben yaparım” “ sen dur ben senin yerine yaparım” gibi sözlerle, yaşamları boyunca onları zorlukların üstesinden gelebilmeleri için değil de kendine güvensiz, bağımlı bireyler haline getirdiğimizin farkına varmadan hem de.. Kendimize nasıl kötü davranıyorsak, konfor içinde yüzmeye çalışıp bireysel zaferlerimizi kazanmaktan çok uzak yaşayarak, çocuklarımıza da kötülük ettiğimizin farkına bile varamıyoruz ne yazık ki...

Üstüne üstlük üzerinde yaşadığımız topraklar için canlarını feda edenler unutarak, Çanakkale şehitlerini, gazilerini unutarak yapıyoruz hem de bunları. Sonra da nankör insanlara kızıyoruz kendimizce… 30 Ağustosların kolay kolay zafer olmadığını unutarak yaşıyoruz hem de… 

Bizler ne yapalım biliyor musunuz? Bence hepimiz birer saniye olsa utanalım. Evet utanalım hepimiz kendimizden utanalım… Bize verilen emanetlere yeterli saygıyı özeni, sevgiyi gösteremediğimiz için… Bedenimize, ruhumuza, aklımıza, doğaya, özgürlüğümüze, bağımsızlığımıza, bize bahşedilen bireysel gücümüze ve potansiyelimize sahip çıkamadığımız için utanalım… 

Bayram o bayramı hak edenlerle kutlanır. O yüzden 30 Ağustos Zafer bayramımızı kutlamıyorum. Kutlamayı hak edenler bu vatanın her karışına sahip çıkan canını hiçe sayanların, bütün ömrünü vatan için adayanların… Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ve sonrasında tüm şehitlerimizindir kutlama hakkı… Ruhları şad olsun…

Bizler kutlamayı hak edemiyoruz… Ağaçlara sahip çıkmayı bile beceremiyoruz vesselam… 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER