Sözde soykırımcılara karşı barolardan ortak açıklama! İzmir neden yok?

Ankara'da sözde "Helen Soykırımı" adı altında düzenlenecek etkinliğe hukuk camiasından büyük tepki geldi. 51 baro, ortak bir metinle girişimin toplumsal ayrışmayı körükleyeceğini belirtirken, 51 baro arasında İzmir Barosu'nun neden olmadığıysa kafaları karıştırdı.

Sözde soykırımcılara karşı barolardan ortak açıklama! İzmir neden yok?

Burak Cilasun / Ben TV

İzmir'deki Yunan işgalinin ve akabinde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışının 100. yıl dönümünün yaşandığı şu günlerde Ankara'da yaşanan bir gelişme, hukuk camiasını ayağa kaldırdı. 

Kendilerine "Düşünceye Özgürlük Girişimi" adını veren bir grubun, Ankara Kızılay Meydanı'nda "Pontus Rum/Helen Soykırımının 100. yılı" adıyla etkinlik düzenleyeceğinin öğrenilmesi baroları harekete geçirdi.

Karadeniz Bölgesi'nde ve Ege'de Türk köy ve kentlerine yapılan baskın ve saldırılarda yaşanan vahşetin, katliamın ve tecavüzlerin bu kadar açık bir şekilde bilindiği bir ortamda, yaşanmamış sözde bir soykırımın tam da bu tarihte gündeme getirilmesi provokatif olarak nitelendirilirken, birçok baro bu duruma karşı ortak bir açıklama yaparak girişime tepki gösterdi.

İZMİR'İN OLMAYIŞI KAFALARI KARIŞTIRDI

Aralarında İstanbul ve Ankara barolarının da bulunduğu 51 baronun imza attığı tepki metninin imzalarında İzmir Barosu'nun olmayışı ise dikkat çekti. YSK'nın İstanbul'da seçim tekrarı kararına çok hızlı bir şekilde tepki gösteren ve demokrasi nöbeti tutmaya başlayan İzmir Barosu'nun, neden bu açıklamada diğer barolarla ortak hareket etmediğine ilişkin konuya ilişkin yapacağı açıklamaysa merak konusu. Öte yandan İzmir Barosu daha önce Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret eden birçok kişiye karşı da harekete geçmişti.

İŞTE BAROLARIN O AÇIKLAMASI

"Ankara’da faaliyette bulunan ve “ Düşünceye Özgürlük Girişimi “adıyla kendini tanıtan bir grubun 18 Mayıs 2019 günü Kızılay’da sözde “ Pontus Rum / Helen Soykırımının 100. Yılı “ iddiasıyla bir etkinlik düzenleyeceği hususu kamuoyuna yansımış bulunmaktadır.

Barış yanlısı ve savaş karşıtı bir etkinlik olarak sunulan bu faaliyetin Yunan Devleti ile diğer Türkiye karşıtı ülke ve kuruluşların günden güne yoğunlaşan ve Türkiye’nin egemenlik haklarına, toprak ve nüfus bütünlüğü ile milletlerarası hukuktan doğan her seviyedeki haklarına karşı ileri sürdükleri mesnetsiz ve asılsız “soykırım iddiaları” nı meşrulaştırma çabasının bir parçası olduğu açıktır.

Tarihi bir gerçektir ki, Anadolu’yu hedef alan ve Osmanlı’nın son döneminde özellikle ABD’li misyonerlerin teşvikiyle başlayan “Pontusçuluk” faaliyetleri, Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline uğrayan Trabzon ve çevresinde yoğunlaşmış, mütareke sürecinde ise hem Yunan ve İngiliz kuvvetleri, hem de İstanbul’daki Rum Patrikhanesi Pontus Çetelerine yoğun biçimde destek sağlamışlardır.

Milletimizin Cihan Harbinde pek çok cephede her türlü yokluk ve imkansızlıklar içinde savaştığı bir dönemde ve devamında mütareke ve İstiklal Harbi sürecinde yabancı ülkelere ve işgal kuvvetlerine güvenerek hareket eden Pontus Çeteleri bölgede bir “ Pontus Devleti ” kurma hevesine kapılmışlar, Karadeniz Bölgemizde eskiden bu yana çoğunlukta olan Müslüman Türk halkının nüfus varlığını şiddet yoluyla eritmeye yönelik toplu katliamlara girişmişlerdir. Pontus çetelerinin bu faaliyetleri ülkemiz açısından ciddi bir sorun haline gelmiştir.

Bu bağlamda Lozan Barış Görüşmelerinde azınlıklar konusu öncelikle müzakere edilerek 30 Ocak 1923’te imzalanan “ Türk ve Yunan Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme “ ile Batı Trakya haricinde yaşayan Müslüman-Türk nüfusun zorunlu olarak Türkiye’ye, İstanbul haricinde yaşayan Rum nüfusun ise zorunlu olarak Yunanistan’a gitmesi hüküm altına alınmıştır. Mübadele sürecine ilişkin bazı anlaşmazlık konuları ise iki ülke arasındaki 1930 antlaşmasıyla giderilmiş ve İstanbul’dakiler hariç olmak üzere Rumların ülkemiz topraklarındaki fiili, mülki ve hukuki varlığı tamamen son bulmuştur.

Durum bu merkezde olduğu halde Yunan Hükümeti ve yandaşı kuruluşlar tarafından zaman zaman gündeme taşınan “ Pontus Soykırımı” iddialarıyla ülkemiz Dünya kamuoyunda köşeye sıkıştırılmak istenmekte ve ülkemizdeki bazı çevreler bu faaliyetlere destek olmaktadırlar. Bu bağlamda Yunan Parlamentosunun 1994 yılında toplanarak 19 Mayıs gününü “Pontus Soykırımını

Anma Günü “ olarak kabul etmesi ve gün olarak seçilen tarihin Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadeleyi başlatmak üzere Samsun’a çıktığı güne denk getirilmesi anlamlıdır.

Yunan Hükümetinin desteği ile yürütülen bu faaliyetlerde Ermeni Diasporasının ortaya attığı asılsız “ Ermeni Soykırımı” iddialarına ilişkin süreç taklit edilmekte, Yunanlılar ve Rumlar Ermeni tezlerine destek verirken , Ermeniler de “ Pontus Soykırımı “ yalanına destek olarak kamuoyu oluşturmaya çalışmaktadırlar.

Böylelikle Osmanlı’nın son dönemleriyle birlikte İstiklal Harbi sürecimiz ve Cumhuriyetimizin kuruluş süreci de hedef alınarak Türk Milletinin direnci kırılmak istenmekte, uluslararası camiadan dışlanarak yalnızlığa itilmesi hedeflenmektedir. Nihai hedef ise ülkemizin parçalanması ve bir kısım topraklarımızın koparılmasıdır.

Açıkladığımız bu gerçekler bağlamında baktığımızda; Ankara’da yapılacağı ilan edilen toplantının Yunan tezlerine hizmet ettiği ve sözde soykırım iddialarına meşruiyet kazandırmaya yönelen propaganda sürecinin bir parçası olduğu kesindir. 19 Mayıs 1919’da başlayan Milli Mücadelemizin 100. yılında büyük bir cüretkarlıkla yapılmak istenen bu toplantıyı şiddetle kınıyor ve kamuoyunu gerekli duyarlılığı göstermeye davet ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyetinin başkentinde Türkiye’den toprak koparmayı hedefleyen bir stratejinin parçası durumundaki bir toplantının söz ve ifade hürriyeti ile açıklanması da asla mümkün değildir. Ülkemizin her yönüyle kuşatıldığı ve çembere alındığı bir süreçte başkentimizde bu tür bir toplantının düzenlenmek istenmesindeki cüreti ve zamanlamayı da iyi okumak gerekir.

Bu açıklamayı yapan Barolar, toplumsal ayrışma ve kamplaşmanın had safhaya vardığı bir dönemde yaşanan bu gelişmeye karşı uyarı görevini yapmakta ve tarihe not düşmektedirler. Siyasi arenadaki tüm aktörlerimiz süreci ve gelişmeleri iyi okuyarak, milletimizin beklentisi doğrultusunda milli birlik anlayışı içinde hareket etmelidir. Milletimizi bölecek / ayrıştıracak söylemlerden vazgeçilmeli, hukukun üstünlüğü ve demokratik değerlere bağlılık temelinde milletimizin kucaklaşması ve kardeşliği sağlanmalıdır. Derinleşen ayrışma ve kutuplaşma ile ülkemize yönelik tehditlerin daha da büyüyeceği unutulmamalıdır."

İMZA ATAN 51 BARONUN LİSTESİ:

AFYON BAROSU

AMASYA BAROSU

ANKARA BAROSU

ARTVİN BAROSU

AYDIN BAROSU

BALIKESİR BAROSU

BARTIN BAROSU

BİLECİK BAROSU

BOLU BAROSU

BURDUR BAROSU

ÇANAKKALE BAROSU

ÇANKIRI BAROSU

ÇORUM BAROSU

DENİZLİ BAROSU

DÜZCE BAROSU

EDİRNE BAROSU

ELAZIĞ BAROSU

ERZURUM BAROSU

ESKİŞEHİR BAROSU

GİRESUN BAROSU

GÜMÜŞHANE-BAYBURT BAROSU

IĞDIR BAROSU

ISPARTA BAROSU

İSTANBUL BAROSU

KAHRAMANMARAŞ BAROSU

KARABÜK BAROSU

KARS-ARDAHAN BAROSU

KASTAMONU BAROSU

KAYSERİ BAROSU

KIRIKKALE BAROSU

KIRKLARELİ BAROSU

KIRŞEHİR BAROSU

KOCAELİ BAROSU

KONYA BAROSU

KÜTAHYA BAROSU

MALATYA BAROSU

MANİSA BAROSU

MUĞLA BAROSU

NEVŞEHİR BAROSU

NİĞDE BAROSU

ORDU BAROSU

OSMANİYE BAROSU

RİZE BAROSU

SAKARYA BAROSU

SAMSUN BAROSU

SİVAS BAROSU

TOKAT BAROSU

TRABZON BAROSU

UŞAK BAROSU

YOZGAT BAROSU

ZONGULDAK BAROSU

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER