banner51

Şiddetin ilacı İstanbul Sözleşmesi

Kadına ve çocuğa şiddetin tüm dehşetiyle devam ettiği günlerde, yaşanan acıların dindirilmesi için en büyük çareyse İstanbul Sözleşmesi'nin olması gerektiği gibi uygulanabilmesi...

Şiddetin ilacı İstanbul Sözleşmesi

CANSU TEMİR AKSU / BEN HABER

Türkiye’de kadın olmanın zorluğu, her geçen gün artarak devam eden şiddet ve kadın cinayetleri ile bir kez daha gözler önüne seriliyor. Kanunların yetersizliği mi, uygulamanın sıkıntılı oluşu mu tartışıladursun, son zamanlarda tartışma konusu olan bir diğer husus da İstanbul Sözleşmesi oldu.

Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, yani bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldı, 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girdi.

Peki, tam anlamıyla nedir bu İstanbul sözleşmesi? Avukat Seda Banu Akyüz, 5 soruda Ben Haber okuyucuları için anlattı…

Bize ana hatları ile sözleşmeden bahsedebilir misiniz? Sözleşmenin içinde neler var?

Sözleşme, bu güne kadar kadın hakları alanında imzalanmış, uluslararası gerçekliliği olan çok geniş kapsamlı bir sözleşme. Kadınları koruyan, kadınları, LGBT’li bireyleri, evlilik birliği içerisinde olanları, sevgili, partner hayatı da dahil olmak üzere, hane içerisinde bulunan herkesi kapsayan çok geniş kapsamlı bir sözleşme.

Sözleşmenin kanunlardaki karşılığı yeterli midir?

Anayasa madde 90’a göre, uluslararası imzaladığımız her sözleşme, mutlaka bizim kanunlarımızda geçerlilik bulmak zorunda. Bu nedenle anayasa madde 90’a göre, İstanbul Sözleşmesi bizim üst normumuzdur. 6284 İstanbul Sözleşmesi’ne göre, eskiden 4220 iken yani bu sözleşmeyi biz imzalamamışken, çok kısıtlı bir kanunumuz vardı. Medeni kanunumuzun değişmesi ile beraber yürürlüğe konan. İstanbul Sözleşmesi imzalandıktan sonra o 4220, tekrar revize edildi. İçindeki tanımlar değiştirildi. Sadede karı kocaydı, aile içine dönüştürüldü, aile içindeki herkesi kapsar hale getirildi. Evlilik birliği değil, birlikte yaşamayı da kapsar hale geldi. Dolayısıyla şimdi bizdeki uygulama alanı 6284 sayılı kanunla karşılanıyor.

"SÖZLEŞME DEVLETLERE SORUMLULUK YÜKLÜYOR"

Sözleşmede kadına karşı şiddetin önlenmesi için ne gibi hükümler yer alıyor?

Çok büyük sorumluluklar yüklüyor aslında. Taraf devletlerin, aile içi şiddetin önlenmesine dair her türlü kanuni önlemi alması gerektiğini söylüyor. Uygulanmasında, kadına şiddetin giderilmesinde, hukuki düzenlemelerin yapılmasını ön görüyor. Kanunların etkin bir şekilde uygulanmasını ve bütün kamusal ve özel alanda kadına şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesi ile ilgili bilgilendirme yapılmasında ve pozitif ayrımcılıkta çok büyük sorumluluklar yüklüyor aslında.

Sözleşme hükümleri mağdurları nasıl koruyor? Hangi suçları cezalandırıyor?

Sözleşme, devletlere diyor ki; sen onu korumakla mükellefsin. Bunu koruman ama cezalandırma yoluyla ama ayırma yoluyla ama rehabilite yoluyla, bu senin yapabileceğin bir şey. Ama mutlaka koruyucu, önleyici tedbirleri alman gerekir diye. Çünkü sözleşmeler, devletlerin kendi kanunlarına doğrudan hükmetmez. Ama yapması gerekeni söyler. Eğer bir kadın şiddete uğruyorsa, ‘onunla ilgili tedbirleri derhal al’. Nasıl ‘derhal al?’ Kanununu değiştir gerekirse, eksik mi tamamla. Uygulaman mı yok, uygula ama mutlaka yap der.

İstanbul Sözleşmesi, kadına şiddeti ne kadar önlüyor/önleyecek? Yeterli mi?

Sözleşme aslında çok yeterli. Bu güne kadar hazırlanmış en geniş kapsamlı sözleşme. Uygulamada bizim sıkıntımız var. Bundan önce medeni kanunda bir değişiklik yapıldı, sonra ceza kanununda bir takım değişiklikler yapıldı. Bunlar olumlu değişikliklerdi. Ne oldu mesela? Aile içi tecavüz diye bir suç çıktı. Eskiden böyle bir şey yoktu. Evli bir kadın tecavüze uğrar mı diye düşünürken eskiden insanlar, evet evlilik içinde tecavüz olabileceği, kadının ‘hayır’ dediği andan itibaren devam eden cinsel hareketin tecavüz olarak değerlendirilebileceği kabul edildi. Bizim bütün sıkıntımız uygulamada.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER