banner51

Rakamları değil, nostaljiyi tercih etti

İzmir'de yaşayan Duygu Çelebi (42) iktisat eğitimi almasına rağmen rakamlar yerine baba mesleği antikacılığa tutkuyla bağlandı.

Rakamları değil, nostaljiyi tercih etti

21 yıldır bu mesleği yapan Çelebi, eski eşyalara kadın dokunuşuyla hayat vererek onları meraklısıyla buluşturuyor. Eski kavramının çok geniş bir perspektif barındırdığını söyleyen Çelebi, "Buradaki mutluluğu bana İzmir’in hiçbir köşesi vermiyor. Yeni üretimlerde hiçbir şey eski tadında değil. İnsanın ruhu bu güzelliği ayırt edebiliyor" dedi.

Duygu Çelebi, babasının hobi olarak başlayıp daha sonra geliştirdiği antikacılık mesleğine çocukluktan beri ilgili. Bilinçaltında yaşanmışlık barındıran nostaljik eşyalara meraklı olan Çelebi, üniversitede iktisat eğitimi aldıktan sonra rakamlar yerine nostaljiyi tercih ederek, hayatına yön verdi. Üniversite eğitiminin ardından babasının Tarihi Kemeraltı Çarşısı'ndaki antika dükkanında çıraklık yapmaya başlayan Çelebi, 7 yıldır da İzmir’in Çeşme ilçesinin Alaçatı Mahallesi'nde ‘Evvel Zaman’ isimli bir dükkanda antika tutkusunu meraklısıyla buluşturdu. 21 yıldır bu meslekle uğraşan Çelebi, yurt dışından özenle seçtiği antika parçalara, kadın dokunuşuyla can vererek onları meraklısıyla buluşturdu. ‘Evvel Zaman’da opalinden tel kırmalara, antika saatlerden el yazmalarına, kadehlerden dünyanın en ünlü porselen takımlarına birçok seçkiyi bir arada görme fırsatı bulanlar, adeta geçmişe yolculuk yapıyor. İşini aşkla yaptığını ifade eden Çelebi, "Buradaki mutluluğu bana İzmir’in hiçbir köşesi vermiyor. Eski çok geniş bir perspektif. Kendinize yakın hissettiğiniz belli objeler vardır. Ben daha estetik ve ruhu olan objeleri seviyorum. Yeni üretimlerde hiçbir şey eski tadında değil. İnsanın ruhu bu güzelliği ayırt edebiliyor. Bir Murano kül tablası yalnızca küllerin konulduğu bir obje değil de bir sanatı ve sanatla renklerin buluşmasını ifade ediyor" dedi



'MÜŞTERİLERİMLE KENDİMİ GELİŞTİRİYORUM'

Çelebi, Alaçatı’da açtığı dükkanıyla istediği kitleye hitap eder hale geldiğini vurgulayarak, "Bunun için maksimum düzeyde efor sarf ediyoruz. Bir ayda iki üç defa yurt dışına gidiyoruz. Müşteri profili, belli bir kültür, göz zevki ve dünya görüşü oturmuş insanlardan oluştuğu için hitap etmek çok kolay olmuyor ve daha profesyonel yaklaşmak gerekiyor. Mümkün olduğunca az bulunan ve nadirliğiyle seçme ürünleri sergiliyoruz. Bunun için de çok seyahat ederek bu ürünleri bulmaya ve müşterilerle buluşturmaya başladık. Bir satış olmasa dahi antika hakkında çok güzel söyleşiler gerçekleştiriyoruz ve ben de müşterilerimle birlikte kendimi geliştirme fırsatı buluyorum" dedi.

BİRBİRİNDEN ÖZEL PARÇALAR

Dekor ağırlıklı ürünleri sergilediğini söyleyen Çelebi, "Ticari anlamda çok kazandırmasından çok müşterinin beğenisine hitap edecek ürünleri tercih ediyorum. Cam ve porselen ağırlıklı olarak sunumları güzelleştirecek veya aldıkları ürünlerin yıllar sonra da değerini kaybetmeyecek olmasını tercih ediyorum. Artık insanlar evlerinde daha modernleştiler ama bunu sofrasında ve mutfağında özel parçalarla yapıyorlar. Küçücük objelerle evlerinde farkındalık yaratmaya çalışıyorlar" diye konuştu.

7 BİN 500 DOLARA EL YAZMASI

Sergilenen ürünlerin içinde en değerlilerinden birinin antika bir büyükbaba saati olduğunu belirten Çelebi, "Saatin altında bir sarkaç bulunuyor, o sarkaç salınıyor, ay yıldızı ve gemisi bulunuyor. Dışının kocaman bir ahşap ayağı var ve saat dengede olduğunda çalışıyor. 1700’lerin sonu 1800’lerin başına ait olan Fransız yapımı saat 15 bin TL’ye satılıyor. Öte yandan ünlü hattatlardan birinin eseri olan bir el yazması da 7 bin 500 dolardan satışa sunuluyor" dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER