Nitelikli göç, tersine döndü!

İstanbul’daki trafik, aşırı betonlaşma ve yavaşlayan sosyal etkileşim İzmir’e göçü hızlandırdı. Geçtiğimiz yıl sadece İstanbul’dan 18 bin 506 kişi, İzmir’i tercih etti. Bunların yüzde 44’ü ise en az yüksekokul mezunu olarak kayıtlara geçti

Nitelikli göç, tersine döndü!

BEN HABER / CANSU TEMİR

Fransa’nın Paris’i, İngiltere’nin Londra’sı, Hollanda’nın Amsterdam’ı, İspanya’nın Barselona’sı… Avrupa’nın en bilindik, belki de ‘en özgür’ olan kentleri. Peki ya Türkiye’de? İstanbul mu? İzmir mi? Ankara mı? Konu özgürlük, demokrasi, yaşanacak kent olunca ilk akla gelen şüphesiz İzmir oluyor... Varsayımsal değil, rakamsal bir sonuç bu.

Brookings Enstitüsü’ne göre, İzmir dünyanın en hızlı büyüyen 4. metropolü… Geçtiğimiz yıl 24 bin 618 kişi, İzmir’e göç etti. Bunun 18 bin 506 kişilik kısmı, İstanbul’dan geldi. İzmir’e 2017 yılında göç edenlerin yüzde 44’ü, yüksekokul mezunlarından oluştu.

GÖZDE KENT KONUMUNDA

Özellikle beyaz yakalıların kent stresinden kaçma ve daha kaliteli bir hayat arayışı, İzmir'in yeni gözde kent olmasına neden oldu. Kentin yaşam kalitesinin yüksek, hayat pahalılığının ise İstanbul'a oranla düşük olması; özgürlük ve demokratik algısının diğer kentlere oranlara yüksek olması, İzmir tercihinin öne çıkmasına yol açıyor.

*2013 yılından itibaren İstanbul ve İzmir’in nüfus artışı

İSTANBUL

İZMİR

2013

14 milyon 160 bin 467

4 milyon 061 bin 047

2014

14 milyon 377 bin 018

4 milyon 113 bin 072

2015

14 milyon 657 bin 134

4 milyon 168 bin 415

2016

14 milyon 804 bin 116

4 milyon 223 bin 545

2017

15 milyon 29bin 231

 4 milyon 279bin 677


ŞİRKETLERİN DE TERCİHİ BELLİ OLDU

Düne kadar, emeklilik planlarının yapıldığı, ‘küçük bir sahil kasabasını’ andıran İzmir, şimdilerde büyük şirketlerin merkezlerini taşıdığı, sanayileşmenin giderek arttığı, markalı konut üreticilerinin yatırımlarıyla hızla büyüyen ve beyin göçü alan bir kent konumuna geldi. Başta İstanbul olmak üzere; orta ve üst düzey yöneticilerin daha fazla tercih ettiği bir şehir haline geldi. Beyaz yakalı göç alan şehirler sıralamasında zirveye yükseldi. Yapılan araştırmalara göre; her 10 yönetici adayından 4’ü İzmir’de iş aramaya başladı.

İzmir’in son yıllarda aldığı büyük göçün ardından, kentlilerin aklında o soru var:

İZMİR, İSTANBULLAŞIR MI?

Akademisyenler, yaşanan bu yoğun göçün hem eksi, hem de artı yönlerini değerlendirdi. Peki bu göçün nedeni ne? İzmir’e ne gibi kazanımlar sağlar? Bu göç İzmir’in dokusunu bozar mı? Konuyla ilgili olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Profesör Dr. Nuran Erol Işık ve Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Dr. İbrahim Kaya, Ben Haber'in sorularını yanıtladı.

* İzmir bugüne kadar hep göç veren bir şehir oldu. Ama geçen yılki verilere baktığımızda; İzmir'e 24 bin 618 kişi göç etmiş durumda. Sebebini neye bağlıyorsunuz?

Prof. Dr. Nuran Erol Işık: İzmir tarihsel olarak göç olgusunun merkezinde yer alan şehirlerden biridir. Son yıllarda artan göçün en önemli nedenleri kültürel ve ekonomik olarak ikiye ayrılabilir.

Diğer büyük şehirlerde ortaya çıkan sosyal problemlerin tehdit ediciliğinin artması, gündelik hayatın içinde çocuk ve kadınların yaşam alanlarının kısıtlanması, korku kültürü, daha iyi yaşam kalitesi beklentisi algısı, insanların İzmir'i tercih etmelerinin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır.

"FARKLI İŞ OLANAKLARI"

İzmir ve çevresinde istihdam olanaklarının ani artışına tanıklık etmesek de beyaz yakalıların 'self-employment' dediğimiz kendi öz sermayeleri ile farklı iş olanakları arayışlarının da bu manzara içinde yer aldığı görülmektedir: Küçük ölçekli işletmeler, hizmet sektörünün yeni alanları bunlar arasında yer almaktadır.

Ayrıca İzmir'in coğrafi konumunun avantajlarını da dikkate almak gerekiyor. İzmir'de yerel, ulusal ve uluslararası turizmin kesişme noktasında yer alan aktivitelere katılma olanağı bulmanız; yerel ve küreseli birbirine bağlayabilen pek çok kesişim noktasına ulaşabilmeniz mümkündür (Seferihisar ve Urla'da hem yerel hem küresel kimliği olan aktivitelere ulaşabileceğiniz gibi)

Prof. Dr. İbrahim Kaya: Aslında 2010‘dan itibaren İzmir göç alan iller arasına girdi. İzmir’e göçün artışının elbette birden çok faktörü var ama özellikle son yıllarda İzmir ‚kültürel yaşam‘ açısından Türkiye’de önemli bir model olma yolunda. Sosyal ve kültürel anlamda çeşitlilik ve zenginlik, İzmir’de diğer illere oranla dikkat çekmekte.

"YAŞAM BİÇİMİ RAHAT VE GÜVENLİ"

Ayrıca, ’modern‘ yaşam biçiminin en ‚rahat‘ kökleştiği ve nefes almakta sorun yaşamadığı bir kent İzmir. İnsanlar yaşam biçimleri nedeniyle rahatsız edilmedikleri toplumsal çevreyi önemser. Güven duyduğu kentlerde yaşamayı tercih eder. Bunlar özellikle İstanbul gibi büyük kentlerden İzmir’e yönelik ‘orta sınıf‘ ve ‚beyaz yakalı‘ göçünü artırmaktadır. Bunun dışında, her ne kadar İzmir bir sanayi kenti olmasa da, tarım ve hizmet sektörleri açısından ülkenin en önemli şehirlerinden biridir. Özellikle tarım kaynaklı yeni yatırımlar, yeni iş olanakları bölgeye göçü etkileyen faktörlerdendir.

*Beyaz yakalıların daha çok İzmir'i tercih etmesi sonucunda, nitelikli göç tersine döndü denebilir mi?

Prof. Dr. Nuran Erol Işık: Göç ile ilgili literatürde bu sürece aynı zamanda 'yaşam biçimi göçü' adı veriliyor. Bir diğer deyişle, içinde bulunduğu toplumun kültürel kodlarından, yaşam tarzından memnun olmayıp yeni kodlar arayan, yeni soluk alma alanları arayan kesimlerin baş aktör olduğu göç süreçlerinden bahsediyoruz. Bu noktada; İzmir'in bu kesimlerin algısında diğer şehirlere kıyasla neden daha esnek ve toleranslı bir kent kültürü sunduğuna ilişkin bir değerlendirme yapmak gerekir.

"SOSYOLOJİK OLGU"

İnsanların bir kente dair zihinlerindeki sosyal temsilleri belirleyen birçok faktör vardır. Bunları siyah/beyaz değerlendirmeler dışında bilimsel araştırmalara göre ortaya koymak gerekir. Her kent birtakım problemleri barındırdığı gibi, kendisine dair bir algılar ve tutumlar öbeği de oluşturur. Hangi kesimin hangi değerler ışığında kim veya kimleri dışladığı ya da bağrına bastığı karmaşık bir sosyolojik olgudur.

Prof. Dr. İbrahim Kaya: Evet daha önce söylediğim gibi, beyaz yakalılar ama özellikle “iyi kazanan” beyaz yakalılar arasında İzmir’de yaşama isteği oldukça güçlü. Bu toplumsal katmanın İzmir tercihinde kuşkusuz kültürel ve sosyal etkenler çok önemli rol oynuyor. Sonuçta nitelikli insanların önemli bir bölümü İzmir’de yaşamak için göç kararı veriyorsa, bu elbette İzmir’e yönelik bir “beyin göçü” anlamına da gelmektedir.

*Dünyanın en hızlı büyüyen 4. metropolü olan İzmir'de bu durum ne gibi zararlar doğurur, kazanımlar nelerdir?

Prof. Dr. Nuran Erol Işık: Göç ve göçle ilgili süreçlerin olası olumsuz etkilerini öngörmek güçtür. Göç, kendi içinde ekonomik ve sosyolojik artı ve eksileri olan bir olgudur. İstihdam ve iş gücü açısından kuşkusuz bu tür bir göçün yatırımları, iş kültürünü teşvik edici etkisi olacaktır.

Ne var ki; göç edilen yerlerde yarattıkları etkiler açısından ise oralarda hali hazırda yer alan yaşam biçimleri açısından olumlu ve olumsuz birtakım sonuçlara gebedir (Örneğin; emlak piyasasının kontrol edilemez yükselişi, trafik yoğunluğunun artması, kentsel dokuda daha ayrımlaştırıcı mimari üslupların kendini göstermesi, vb.)

Prof. Dr. İbrahim Kaya: Kentlerin büyümesi, pozitif sonuçlarının yanı sıra negatif sonuçlar da doğurmaktadır. Kentin dokusu, eğer kontrollü ve planlı bir kentleşme süreci izlenmezse, bozulabilir. Kente yeni gelenler ile yerliler (ve daha önceden gelmiş olanlar) arasında ekonomik, kültürel ve siyasal uyumsuzluklar ve çekişmeler baş gösterebilir.

Güvenli şehir olmakla, haklı biçimde övünen İzmir, bu yaşanabilecek gerilimlerden ötürü ne yazık ki güvensiz bir kente dönüşebilir. Ancak, diğer taraftan da büyümek elbette olumlu sonuçlar da getirir. Ülkenin uzun süre ekonomik, kültürel, ticari sahalarda merkezi olan İstanbul’dan bu unvanını alabilir İzmir. İyi bir kent planlamasıyla büyüyen nüfus dezavantaj olmaktan ziyade avantaja dönüştürülebilir.

*İzmir'de yaşayan yerel kesimde göç ile birlikte şehrin dokusunun bozulacağını düşünüyor. Sizce bu göç, İzmir'in dokusunu bozar mı? İzmir, İstanbullaşır mı?

Prof. Dr. Nuran Erol Işık: Buna dair elimizde sosyolojik bir bulgunun olup olmadığından emin değilim. Ancak, bazı sınıflar ve gruplar söz konusu sürecin avantajlarından bahsedebilirken (emlak piyasası örneği) bazı gruplar ise kendi yaşam biçimlerinin yeni gelenler tarafından tahrip edildiğini söyleyebiliyorlar. Çünkü göç edenlerin bir kısmı, kendi kültürel sermayeleri ve yaşam biçimlerine uygun mekansal tasarımlar, sınıfsal kodlar kullanma eğilimi gösterebiliyorlar (Örneğin, eski köy evlerini satın alıp çok lüks evlere dönüşürerek, içinde yaşanılacak bağlamı hiçe sayma gibi).

'SOYLULAŞTIRMA' VURGUSU

Bu sürece sosyolojide bir tür 'soylulaştırma' adı veriliyor. Yerel olanın küresel kodlarla bir üst seviyeye çıkarılması, bu durumda da yerel halkın bu süreçten olumsuz etkilenmesi. 'Dokunun bozulacağı' beklentisinin ve algısının oluşma sebebi sınıfsal kodların çatışmasından da kaynaklanabilir. İzmir'in, 'İstanbullaşması' ifadesi çok farklı faktörlere çağrışım yapan bir ifadedir. Sosyal sorunların artması kastediliyorsa; bu durumu birkaç faktörle ifade etmek güçtür. Ne var ki, söylem, boşu boşuna ortaya çıkmaz; her zaman sosyolojik bir temeli vardır.

İzmir'e göç edenlerin kendilerini tehdit altında hissetmelerine paralel olarak, yerel halk da var olan yaşam biçimleri üzerinde 'dayatılma ihtimali' olan yeni kodların veya sorunların varlığından çekiniyor olabilirler.

Prof. Dr. İbrahim Kaya: Göç alan bütün kentlerde yerliler veya oraya daha önceden göç yoluyla gelmiş olanlar yeni göçlere çok sıcak bakmayabiliyor. Kendilerinin ekonomik, kültürel ve politik olarak düzenlerini bozacak potansiyel bir tehlike şeklinde göçü değerlendirenlerin sayısı hiç azımsanmayacak kadar çok olabiliyor. İzmir’de de benzer bir durumdan söz edilebilir. Daha önce söylediğim gibi, eğer kontrollü ve planlı bir kentleşme süreci izlenmezse, zaten bazı açılardan ciddi anlamda kent görüntüsünden uzak olan izmir, çok daha vahim sonuçlarla karşılaşabilir.

OTOYOLUN PAYI BÜYÜK

Bu yılın sonunda tamamlanması beklenen İzmir-İstanbul Otoyolu Projesi.. İki kent arasını 3,5 saate düşürecek olması ilginin katlanarak artmasında büyük paya sahip. Nitekim, bugün baktıığımızda Avrupa Yakası'ndan Anadolu Yakası'na geçmek çoğu zaman 2-3 saati bulabiliyor.

MARKALI KONUT YATIRIMI

İzmir'e bir yandan markalı konut üreticileirnin yatırımları, gayrimenkul sektörünün de hareketlenmesine neden oluyor. Bu da 'İnşaat göçü'nü beraberinde getiriyor.

Dünyanın en önemli gayrimenkul danışmanlık firmaları arasından gösterilen İngiltere menşeili Knight Frank'ın yaptığı son araştırmaya göre de İzmir, dünyanın 150 metropolü arasında konut değer artışında 2'inci sırada yer aldı.

ŞİRKET MERKEZLERİ TAŞINIYOR

Dünyanın en büyük sigorta ve varlık yönetimi şirketlerinden olan Allianz, büyüme öngörüleri, iş sürekliliği odağı, sürdürülebilirlik ve verimlilik yaklaşımı doğrultusunda Türkiye'deki operasyon merkezini İzmir'e taşıdı. Hatta Allianz'ın ardından, başka şirketleirnde bu hamleyi kısa zamanda gerçekleştirmesi bekleniyor.

EĞİTİMDE GÖÇ

Türkiye'de kaliteli eğitim denilince ilk başta akla gelen İzmir'de, özellikle son dönemde kolejlere şehir dışından talep giderek artıyor. Çocuklarının eğitimi için, aileler de iş hayatlarına burada devam ediyor.

İŞTE İZMİR'E GÖÇÜN ASIL NEDENLERİ;

*Aşırı betonlaşma. Az yeşil ve açık alan.

*Aşırı kalabalık.

*Ulaşım sıkıntısı nedeniyle yavaşlayan sosyal etkileşim.

*Artan hoşgörüsüzlük.

*Hayat pahalılığı.

*Çocuklar için doğru okul ve iyi eğitim olanaklarına ilişkin yüksek bütçeler.

*Ege’de olma arzusu.

*Doğaya ve denize yakınlık.

*Daha huzurlu ve daha hoşgörülü hayat tarzı olduğunu dair geniş algı.

*Yapımı devam eden İstanbul-İzmir otoyolunun İzmir’e ve İzmir’den ulaşımı kolaylaştıracağı düşüncesi.

*Tren ve metro olanaklarıyla İzmir’in şehir merkezinden çevre bölgelerine ulaşımın kolaylaşması.

*İzmir’in çevre ilçelerinde beyaz yakalılara ihtiyaç duyulan önemli büyük yatırımların gerçekleşmesi. Aliağa’da petrokimya tesisleri, Tire’de var olan tarımsal sanayi yatırımları

*Bazı global şirketlerin maliyetlerini düşürmek ve nitelikli işgücünden faydalanmak amacıyla operasyonlarını İzmir’e taşıması veya taşımaya hazırlanması.

*Öğrencilik veya iş hayatının bir döneminde yolu İzmir’den geçmiş olan beyaz yakalıların tekrar İzmir’e dönme isteği.


 


 

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2018, 12:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER