Kontrolsüz yaşam ne zaman mümkün olacak?

Normal hayata geçmek için bir yol haritası üzerinde çalışılıyor. Hürriyet Gazetesi'nden Hande Fırat; Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ile konuştu...

Kontrolsüz yaşam ne zaman mümkün olacak?

Hürriyet Gazetesi'nden Hande Fırat; Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ile koronavirüs salgınıyla ilgili merak edilenleri konuştu...

KONTROLSÜZ YAŞAM İÇİN GEREKENLER

İyi haber, sonsuza kadar maskeli yaşamayacağımız ve dünya üzerinde iki seneden fazla süren salgın olmadığı. Eski hayatımıza dönüş ya da Mehmet Hoca’nın ifadesiyle “kontrolsüz yaşam” şu şekillerde olabilir:

1. Aşı bulunması.

2. Virüsün iyi anlamda mutasyona uğraması, takatinin tükenmesi, bulaşıcılığını kaybetmesi.

3. Toplumsal bağışıklığın sağlanması.

MÜCADELEDE NEREDEYİZ?

Mehmet Hoca tüm açıklamalarında “salgını kontrol noktasında” iyileşen günlük hasta sayısının günlük vaka sayısının geçmesinin önemini anlatmıştı. Bir kez daha ona dikkat çekti ve ama kritik bir ek daha yaptı:

“Günlük vaka sayımız düşmeli. İki binlerde kalmamalı. Vaka sayısını düşürmek için uğraşmalıyız. Yüzmüş yüzmüş kuyruğuna gelmiş değiliz.”

SİPERDEN ÖNCE SÜRÜNEREK ÇIKACAĞIZ

Bu bir savaş... Mehmet Hoca, “Bir siperde biz, diğerinde virüs var. Virüsün ateş gücü azaldı diye siperden tüm orduyu çıkaramayız. Önce sürünerek çıkacağız. Sonra köşelerde saklanacağız, bir adım atacağız, bakacağız, bir adım daha atacağız...” dedi. Yavaş yavaş, kontrollü gitmek gerekiyor. Bu evrenin adı “kontrollü yaşam”...

KONTROLLÜ YAŞAM

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’ın önerisi, kontrollü yaşamda hayatı yavaş yavaş normalleştirmeye çalışırken aciliyete bakılması. Ekonomik ya da sosyal alanda gerçekten acil alanlarda adım atılmalı.

O yüzden bu bayram ev ziyaretlerini erken buluyor. Mehmet Hoca’nın öneri ve uyarıları ise şöyle:

 65 YAŞ ÜSTÜNE YASAK GÜNÜ İZİN VERİLSİN

* “Ramazan Bayramı’ndan önce 65 yaş üstü vatandaşlarımızı biraz hareketlendirmeliyiz. Kemik erimesi ve kas kaybı ile karşı karşıya kalacaklar. Sokağa çıkma yasağı olduğu gün onları dışarı çıkarıp evlerine yakın alanlarda yürütmeliyiz. Tam 3 tane 14 gündür evde kapalılar. Onların birbirlerine bulaştırma riski yok denecek kadar az. Sokağa çıkma yasağının olduğu gün bunun için ideal.

* Spor müsabakalarının seyircisiz oynanması az riskli. Uygulanabilir.

EN BÜYÜK RİSK AVM VE OKULLAR

* Bence en risklisi AVM’lerin tam kapasite açılması. Kapalı ortam son derece zararlı ve sosyal mesafe ya da maske kontrolü mümkün değil.

* En riskli ikinci konu ise okulların açılması. Bu haziran ayı için de geçerli. Japonya bunu yaptı, salgında kontrollü bir döneme girdiklerinde okulları açtı. Yeniden başa döndüler. Okulların sonbahardan önce açılması çok riskli olur.

* Bayram ziyaretleri çok riskli olur. Bu bayramda uzaktan selamlaşmak, uzaktan kutlamak daha doğru olur.

* Türkiye’de diyelim ki vaka sayısı sıfır oldu ya da 0 ile 5 arasına düştü. Kendi içimizde normalleşebiliriz. Ancak bu sefer de salgının devam ettiği diğer ülkelere karşı tetikte olacağız. Sınır kontrollerimizi güçlendireceğiz. Dışarıdan vaka gelmesini engellemeye çalışacağız.”

Kısacası sevgili okurlar, henüz yolun ya da virüsle savaşın ortasındayız. Biraz daha sabır, biraz daha tedbir, biraz daha özen şart. (Hande Fırat/Hürriyet)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER