Kendin olabilmek…

Prof. Dr. Esra Engin yazdı...

Kendin olabilmek…

Dünyanın en zor şeyidir kendin olabilmek. Sorsanız hepimiz aynı yanıtı veririz “kendimi seviyorum”, “kendimle barışığım”, “kararlarımı kendim alıyorum” ,“özgür bir bireyim” “hayatımı kendi doğrularımla yaşıyorum” , en çok da “bu benim işte, ben de böyle biriyim” cümlesi en çok kullandıklarımızdır ilişkilerimizde. Hiç de öyle değil efendim…

Hiç birimiz kendimiz olarak yaşamıyoruz bu hayatta. Sadece kendimiz olmaya çalışıyoruz. Bu çabamız kimimiz için çok daha zor, kimimiz için çok daha kolay. Kimimiz bunu istiyoruz, kimimiz çaba sarf etmeye bile çabalamıyoruz. Bazen bu çaba daha belirgin oluyor, bazen gerek bile duymuyoruz…

Doğduğumuz andan, hatta daha öncesinden başlıyor kendin olabilme süreci. Nasıl mı oluyor? Doğmadan önce ya birinin başarısı, ya birinin kendini aklaması, kaybettiği babası, annesi, oğlu kızı, hep olmak isteyip de olamadığı kahraman, bütün hayalleri gibi atıflarla annemizin karnında oluşum sergiliyoruz. Bu saydıklarım ne kadar güçlü ise, hayata bir sıfır yenik geliyorsunuz zaten. Annenizin, babanızın, diğer önemli kişilerin beklentilerini karşılamak üzere hayata gözlerinizi açıyorsunuz.

Adınız örneğin, kaç kişi adını kendisi seçiyor ki. Oysa insanlar hayatları boyunca isimleri ile anılıyorlar. Yaşadığımız yeri, okuduğumuz okulu, etnik kökenimizi, mensup olduğumuz dini, ailemizden miras kalan genetik özelliklerimizi biz seçmiyoruz. Şimdi bir düşünelim, hep en zor olanı istiyorum biliyorum, bu sefer de hatır için düşünelim, hayal edelim. Zihninizde bir insan yaratmış olsaydınız. Tasarlasaydınız, boyu, kilosu, cilt rengi, zekası, yetenekleri, özellikleri neler olurdu? Ne iş yapmak, nerede yaşamak isterdi, neye inanmak, neyi reddetmek, nelerle meşgul olmak, nasıl hissetmek, kimlerle birlikte yaşamak… Şimdi gerçeğe dönüp bakabiliriz. Elbette genetik özelliklerimizi miras aldığımız annemizi, babamızı seçemiyoruz. Kardeşlerimizi, doğduğumuz yeri, buna benzer şeyleri seçemiyoruz. Pekiyi kaçımız seçim özgürlüğümüz olanları kendi tercihlerimizle yapıyoruz ya da yaşayabiliyoruz. Zihnimizi susturabiliyor muyuz ? Özellikle de hayatımızı ilgilendiren şeylerin kararını verirken. Hukuk fakültesi okurken keşke aşçı olsaydım diyenler vardır elbette. Ev hanımı olup keşke bir işletmem olsaydı diyenler. Ya da çok iyi bir pozisyonda çalışırken, tanınmış birisi iken, mütevazi bir hayat bana daha iyi gelirdi diyenler de vardır içinden. İçinden diyorum çünkü hayat yaşayabildiklerimiz anlardan ibaret. İçimizden söylediklerimizi, gerçekten bize iyi gelen ya da istediklerimizi ne kadar yapabiliyoruz? Bunlar için kendimize ne kadar izin verebiliyoruz. Zihnimizdeki önemli kişilerin seslerini susturabiliyor muyuz? “ Saçmalama bu kadar yıllık emeğin ne olacak?” “ El alem ne der?” bu ve benzeri düşünceler en sık olanlarıdır. Temelde bizim biz olmamızı engelleyen yapılardır.

Biz olmaya karar verirken, “ Gerçekten ne istiyorum?” , “ Seçimimin bedelini ödeyebilir miyim uzun vadede ? gibi sorular en objektif yanıtı alabilmemizi sağlayabilir yetişkinler dünyasında. Eğer çocuk iseniz zaten kendiniz olmak gibi bir derdiniz yoktur, kendiniz olamazsınız da… Ancak otuzlu, otuz beşli yaşlarda yavaş yavaş sorgulamasını yaparsınız yaşamınızın eğer açık fikirli bir yapınız var ise. Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi; Yaş otuzbeş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider... Aslında yaşamı ve yaşamda biz olamadan kaçırdıklarımızı anlatır. Bana göre biraz daha arttırabiliriz yaşı artık ortalama yaşama süresini düşününce kırklı yaşlarda başlıyor sorgulamalar. O da her kula nasip olmuyor. Eğer başladıysanız rağmenlere rağmen sorgulamalara, kendiniz olabilmek için özünüzün harekete geçtiğinin habercisidir . Kaçırmayın sakın bu fırsatı derim. Öyle başkalarını da çok dinlemeyin. Gestalt psikolojisinde yaşamı ve ilişkileri tarif eden güzel bir şiirde vardır bu söylediklerimi özetleyen “Sen sensin, ben de benim. Sen benim ihtiyaçlarımı karşılamak için gelmedin bu dünyaya. Ben de senin ihtiyaçlarını karşılamak için gelmedim. Sen kendi işini yaparsın, ben kendi işimi. Sen kendi yolundan gidersin ben kendi yolumdan. Bir gün bir yerlerde karşılaşır temas edersek ne kadar iyi, karşılaşamasak yapacak bir şey yok”. Hepimize kendi yaşam yolumuzda biz olarak, özümüze kulak vererek geçirebilecek sağlıklı bir ömür dilerim.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Turgay Unan
Turgay Unan - 3 ay Önce

Çok teşekkürler sevgili hocam biz size doğum günü hediyesi veremedik ama siz bize çok değerli bir hediye verdiniz bu anlamlı yazınızla Sağlık huzur ve mutlulukla sonsuz sevgiler saygılar

Serdar bat
Serdar bat - 3 ay Önce

Biraz yoruluyor olsamda ben Cahit Sıtkı Tarancı yım

SIRADAKİ HABER