"İzmir için yüz karası sonuç"

Hamdi Türkmen yazdı: İstismar türünün sıklıkla dokunma, okşama; yüzde 24.4 ve vajinal penetrasyon yüzde 27.4 şeklinde olduğu, istismar yönteminin en sık zorlama yüzde 51.1 ve kandırma oranının ise yüzde 29.6 olduğu belirlendi.

"İzmir için yüz karası sonuç"

Eylül ve Leyla.

Ciğerimize kor gibi düşüp yakan, nefes almamızı zorlaştıran iki yavrumuz. İkisini de yitirdik.

Eylül’ün küçük bedeni kendisine yapılan büyük iğrençliklere dayanamadı. Leyla’nın minnacık bedeni o boncuk boncuk mavi gözleri açlığa karşı koyamadı.

Bu olaylara gelin hep beraber yüreğimizin yettiğince göz atalım…

Öncelikle sorayım; çocuk istismarının tanımlamanısını tam olarak biliyor musunuz?

Çocuğun cinsel istismarı sadece fiziksel temas değil; duygusal, sosyal ve hukuksal boyutları olan, istismara uğrayanlar da kısa ve uzun dönemde yıkıcı etkilere sahip ciddi bir toplumsal sorundur.

Cinsel istismar; cinsel dokunma, interfemoral ilişki, cinsel penetrasyon ve cinsel sömürü gibi birçok şekilde olabilir.

Önemli bir araştırma var. Araştırma da Bakırköy Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nde 2007-2010 yılları arasında adli değerlendirmeye tabi tutulan 135 çocuk ve ergen cinsel istismar mağdurunun tıbbi ve adli dosyalarındaki bilgileri geriye dönük olarak incelenmiş.

Çalışmada daha sık kız çocuklarının istismara maruz kaldığı; kız yüzde 80.7, erkek yüzde 19.3 olarak belirlenmiş.

İstismarcıların yüzde 80’i mağdur olan çocuk ve ergenin aile üyelerinden, akraba veya tanıdık kimselerden oluştuğu belirlenmiştir.

İstismar türünün sıklıkla dokunma, okşama; yüzde 24.4 ve vajinal penetrasyon yüzde 27.4 şeklinde olduğu, istismar yönteminin en sık zorlama yüzde 51.1 ve kandırma olduğu, yüzde 29.6’dır.

***

Bulgulara göre, cinsel istismara maruz kalan çocuk ve ergenlerin çoğunun kızlardan oluştuğunu, istismar edenlerin çoğunun ise mağdur olan çocuk ve ergenin aile üyelerinden, akraba veya tanıdık kimselerden oluştuğunu göstermiştir.

Bu nedenle, Türkiye’de küçük yaşlardan itibaren özellikle kız çocukları olmak üzere tüm çocukların cinsel istismar ile ilgili bilgilendirilmesi ve böyle bir istismara uğradıklarında yardım alabilecekleri merkezlerin oluşturulması öneriliyor.

***

Araştırmada göze çarpan detaylardan biri 135 çocuğun eğitim durumu.

İstismar edilen çocuklardan okula gitmeyen yüzde 11,1; Ana okul seviyesinde yüzde 2,2; İlkokul seviyesinde olanların  yüzde 28,1; ortaokul seviyesinin yüzde 38,5 olduğu görülmektedir. 

İstismarın ortaya çıkma şekli incelendiğinde ise yüzde 40 mağdur ifadesi, yüzde 14 başkasının görmesi ile gerçekleşmiş.

Okul çağındaki çocukların istismar durumları, çocukların rehber öğretmenlerine anlatması ve onların bildirimleri sonrası ortaya çıkıyor.

Bu hususta hemen aklımıza daha önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir süredir rehberlik öğretmenleri ile ilgili yönetmelik değişikliği üzerinde çalışıyor.

Hazırlanan taslak, ne yazık ki, rehber öğretmenlerin ders saati dışında değil, sadece rehberlik derslerinde öğrencilerle bir araya gelmesini, boş saatlerinde ise psikoloji, sosyoloji derslerine girmesini ya da nöbet tutmasını öngörüyor.

Yani taslak halindeki bu yönetmelik çıkar ise, rehber öğretmenler boş saatlerinde öğrencilerle birebir görüşmeyecek.

Neticesinde de çocuk istismarının en çok fark edildiği ve ihbar edildiği okulların rehberlik birimlerinin devre dışı kalması gibi anlamsız bir durum ortaya çıkacak.

***

2014 yılı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK ) verilerine göre; cinsel suça maruz kalan çocukların illere göre dağılımında; İstanbul bin 234 ile ilk sırada yer alırken, İzmir 786 ile ikinci, Adana 528 ile üçüncü sırada yer aldı.

Antalya 524, Mersin 463, Ankara 424, Kayseri 419, Diyarbakır 334, Bursa 295, Aydın 237, Sakarya 234, Balıkesir 231, Denizli 231, Şanlıurfa 223, Konya 193, Manisa 187, Tekirdağ 182, Kocaeli 176, Hatay 170, Ordu 169, Muğla 163, Malatya 143, Düzce 124, Şırnak 121, Mardin 116, Tokat 114, Samsun 111, Batman 108, Edirne 107, Afyonkarahisar 105, Van 102, şeklinde liste uzayıp gidiyor.

***

Yine Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2010-2015 verilerine göre evlendirilen kız çocuğu sayısı, son 10 yılda 482 bin 908.

2015 yılında evlendirilenlerin ise 31 bin 337’si kız, bin 483’ü erkek çocuğu.

Bu sayı, 2015’teki toplam evlilik oranında kızlarda yüzde 5.2’ye, erkeklerde yüzde 0.2’ye denk geliyor.

En çarpıcı rakamlar ise çocuk annelerde.

Yine TÜİK rakamlarına göre 2015’te 15-17 yaş arası tam 17 bin 789 kız çocuk doğum yaptı.

Kız çocuklarında 15 yaş altı doğum yapanların sayısı ise aynı yıl 244 oldu.

***

Peki 2005-2015 yılları arasındaki gerçekleşen istismar olaylarının hukuki boyutu ne?

Adalet Bakanlığı’nın 2005-2015 yılları arasındaki istatistiklerine göre 2005 yılında açılan dava sayısı 5730 iken, bu sayı 2015 yılında 16 bin 957’ye çıkmış. Yani 10 yıl içerisinde açılan dava sayısı yüzde 195,3 oranında artmış.

Açılan davalarda mahkumiyet 2005 yılında 5730 davada 4 bin 126 iken, 2015 yılına gelindiğinde 16 bin 957 davada 13 bin 968 olmuş.

2005 yılında yüzde 72 mahkumiyet oranı 2015 yılında yüzde 82,37 ye yükselmiş.

***

Suç mağduru çocuk sayısı yılda 122 bini geçti ve bunların yüzde 10 oranının cinsel suçlar…

Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre de yılda ortalama 17 bin istismar davası açılıyor. 

Bakanlık verileri, yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel olarak istismar edildiğini ortaya koyuyor. 

Kadın örgütlerinin yaptığı istatistikler ve mahkemelere yansıyan olaylar neticesinde, Türkiye’de 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı.

15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti.

Ve yüz karası bir istatistik:

Türkiye, cinsel istismar amacıyla insan ticareti ve çocuk evlilikleri nedeniyle, Küresel Kölelik Endeksi’nde modern köle sayısında da Avrupa’da birinci konumunda yer alıyor. 

Sonuç olarak, çocuk istismarı artık çözüm bulunması zorunlu bir mesela haline geldi.

Hem de acil olarak…

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2018, 13:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER