İzmir'de imar affı tartışması!

Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürü Selahattin Varan ve Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol Kocaer, kamuoyunda, ‘imar barışı’ olarak lanse edilen imar affı için açıklamalarda bulundu

İzmir'de imar affı tartışması!

Hükümetin, ‘Yaklaşık 13 milyon yapının imar ve ruhsat sıkıntısı son buluyor’ sloganı ve ‘imar barışı’ başlığı altında duyurduğu ve milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren imar affı geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülecek süreç için yönetmeliğin şekillenmesi bekleniyor. Devlet kademesi gelişmenin uzun yıllar boyunca oluşan mağduriyetleri gidereceğini savunurken, çeşitli meslek odaları ve sivil toplum örgütleri de uygulamanın amacına ulaşmayacağını ifade ediyor.

İki karşıt görüş kamuoyuna yansırken vatandaşlar ise gelişmenin kendilerini nasıl etkileyeceği konusunda kafa karışıklığı yaşıyor. Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürlüğü’nde konuyla ilgili isteyen vatandaşlara bilgi verilmesi için irtibat ofisi kuruldu.

İmar affı ülke gündeminde tartışılırken Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürü Selahattin Varan ve Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol Kocaer, açıklamalarda bulundu.

İZMİR’DEN KAPSAMA GİRECEK YÜKSEK BİR ORAN BEKLİYORUZ

İl Müdürü Varan, “Şu anda yasa çıktı. Ama yönetmeliğini bekliyoruz. Vatandaşı bilgilendirirken eksik bilgi vermek istemiyoruz. Yönetmelik çıktığı an tüm kamuoyunu net bir şekilde bilgilendireceğiz. Ofisimiz böyle yalın kalmayacak. Etkili bir şekilde sonuca gideceğiz. Sabredelim 10-15 gün içinde yönetmelik gelecek ve müracaatları alacağız. Kriterleri yönetmelik belirtecek. Ama bu barış hem vatandaşımızı hem de kamu kuruluşlarını çok rahat ettirecek. Bu çalışmayla iyi bir netice elde edeceğiz. Vatandaşlarımız rahat etsin. Alt yapıyı hazırlıyoruz. Vatandaşlarımızın işlerini en kısa sürede göreceğiz. İzmir’de yüzde 62’lik denetimsiz ve depreme dayanıksız yapı var. Karıştırılmaması gerekir. Bunların hepsi girmeyebilir. Ama ciddi anlamda işgaller var. İzmir’den de kapsama girecek yüksek bir oran bekliyoruz. Vatandaşımızı yormadan işlerini sonlandıracağız” dedi.

BU KONTROLSÜZ BİR GELİŞİM

Oda Başkanı Kocaer ise, “Meclisten geçti ama çalıştaylar yapılıyor. Planlı bir kentleşmenin önüne geçen bir uygulama. Plansız gerçekleşmiş yapıların yasallaşması söz konusu bu uygulamayla. En sonra 1980’de ve öncekilerde çıkanlardan farklı olarak bu kez doğal alanları da kapsıyor. Meraları, orman alanlarını, kıyı kenarlarını ve burada yapılan kaçak yapıları yasallaştırıyor. Mülkiyeti de maliye hazinesiyse bunun tahsisine kadar bir süreç var. Bu da kamu malını ayrıcalıklı olarak kişilere tahsis edilmesi anlamına da geliyor. Bu kontrolsüz bir gelişim. Diğer taraftan işin riskli zeminlerde yapılmış yapılarda kentsel dönüşümle alakalı bir kısım var.

Maddenin içinde; imar affından yararlanacak kesimin riskli olması durumu kişinin uhdesindedir’ denilmiş. Kişiye sorumluluk yüklenmiş ama devletin başta görevlerinden bir tanesi vatandaşın can ve mal güvenliğini korumaktır. Anayasaya aykırıdır. Hem de 2012’den bu yana kentsel dönüşüm uygulamalarıyla gündeme gelenlerin hükümsüz kaldığını söylüyor. Bir nevi devletin bu işi başaramadığını kabul etmiş olunuyor” diye konuştu.

İZMİR’DE ÇEŞME’YE DİKKAT ÇEKTİ

Kocaer ayrıca, “Türkiye deprem bölgesi, İzmir’de keza birinci derece afet bölgesi olarak geçiyor. Maddelerin uygulamasının nasıl olacağını tam bilmiyoruz. Bu artık kentlerin planlı gelişiminin hayal anlamına geldiğini gösteriyor. 21’inci yüzyıldayız imar aflarıyla kentleşmeyi öngören devlet anlayışı üzüntü verici. İmarda sıkıntısı olan, yoğunluğu fazla olan yapıları yasallaştığı görülüyor. İmar affının ne kentte yaşayan vatandaşa ne de çevremize olumlu katkısı olmayacaktır. Kentleşme boyutuyla bir 100 yıl boyunca istenilen standarda ulaşmasının önünde engel olacaktır. Bu tarihe bir iz olarak kalacaktır. Riskli alanların dönüşümünü planlarla yapamazken böyle bir uygulama bir hayal kırıklığıdır. Cumhurbaşkanı geçtiğimiz günlerde, ‘İstanbul’a ihanet ettik’ demişti. Bu uygulama artık Türkiye’ye ve tüm kentlere ihanet oluyor.

Bakanlık ‘Türkiye’de sayılmamış bir yapı kalmayacak’ diyor. Bu aslında devletin elinde envanter olmadığını gösteriyor. Kayıt dışı yapılmış, kıyıdaki alanların artık plansız olsa da, kaçak olsa da önünün açılması anlamına geliyor. Muğla, Antalya, İzmir’de Çeşme bölgesinde, oteller, turizm konutları, kıyı kenar çizgisini önemsememiş, bir şekilde verilmiş mevzuata uygun olmayan ruhsatları yasallaştırıyor. Bu düzenleme doğal alanları kapsayarak vatandaşın barınma ihtiyacından ziyade büyük sermaye grubu ya da zengin kesimin kullandığı yerlerin yasallaşmasını sağlıyor. 1960 ya da 1980’lerde çıkan aflarda, kente göçle gelen gecekondu alanlara konut yapılmıştı. Burada barınma hakkını söyleyebilirdik. Ama şimdi bunu söyleyemiyoruz, çok yol kat edildi ama demek başaramamışız” ifadelerini kullandı. (egedesonsöz)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER