İnciraltı planlama bekliyor: Zirve çağrısı

İnciraltı ve Bahçelerarası'nda sulardaki klor ve tuzlanma nedeniyle tarım yapılamadığını söyleyen İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı, bölgedeki arazi sahipleriyle birlikte yaptığı açıklamada, beşinci nesil toprak sahipleri olarak ataları gibi kahrından ölenler arasına katılmak istemediklerini ifade etti.

İnciraltı planlama bekliyor: Zirve çağrısı

Bölgenin sağlık turizmine kazandırılması için bir planlama yapılmasını isteyen Karabulut, çözümün tartışılması için acil olarak İnciraltı zirvesi yapılmasını istedi.

İnciraltı ve Bahçelerarası'nın İzmir ve ülke için çok önemli bir değer olduğunu savunan İNGEDER Başkanı Tayfun Karabulut, uzun süredir bölgede planlama yapılamaması nedeniyle toprak sahiplerinin mağduriyet yaşadığını öne sürdü. İzmir'i turizm, sağlık, istihdam, çevre ve ticaret olarak büyütecek tek yerin İnciraltı olduğunu dile getiren Karabulut, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Balçova Belediyesi'nin çözüm konusunda istekli olsa da yavaş ve geç kalındığını iddia etti. Siyasilerin bir takım sözler verdiğini ancak Ağustos 2019 itibariyle hiçbir sonuç alınamadığını belirten Tayfun Karabulut, geçen aylarda bazı toprak sahiplerinin, 'sular çok tuzlandı, ürünler bozuluyor' şikayetleri üzerine dernek olarak harekete geçtiklerini belirtti. Karabulut, "Tarım ve Orman Bakanlığı'nın anlaşmalı olduğu bir laboratuvarda tarım amaçlı kullanılan suyumuzun analizlerini yaptırdık. Çıkan sonuçlar, kullanılan suda şiddetli derecede klor ve fazla derecede tuzlanma olduğunu gösterdi. Bu sadece mevsimsel tarımı değil, bölgemizde dikili olan ağaçlarımızı da etkileyecek derecededir" diye konuştu.

'BÖLGEMİZDEKİ TOPRAKLARIN EL DEĞİŞTİRMELERİ HIZLANDI'

Bölgede tarımın zaten son noktaya geldiğini öne süren Karabulut, "Şimdi de sulardaki tuzlanma nedeniyle tamamen bitmiştir. Raporu Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye de ileteceğiz. Tarım yapılamayan bu bölgenin bir an önce planlamalarının yapılıp sağlık turizmine kazandırılmasının zamanı çoktan geldi, geçiyor bile. İnciraltı beşinci nesil toprak sahibi olarak bizler de atalarımız gibi kahrından ölenler arasına katılmak istemiyoruz. Yok olup gitmemek için yüksek perdeden çığlık atıyoruz. Bu çığlığımız kişisel değil. Aynı zamanda İzmir'in kalkınması ve istihdamın artırılması içindir. İş ve aş yaratacak bu bölgenin bir an önce ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Bu çığlık duyulsun ve İnciraltı'nın çevreci yaklaşımla projeleri bir an önce yapılsın. Çünkü, her geçen gün bölgemizdeki toprakların el değiştirmeleri hızlandı. Çaresiz kalan, toprağında hiçbir tarım yapma imkanı kalmayan veya izale-i şuyu davalarına yenik düşen komşularımız topraklarını ağlaya ağlaya satıyor. Yeter artık, ne zaman bu toprakların gerçek sahiplerinin yüzü gülecek" dedi.

ZİRVE TALEBİ

İnciraltı ve Bahçelerarası'nda somut bir adım atılması için öneriler üzerine çalıştıklarını kaydeden Tayfun Karabulut, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a mektup yazarak yüz yüze görüşme istediklerini anlattı. Karabulut, "İnciraltı'nın planlanması sadece toprak sahiplerinin değil İzmir'in ve ülkemizin sorunudur. İnciraltı için önceki yıllarda planlamalar yapıldı fakat açılan davalar nedeniyle bu planlar iptal edildi. İsteğimiz yüzde 99'u şahıs mülkiyeti olan, 5 nesildir sahip olduğumuz toprakların planlamasının bizimle birlikte yapılmasıdır. Buna siyaset üstü bakılmalıdır. Çözüm konusunda geç kalıyoruz. Vakit kaybedilmeden hareket edilerek tüm tarafların bir arada olacağı İnciraltı zirvesinin yapılmasını istiyoruz" diye konuştu.

'YÜKSEK KATLI BİNALAR İSTEMİYORUZ'

Bölgede dedesinden kalma bir arazileri olduğunu söyleyen Ülker Kaşkanlılar da, "Benim dedemden kalma burası, dedem vefat etti, babam vefat etti. Biz de belli bir yaşa geldik, çocuklar büyüdü, hala plan bekliyoruz. Benim oğlum toplantılara geldiğinde ilkokul 1'deydi, şimdi 35 yaşında. Hala plan sözü veriliyor ve yapılmıyor. Bizim isteğimiz plan. Yüksek katlı binalar istemiyoruz. Kentimiz kazansın istiyoruz. Bürokratlar vaat veriyor ortada birşey yok" dedi.

Hasan Eskici ise şöyle konuştu:

"1996 yılında Çeşme otoyolu nedeniyle arazilerin istimlak edilmesi nedeniyle seralarımı buraya getirdim. Gala çiçeği üretiyorum. Fakat artık para kazanamıyoruz. Bu bölgenin sularının tamamı bozuk. 5-6 kuyu var ama su elverişli değil. Ürünümüzün kalitesi bozuluyor. 1 metre boyundaki çiçeğin tanesini 1 liraya satarken yarım metresini 25 kuruşa satıyorsunuz. Topraklar senelerdir yıprandı. Ne kadar gübre atsak da toprakların verimi düştü. Bitkileri büyütmek için normalden fazla masraf ediyoruz. Tuzun topraktan ayrışması lazım. Demiroksit koyuyoruz. 300 metrelik iki seram vardı. Şimdi ikisini de söküyorum."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER