İnce nerede hata yaptı?

Siyasal kampanyalar aslında bir çeşit gerilla savaşlarıdır ve her kampanya, “Nasıl Kazanırız?” sorusuyla başlar. İnce’nin neredeyse sadece Erdoğan’a cevap vererek sürdürdüğü kampanyası, ne yazık ki bu soruyu cevaplamaktan çok kaldı

İnce nerede hata yaptı?

Şeyda Taluk’un çok çarpıcı 24 Haziran analizi var.

Söylediği her şey neredeyse doğru.

24 Haziran kampanyalarının kime nasıl hizmet ettiğini öğrenmek için çok ilginç bir yazı.

Gelin birlikte okuyalım:

Xxx

A.B.D.’deki Başkanlık Seçimleri sonrasında Hillary Clinton’un kazanacağından çok emin bir hocam, benim “Trump kazanacak” iddiam doğru çıkınca, “Haklısın aslında ben siyaset bilimciyim, sen ise kampanyalara bakıp konuşuyorsun” demişti.

Evet, siyasal kampanyalara, yani siyasi kampanyaların mesaj stratejilerine, seçmenin buna tepki ve ilgisine bakarak az çok sonuca dair öngörü geliştirmek mümkün.

Buradaki tek şart seçmeni iyi tanımak ve gerçekçi olmak.

Duygu durumunuz, hüsnü kuruntu işin içine girmişse, hata yapma olasılığınız çok yüksek.

Günü kurtaran, rakibe göre tutum belirleyen kampanyaların kazanma şansı yoktur. En çok bilinen siyasal iletişim kurallarından biridir.

Muharrem İnce’nin de en büyük hatalarından biri bu oldu kuşkusuz.

Recep Tayyip Erdoğan’a saldırdıkça, CHP’ye oy verecek kitle keyiflendi, morali yükseldi, karşılıklı birbirlerini gaza getirip durdular.

Xxx

Siyasal kampanyalar aslında bir çeşit gerilla savaşlarıdır ve her kampanya sorusuyla başlar.

İnce’nin neredeyse sadece Erdoğan’a cevap vererek sürdürdüğü kampanyası, bu soruyu cevaplamaktan çok uzaktı.

Her zaman gündemi mükemmel bir biçimde yönetmesini bilen ve uzun bir süredir Türkiye siyasetinin ana oyun kurucusu Erdoğan ise bu atışmayı kendi lehine çevirmeyi bildi.

Evet, İnce’nin zeybek oynaması, bisiklete binmesi, Erdoğan’a açıkça kafa tutması, bir çoğumuz için eğlenceli olabilir ama seçim kampanyalarının çok basit bir nedeni var; seçmeni ikna etmek ve kazanmak.

Zaten CHP’ye oy vereceği bilinen kitlenin eğlenmesi, moralinin yüksek olması, sandıklarda görev alması seçim kazandırmıyor.

Seçimi, kafası karışıklar, kararsızlar, yüzer gezer oylar kazandırıyor aslında, bir de o güne dek oy verdiği partiye küskün, kızgın olanlar.

Türkiye seçmeninin davranış biçimine, “cezalandırma isteği” fazlasıyla hakim.

CHP ve seçmeni ısrarla bundan ders almıyor.

Xxx

Erdoğan nefreti ve bir an önce ondan kurtulma isteği, uzun vadeli bir strateji kurma yerine günü kurtarmaya çalışan, stratejisiz ve etkin bir mesajı olmayan kampanyayı koydu önümüze.

Oysa düşünmeden tepki vermek insanı her zaman hataya sürükler.

Erdoğan’a cevap veren, onun mesajının kendi seçmeninde neye denk geldiğini anlamadan dalga geçmeye dayanan, yandaş gazetecilere had bildiren bir iletişim sürecine tanık olduk ve bir anlamda İnce, bizzat Erdoğan’ın kötü bir kopyası haline dönüştü.

Türkiye’yi nasıl yöneteceğine dair kararsızları ikna etmek, seçmen kitlesini genişletmek için hiç bir şey yapmadı.

Sadece şov yaptı. Bu gerçeği görmek, kabullenmek ilerisi için yol gösterici olacaktır.

İnce, Türkiye’yi değişime ikna edemedi, daha doğrusu zaten değişim istemedi. Sadece, Erdoğan’la atıştı.

Oysa, iktidarı zekice eleştirerek seçmene değişim için umut vermeli, güzel günleri vaat etmeli, bunu nasıl yapacağını anlatmalı, seçmenin bunu anlaması için çalışmalıydı.

Yapamadı.

xxx

Seçim sokaklarda kazanılır. O nedenle sizin peşinizden gelen kitlelerin, davanız uğruna ne kadar mobilize olduğu da çok önemlidir.

CHP, hala sokakları örgütleme konusunda çok atıl, tabanıyla iletişimi ise ancak işi düştüğünde.

Oysa, bir çok şehirde ve ilçede belediyelere sahip olan CHP, aynen Refah Partisi ve AK Parti’nin yaptığı gibi, yerel yönetimler aracılığıyla seçmeniyle yakın bir ilişki kurmayı başarabilir, oy potansiyelini genişletebilirdi. Siyaset, ne yazık ki yereldir!

Xxx

İYİ Parti ve Meral Akşener’in kampanya sloganı ise “Yüzünü Güneşe Dön Türkiye” idi.

Bu sloganın, seçmen tarafından algılanmadığını söyleyebilirim.

Kampanyanın teması ve ana mesajlarıyla uyumlu slogan, seçmeni ikna ederken kullanılan etkin bir araçtır. Slogan, bir anlamda kampanya mesajının bir çeşit kamyon arkası yazısı haline getirilmesidir.

O nedenle, kampanya hakkında net ve açık bir fikir vermelidir seçmene.

Merkez sağın liderliğine oynayan Akşener, bütün olanaksızlıklara rağmen iyi bir performans çıkardı diyebiliriz. Özellikle Akşener’in “başöğretmen” tarzı, kararlı ve inançlı tutumu, ona ve partisine beklenen kadar olmasa da oy getirdi. Artık İYİ Parti de Meclis’te.

Akşener’in Kürt meselesindeki CHP benzeri yumuşak tutumu, milliyetçi ve ülkücü taban tarafından PKK ile aynı safta görülmesine neden oldu. Bu nedenle de Akşener, ağırlıklı olarak AK Parti’den oy çalabildi.

İYİ Parti kampanyasının en önemli sorunlarından biri neden kazanmalılar sorusunun cevabını net olarak vermemesi.

Kampanya süresince parasızlıktan ve olanaksızlıktan şikayet eden Akşener’e ufak bir hatırlatma yapmak zorundayım.

Sosyal medya kampanyasını, seçim stratejisinin merkezi yapan İşçi Partisi ve Corbyn, 2015’te yapılan seçimlerde, sosyal medya platformlarında sadece 16 bin pound harcadı. Rakibi Muhafazakar Parti ise Facebook reklamları için 1.2 milyon poundluk harcama yapmıştı.

İYİ Parti sosyal medyada çok başarılı işler yapmasına karşın, mesaj stratejisindeki karışıklık, seçmen kitlesini hedeflemede yaptığı seçimler ona beklenenden az oy getirdi.

Yine de Akşener’in çıkışını başarılı buluyorum.

Kısıtlı da olsa medya görüşmelerinde gösterdiği performans, bütün yayınlara hazırlıklı çıkması, söylediği her sözün arkasında durması, seçmen kitlesinin güvenini sağladı.

Xxx

“İyi Bir Türkiye İçin Yola Çıkan” İYİ Parti de ittifak yaptığı diğer partiler gibi çok önemli bir şeyi göz ardı etti aslında: Ekonomi…

Akşener’in ekonomik vaatleri de aynen İnce gibi var olanı değiştirmekten, Erdoğan’ı eleştirmekten öte gidemedi maalesef.

Oysa seçmen çok basit bir soruya cevap arar.

Gündelik yaşamı daha ne kadar iyileşecektir?

Demokrat Parti ile 1954 ve 1957 seçimlerinde büyük başarı kazanan Adnan Menderes, “Her Mahallede Bir Milyoner” yaratacağına dair söz verdi.

Daha sonra Tansu Çiller de aynı vaadi, kampanyasında kullandı.

Süleyman Demirel’in “Her Eve İki Anahtar,”

Cem Uzan’ın “Mazot 1 TL Olacak” unutulmayanlar arasındadır.

Refah Partisi ise, 1991 seçimlerinde “Adil Düzen” sözü ile zafer kapısını araladı.

Xxx

Birçok arkadaşım gibi MHP konusunda ben de hata yaptım. Oyların düşeceğini, İYİ Parti’ye kayacağını düşünüyordum.

MHP tabanı, Başbuğ Türkeş’in mirasçısı gözüyle baktıkları Devlet Bahçeli’yi bırakmadı.

Bahçeli, kemik tabanıyla sıkı ilişkide olan bir politikacı.

Kendilerini hem ülkücü hem de MHP'li olarak değerlendiren bu taban, ne pahasına olursa olsun partiyi bırakmıyor.

Bahçeli, her ne kadar onu eleştiren çatlak sesler çıksa da onları bir şekilde bastırmayı başarıyor.

Partideki parçalanmaya rağmen, oylarını korumayı başaran Bahçeli, MHP’nin oy oranını arttırmıyor ancak hep bir şekilde iktidar ortağı ya da siyaseti belirleyen kilit kişi olmayı biliyor.

“24 Haziran Yeni Bir Doğuş, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Neden, Nasıl” temalı kampanyasıyla, tabanına bir anlamda iktidarı müjdeledi Bahçeli.

Yaptığı bölgesel istişare toplantılarıyla güçlü olduğu şehirlerde seçmenlerini kilitledi.

Seçim kampanyaları sırasında, diğer liderlere oranla çok ortada görünmese de Bahçeli’nin haziranın başında, tutuklu yakınlarını genel merkezde ağırlayarak, af çağrısı yapması, büyük ses getirdi.

“Türk İslam Sancağını yere indiremeyeceksiniz” diyerek seçim kampanyasını başlatan Bahçeli, yeni sistemin ortağı olacağını ve devletin bekası için görev alacağını müjdeledi seçmenine ve haklı da çıktı.

Bu arada, unutulmaması gereken bir nokta var, kampanya sürecinde siyasi partilerden çok, cumhurbaşkanı adayları göz önünde oldu.

Bahçeli’nin aday olmaması, bu nedenle görünür olmaması, tabanı olmayan kesimlerde sanki kampanya yapmıyor algısı oluşturdu. Bir yandan da Meral Akşener’in, MHP’den oy çalacağı düşünüldü.

O nedenle bizler için sürpriz olan, taban için beklenendi.

Hele ki, iktidara ortak olma umudu, tabanı daha da kilitledi Bahçeli’nin etrafına.

Bahçeli, sadece güçlü olduğu illerde göründü, ilişkilerini daha da güçlendirdi.

Bunun yanı sıra MHP oylarının, parçalanma nedeniyle İYİ Parti ve Meral Akşener’e kaçacağına dair bir görüş bir çoğumuzda hakimdi.

xxx

Tüm bir kampanya boyunca “Biz gidersek mahvolursunuz” kozunu oynayan Recep Tayyip Erdoğan, gelmekte olan krizi ancak kendisinin yönetebileceğine dair ikna etti seçmeni.

Kek vaat etti, kendisinden önce nasıl bir fakirlikte yaşadıklarını hatırlattı.

O bunları hatırlattıkça, ağırlıklı olarak CHP seçmeni bunlarla dalga geçti, Erdoğan’ın kurduğu tuzağa bir kez daha düştü.

Xxx

Cumhurbaşkanı adayları hapiste olan HDP ise, tüm kampanya stratejisini barajı aşmak üzere kurdu.

Stratejik oylar nedeniyle de barajı aşabildi ancak uzun vadede bu oyların geldikleri yere dönmesi olası ve HDP’nin acilen kendine yeni bir yol haritası çizmesi gerek.

Tüm haksızlık ve olanaksızlıklara rağmen, Selahattin Demirtaş’ın “Ketle Devrimi” eğitimli, şehirli ve sol kitleyle, Kürtler arasında büyük ilgi çekti.

Demirtaş, doğal ve samimi tavrıyla, HDP seçmeni olmayanların da sempatisini kazanmış bir lider. Ancak her ne kadar HDP, bir Kürt partisi olarak tanımlansa da AK Parti, Kürt oylarının büyük ortağı.

Xxx

Bir kampanyanın en büyük düşmanı ise kafasının karışık olmasıdır.

Strateji, “ne zaman” ve “nasıl”dır?

Taktik, stratejiyi uygulamak için kullandığımız araçlar, mesaj ise seçilmeniz için seçmene sunduğunuz nedenlerdir.

O nedenle de seçmene sunulacak nedenlerin çok iyi formüle edilmesi gereklidir.

Farklı kanallardan hedef kitlesine neden iktidarda kalması gerektiğine dair mesajlar gönderen Erdoğan, bu yarışın kazananı oldu.

Cumhur İttifakı’nın tabanıyla kardeş tabanlara sahip Akşener ve Temel Karamollaoğlu ise Millet İttifak’ının bir parçası olamadığı gibi doğal tabanlarını da tam anlamda bu ittifaka ikna edemediler.

Herkes acilen kendi kalesine dönmelidir.

Muhalif siyasi partilerin sandık mühendislikleri sayıya endekslidir.

Evet, siyasal kampanya bir matematiktir. Ancak bu matematiği, sizin değerleriniz üzerine oturtmak zorundasınız.

Xxx

Salt umut bir strateji değildir. Umudu örgütlemek de değildir. Bu nedenle de muhalefetin acilen bir kazanma stratejisi oluşturması, buna göre bir yol haritası belirlemesi, çok çalışması gerekmektedir.

Geçtiğimiz kampanya sürecinin herkese ders olması gerektiğine inanıyorum.

“Oy çalındı” bahanelerini artık bırakalım, muhalefetin nasıl kazanılacağına odaklanması lazım.

Elbette adil bir seçim değildi.

Ama unutmayın, bir zamanlar bu ülkede medya kapıları Erdoğan’a da kapalıydı, tam 20 yıl önce, Erdoğan için, “Siyasi Hayatı Biter, Muhtar Bile Olamayacak” gibi manşetler atmıştı gazeteler.

Gerçek bizi başarıya, zafere götürür.

İyi bir strateji kurabilmek için öncelikle gerçekleri kabullenmek, buna göre bir yol haritası oluşturmak lazım.

Güncelleme Tarihi: 02 Temmuz 2018, 12:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER