banner51

Hasan Tahsin'in tarihteki varlığını inkar edenler, şimdi ne diyecek?

İzmir'in şehidi Hasan Tahsin, şehadetinin 100. yıl dönümünde anılırken, 100 yıl sonra İzmir kamuoyu milli şehidinin soyundan gelen bir isimle tanıştı.

Burak Cilasun / Ben Haber

Türk tarihinde öyle anlar vardır ki, adeta bir kıvılcım ve çoban ateşi gibidir. Tek başına küçük olaylar olsa da, akabinde gelişen olayların önünü açmalarından dolayı asla unutulmazlar. Kürşad'ın 40 çerisiyle Çin sarayını basması, Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı gibi olaylar bunun en önemli örnekleridir. Tarihimizdeki büyük olaylardan birinin adresi de İzmir'dir. 15 Mayıs 1919'da İzmir'e ayak basan Yunan askerlerine ilk kurşunu atan Hasan Tahsin, adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır. Vatan aşkıyla revolverine sarılan ve gerçek ismi Osman Nevres olan genç gazeteci, ne yazık ki son yıllarda kimi çevrelerce “provokatör” hatta “öyle biri hiç olmadı ki” noktasına eleştirilmekte ve yok sayılmakta.

Bu haksız iddiaları boşa çıkaracak olaysa, Hasan Tahsin'in şehadetinin tam da 100. yılında gerçekleşti. İzmir şehidinin soyundan gelen ve kız kardeşinin torunu olan Cenk Kıral, Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Mehmetefendioğlu'nun da girişimiyle işgalin 100. yıl dönümünde İzmir'de düzenlenen anma etkinliğine katıldı. Tören sonrası bir araya geldiğimiz Kıral, aile olarak çok büyük gurur duyduklarını söyledi.

Cenk Bey öncelikle Hasan Tahsin ile kan bağınız nereden geliyor? Aile içinde nasıl bir Hasan Tahsin algısı var? Çeşitli objeler, belgeler elinizde bulunuyor mu?

En son sorudan başlayayım.. Keşke öyle bir yadigar olsa ben giysem,taksam, anısını yaşatsam.. Maalesef bana kadar aksetmedi. Osman Nevres, benim büyükbabamın dayısı. Yani annemin babasının dayısı oluyor. Aile içerisinde bu ilk kurşundan dolayı taşıdığı özel bir manevi değeri var. Kişilik anlamında da son derece delidolu, vatansever ve inançları uğruna çılgınca bir atak yapabilecek kadar vatanını seven biri olduğu, ben çocukken hep konuşuluyordu.

“SEMBOLİK BİR ANLAMI VAR"

Hasan Tahsin'in akrabası olmak nasıl bir his ve sorumluluktur?

İnsana kahramansal bir his ve buna bağlı olarak da bir sorumluluk da veriyor. Silahından çıkan ilk kurşun, aynı zamanda kurtuluşun da ilk kurşunu. Elbette bu uğurda mücadele eden binlerce kahraman daha var. Hasan Tahsin ya da gerçek adıyla Osman Nevres bu uğurda sembolik bir anlam taşımış birisi. Bunun şimdiye kadar yazılı tarih anlamında bir eserinin olmaması düşündürücüydü ama Ahmet Mehmetefendioğlu Bey sayesinde Türk halkı Osman Nevres'in neler yaptığını bilme ve onu tanıma şansı bulacak. Bu durumun 100. yıla denk gelişini de memnuniyetle karşılıyorum.

Hasan Tahsin'in heykelini görmek ne hissettiriyor?

Heykeli daha önce görmüştüm ama bugün mekanında, aynı yerde aynı adımları atarken görmek çok daha farlı bir duygu oldu. Bir nevi tarihi tekrar yaşamak çok güzel oldu. Aslında bunlar tarifi zor duygular. Benim için özel bir gurur oldu.

“İSPATLAMAYA ÇALIŞMAK ABSÜRT GELİYOR"

Aileniz 100 yıldır hep geri planda kalmayı tercih etti ama bu sürede Hasan Tahsin için mesnetsiz iddialar ortaya atıldı. Bu iddiaları görünce ne düşündünüz?

Sanırım bunun ilk tezahürleri,anıtın ilk yapıldığı 1973-74'lü yıllara tekabül ediyor. Ben o zamanlarda 7-8 yaşında bir çocuktum. Dolayısıyla hatırlamayorum. Ama sonuçta bir gerçek var, Hasan Tahsin yaşayan, vatanına milletine son derece bağlı hatta derin bir aşkla bunu yaşamış birisi vardı, bu anlatılanlar gerçekten yaşandı. Zaten ortaya belgeler, kanıtlar da çıktı. Bunu daha başka bir şekilde ispatlamaya çalışmak da bana çok absürt geliyor. Ama çok merak eden olursa, ben bir yaşayan kanıtım. Soy ağacı çıkarıldığı zaman bunu net bir şekilde görmek mümkün.

Bir siyasi parti tarafından Hasan Tahsin isminin İzmir'in Konak ilçesine verimesi yönünde bir teklif oluşturuldu. Bu teklif karşısında ne hissettiniz, nasıl karşıladınız?

Böyle bir teveccühü gösterirlerse sevinirim. Ama olmazsa da tarihte yaptıkları zaten kendini gösteriyor. Bir anıtının olması ve 100. yılda bile anılması güzel bir olay. Yakın bir zamanda Ahmet Mehmetefendioğlu hocamız da bununla ilgili bir kitap çıkaracak. Bu ve bunun gibi eserlerle kendisinin Türk tarihinde tanınması ve saygıyla anılması yeterli bir durum.

“O İDDİALARIN HİÇBİR DAYANAĞI YOK”

Cenk Kıral'ın İzmir'e gelişinde büyük pay sahibi olan tarihçi Ahmet Mehmetefendioğlu da, hem İzmir'in işgalinin, hem de Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışının 100. yılına ilişkin çarpıcı ifadeler kullandı.

Gavur Mümin olarak da bilinen Mümin Aksoy'u insanlar sizin çalışmalarınızla tanıdı. Şimdi de Hasan Tahsin'in soyundan gelen bir isim, İzmir kamuoyu ile buluştu. Çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Öncelikle çok teşekkür ederim Vatanım Sensin'i, Mümin Aksoy'u insanlar Albay Cevdet'le beraber tanıdılar. Ama biz Kurtuluş Savaşı'nın askeri aşamasının kazanılmasında Mümin Aksoy'un Ankara'ya taşıdığı bilgilerin çok önemli bir yere sahip olduğunu biliyoruz. Kahramanlık böyle bir şey. Albay Cevdet'in, Mümin Aksoy'un ailesini de çok yakından tanıyorum. Bana şunu söylediler, ''Bu bir vatan göreviydi. Bizim atalarımız bu görevi yerine getirdiler. Üzerlerine düşeni yaptılar. Biz o kahramanlıklar üzerinden bir rant sağlamamızın bir anlamı yok!” Ben de Cenk Bey'e bunu söylediğim zaman Cenk Bey'in, ailesinin bana söyledikleri şuydu '' Bir Hasan Tahsin'imiz var, ilk kurşunuyla Türk bağımsızlık savaşının meşalesi oldu. Ve sadece bizim ailemizin bir parçası değil, bu ülkenin de bir parçası oldu!” Ama maalesef ki 100. yılda gerek akademik çevrede gerekse diğer çevrelerde böyle bir insanın olmadığı yönünde iddiada bulunanlar oldu. Bunların hiçbir dayanağı yok. İnsanlar bugün, 100. yılda Saat Kulesinin önünde Hasan Tahsin'in kanını taşıyan bir akrabasını gördüler. Ben Cenk beyi karşıladığım zaman şunu söyledim, 'Ben ülkem adına, tarihim adına ve bu ülkenin bir vatandaşı olarak böyle bir kahramanın böyle bir insanın soyunu taşıdığınızdan dolayı minnettarım ve şu an siz de tanıklık ediyorsunuz.' Bakın maalesef ki bu iddialar önyargılı, hiçbir akademik teze dayanmadan üretilen, dedikoduyu geçmeyen bilgiler. Onları ispata davet etmeye gerek yok. İspat 100. yıl öncesinde çıkan kurşun, ispat 1974 yılında dikilen heykel... Hasan Tahsin'ler bugün bir değil bin onbin, yüzbinler olarak nöbetteler.

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2019, 18:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER