Hamdi Türkmen yazdı: İftar sofralarımız ve dinimiz!..

Fakirler, ramazanı yine aynı yoksullukla yaşarken, belediyelerin iftar çadırlarında veya aş evlerinden  aldıkları iki kap yemekle iftar açarken, bizler ihtişam sofralarında kişi maliyeti yüzlerce lira olan iftarlarla oruç açıyoruz…

Hamdi Türkmen yazdı: İftar sofralarımız ve dinimiz!..

Uzun süredir izliyorum. İftar sofrası düzenlemek için herkes neredeyse birbiriyle yarışıyor.

Siyasetçisinden, sivil toplum kurum ve kuruluşlarına, resme; Vali, kaymakam, bakanlıkların bölge müdürlükleri, siyasi partiler…

Saymakla bitmeyecek kadar fazla.

Belediyeleri saymıyorum, O’nlar gerçekte fakir-fukaranın yanında olmak zorundalar.

Çünkü fakir-fukaranın başka alternatifi yok.

Gelin şöyle bir iftar sofralarını ziyaret edelim; ister misiniz?

***

Siyasetçilerin konuşmacı oldukları iftar sofralarında; her türlü atmasyonu, yapılmamışların yapılmış gibi anlatıldığı, boş vaatlerin havalarda uçuştuğunu görürsünüz.

O sofraların dinleyicileri de bu konuşmaları alkışlar.

Yalana iftiraya, hakarete ortak olurlar.

Hem de “Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse, bilsin ki; onun yiyip içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur.”

***

Bakanların, Genel Müdürlerin, Valilerin devlet kesesinden verdikleri, konukları, siyasetçiler, iş adamları, yüksek memurlar olan protokol iftarları...

Devlet kesesinden sağlanan itibar... Beytül-maldan giden milyonlar...

***

İş adamlarının, vakıfların, derneklerin çeşitli STK'ların verdikleri iftar yemekleri; hepsinin konukları zenginler…

Hatta giyim kuşamda gösteriş yarışı...

***

Akrabaların, arkadaşların birbirine verdikleri iftar yemekleri...

Karşılıklı, sıraya konmuş iftarlar...

Kuş sütünün eksik olmadığı iftarlar...

Hepsinde, gösteriş, şatafat, tantana...

Hiç bir sofrada fakir yok...

Yani İslam neyi yasaklamışsa İftar sofralarımızda o var…

Ve bir de dedikodu; onun hurması pek iyi değildi, baklavasını sıradan bir tatlıcıdan almış, ara sıcağı da çok sıradandı…

Koskoca fabrikatöre hiç yakışmamış…

Ve ardı arkası gelmeyen iftar eleştirileri…

***

Beyler, ey Müslümanlar ya da Müslüman olduklarını sananlar…

Bu lüks, israf ve gösterişin zirvesindeki bu iftar sofraları, Peygamber Efendimizin  bir tek hurma ile orucunu açtığı iftar sofralarına ne  kadar uzaksa, biz de İslam'ın özünden o kadar uzağız.. 

***

Ne yapıyoruz?

Allah rızası için oruç tutuyor, Allah rızası için oruç açıyoruz...

Öyle mi?

Eğer öyle diyorsak kendi kendimizi aldatıyoruz..

Cenab- ı Allah ne diyor Kutsal Kitabımızda; “İnkâr edenler, dünyada sadece zevk- u safa ederler ve hayvanların yediği gibi yerler!

Onların varacağı yer cehennemdir.” (Muhammed 47/12)..

Ne yazık ki çoğunluğumuz, bu zevk ve sefa sofralarında iftar açan bizler, Allah'a kulluğumuzu mu, Allah'a isyanımızı mı sergiliyoruz? Belli değil…

***

Fakirler, ramazanı yine aynı yoksullukla yaşarken, bir çoğu açlıkla boğuşurken, belediyelerin iftar çadırlarında veya aş evlerinden  aldıkları iki kap yemekle iftar açarken, bizler ihtişam sofralarında kişi maliyeti yüzlerce lira olan iftarlarla oruç açıyoruz…

Kişi başına Diyanetin Hesapladığı 19 TL fitreyi fakirlere –tek fakir tanıdığımız kapıcımız olduğu için muhtemelen ona-  vererek vicdanımızı rahatlatıyor, hatta Cennet hayalleri kuruyoruz…

Olmaz…

Olamaz..

İhtişamın, debdebenin, safahatın, lüksün, israfın, görgüsüzlüğün ve şatafatın zirveye ulaştığı, yoksulu dışlayan, zenginin zengini ağırladığı, insanilikten uzak bu İftar sofraları İslami olmaz…

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2018, 11:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER