Gastronomi Turizmi Kongresi 5 duyuya dokunuyor

4. Gastronomi Turizmi Kongresi kapsamında 5 duyudan yola çıkarak gerçekleştirilen Uluslararası Tadım Etkinliği'nin ilk gününde katılımcılar kahveden bala, Anadolu peynirlerinden ekmek ve biranın uyumu ile ödüllü Türk şarapların tadımına kadar tüm lezzet bileşenleri hakkında bilgi edinerek uzmanların elinden tadımlar gerçekleştirdi.

Gastronomi Turizmi Kongresi 5 duyuya dokunuyor

Katılımcılarını keyifli bir lezzet yolculuğuna çıkaran Uluslararası Tadım Etkinlikleri, ilk gününde büyük beğeni topladı. "5 hikaye, 5 duyu ve 5 yaratıcı lezzet" temasıyla gerçekleştirilen etkinliki Delice Network İzmir Temsilcisi Sırma Güven moderatörlüğünde düzenlendi. 5 duyudan yola çıkarak organize edilen etkinlikte, tadım uzmanları lezzet bileşenleri ve tat eşleşmeleri hakkında bilgi verdi. Her eşleşmenin tadımını yapan katılımcılar, farklı lezzetler ve uzmanların ilham veren girişimcilik hikayeleriyle de keyifli bir lezzet yolculuğuna çıktı.



"KAHVE DÜNYADA KEŞFEDİLEN EN BÜYÜK HAZİNELERDEN BİRİDİR"
Katılımcılara kahve çekirdeklerinin çeşitleri, ülkelerin farklı pişirme ve kavurma yöntemleri, kahveyi pişirirken kullanılan malzemelerin önemi ile kahvenin sırlarını paylaşan Portekizli Barista Pedro Miguel Sousa Marmelo, 8 ülkenin kahve karışımından oluşan kahve çekirdeklerinden hazırladığı farklı içecek çeşitleriyle katılımcıları lezzetli bir yolculuğa çıkardı. Kahve içerken duyuların önemine dikkat çeken ödüllü Barista Marmelo, "Kahvede duyularımız ve duygularımızın yorumu çok önemli. Örneğin burnumuz olmasaydı kahve içtiğimizi asla anlayamazdık. Kahvenin kokusu çoğu zaman hepimize tadından daha cezbedici gelmiştir" dedi. Kahvenin kültürün bir parçası olduğunu da vurgulayan Marmelo, "Kahvenin tarih insanlığın tarihi gibidir. Dünyada keşfedilen en büyük hazinelerden biridir. Afrika'dan tüm dünyaya yayılır. İnsanları birbirine bağlayıp sosyalleştiren bir üründür. Kokusu, tadı, lezzeti ve en önemlisi enerjisinden dolayı hayatımızın bir parçasıdır. Çünkü enerjiyi seviyoruz ve ona ihtiyacımız var" dedi.



"BALCILIK ARILARLA BERABER YAŞAYAN BİR FELSEFE"
Uluslararası Tadım Etkinliği, katılımcıları ballarının sınırsız dünyasında yolculuğa çıkaran BAL LAB oturumuyla devam etti. Arıların mucizevi iksiri, değişik formları ve dünyadaki çeşitli örnekleri Elvan Uysal Bottori ve Ahmet Güzelyağdöken tarafından tanıtıldı. Foça'da uzun yıllardır bal üretimi yapan Ramazan Dağıstan ise, bal üretiminde yaşadığı tecrübeleri katılımcılarla paylaştı. Bal tadımıyla ilgili ilk kez böyle bir etkinlik yapıldığını belirten Ahmet Güzelyağdöken, "İyi bal nasıl buluruz dediğinizde ilk cevap iyi bir balcı bulmak olur. Balcılık aynı zamanda bir felsefe ve yaşam biçimi. Arılarla beraber yaşayan bir felsefe. Araştırmalar, insanların 8 bin 500 yıldır bal arılarından faydalandığını ortaya koydu ve 2015 yılında yapılan arkeolojik kazılarda arı ürünü kullanımına dair en eski kanıtlar Çayönü ve Çatalhöyük'te bulundu. Dolayısıyla en eski şifa kaynaklarından biri. Metabolizmayı güçlendirici binlerce mineral var içinde. Bal arılarının en önemli özelliği de ağzından ürettiği balı karın altı bezlerinden üretip mumla muhafaza ettiği balı gelecek nesillere taşıması. Dolayısıyla arı hiçbir zaman kendi yemesi için bal yapmaz. Kendi yemediği bir şeyi üreterek insanlığa inanılmaz bir katkı sunuyor" dedi.

"BİR ARI ÖMRÜ BOYUNCA BİR ÇAY KAŞIĞI KADAR BAL YAPAR"
Bal üretiminin tarihsel gelişimine yönelik bilgi veren Ramazan Dağıstan ise, "Bal üretiminde tarihte dünyada ikinci sıradayız. Ardahan, Menemen ve Ankara bölgeleri Osmanlı zamanında tutulan kayıtlarda en çok bal vergisinin verildiği bölgeler. Dünya tarihinden itibaren arı hep yaşamımızda oldu. Coğrafyanın canlı olmasını arılar sağlıyor. en yoğun Akdeniz coğrafyasında yaşarlar. Biz bu konuda şanslıyız. Dört mevsim mal üretebiliyoruz. Bal arısının toplam ömrü 60 gündür. 20 gün kovanın içinde çalışır, 20 gün dışarıdan polen toplar, 20 gün de bal yapar. Ve bir arının ömrü boyunca 1 çay kaşığı kadar bal topladığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla şu yediğimiz balın ne kadar kıymetli olduğunu farkına varmalıyız" dedi.



ÜÇ LEZZET BİRBİRİYLE ARKADAŞ
Yeni tatlar keşfetmek için Gastronomi Turizmi Kongresi'nde yerini alan katılımcılar, Tadım Uzmanı Oğul Türkkan ile lezzetli bir tadım gerçekleştirdi. Anadolu'dan dünyaya 10 bin yıl önce tarım devrimi ile yayılan bira, peynir ve ekmeğin hikayesi ve lezzet uyumları 'Anadolu Ekmekleri ve Peynirleri ile Biranın Uyumu' etkinliğinde Türkkan tarafından sunuldu. Türkkan, "Türkiye'de peynir ile bira çok alışılmış bir şey değil ama Boşnaklar eski kaşar ile bira içerler çok sevilen bir şeydir. Belçika'da bütün bira üreticiler mutlaka bir de peynir üretirler. Peynir ile bira birbirine çok yakışan, yakın iki arkadaştır. Ekmek ile bira da çok yakın iki arkadaştır" ifadelerini kullandı.

ÖDÜLLÜ ŞARAPLARI TATTILAR
Tasting Story'de bir diğer tadım ise ödüllü şaraplarla gerçekleşti. Doç. Dr. Yunus Emre Kocabaşoğlu eşliğinde şarap severler 4. Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi'nde bir araya geldi. 7 ödüllü şarap ile birlikte yapılan tadımlar büyük beğeni topladı. Kocabaşoğlu, "Her alınan ödülün nereden alındığı ödülün kendisinden daha önemlidir, bunu not etmelisiniz" şeklinde konuştu.
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER