Ege-Koop Düşünce Üst Kurulu'ndan 'deprem' açıklaması

Ege-Koop Düşünce Üst Kurulu, Ege-Koop Merkezinde yaptığı olağan toplantısında son günlerde ülkemizin her bölgesinde çok sık meydana gelen “deprem” konusunu görüştü

Ege-Koop Düşünce Üst Kurulu'ndan 'deprem' açıklaması

Ege-Koop Genel Başkanı Hüseyin AslanEge-Koop Merkezinde gerçekleştirilen olağan toplantısında son günlerde sıklıkla meydana gelen 'deprem' hakkında açıklamalarda bulundu.

İşte o açıklama:

Yaklaşık 5 yıl önce 6306 Sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası olarak bilinen yasaya rağmen kanunun boşluğundan faydalanarak, şehir merkezlerindeki binaların “her türlü vergi, resim ve harç muafiyetinden de faydalanarak” ve de “Kentsel Dönüşüm” denilerek yenilendiğine dikkat çeken üst kurul, yerel seçimler sonrası yeni seçilen başta Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanları ve belediye meclis üyeleri olmak üzere, Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin ve yetkili bürokratların da “parti ayrımı” ve “siyasi malzeme” yapmadan “halkımızın can ve mal güvenliğinden sorumlu olacaklarını” hatırlatmıştır.

Ortadadır ki, “kaçınılmaz son” bir “kader olmaktan çıkarılmalıdır”; bunu da yapacak, başaracak olan “siyasi irade”dir. Ankara’daki “genel siyasi irade” ve ülkemizin her tarafında var olan “yerel siyasi irade”; el ele vererek bütün uygar dünyanın “kaçınılmaza karşı” yaptıkları mücadelenin ve uygulamanın benzerlerini gerçekleştirmelidir.

Bu açıdan genel ve yerel siyasi iradelerimiz, “kaçınılmaz son geldiğinde”, bugüne kadar birçok defa yaşadığımız büyük faciaların benzerlerinde “hem can, hem de mal” kayıplarımızı en aza indirmek olanağına ve fırsatına sahiptirler.

Herkes iyi bilmelidir ki, acil olarak, “ülke, kentler ve beldeler bazında Kentsel Dönüşüm uygulamaları başlatılmadıkça”, büyük deprem facialarının bilançosundan “siyasi irade” sorumlu olacaktır.

Ülkenin bugün içinde bulunduğu tablo, ana hatları ile “4 ayrı depremin varlığını” işaret etmektedir:

1 – Siyasi Deprem, 2 – Ekonomik Deprem, 3 – Sosyal Deprem, 4 – Deprem

Art arda sıralanan bu 4 deprem penceresinin “ilk 3’ü ile uğraşılırken”, ne yazık ki “Dördüncü Deprem Penceresi”, üstelik bu pencereden Anadolu’nun tarihinde yaşanmış çok ağır ve acı olaylar, kayıplar görünürken, ihmal edilmektedir.

Aylardır, Elazığ / Malatya hattında depremler yaşanmakta, depremler Çankırı – Konya hattında da görülerek, Marmaris – Muğla – Denizli odaklı olmak üzere Çanakkale’de Marmara bölgesine ulaşırken, ne yazık ki, yetkili, etkili ve ilgili çevreler, makamlar duymazdan, görmezden, önemsemezden gelmekte, buralarda yaşayan milyonlarca vatandaşı geceleri rahatça uyuyacağı, gündüzleri çalıştıkları, okudukları, görevli oldukları mekanlara endişe etmeden gidebilecekleri bir huzura kavuşturmayı göz ardı etmektedirler.

Elbette “deprem önlenemez”, ama “Deprem öldürmez, oturulan, yaşanan mekan öldürür” sözünün gerekleri yapılmadığı için, bugün bütün Anadolu, tarihte yaşadığı binlerce, on binlerce can kaybı verdiği deprem facialarının kapıda olduğunu bilerek, beklemektedir!

Daha acısı, “Ulusal medya”, gazeteleriyle, TV’leriyle “sadece İstanbul’a yakın ya da İstanbul’da olan deprem sarsıntılarında, olayın üzerine o da birkaç gün eğilmekte”, sonra unutmakta, Anadolu depremlerini ise “birkaç gün, birkaç haber, birkaç satır ve cümle ile” geçiştirmektedir. İlgilileri, yetkilileri uyandıracak “etkili” bir yayın / kampanya / çare üretmemektedir.

Ege-Koop olarak, yıllardır “bu konuyu” yetkililere, ilgililere, etkililere anlatmak için birçok panel ve toplantı yaptık, “bu panel ve toplantılarda konuşulanları” açıklamalarla, “kitaplaştırarak” kamuoyu ve ilgili / yetkili / etkililer ile paylaştık. Ama değişen hiçbir şey olmadı.

Yeni bir yerel seçim yapıldı. Beldelerde “büyük çoğunlukla” yeni belediye başkanları seçildi. Bu vesile ile “Anadolu’nun her tarafında, özellikle Ege’de, İzmir’de yaşayan milyonlarca insan için can ve mal kaybı” itibariyle büyük risk getiren “Deprem” konusunun bir defa daha altını çizmeyi bir vatan görevi sayıyor ve de “en etkili çare” için de “çağrı” yapıyoruz!

Ülkenin her yerinde bir an önce “en az mahalle ölçekli kentsel dönüşüm atılımı başlatılmalıdır!”

Göz boyayan ve “rant sağlayan” küçük hatta “tek apartmanlık / binalık” kentsel dönüşüm plan ve uygulamaları ile, “depreme dayanaklı olmayan” mekanlarda oturan, okuyan, çalışan onlarca milyon insanımızın “can ve malları” korunamaz!..

Ankara’daki “ulusal” iktidar ile, Anadolu il ve ilçelerindeki, beldelerindeki “yerel” iktidarlar “parti farkı gözetmeden” el ele vererek, Türkiye’nin dört bir yanında “büyük ölçekli” gerçek “kentsel dönüşüm hamlesini” zaman kaybetmeden başlatmalıdırlar.

Yarınlar “çok geç olabilir.

Güncelleme Tarihi: 02 Mayıs 2019, 13:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER