banner51

Büyük zaferler, büyük dayanışmayla gelir!

Türk milleti, Büyük Taarruz'un 96 yıl dönümünü yaşarken, bugün içinden geçtiğimiz alevden çember ve maruz kaldığımız ekonomik saldırı, tam da Büyük Taarruz döneminde sergilediğimiz dayanışmayı bir kez daha göstermemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Büyük zaferler, büyük dayanışmayla gelir!

Burak Cilasun / BEN Haber

1. Dünya Savaşı'ndan Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgiyle ayrılması, arkasından Mondros ve Sevr gibi yıkım antlaşmalarının itilaf devletlerince uygulanmaya çalışılması ülkeyi tam bir kaosa götürdü. Bununla birlikte dört bir yandan sarılan ve en az düşmanı kadar, haini de ne yazık ki çok olan ülkemizde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yaktığı bağımsızlık ateşiyse katlanarak büyüdü. Türk'e biçilen kefenin yırtılması için oluşturulan Kuvayi Milliye ve ardından düzenli ordu birliklerinin vatan savunmasındaki başarısının arkasındaysa ordunun azmi ve cesaretiyle birlikte Mustafa Kemal ile kurmaylarının zekasının yanına bir de halkın desteğini eklemek gerekiyor.

İLK DESTEK HİLAL-İ AHMER'DEN

Sakarya Savaşı öncesi uygulanan Tekalif-i Milliye Emirleri ile birlikte ordunun donatılması halkın inanmışlığının en büyük göstergelerinden biridir. Bu savaşta düşman ilerleyişi kesin olarak durdurulurken, Büyük Taarruz'un başlamasıyla birlikte Başbakan Rauf Orbay, ülkenin dört bir yanına haber göndererek halkı, orduya davet eder. Davete ilk katılımsa bugün Kızılay ismiyle bildiğimiz Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nden gelir. Cemiyet bir yandan yardım toplarken, bir yandan da zaferi işaret eden telgraflar, el işçiliği levhalar, atlar ve Mustafa Kemal Atatürk'ün resimleri gibi objeleri açık arttırmayla satışa çıkarır. Yurt içi ve dışında hızla yardım toplayan Hilal-i Ahmer'e destek için dönemin basını da geri durmaz. Yardımları teşvik edici yazıların süslediği gazetelerden yapılan çağrılar, desteğin artmasında rol oynar.

GAZETELERDE DESTEK ÇAĞRILARI

Örneğin Elazığ'da basılan  Satvet-i Milliye, "Cebhe-i harbdeki yaralı gazilere, asker ailelerine, yetim çocuklarına muavenetin en lüzumu olan şu zamanda ordumuzun zafer teranelerini hamiyyet alkışlarıyla karşılamak isterseniz Hilal-i Ahmer'e, Himaye-i Etfale koşunuz" cümleleriyle yardımları teşvik ederken, Anadolu'nun dört bir yanında çıkan gazetelerde de benzer cümler kullanılır. Hatta bazı gazeteler doğrudan maddi yardım da yapar.

YUNAN MEZALİMİNE UĞRAYANLARA TRABZON'DAN YARDIM GİDER

Yardım kampanyaları bununla da sınırlı kalmaz. Cemiyetlerin dışında devlet kurumları da yönetici inisiyatifleriyle kimi noktalarda seferber olur. Bunun en önemli örneklerinden biri Trabzon Valiliği'nin çağrısıdır. Valilik, Büyük Taarruz ile birlikte kaçtığı şehirleri viraneye dönüştüren Yunan ordusunun barbarlığından etkilenen halkın yaralarını sarmak için Trabzonluları desteğe çağırır. 

Büyük Taarruz'un sonunda özgürlüğüne kavuşacak olan İzmir'den de orduya yardımlar eksik edilmez. Hilal-i Ahmer'e yapılan bağışlarda çeşitli meslek gruplarının birçoğu yer alsa da memurların ağırlıkta olduğu görülür. Kentin esnaflarından Giritli Kahveci Hıfzı Efendi, bir günlük hasılatını Hilal-i Ahmer'e bağışlarken çeşitli şehirlerden elde edilen verilerde de ilkokul öğrencilerinin bile harçlıklarını bağışladıkları görülür. 



DESTEK VEREN GAYRİMÜSLİMLER

Büyük Taarruz döneminde orduya ve zarar gören sivil halka destek verenlerin arasında gayrimüslim vatandaşların bulunması da dikkat çekicidir. Örneğin İzmir'de toplanan yaklaşık 2 milyon kuruşun, 125 bini şehirdeki Musevi vatandaşlar tarafından bağışlanır. Buna benzer örnekler Trabzon, Adana ve İstanbul gibi kentlerde de yaşanır.

AYNİ YARDIMLAR DA AZ DEĞİLDİR

Anadolu'daki kurtuluş imecesi yalnızca nakdi yardımlarla da sınırlı kalmaz. Ülkenin birçok noktasından, ihtiyacı olan bölgelere gıdadan giyim malzemesine, inşaat malzemesinden ilaca kadar birçok malzeme gönderilir.

HANEDAN ÜYELERİ DE YARDIM EDER

Anadolu'nun Mustafa Kemal önderliğindeki kurtuluş mücadelesi sırasında ülkenin yeniden inşası için verilen dikkat çekici desteklerden biri de Osmanlı Hanedanı'ndandır. Hilal-i Ahmer'in öncülük ettiği yardım kampanyasına İzmir'in kurtulduğu gün olan 9 Eylül 1922'de Padişah Vadettin kendi adına 4 bin, haremi adınaysa bi kuruşluk bağışta bulunur. Sultan Abdülmecit'in eşlerinden Müşfike Kadın Efendi, kızı Ayşe Sultan, oğulları Ömer, Osman ve Abdülmecit efendiler, Sultan Abdülhamit'in 4. kadın efendisiyle, Vahdettin'in ikinci kadın efendisi Şadiye Sultan ile Nazime Sultan, Şehzade Ziyaettin Efendi ve Abdülmecit Efendi gibi hanedan üyeleri de çeşitli miktarlarda bağışlarda bulunur.

VE BUGÜN...

Büyük Taarruz'un yıl dönümünü yaşadığımız ve ciddi bir ekonomik sınavdan geçtiğimiz şu günlerde tek ihtiyacımız 96 yıl önceki ruhu bir kez daha sergileyip, tüm siyasi tarafgirliklerimizi bir tarafa bırakarak ülkemize faydalı olabilmek adına elimizden ne geliyorsa yapabilmek ve bunu boynumuzun borcu bilmektir. Göstereceğimiz dayanışma sadece bugüne verdiğimiz değeri değil, Büyük Taarruz'da şehit düşen, gazi olan atalarımıza duyduğumuz minnet borcunu da ödeme fırsatıdır.
 

Güncelleme Tarihi: 30 Ağustos 2018, 09:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER