"Anadolu'daki Brunson'lar!"

Bugün Brunson’ların yaptığını ülkemizde 25 yıl önce CIA tarafından gizlice yapıyordu. Misyonerler kimliği altında Brunson’lar özellikle Kürtçe İnciller, korsan kiliseler üzerinden Kürt kökenli vatandaşlarımızı abluka altına alıyorlar.

"Anadolu'daki Brunson'lar!"

Rahip Andrew Brunson üzerinden Türkiye ile ABD arasında yaşanan gerilim, Washington'dan yapılan en üst düzey açıklamalarla zirve yaptı.

Amerikan tarafı ısrarla Brunson'ın din adamı olduğunu söylüyor, yargılandığı davanın iddianamesindeki iddiaları reddediyor.

Zaten bunu kabul etmeleri mümkün değil, çünkü iddialar çok ciddi.
 
***

İddianamede, Brunson’un ‘Türkiye’nin birkaç parçaya bölünmesini, bir kısmının PKK idaresine, bir kısmının ise FETÖ idaresine verilmesini, uzun vadede belli etnik kökene sahip olanların Hristiyanlaştırılmasını araç kılmak suretiyle bölmeyi ve ayrıştırmayı amaçlayan bir yapılanma’ içinde faaliyet gösterdiği iddiasında bulunularak, şunlar aktarıldı:

“Brunson, Evangelist kilise pastörü maskesi altında daha çok istihbarat ve psikolojik savaş doktrini ile gayri nizami harp elemanı gibi hareket etmiştir. Brunson’un İzmir Protestan Diriliş Kilisesi pastörü olarak, çoğu özel eğitim almış asker ve istihbarat geçmişi olan kişilerden oluşan, özel teknikler ile faaliyet gösteren bir oluşum içerisinde PKK ve FETÖ ile koordineli bir şekilde ve bu örgütlerin amaçları doğrultusunda insani yardım, eğitim ve kurs gibi maskeler altında etnik köken, dini inanış ve mezhep farklılıklarını suistimal ederek ülkemizin bölünmesi, parçalanması, iç karışıklık çıkartılmak suretiyle halkın birbirine karşı kışkırtılması yönünde faaliyette bulunduğu anlaşılmıştır.”
 
***

Aslında coğrafyamızın tarihini hatırladığımızda bu iddialar bize hiç de yabancı gelmiyor.

1800'lü yıllar itibariyle Anadolu coğrafyasına giren misyonerlerin yaptıkları hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son yüz yılında Türk-Ermeni çatışmasının başlaması, Bulgar isyanları, etnik Kürt milliyetçisi akımların desteklenmesi vs. gibi konularda hep misyonerlerin gayri nizami harp metotlarıyla çalışmaları etkili oldu.

Merkez kuruluşları olan American BOARD'a bağlı çalışan misyonerler, kurdukları okul, hastane gibi kuruluşlarla Ermenileri, Bulgarları kışkırttılar, Kürtleri de Hıristiyanlıştararak isyana zorladılar.

***
 
Cumhuriyet döneminde, Türk-Amerikan ilişkilerinin "müttefiklik" boyutuna vardığı NATO üyeliği sonrasında da Barış Gönüllüleri yurda giriş yapmaya başladı. Barış Gönüllüleri Anadolu'yu karış karış gezerek kültürel emperyalizmin 20'nci yüzyıldaki misyonerleri oldular.
1990'lı yıllarda ise bu güç karşımıza misyonerlerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları (NGO-Hükümet Dışı Kuruluşlar) olarak çıktı.

NGO'lar o kadar etkiliydi ki, 1982 yılında kurulan NED'in kuruluşunda ciddi etkisi olan Senatör Allen Weinstein 1991’de yaptığı bir konuşmada “Bugün NED olarak yaptığımız 25 yıl önce CIA tarafından gizlice yapılıyordu” açıklamasını yapmıştı. Misyonerler de özellikle Kürtçe İnciller, korsan kiliseler üzerinden Kürt kökenli vatandaşlarımızı abluka altına almıştı.
Ankara'daki bir misyoner kilisesindeki toplantıda konuşan Stewe Eisenger isimli papaz, dini konuşmadan daha çok siyasi bir konuşma yapıyordu.

Eisenger, yaptığı konuşmada "Devlet ile (kendilerinin aktardığı bilgileri kastederek) imanınız arasında kalırsanız imanınızı seçin" diyebilme cüretini göstermişti.
 
***
 
2000'li yıllarda da çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürdüler.

Örneğin 2006 yılında misyonerlerin Türkiye'yi 11 parçaya bölerek çalışmalarını yürüttüler. Misyonerlerin hedef olarak belirlediği 11 bölge şöyleydi:
1- Konstantinapol Dini Metropolitliği (Fener Rum Ortodoks Ekümenikliği Ana Merkez İstanbul Fener Balat Özerk Bölge)
2- Kapadokya Özerk Hıristiyanlık Kutsal Bölgesi (Nevşehir Göreme Bölgesi)
3- Kilikya-Que Ermeni Özerk Bölgesi (Ermeni Metropollüğü Adana, Antakya)
4- Mardin Süryani Metropol Bölgesi (Deyr ül Zaferan Manastırı Bölgesi)
5- Bergama-İda (Kazdağı) Bölgesi (Almanya Protestan Mezhebi Bölgesi)
6- Mysia Özerk Bölgesi (Kütahya Bölgesi)
7- Pontus Ortodoks Bölgesi (Ortodoks Rum ağırlıklı Trabzon, Hopa, Sümelya Manastırı Merkezli)
8- Batı ve Güneydoğu Kıyıları Özerk Bölgesi (Eski Anadolu Uygarlıkları ağırlıklı olarak)
9- Yukarı Fırat Özerk Uluslararası Su Kaynakları Bölgesi (Tüm Hıristiyan Dünyası için)
10- Lazistan Özerk Bölgesi (Hıristiyan Lazlar için Rize ve Artvin Bölgesi)
11- Kuzey Kürdistan Hıristiyan Bölgesi (Hıristiyan Kürtler için Diyarbakır, Siirt Bölgesi)
Ayrıca kamuoyuna, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Irak'ın kuzeyinde terör ve savaşlardan dolayı bunalmış ve çıkış yolu arayan insanları etkilemek için ABD ve Avrupa devletlerinin elçilikleriyle koordineli çalışan misyonerlerin haberleri de çokça yansıdı.

***

Bir çarpıcı örnek de 18 Nisan 2007 tarihinde gerçekleşen Zirve Yayınevi katliamıyla ilgili verelim.

Katliamı gerçekleştiren ve FETÖ'nün evlerine gidip geldikleri yıllarca gizlenen sanıkların yanı sıra yayınevine ABD'lilerin yoğun ilgisi olduğunu tespit edildi.

Dönemin Adana Konsolosu, ABD Ankara Büyükelçilik yetkilileri vs. sürekli yayıneviyle ve buradaki yabancı-Türk misyonerle sürekli iletişim halindeydi.

Bu ilginin neden olduğu, sonra ulaşılan bir belgeyle anlaşıldı.

Yayınevinin bağlı olduğu Zirve Yayıncılık ve Dağıtım Ticaret Limited Şirketi’nin müdürlerinden biri ABD'li James David Hertzler'di.

1 Aralık 1968 tarihinde Missouri doğumlu olan bu şahıs, 200208899 numaralı pasaportla Türkiye’ye giriş yapmıştı.

5 Nisan 1999 tarihli pasaportun geçerlilik süresi 4 Nisan 2009.

Hertzler ile ilgili internette hiçbir bilginin olmaması çok dikkat çekiciydi. O dönem FETÖ’nün taarruzuna maruz kalmasına rağmen bu konuda araştırma yapan bir güvenlik kaynağı, bu şahsın büyük ihtimalle CIA bağlantısı olduğunu belirlemişti.

Hertzler’in Zirve Yayıncılık ve Dağıtım Ticaret Limited Şirketi’nin yönetimini ortağıyla devraldığı kişi Stephen John Van Sloten’di.

Ancak göze çarpan noktalardan biri, bu şirketin kuruluşuyla ilgili tarihlerdeki çelişkilerdi.

Belgede 22 Aralık 2003 tarihi geçerken, şirketin kuruluşunun ilan edildiği 5706 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin tarihi 27 Aralık 2002.

Gerçek olan ise, şirketin yönetimi 3 yıllığına Hertzler ve ortağına kalmıştı.
 Özetle yaklaşık 200 yıldır bir rahipten daha fazlası olan çok sayıda Brunson ile karşılaştık ve karşılaşmaya devam edeceğiz.

Önemli olan bunlara karşı hukuk çerçevesinde siyasi mücadeleyi doğru yürütmek olmalıdır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER