10 ülkenin plastik atık deposu olduk!..

10 ülkenin plastik  atık deposu olduk!..

Bugün önemli bir gün.

Birleşmiş Milletler, bundan tam 47 yıl önce; 1972'de 5 Haziran'ı, "Dünya Çevre Günü" olarak ilan etti.

Amaç, her yıl, biz insanoğlunun acımasızca katlettiği çevre ile ilgili sorunlarına dikkat çekmekti. Bir ana tema belirleniyor ve tüm dünyanın dikkatine sunuluyordu.

Geçen yıl ki ana tema; Doğa ve doğal kaynakların insanlığın ortak malı olduğu, doğa ve doğal kaynakların korunmasının da tüm insanlığın ortak görevi olduğuydu.

Dünyamızın geleceği açısından Paris İklim Anlaşması çok önemlidir.

Ne yazık ki Paris'te 2015 yılında yaklaşık 200 ülkenin katılımıyla onaylanan Paris İklim Anlaşması'nda; geçen hafta Reuters, acil koduyla geçtiği haberinde Trump'ın Paris İklim Anlaşması'ndan çıkacağını duyurdu.

Trump, Paris İklim Anlaşması'ndan ayrılma kararını, "Seçim kampanyası sırasında verdiğim 'Amerikan işçisini koruma' sözünü yerine getiriyorum" şeklinde açıkladı.

Elde edilen belgelerde Trump'ın sera gazı emisyonu hakkındaki anlaşmanın ABD için masraflı olacağını söyleyeceği ve Trump'ın daha iyi bir anlaşma beklediği kaydedildi.

Oysa, ABD'nin eski başkanı Barack Obama'nın imzaladığı anlaşma kapsamında ABD'nin 2025'e kadar yüzde 26 ile yüzde 28 oranında karbon salınımını azaltması planlanıyordu.

Umarım ABD Başkanı bu kararından vazgeçer.

Aksi halde ABD'nin Paris İklim anlaşmasından ayrılması nedeniyle, 2100 yılına kadar oluşacak küresel sıcaklık artışının yaklaşık 4,2 derece olacağı, BBC tarafından açıklandı.

Dünyamızda yanlış kentleşme ve sanayi yatırımları ile nüfus artışı nedeniyle, her gün Berlin kadar arazi kaybediliyor. Dolayısıyla dünyamız açlık tehlikesi sınırına dayanmış durumda.

Nitekim, son 150 yılda tarım arazilerinin yüzde 25'i hasar gören dünya, 40 yıl içinde açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalacak. 

Ülkemizde de, doğanın ve doğal yapının korunması için hepimize yurtseverliğin gereği olarak önemli görevler düşmektedir.

Ancak, ne yazık ki tarım ve orman alanlarımızı rant uğruna özelleştirilip, imara açıyoruz.

Örneğin;

Nükleer katliam: Sinop'ta yapılacak nükleer santral için alınacak ÇED raporu öncesi, İnceburun bölgesini "temiz" göstermek için 2 yılda tam 350 binden fazla ağaç kestik.

14 yılda, 32 bin yangın: 112 bin hektar orman zarar gördü. Orman ve Su işleri Bakanlığı verilerine göre, 1 Ocak 2003-31 Aralık 2016 tarihleri arasında 31 bin 959 orman yangını meydana geldi.

Maalesef yüzde 90'ı insan kaynaklıydı.

Ayrıca tarlaya dinamit atıldı: Edirne Uzunköprüye bağlı Saçlımüsellim köyü yakınındaki tarım arazisine özel bir firmanın başvurusu üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığından 140 tonluk dinamit deposu için imar değişikliği yapılarak izin verildi.

Yazıktır: Saros kıyısındaki kalker ve taşocakları hem yeşili hem de denizi öldürüyor. Edirne'nin Keşan ilçesi Saros Körfezi kıyısındaki "Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi ile Özel Koruma Bölgesi" ilan edilen ormanlık alanlar, açılan kalker ve taşocakları nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Zehir sızıyor: Marmara'nın derinlerine atık taşıyan borularda çatlak iddiası. İSKİ'ye sorulan; "Derin deniz deşarj hatlarını kamerayla izleme sonrası kaç adet rapor İSKİye ulaşmıştır ve hangi deşarj hatlarına bakım ve onarım yapılmıştır?" sorusuna bu güne kadar yanıt bile verilmedi.

Ozon deliciler yine sahnede: Dünyamızı güneşin zararlı UV ışınlarından koruyan ozon tabakasına zarar verdiği için 31 yıl önce tüm dünyada yasaklanan kloroflorokarbonlar (CFC), ne yazık ki hala ve eskisine oranla daha yüksek oranda yine atmosfere salınıyor. 

Ve en önemlisi, plastik zehirin yeni adresi Türkiye: Greenpeace Doğu Asya'nın yayımladığı yeni rapora göre, Çin'in 2018 deki plastik ithalat yasağının ardından plastik atıklar en çok Malezya, Vietnam ve Taylan'da gönderiliyordu. Bu ülkelerin hızlı bir şekilde ithalat kısıtlamaları getirmesinin ardından, plastik ihracat Endonezya, Hindistan ve Türkiye'ye kaydı.

Türkiye'ye plastik atık ihraç eden ilk 10 ülke: İngiltere, Belçika, Almanya, ABD, Hollanda, İspanya, İtalya, Slovenya, Fransa, Japonya.

Zehir depolamışlar: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının "tehlikesiz atık" olduğu gerekçesiyle Ankara ve İstanbul'da "tehlikesiz atık" sahasında depolanmasına izin verdiği atıkların Ankara 7.İdare Mahkemesi'nce karara bağlanan dava ile atıkların "tehlikeli atık" olduğu kanıtlandı. Mahkeme kararında, atıklarla ilgili verilen TUBİTAK raporları da gerekçe gösterildi.

Gelelim zeytin ağaçlarımızın katledilmesine... Ülkemiz için gerçekten çok üzücü. Bu katliamın önüne geçilememesi, hem yöre halkımızı fakirleştiriyor hem de güzel ülkemizi dışa bağımlı kılıyor. Ayrıca yasadışı zeytinyağı üretimi için dolandırıcılara da fırsat tanıyor.

Örneğin; iç piyasada rekolte düşüklüğü nedeniyle zeytinyağı fiyatı yüzde 100 artınca fırsatçılar harekete geçti. Dolandırıcılar, zeytinyağı ile ayçiçeği yağını karıştırarak piyasaya sürüyor.

Umarım, doğamızın korunması ve ekonomik geleceğimiz için kaliteli zeytin ağacı ve zeytinyağı üretimi için gereken önlemleri en kısa sürede alırız. 

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2019, 13:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER