Gülme...

Şakacıktan değil ama sahiden ne zaman güldünüz? Şöyle kahkaha atarak… Hayatı içinize çekerek, bir daha ve art arda ne zaman attınız şen kahkahaları? O kadar uzun süre oldu ki hatırlamıyorum, ya da şu tarihte, şurada çok güzel de gülmüştük ama diyenler vardır aranızda. Ne güzel eğlenmiştik ya… Ben unuttum gülmeyi, eğlenmeyi, keyif alıp, mutlu olabilmeyi diyorsanız, sinyaller başlamıştır kendini göstermeye aslında. Hayatın böyle fazla iyi gitmeyeceğini anlatıyordur hafızamız bize. Sahi, gülmeyi unutmak ne demektir öyle canım diyenler de vardır elbette. Hiç gülme unutulur mu? Gülmeden, eğlenmeden nasıl yaşar ki insanoğlu?

Ne güzel şakalarımız, esprilerimiz, özlü sözlerimiz de vardır aslında… Bize iyi gelen insanlarımız vardır halbuki, gülüp eğlenebileceğimiz… Neden unutur ki bir insan gülmeyi, şöyle en içteninden kahkahalar atmayı… Şu içimizdeki çocuğu unuttuğumuzdan olabilir mi acaba? İçimizdeki çocuk meselesi önemli. İnsanoğlunun hayattan keyif alabilmesi, yaşama tutunabilmesi, kendine ve diğerlerine karşı dürüst ilişkiler yaşayabilmesi için gereklidir bu içimizdeki çocuk. Bu çocuk sayesinde yaşımız kaç olursa olsun eğlenebiliriz, merak edebiliriz, öğrenebiliriz, bu çocuk sayesinde gülebiliriz, ağlayabiliriz, sevebiliriz… İçimizdeki çocuğu canlı tutabilme meselesi önemli. Şöyle ki, bize birçok ani kararı da çoğunlukla bu çocuk aldırır, küsmelerimiz, aniden bırakıp gitmelerimiz, susmalarımız da hep bu çocukla oluyor her birimizin hayatında… Nasıl oluyor da bazılarının içindeki çocuk canlı ve heyecanlı oluyor, hayattan keyif alabiliyor da, bazılarınınki susuyor, eğlenmeyi, gülmeyi, öğrenmeyi, sevmeyi,keşfetmeyi unutuyor.

İçimizdeki çocuğa bakmak yetişkin yaşantımızda bize ait maalesef. Şimdi hiçbirimiz kendimizden kaçamayalım ve dürüst olalım. Gülmek için illa birinin güldürmesi mi gerek, sevmek için illa birinin bizi sevmesi mi gerek, öğrenmek için illa birinin zorla öğretmesi mi gerek, yaşamdan keyif almak için illa birinin ya da birilerinin bizim için bir şey mi yapması gerek… Herkes kendi içindeki çocuğun sorumlusu ne yazık ki. Yetişkinliğe kadar olan zamanda anne babamızın sorumluluğunda olan bu çocuğun sorumluluğu yetişkinlik yaşantımızda bize düşüyor. Gülmeyi unutmamızın, keyif alamamamızın, sorumlusu biziz. Ne kadar yaşam hikayesi vardır ki içinde acıların, ıstırapların, travmaların olduğu ve yine aynı insanların hikayelerinde bir çok kahkaha sesi, keyifle geçirilmeye çalışılan bir ömür saklıdır. Yine ne hikayeler vardır sırça köşkler, saraylarda geçmiş bir ömür ve yine aynı hikayelerdeki insanların yüzünde mutsuzluk, umutsuzluk, keyifsizlik çizgileri saklıdır. Demem o ki, gülmek koşullara bağlı bir eylem değildir. Ancak ve ancak kişinin kendi içindeki çocuğa nasıl davrandığı, ne kadar izin verdiği ile ilgili bir eylemdir. Bağlantılı başka bir eylem daha vardır ki, mutlu olmanın başkalarının bize sundukları ile ilgili değil, ancak ve ancak kendi varlığımıza gösterdiğimiz özenle, içimizdeki çocuğun söylediklerine kulak vermemiz, özen göstermemiz ile alakalı olduğudur. Hala gülemiyor iseniz, Ferdi Özbeğen’den dinleyiverin “Gülmeyi unutan yaşlı gözlere mutluluktan haber ver dilek taşı”… Güzel günlere açılan kapılarınız bol olsun…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şükrü baş
Şükrü baş - 1 ay Önce

Seni cok seviyoruz başarıların daim olsun

Eda baş ozdemir
Eda baş ozdemir - 1 ay Önce

Seninle gülmek