Geldik, gördük, koruyacağız!

Hepimiz bir şeyler söyledik.

Acıdık, kahrolduk, ağlayanlarımız bile oldu.

Her kafadan bir ses; her zaman ki gibi bilgi kirliliği…

Umudumu neredeyse kaybediyorduk.

Anımsayacaksınız dün de yazdım:

Biliyor musunuz; atıp tutmayı çok seven bir milletiz biz; dedim.

Ekledim:

Yaşanan bir felaket; sel-yangın-deprem sonrası, “şöyle yapacağız”, “böyle yapacağız diye mangalda kül bırakmayız. Herkes ayaklanır, karşılıklı teşekkürler, bravo çekmeler falan filan…

Umarım, İzmir’deki orman yangınlarının akıbeti böyle olmaz…”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e teşekkür ederek bu yazdıklarımı, O’nun ciddi girişimlerinin yeterli olacağı kanısıyla şimdilik geri alıyorum.

***

O çiçekler açan dağlarımızın kapkara görünümünün kısa sürede yeniden yeşereceğine olan umudumu Başkan Tunç Soyer, yeniden yeşertti.

Alevlerin ne bulduysa yuttuğu İzmir ormanlarımızın yeniden eski haline dönüştürmemizin sloganı;

 “Geldik, gördük, koruyacağız…”

***

Başkan Soyer’in ve eşi Neptün Soyer’in büyük destek verdiği yaraları sarma eylemi son derece tutarlı ve gerçek.

Başkanın davetine katılamadım. Ancak yakından izledim.

Efemçukuru Manifestosu muhteşem.

18 Ağustos’ta Karabağlar’da başlayan daha sonra Menderes ve Seferihisar bölgesine yayılan ve 5 bin hektarlık bir orman alanını kül eden yangının yaraları, İzmir’in ve ülkemizin düşman işgalinden kurtuluş günü olan 9 Eylül’de sarılacak.

***

Biz İzmir’iz…

Başkanımız da, Tunç Soyer…

Hani “kodum mu oturturum” derler ya; İzmir Küllerinden doğacak diyorsak yaparız!..

Göreceksiniz, İzmir’in dağları yeniden yeşerecek ve çiçekler yine açacak.

***

Efemçukuru Manifetosu" İzmir için Türkiye için çok anlamlı bir başlangıç.

Asla ve asla; bir ağaç dikelim vicdanımız rahatlasın,

Ya da göstermelik bir seferberlik değil.

Elbirliği-güçbirliği ile bu toprakların bir tek yeşil otuna bile sahip çıkma, çocuklarımıza, torunlarımıza bir gelecek bırakmaktır.

***

Bakın; fidanın ve ormanın siyaseti olmaz.

Orman, Başkan Tunç Soyer’in dediği gibi, hepimizin ortak değeridir.

Üstelik de, Anayasa'nın 169. maddesi gereği yanan yerlerin yeniden ormana dönüştürmesi zorunludur.

Xxx

Ve 9 Eylül…

2020 yılında İzmir’i, “Avrupa Yeşil Başkenti” yapacak Efemçukuru Manifestosu’nun hayata geçirileceği başlangıç günü olacak.

Düzenlenecek bir konserle bir bağış kampanyası başlatılacak.

Sanatçılar konserden ücret almayacaklar. İsteyen herkes 10 lira bağışlayarak konseri izleyebilecek.

Kim nereye bağışladığı fidanın dikilmesini istiyorsa, harita üzerinde işaretleyecek.

Bağışlarla, ormanların içinde helikopterlerin su alacağı su havuzları yapılacak.

Köylere yangın istasyonları kurulacak.

Çocuklar, öğrenciler, yangından etkilenen alana götürülecek.

Orman Okulu kurulacak.

Yangından tarım arazisi etkilenen 278 üreticinin Meclis kararı alınarak zararları karşılanacak.

Ve en önemlisi…

Bundan böyle İzmir’de her doğan çocuk için bir fidan dikilecek. O çocuk kendisi için dikilen ağaçla büyüyecek.

Sevgili dostlar; İzmir hala kül kokuyor, kül kokusuyla yaşıyor.

Ama kesin olarak şunu söyleyebilirim:

İzmir küllerinden yeniden doğacak. Kül olan ormanlarımız dikeceğimiz fidanlarla yemyeşil olacak…

Şimdi soruyorum:

Var mısınız, yok musunuz?

Varım diyorsanız; 9 Eylül’de saat 18.30’da, buluşalım Kültürpark’ta…

(Bilgi: Konsere katılacak sanatçılar; Haluk Levent, Halil Sezai, Hayko Cepkin, Gripin, Oğuzhan Uğur, Gazapizm, Anıl Piyancı, Niyazi Koyuncu, Serap Yağız)

YORUM EKLE