Yorgancılar'dan ekonomi değerlendirmesi

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar; Ben Haber'e video konferans yoluyla birbirinden önemli açıklamalarda bulundu...

Yorgancılar'dan ekonomi değerlendirmesi

CANSU TEMİR AKSU / BEN HABER

Korona virüs salgınıyla birlikte dünya ekonomisi de ciddi bir yara alıyor. Buna paralel, Türkiye’de de ağır bir faturaya neden oluyor.

Ekonomideki gidişatı, çözüm önerileri ve eksiklikleri EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ile konuştuk. Ben Haber’e birbirinden özel açıklamalarda bulunan Yorgancılar; öncelikli olarak insan sağlığının koruma altına alınması gerektiğini söyleyerek; sokağa çıkma yasağının gelmesi gerektiğini ifade etti.

İşte o röportaj:

*Korona virüs salgının ülkemizde de görülmesiyle birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bir ekonomik destek paketi açıklandı. Açıklanan bu paketi yeterli buldunuz mu?

Her devlet bütçesi oranında, kaynaklarına göre, piyasadaki sistemin durmamı açısından destek paketlerini açıklıyor. Amerika, Japonya, Almanya, Fransa… Yaptığı açıklamalar; hiçbir şirket batmayacak, hiçbir vatandaş aç kalmayacak sistem aynen devam edecek şekilde. Herkes kendi ekonomisini yürütmeye bakıyor.

Bizim de Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu pakete baktığımızda, Türkiye’nin ihtiyacı olan yapısıyla potansiyeli ile eldeki imkanlarla bu destek paketini açıkladılar. Bana sorarsanız yeter mi, yetmez. Zaten yetmediği de bugünlerde ortaya çıkıyor. Bunun başındaki en önemli sebeplerden birisi; şu anda enflasyonu düşürmek ikinci planda olmalı. Ben bunu ilk günden beri söyledim. Enflasyon belki 2-3 puan artabilir. Ama merkez Bankası’nın tahvil basıp, fon basıp piyasada borçlanıp, bunları satıp sistemin devam etmesi lazım. Belki enflasyon bugün 11, 11 buçuk seviyelerinden 13-14’e çıkabilir. Şu an için bu hiç önemli değil. Biz bunu önümüzdeki sürelerde nasıl 18’lerden 9’lara indiyse tekrardan geriye çekebilmeye sahip bir ülke.

“İNSAN SAĞLIĞI MI, EKONOMİ Mİ?”

Türkiye’de ekonomi hakikaten büyük. Çarkların durması hiç önemli bir olay değil. Şimdi burada ikiye ayırmak lazım. İnsan sağlığı mı ekonomi mi? Önce insanın sağlığını koruma altına almak lazım. Bunun koruma altına alınabilmesi için de, ben ilk günden beri söylüyorum, Sayın Valimizle Sayın Sanayi Bakanımızla yaptığımız telekonferanslarda dile getirdim, bizde bir sokağa çıkma yasağının uygulanması gerekiyor. Bizim halkımız maalesef bunu anlamıyor. Zaman içinde de, bu anlamamanın neticesinde de tedbirler daha da sıkılaştırılıyor. Bunlardan bir tanesi, Karşıyaka Çarşısıydı. Bununla ilgili birçok görüntüler kamuoyunda paylaşıldı ve bunun neticesinde çarşı kapatıldı. Buna benzer, Ankara’da yasak olmasına rağmen nişan yapıp sokakta halay çekenler var. Burada halkın bilinçlenmesi her şeyin başında geliyor. Eğer anlamıyorlarsa, bunun sokağa çıkma yasağının olması lazım.

İnsan olmadığı zaman ekonomide olmuyor. Önce insana sahip çıkmamız lazım. Bakın İngiltere burada geç kaldı. Boris Johnson’ın yapmış olduğu uygulamalar, almış olduğu kararların ne kadar hatalı ve yanlış olduğunu süreç içinde gördü. Diğer ülkelere baktığımızda, bu bir salgın olduğu için, bulaşma riskini engelleyemediğimiz müddetçe Sayın Bakanımız çok güzel açıkladı, bir kişi 4 kişiye 6 kişiye bulaştırabiliyor, biz bunu engelleyemediğimiz müddetçe sayı her geçen gün aratacak.

“SOKAĞA ÇIKMAYI ENGELLERSEK, YAYILMAYI DA ENGELLERİZ”

Biz teste geç başladık. Teste geç başladığımız için şu anda sayılar yukarı çıkıyor. Günde yaklaşık 20 bine yakın test yapılıyor. Bu gayet güzel bir rakam. Bu salgını durdurmanın bir yolunun da bizim alacağımız kararlarla olduğunu düşünüyorum. Eğer sokağa çıkmayı engellersek yayılmayı da ona paralel engellemiş oluruz. Diğer ülkelerde çünkü bu böyle yapıldı. Almayan ülkelerin sonuçları da var.

“10 GÜN SOKAĞA ÇIKILMASA BU ÜLKE BATMAZ”

*65 yaş üstü için kısıtlamalar getirildi. Ancak, 65 yaşın sütünde olan çok sayıda işveren/patron var. ‘Hem çıkma, ama üretime de devam et’ mantığı biraz çelişkili değil mi?

Önemli olan insan sağlığı mı, çarkların dönmesi mi? 10 gün kontağın kapanması, sokağa çıkma yasağı uygulandı bu ülke batmaz. Ama biz 10 günde belki yüz bin kişinin birbirine bulaştırmasını engellemiş olacağız. Bunun kararını vermek lazım. Sonra, bugün sokağa çıkma yasağı koyduğunuz gibi bunu tedbiren kaldırılabilme imkanı olur. 55 yaş altı sokağa çıkacak denir, sonra ivme çerçevesinde 60 yaş çıkar 65 yaş çıkar. Yani burada insanları eve hapsetmekten ziyade sağlığını korumak açısından evde kalmalarını anlatmak, bu da bir yol.

Bize çıkma diyorsun. Ama 65 yaşın üstünde sokağa çıkan işe giden insan yok mu? Var. Nasıl tespit edeceksiniz bunu? Çünkü o adamda ne diyor. Şirketimde tek yetkili benim. Bundan dolayı da işe gitmem lazım diyor. Gittiği yerde de böyle bir mikrobu aldıysa ne oldu? Evde oturması gereken bir insan işe gitme mecburiyetinden dolayı hasta olmuş oldu. Ama halbuki, kontak kapattığınızda biz bu insanları tespit edebilir halde olacağız.

“BİRAZ DESTEKLENMEYLE, HİÇBİR ŞEYE İHTİYACI YOK TÜRKİYE’NİN”

*EBSO bünyesinde, tarımda dayalı sanayiciler de var. Tarıma yönelik atılan adımları nasıl buluyorsunuz? Gereken önem veriliyor mu?

90’lı yıllarda Türkiye 20-25 milyar dolar ihracat yapıyordu bunun yüzde 90’ı tarım ürünüydü. Sanayi ürünü çok azdı o dönemde. Şimdi 170 milyar dolarlık ihracat yapıyoruz, aynı oranda bizim tarım ürünümüz yok maalesef. Tarım, her şeyin başında. Çünkü yemek içmek gıda en önemli şey. Çünkü ne diyorlar, bağışıklığın güçlü olması lazım. Bu neyle olur? Beslenmeyle olur. Taze meyve ve sebzelerle olur. Ama şu anda istenilen oranda tarım gelişmediği için desteklenmediği için bunun sıkıntısını çekiyoruz. Biz tarım ülkesiyiz, turizm ülkesiyiz. Yani o kadar çok potansiyelimiz var ki. Birazcık desteklendiğinde tarımıyla sanayisiyle, turizmiyle hiçbir şeye ihtiyacı yok Türkiye’nin.

“FİZİKEN MÜMKÜN DEĞİL”

*Korona tedbirleri ek genelgesinde; belirtilen amaçlarla kısıtlanan illere giriş yapanlar, giriş amacını gösteren belgeler ile 72 saat sonrasına kadar teslim ilinden ayrılarak ilk çıkış iline dönebilecektir. Bu süreyi, yeterli buluyor musunuz?

Bu konuyu pazartesi günü Vali Yardımcımızla, Ticaret Odası başkanımız, esnaf odası başkanımız, Deniz Ticaret Odası başkanlarımızla bir toplantı yaptık. Orada da dile getirdik. İki taraftan baktığınızda, yani benim söylediğim bu 15 günlük sokağa çıkma yasağı olmadığı zaman sistemi nasıl çalıştırabiliriz diye alternatif tedbirlerle sistemi mümkün olduğunca disipline altına almaya çalışıyoruz. Bunlardan bir tanesi de 72 saatte insanların bir yere gidip gelmesinin sağlanması. Şimdi şöyle düşünün; pazarlama nedir bir şirkette? Mal satmaya giden, tahsilat yapmaya giden, müşteri ziyaret eden bir kişi. İzmir’de bir firmanın pazarlamacısı normal şartlarda Antep’e gidiyordu. Oradan Adana’ya Mersin’e Konya’ya illeri geze geze İzmir’e dönüyordu. Bu süre de yaklaşık 15 gün ila 1 ay arasında sürüyordu. Yani pazarlamacı geri gelmiyor. Şimdi böyle 72 saatte, uçakların olmadığı bir ortamda; Adana’ya gidip orada müşterilerini ziyaret edip tekrar geri gelmesi, arkasından aynı adamın Antep’e gitmesi bir kere fiziken mümkün değil. Bunlar hep insanların bir yerden bir yere gitmesini engelleyen kararlar. Ama pratikte maalesef olmuyor.

Mesela; tarımda tarlada çalışan tütün diken, elma kesen yevmiyeli çalışan işçiler vardır. Bunları ne şekilde topluyorlar. Dayıbaşı diye başlarında biri vardır. Hangi tarlada iş varsa, alır oraya götürür sonra geri gelip bırakır. Bugün giden adam, ertesi gün gitmiyor. Dolayısıyla bunlarda standart bir durum olmadığı için, bunları Söke’den alıp, İzmir ili sınırları içinde bir tarlaya götürülecek ama sınırda evrak olmadığı için geçemiyorlar. Bu sfer o tarladaki ekim dikim olmuyor. Böyle sıkıntılar da oluyor.

Ortak bir whatsapp grubu kurduk. Orada en çok konuşulan konulardan bir tanesi, bu insanların iller arasındaki geçiş süreçlerinin zorluğu.

Bu salgın, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önümüze her gün bir takım sıkıntılar çıkarıyor. Bunların normal yaşamda hiçbir tanesi yoktu. Olmadığı için problem çıkıyor. O problemi açıklanan şekilde çözmeye çalışıyoruz. Daha önce yaşanmadığı için, nasıl yumuşatılabilir yada buna nasıl buna uyabiliriz şeklinde iki tarafı da memnun edecek kararları alma yoluna giriyoruz.

“ANLAMIYORSA NASIL ANLATACAĞIZ”

*Son olarak ne söylemek istersiniz?

Geçmişte de dünyada bir çok salgın yaşandı. Ama bütün dünyayı aynı anda etkisi altına alan bir salgını ben hatırlamıyorum. Diğer salgınlar daha ülke bazlı, lokal oldu.

Ama şunu söyleyeceğim; hiçbir virüs insandan akıllı değil. Dolayısıyla bunun aşısı da tedavi yöntemi de çalışılıyor. Sonunda bununda önüne geçilecek. Burada kayıp çok olacak, mümkün olduğu kadar bu hasarın azalabilmesi için insanların hem sosyal mesafe hem de hijyen kurallarına uyması gerekiyor. Bunu Almana söylüyorsunuz uyuyor, istiyorsa çıksın. Her ülkede farklı bir uygulama var. Bizim ülkemizde Sayın Cumhurbaşkanımız diyor ki ‘Sokağa çıkmayın’ söylüyor, Sayın Bakan, STK başkanları söylüyor. Ama çıkılıyor. Anlamıyorsa bunu nasıl anlatacağız, bunun yolu bu. Dünya bu virüsün üstesinden gelecek, kayıp sayısı maalesef artacak. Ama yaşanacak bir şey.

Güncelleme Tarihi: 08 Nisan 2020, 11:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER