"Yerli ve milli tohumla 100 milyonu rahatlıkla besleriz"

Ülkemizde, gıda zincirinin en temel halkası olan tohumun dışarıdan geldiği iddiaları, bu denli verimli topraklar ve ürün çeşitliliği varken 'neden' sorusunu doğurmuş, çeşitli tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Biz de Ben Haber okuyucuları için konunun uzmanına, Türkiye Tohumcular Birliği Başkanına sorduk...

"Yerli ve milli tohumla 100 milyonu rahatlıkla besleriz"

CANSU TEMİR AKSU / BEN HABER

Ülkemizde, gıda zincirinin en temel halkası olan tohumun dışarıdan geldiği iddiaları, bu denli verimli topraklar ve ürün çeşitliliği varken 'neden' sorusunu doğurmuş, çeşitli tartışmaları da beraberinde getirmiştir.  Son zamanlarda sıklıkla gündeme gelen, 'yerli tohum' ve 'yerli fide yasağını' Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Savaş Akcan ile konuştuk.

Akcan, yerli tohum ile ilgili tüm iddiaları ve akıllara takılanları Ben Haber okuyucuları için anlattı...

Ülkemizin tüm tohum ihtiyacının İsrail'den karşılandığı yönünde bir iddia var. Bu doğru mu? Eğer doğru değilse, neden böyle bir idda ortaya atılıyor? Doğru ise; İsrail'den tohum geldiği, bu tohumların toprakları verimsizleştirdiği, hatta kısırlığa yol açtığı algısı var. Neler söylemek istersiniz?

Bu iddia kesinlikle yanlıştır. Türkiye 2018 yılında 152 milyon dolarlık tohum ihracatı, 179 milyon dolarlık tohum ithalatı yapmıştır. İthalat ile ihracat arasındaki fark her geçen yıl kapanmaktadır.  

Örneğin ihracatın ithalatı karşılama oranı 2007 yılında %38 idi. Şimdi %85’e yükseldi. Kısa vadede bu farkın kapanması için gayret gösteriyoruz.

Gelelim İsrail konusuna… 179 milyon dolarlık toplam tohum ithalatımızın için İsrail’in payı 12 milyon dolardır. Ayrıca 1.2 milyon dolar tutarında da İsrail’e tohum ihraç ediyoruz. Toplam ithalatımızın %6,7’sini gerçekleştirdiğiniz bir ülkeye bağımlıyız diyebilir misiniz?

İsrail’den aldığımız tohumların kısırlaşmaya yol açtığı ve topraklarımızı verimsizleştirdiği konusuna gelince. En basit yoldan şöyle anlatayım.

İsrail bize sattığı tohumları kendi topraklarına ekmiyor mu? Ekiyor…İhraç ettiği tohumla, kendi kullandığı tohum aynı. O zaman kendi topraklarını da mı verimsiz hale getiriyor.

Biz İsrail’den örneğin domates tohumunu alıyoruz. Sonra o tohumdan yetiştirdiğimiz domatesi ürün olarak İsrail’e ihraç ediyoruz. İsrail halkı bu ürünleri yiyor. E o zaman İsrail kendi vatandaşını mı kısırlaştırıyor.

Tohumda dışa ne derece bağlıyız?

Yeterlilik oranlarımız hububatta %100 seviyesine çok yakındır. Sebze tohumculuğunda ise %60 seviyesine ulaştık. Türkiye bugün 80 ülkeye tohum ihraç eden bir ülkedir.

"ASLINDA BU YASAK ÇİFTÇİNİN LEHİNE"

Yerel tohumdan elde edilen fidelerin satışı yasak. 2006'da çıkan bir kanun ile yasaklanmış. Neden? Biraz açabilir misiniz?

Türkiye’de yasak olan tek şey yerel çeşitlerin ticarete konu edilmesidir. Çiftçimizin kendi tohumlarını üretmesi, takas etmesi, ekmesi, bunlardan fide, fidan üretip kullanması yasak değildir.

Ticaretin yasak olmasının sebebi şudur; Devletimiz tüm ülkelerde olduğu gibi demiş ki; Ben üreticimin ne olduğunu bilmediği tohumu, fideyi, fidanı alıp kullanarak, hasat döneminde mağdur olmasını istemiyorum.

Aldınız tohum, fidan, fide kaliteli mi, verimli mi, hastalığı var mı, ismi, cismi belli mi nereden bileceksiniz? Bu garantileri sağlayan nedir? Ürünün kimliği olan sertifikadır. İşte devlette demiş ki; her bitki üretim materyalinin bir sertifikası olması lazım. Bu nedenle çiftçinin kendi ürettiği tohumlukları satamaz.

Bu yasak kalktı diyelim… Siz sertifikasız fidan alıp diktiniz. Yıllarca baktınız, gerekli tüm işlemleri yaptınız. Hasat dönemi geldi, ürün sizin satın aldığınız çeşit değil ya da hastalıklı çıktı, fidan satıcısının size vaat ettiği verimi alamadınız. Ne yapacaksınız? Hiçbir şey. Yılların emeği ve masrafı boşa gitti.

Ama o fidan sertifikalı olsaydı, olumsuz her hangi bir durumda aldığınız satıcı, satıcını üye oldukları bizim alt birliğimiz, üst birliğimiz ve Tarım ve Orman Bakanlığı teşkilatı sizin güvenceniz oluyor.

Aslında bu yasak çiftçin lehinedir ama anlatmakta zorluk çekiyoruz.

Birde sertifikalı materyal kullandığınızda devlet desteği var. Bunu da unutmamak lazım.

Tohumluluk pazarı ne kadar yabancı sermayeli firmalara aittir?

Hemen rakamları vereyim.

Türkiye’deki tohum firmalarını %93’ü yerli sermayelidir.

% 3’ü yerli – yabancı ortak sermayelidir.

% 4’ü ise yabancı sermayedir.

Firmaların sermaye yapılarına göre pazar içindeki payları şöyledir;

%51 yerli sermaye, % 19 yerli- yabancı ortak sermaye, %30 yabancı sermaye.

"YERLİ VE MİLLİ TOHUMLA 100 MİLYONU RAHATLIKLA BESLERİZ

Türkiye tohumda dışa bağımlı olmadan gıda güvenliği sağlanabilir mi?

Kesinlikle sağlar. Biz bugün yerli ve milli tohumlarımızla 100 milyon nüfusu rahatlıkla besleriz. Miktar açısından hiçbir sıkıntımız olmaz. Ancak çeşitlilik açısından olur. Örneğin 20 çeşit değil de, 10 çeşit domates bulursunuz piyasada Gıda güvenliği açısından sorun olmaz.

"HİBRİT TOHUMLAR ZARARLI DEĞİL"

Hibrit tohumun, GDO'lu tohum olduğu yönünde bir algı var. Hibrit tohum insan sağlığı açısından tehlike arz ediyor mu?

Tohum, hatta tarım ile hiç ilgisi bulunmayan akademisyenlerin, doktorların, gazetecilerin, yazarların, fitoterapistlerin ve sözde sağlık kürleri satıcılarının yanlış ve bazen maksatlı açıklamaları yüz binlerce çiftçimizi ve milyonlarca tüketicimizi olumsuz etkiliyor. Bu kişiler, milli ekonominin temeli olan tarıma zarar verdiklerinin farkında değiller. Eğer farkında olarak yapıyorlarsa çok daha acı.

Ülkemizde ilgili yasalar GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) tohumların üretimini ve her türlü ticaretini yasaklamıştır. Aksi halde çok ciddi miktarda maddi ve 12 yıla kadar hapis cezası verilmektedir.

Hibrit (melez) tohumlar ise daha yüksek verim, pazar değeri yüksek, kaliteli, standardı değişmeyen, iç tüketim ve ihracatta tercih edilen ürünlerin arzı için doğal yöntemlerle üretilir. Adı üstünde doğada zaten kendiliğinden olan melezlemenin insan eliyle yapılmasından başka bir şey değildir. Hiçbir genetik değişiklik, müdahale söz konusu olamaz. Hibrit tohumlar kısır değildir, ayrıca hibrit tohumlarla üretilen ürünlerin kısırlık dâhil insan sağlığına zarar verdiği iddiası gerçek dışıdır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER